Dünya Bankası: Türkiye'de yoksul azalıyor

Dünya Bankası'nın 2004-2007 İlerleme Raporu: Türk ekonomisi, 2001 krizinden sonra güçlendi. Aşırı yoksulluk yüzde 1.2'de kaldı, 2002'de yüzde 27'de olan yoksulluk, 2005 sonunda yüzde 21-25'e geriler.

İSTANBUL - Dünya Bankası, Türkiye ekonomisinin iki senede beklenenin üzerinde performans sergilediğini belirtti. Dünya Bankası'nın, 2004-2007 yıllarına ilişkin 'Ülke Destek Stratejisi'yle ilgili ilerleme raporu yayımlandı.
Türkiye ekonomisinin, beş buçuk yıl önce karşı karşıya kaldığı krizden çok etkilendiğinin belirtildiği raporda, ekonominin, krizden sonra iyileşme sürecine girdiği ve 2001'den bu yana gayrisafi milli hasılada (GSMH) güçlü artışın gerçekleştiği kaydedildi. Makroekonomik performanstaki başarının, çeşitli faktörlerin bir araya gelmesiyle sağlandığının belirtildiği raporda, şunlar yer aldı:
"Bu faktörler arasında, esas itibarıyla kamu sektörü faiz dışı fazlasının GSMH'nin yüzde 6.5 düzeyinde kalmasını sağlamaya yönelik güçlü bir mali disiplin öngören istikrar önlemleri, halen devam etmekte olan yapısal reform süreci ve 2002 Kasım seçimlerinden bu yanan devam eden siyasi istikrar sayılabilir. Hükümetin makroekonomik ve yapısal reform programı birbirini takip eden stand-by anlaşmaları ve Dünya Bankası'nca sağlanan önemli miktardaki uyum kredileriyle desteklenmektedir. Yakın zamanki makroekonomik performans beklentilerin üzerinde gerçekleşmekle birlikte, bankaların özelleştirilmesi ve sosyal güvenlik reformu gibi bazı zorlu yapısal reformların uygulanması planlanandan daha uzun sürmüştür."
Bankanın, 2004-2007 mali yıllarına ilişkin ülke destek stratejisiyle (CAS) ilgili ilerleme raporuna göre, daha önce 4.5 milyar dolar olan istisnai bazda kredinin 6.6 milyar dolara çıkarılmasının artırılmasının nedenlerinden biri, bankanın, kredi kullandırması bakımından Türkiye'nin kredibilitesinin artması oldu. Raporda, AB ile ilişkiler konusunda şöyle denildi: "Tam üyelik sürecinin en azından 2014 sonrasına kadar uzanan uzun süreç olacağı aşikâr. Tam üyelik sürecinde engeller oluşması halinde bu, yatırımcılar ve piyasa nezdinde olumsuz algılanabilir. Bu da reform sürecinde yavaşlamaya neden olabilir." Raporda, makroekonomik yönetim ve iş ortamının iyileştirilmesinde beklenenin üzerinde performans sergilendiği, güçlü ve istikrarlı büyümenin yaşandığı, enflasyon oranının hızla aşağıya çekildiği ve mali güvenilirlik göstergelerinin beklenenden iyi sonuçlar sergilediği vurgulandı. Raporda, "Mali sektörün de daha fazla istikrara kavuşması sağlanırken, ihracatta hızlı bir artış gerçekleşmiş ve doğrudan yatırımlar hedeflenenin üzerinde gerçekleşmiştir" denildi.
Hükümete uyarı da var
Raporda, yüksek işsizlik oranının seçimlerin yaklaşmasıyla reform sürecinin sürdürülebilirliği için tehdit oluşturmasının oldukça muhtemel olduğuna da dikkat çekildi. Raporda bu durumun, hükümetin popülaritesinin halen yüksek olmasına, karşısında etkili muhalefet bulunmamasına rağmen, 2007 seçimlerinin yaklaştığı dönemde hükümet için önemli güçlük yaratacağı belirtildi.
İşsizlik Türkiye'nin büyük sorunu
Türkiye'nin AB'ye tam üyelik yolundaki en büyük sıkıntılarından birinin istihdamın artırılması olduğunun vurgulandığı raporda, şunlara yer verildi: "Türkiye'nin nüfus artış hızı 20 yıldır istihdam yaratma hızından daha yüksek. Bunun sonucu, istihdam oranı geçen yıl AB ortalaması olan yüzde 62'nin altında, yüzde 45'de kaldı. Kayıt dışı oldukça büyük. Makroekonomik şartlar sağlandığı için, artan üretkenlikle daha hızlı istihdam olanaklarının oluşturulması için ekonomik büyümenin unsurlarının ele alınmasının zamanı geldi. İstihdam olanaklarının artırılması ve kendi hesabına çalışanların teşviki, yoksulların yaşam koşullarının sürdürülebilirliğinin sağlanmasına yönelik işgücü piyasasının esnekliğini artıracak, kayıt dışılığı azaltacak, KOBİ'ler dahil özel sektörün finansmana erişimi artıracak, doğrudan yatırım önündeki bariyerler kaldıracak reformlara ihtiyaç duyulacak."
Üç risk türü var
Raporda, Türkiye ekonomisinde, üç risk türünün bulunduğunun altı çizilirken, bu riskler, "2001 krizinin sürmekte olan etkisinden ve uluslararası ve bölgesel gelişmelerden kaynaklı makroekonomik hassasiyetlerin devam etmesi, reformların sosyal etkisi nedeniyle politik veya sosyal gerekçelerde fikir birliğinin kaybolması ihtimali ve programın uygulanmasıyla ilgili kurumsal güçlükler" olarak sıralandı
Türkiye'nin halen yüksek iç borç yüküne ve yüksek oranda borçlandığına dikkat çekilen raporda, yurtiçi borçlanmalarda ortalama vadenin artmaya devam ettiği kaydedildi.
Yoksulluk azalacak
Raporda, insani kalkınma alanında, aşırı yoksulluk oranının yüzde 1.2 düzeyinde kaldığı, 2002 yılında yüzde 27 düzeyinde olan yoksulluk oranının 2005 yılı sonuna kadar yüzde 21-25 düzeylerine gerilemesinin öngörüldüğü kaydedildi. Eğitim alanındaki göstergelerin de gelişme göstermekle birlikte, bu göstergelerin başlangıçta belirtilen değerlerin de altında bir tabandan yukarıya doğru hareket ettiği belirtildi.
Sağlık alanında, çocuk ölümleri oranı bakımından milenyum kalkınma hedefine ulaşılması doğrultusunda iyileşmelerin de yaşanmakta olduğunun altı çizildi. Raporda, güçlü bir çevresel ve doğal afet yönetimiyle ilgili olarak, AB çevre standartlarına uyum ve ülke genelindeki afet önleme ve yönetim sisteminde ilerleme kaydedilmiş olmasına karşın her iki alanda da halen gerçekleştirilmesi gereken oldukça zorlu reformların bulunduğu ifade edildi. Bankanın raporunda, hükümetin önümüzdeki dönemde kalkınma politika kredileri alanında ilave önlem almayı planladığı ifade edildi.