Dünya finans merkezi olacak İstanbul için yol haritası hazır

Dünya finans merkezi olacak İstanbul için yol haritası hazır
Dünya finans merkezi olacak İstanbul için yol haritası hazır

Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz?la (solda) birlikte ?İstanbul Finans Merkezi Strateji Planı?nı açıklayan Ali Babacan, yeni teşvik vermeyeceklerini işaret edip, ?Türkiye?yi normalleşmeye sokmalıyız? dedi. FOTOĞRAF: OZAN GÜZELCE

İstanbul'un önce bölge, ardından dünyada finans merkezi olması için yol haritasının hazırlandığını açıklayan Başbakan Yardımcısı Babacan, bunun kısa değil orta vadeli bir program olduğunu belirtip tarih vermekten kaçındı
Haber: SONGÜL SELVİ / Arşivi

İSTANBUL - İstanbul’un finans merkezi olması için ilk adım atıldı. Hükümet, Uluslararası Finans Merkezi Strateji Planı’nı IMF-Dünya Bankası yıllık toplantılarında açıkladı. Buna göre, halka açık olmayan şirketlerin sermaye piyasasına açılmasının teşvik edilecek ve faizsiz finans ürünlerinin önü açılacak. Ayrıca finans sektörünün kalitesi artırılarak, İstanbul’un çekim merkezi olması sağlanacak.
Planın tanıtımı için basın toplantısı düzenleyen Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Ali Babacan, merkez oluşturma kapsamında ilk adım olarak vergi alanındaki belirsizliklerin giderileceği ve uzun bir süredir üzerinde çalışılan Gelir Vergisi Kanunu’nun yeniden düzenlemesinin sonlandırılacağını söyledi. Babacan, planın herhangi bir gayrimenkul projesi olmadığını ve projenin maliyetinden çok İstanbul’a kazandıracaklarının ele alınması gerektiğini vurguladı.
Babacan, bu merkezin oluşturulması için kamu ve özel sektörden 80 kurumun ve toplam 300 kişinin emeğinin olduğunu açıkladı. 

Finansa özel mahkeme
Babacan tarafından açıklanan ve Resmi Gazetede dün yayımlanan yol haritasında finans sektörüne yönelik şu adımların atılacağı belirtildi: “İstanbul’un uluslararası finans merkezi olması yolunda, uyuşmazlıkların süratli ve etkin çözümüne için yargı sisteminde iyileştirmeler sağlanacak. İstanbul’da bağımsız ve özerk yapıya sahip uluslararası alanda rekabet edebilecek kurumsal bir tahkim merkezinin oluşturulması ve arabuluculuk sisteminin etkin bir şekilde kullanılması sağlanacak. Ayrıca ihtisas mahkemeleri kurulacak.
Finansal sektör düzenlemelerinde prensip bazlı anlayış benimsenerek, yasal altyapının başta AB müktesebatı olmak üzere uluslararası düzenlemelere ve uygulamalara uyumu sağlanacak. Finansal piyasalarda şeffaflık artırılacak ve yatırımcıları bilgilendirme mekanizmaları geliştirilecek. 

Altyapı yenilenecek
İstanbul’un altyapı problemi tartışma konusu olurken, yol haritası ile İstanbul’un yaşam alanları, güvenlik, ulaşım imkânları iyileştirilecek ve finansal kuruluşların altyapı ihtiyacını karşılayacak fiziksel koşullar sağlanacak. Finansal kuruluşlar için deprem ve güvenlik risklerini minimize edecek yeni teknolojiler kullanılacak.Finans merkezi tek bir alanla sınırlandırılmayarak yaygınlaştırılacak. 

Havaalanına yol güzergâhı
Ayrıca bu Plan sayesinde İstanbul’un yurtdışı bağlantıları daha etkin hale getirilerek havalimanı-kent merkezi bağlantıları farklı ulaşım sistemleriyle entegre edilecek. Finans merkezinin yabancı çalışan ve ziyaretçilerinin eğlence, sağlık ve konaklama ihtiyaçları karşılanacak. Finans Merkezi’nin insan kaynakları ihtiyacının karşılanması için de çalışma yapılacak. Böylece, gençlerde teorik ve pratik anlamda finans altyapısı oluşturulacak. 

Yeni ürünler yolda
Plan ile henüz  yerli piyasaya sunulmamış olan finansal ürün ve hizmetlerin önü açılacak.
Bunun için, özel sektör ve yerel yönetim borçlanma araçlarında ihraç maliyetleri düşürülecek, tezgâh üstü türev ürünler piyasasına giriş için gerekli altyapı oluşturulacak, ürün ihtisas borsaları, enerji ve karbon salınım borsaları, kıymetli taş piyasaları, döviz ve efektif piyasası oluşturulacak. 

