Dövizle borçlanmak risk demek

'Finansal İstikrar Raporu'nu açıklayan Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, halkı, şirketleri ve iktidarı uyardı: "Döviz geliri olmayanın dövizle borçlanması riskli. Şirketler kur riskini iyi yönetmeli. Hükümet, AB çapasına tutunmalı, mali disiplin sürmeli."

ANKARA - Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, döviz kredisine yönelen halkı ve döviz pozisyon açığı 43 milyar dolara ulaşan reel sektörü uyardı. Döviz geliri olmayanların dövizle borçlanmasının risk taşıdığını söyleyen Yılmaz, firmaların da kur riskini iyi yönetmesi gerektiği uyarısı yaptı. Hükümetten AB çapasına tutunmasını, mali disiplinden taviz vermemesini istediklerini belirten Yılmaz, üçüncü 'Finansal İstikrar Raporu'nu açıkladı.
Seçimlerin yaklaşmakta olduğuna işaret eden Yılmaz, mali disiplinin ve yapısal reformların sürdürülmesinin önemini koruduğunu vurguladı. Yılmaz, mayıs-haziran aylarındaki dalgalanmadan sonra dövize yönelişin arttığına dikkati çekerken, kişi ve firmalara şu uyarılarda bulundu:
Gelir YTL, borç döviz: Hanehalkının dövize dayalı kredi tutarının yaklaşık 1.5 milyar YTL'ye ulaştığı görülmektedir. Kurlardaki artışın bu kesimin borç yükünü artırdığı göz önünde bulundurulduğunda, döviz geliri elde etmeyen hanehalkının döviz borçlanmasının yüksek risk taşıdığı, bundan kaçınılması gerektiği açıktır.
Cari açık yakından izlenmeli: Yüksek ekonomik büyümeye bağlı olarak artan cari açığın finansal istikrar açısından yakından izlenmesi gerekmektedir. Cari açığın finansmanında geçmişte önemli paya sahip olan kısa vadeli portföy yatırımların giderek azalarak yerini doğrudan yatırım ve uzun vadeli kredilere bırakması olumlu değerlendirilmektedir.
Kur riski bankalara yansır: Firmaların yabancı para cinsinden borçlanmaları ve buna bağlı döviz pozisyon açıkları artmaktadır. Dolayısıyla, taşıdıkları kur risklerinin bankacılık sektörüne kredi riski
olarak yansımaya neden olabilecektir. Bu itibarla özel sektörün kur riski yönetimi konusunda bilinçlenmeleri ve riskten korunma araçlarını yaygın bir şekilde kullanması, bankaların ve yabancı para açık pozisyonu olan firmaların kredi risklerini dikkatle değerlendirmeleri gerekmektedir.
Kur riskini izliyoruz: Bankamızca bir süredir firmaların kur riskinin belirlenmesine yönelik çalışmalar sürdürülmektedir. Söz konusu çalışmada, bankamızca yapılan çeşitli istatistik raporlamalar ve ödemeler dengesi istatistikleri ile Hazine Müsteşarlığı ve Uluslararası Ödemeler Bankası'nın 'Locational Banking Statistics' veri tabanından derlenen bilgilerinden yararlanılmaktadır.
43 milyar dolar: Bu çalışma banka dışı kesimin net yabancı para pozisyon açığı 2005 yılı sonunda 29 milyar dolardı. Bu tutar 2006 Haziran'da, yüzde 49 artışla 43 milyar dolara yükseldi, eylül ayında da yaklaşık aynı seviyede gerçekleştiği. Özellikle belirtmek isterim ki yapılan analiz ve değerlendirmelerde, reel sektör firmalarının kur riski, makro bakış açısı ile ele alınmıştır. Bu nedenle bazı firmaların açık pozisyon, bazı firmaların da fazla pozisyon taşıyor olabileceği dikkate alındığında, reel sektörün kur riskine karşı kırılganlığının ancak firma bazında yapılabilecek analizlerle değerlendirilmesi gerektiği hususu göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu sakıncayı gidermek üzere, hisseleri İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda işlem gören, mali kesim dışındaki 158 firmanın borsaca açıklanan bilgileri üzerinden, pozisyon açıklarının toplulaştırılmış olarak incelenmiştir.
Döviz geliri olanda risk yok: Büyük ölçekli ve döviz geliri olan firmaların borçlandığı ortaya çıktı. Bu sağlıklı bir gelişme. Neden borçlanıyorlar, içeride TL faizi yüksek bu nedenle dövizle borçlanıyorlar ama orada da kur riski var. Kur riski içerideki faizden de yüksek olabilir. Firmalar bunu hesap kitaba dahil etmeliler.
Bankacılık güçlü: Yapılan senaryo analizlerinde, sektörün mevcut özkaynak yapısının olası kayıpları karşılayabilecek düzeyde olduğu görülmüştür. Mali piyasalardaki dalgalanmanın bankaların mali bünyeleri üzerindeki etkisinin nispeten sınırlı kalmasında, süregelen ihtiyatlı düzenlemelerin yanı sıra gözetim ve denetim altyapısının güçlendirilmesi ve bankacılık sektöründe risk yönetim kültürünün gelişmiş olmasının rolü büyüktür. Dalgalanmanın bankacılık sektörüne etkileri kısa vadede sınırlı kaldı; ancak bazı etkilerin gecikmeli olarak ortaya çıkabileceği hususu göz önünde bulundurulmalı.
Yabancılara destek: Bankacılık sektörüne doğrudan ya da ortak olarak gelen yabancı mali sistemin derinleşmesine ve refahın artmasına katkı sağlayacağını düşünüyoruz ve bunu destekliyoruz.
Dövize yönelme var: 'Dolarizasyon var mı?' sorusu üzerine:
Evet. Hazirandan bu yana artış söz konusu. Döviz tevdiat hesapları kişi ve şirketler bazında artıyor. Merkez Bankası olarak bize düşen görev, tüm kesimlerin YTL'ye güvenini ve ulusal parayla işlem yapılmasını sağlamak. Parasal sıkılaştırma da buna dönük. Mevduatta da güven arttığı, fiyat istikrarı sağlandığı zaman vade uzar.
Kriz değil dalgalanma olur: Ekonominin içinde bulunduğu durum, makro göstergeler kriz çağrıştırmaktan uzak. Küresel dengelerde hızlı bir değişim olabilir ve dalgalanma olabilir. Ama, kriz ortamı görünmüyor, ekonominin temelleri sağlam.
Biz fiyat istikrarı diyoruz: Finansal istikrar mı, fiyat istikrarı mı öncelikli? Aralarında bire bir ilişki var. Yumurta-tavuk örneği gibi. Fiyat istikrarı olmadan finansal istikrar olmaz. Finansal istikrarı göz ardı etmeden fiyat istikrarı üzerinde yoğunlaşıyoruz.
BDDK ile koordineli çalışıyoruz: 'Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) ve Merkez Bankası ayrı ayrı finansal istikrar raporu hazırlıyor bu çelişki değil mi?' sorusu üzerine: Bu doğru olmaz. Ancak, konuya biz makro onlar ise mikro pencereden bakıyor. Onların bildiği, bizim bilmememiz gereken konular var. Bu konuları bilmek de istemeyiz. BDDK ile yaptığımız çalışma arasında çelişki yok. İki kurum koordineli sorunların üzerine birlikte gitmeli. Böyle de yapıyoruz.
AB programın çapası: Yürütülen ekonomi programının iki çapası var, biri IMF diğeri AB. Bu çapanın devam ettirilmesi gerekir. Bizi kabul etsinler ya da etmesinler reformları devam edelim.
Uyarıların dozu aynı: 'Hükümete dönük uyarılarınız arttı' yorumu üzerine: Artma ya da azalma söz konusu değil. Ne doz, ne derinlik farklı değil. Sıkı maliye politikalarının ve faiz dışı fazla kalitesinin artırılmasını istiyoruz.
Şube binası yapıyoruz
(Devlet Bakanı Babacan'ın 'Merkez Bankası bağımısızlığı, bağımısız cumhuriyet gibi değil' sözü ve Merkez Bankası'nın İstanbul'a taşınacağı yönündeki konuşması üzerine): Bağımsız bir cumhuriyet kuruluşuyuz. Hiçbir siyasi mülahazaya açık değiliz. Biz İstanbul'da şube binası yapıyoruz.
Adayı ben seçtim
Boş Merkez Bankası başkan yardımcılığı adayını ben belirleyip, hükümete sundum. Kararname Köşk'te. 'Para Kurulu üyesini niye birlikte önermediniz' sorusuna: İyi soru. Gerektiğinde onu da sunacağız. Yılmaz, 'Orada da önerdiğiniz ismi değiştirebilir misiniz?' sorusunu yanıtsız bıraktı.
TL'ye alışma çabası
Yılmaz, Türk parasını TL olarak ifade edince açıklama getirdi: Bunun bir dil sürçmesi olduğunu düşünebilirsiniz ama biz kısa süre sonra paradan 'yeni' ifadesini atacağız ve TL'ye döneceğiz. YTL değil TL'ye alışmak için söyledim. 1 Ocak 2009'dan itibaren paradan yeni ibaresi kalkacak ve yeni banknotlar çıkacak piyasaya.