Faizsiz ürünler geliyor
Ayrıca faizsiz finansal ürünler geliştirilecek. 2012’ye kadar tamamlanacak çalışmayla, Körfez bölgesi ve Türkiye içindeki faizsiz finansman araçlarını tercih eden sermaye çekilecek. Burada, gelir ortaklığı senetleri öne çıkacak. Körfez sermayesine yönelik olarak sermaye piyasası araçları ve takas bağlantısı projesi hayata geçirilecek. Borsaların gelişmesi için halka arzlar, üç yıl boyunca yapılacak vergi indirimleriyle teşvik edilecek.

BSMV indirimi 2011’de
İstanbul’un finans merkezi olması kapsamında Bankacılık Sigorta ve Muamele Vergisi’nin ve  KKDF’nin indirilmesine ilişkin bir girişimin olup olmadığına Babacan, makro ekonomik istikrar doğrultusunda adım atılacağını dile getirdi. Babacan, “2010’da inmeyecek. 2011’de büyüme oranlarına bakarız. Bütçe hedeflerimize zarar vermeyecek şekilde bir adım atma imkânı olursa belki 2011 yılında. Ama önce makro ekonomik istikrar. BSMV’nin kademeli düşürülmesini önemli görüyoruz” dedi.

Babacan: İMKB’yi önce A.Ş. yapacağız
İstanbul’un Uluslararası Finans Merkezi olması için düzenlenen strateji kapsamında ‘Altın Borsası ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’na (İMKB) yönelik hukuki yapının düzenlenmesi kapsamında özelleştirme yönünde mi bir düzenleme yapılacak’ şeklindeki bir soruya ise Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Ali Babacan, “Özelleştirip özelleştirmeme ayrı bir konu. İMKB’ye baktığınız zaman hiçbir kurula benzemeyen yapısı var. Bu oldukça zor bir yapı. Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı ile görüşme de bulunuyoruz. İMKB’nin Anonim Şirket haline getirilmesi için çalışılıyor. Daha normal yönetim açısından daha rahat kurum haline getirelim diyoruz. Ondan sonraki adımlar doğal olarak bir akışa girecektir. Doğal olarak bir süreç başlayacaktır” dedi.   

Merkez ‘operasyonel’ olarak bağımsız
Merkez Bankası’nın bağımsızlığına ilişkin bir soru üzerine Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Merkez Bankası’nın, yasalar çerçevesinde, operasyonel olarak bağımsız olduğunu belirtip,”Merkez Bankası çalışmalarına çok başarılı bir şekilde devam ediyor” dedi.
Bakan Babacan, Türkiye’nin modern ekonominin gereğini tümüyle yerine getirdiğini, kurumların hatalarının olabileceğini, ancak önemli olan noktanın kurumlar arasında iyi bir koordinasyon olduğunu ifade ederek, Türkiye’nin bugün elde ettiği ekonomik başarısının artık dünyaca tescil edildiğini, örnek alınan ve esenlenilen bir ülke durumuna geldiğini vurguladı.

Gri alan savunması
Türkiye’de hiçbir sektör ya da kuruluşun kendisini denetimden muaf saymaması gerektiğini söyledi.
Hangi kuruluşun denetlendiği, hangi kuruluşa ne kadarlık vergi cezası kesildiğine ilişkin bilgilerin kanun gereği açıklanamadığını ifade eden Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Ali Babacan bu konuda şöyle konuştu;
“Bu haberler sadece bir-iki kuruluşla ilgili çıkıyorsa,   onun herhalde kaynağını araştırmak lazım. Türkiye’de medya sektörü de dahil olmak üzere bugüne kadar pek  çok kuruluş denetimden geçmektedir. Sadece geçen yıl ortaya çıkan matrah farkı, ki rakamını şu anda söylemem doğru değil ama... Bu konuşulan rakamların kat kat fazlası denetimlerde ortaya çıkan matrah farkları vardır. Sadece söz konusu medya kuruluşuyla alakalı da değildir bu...
Ayrıca başka medya kuruluşlarıyla da alakalı incelemeler vardır. Türkiye’de vergi konusunda öngörülebilir, gri alanların mümkün olduğunca yok edildiği, adil bir uygulamanın olduğu bir sistemi de Türkiye’de hızla kurmamız lazım.” 

Artık teşvik yok 
IMF Başkanı Dominique Strauss-Khan’ın, ülkelerden aldıkları önlemleri erken geri çekmemeleri yönündeki talebinin hatırlatılması üzerine, her ülkenin şartlarının kendine özel olduğuna dikkati çeken Bakan Ali Babacan, şöyle devam etti:
“Biz öncelikle kendi çerçevemizi düşüneceğiz ve bir yandan teşvik uygulamalarının kısa vadeli sonuçlarına bakarken, bir yandan da uzun vadede ne getiriyor ne götürüyor bunu hesap etmemiz lazım. Eğer kısa vadedeki faydalarla, uzun vadedeki maliyet arasında bir denge kuramazsak, o işte bugünü kurtarmak adına ileride çok daha büyük sıkıntıları beraberinde getirecektir. Artık Türkiye’nin normal bir döneme girmesinin zamanı gelmiştir. Türkiye çıkış stratejisini birçok ülkeden daha önce açıklayan bir ülkedir.
Bunun en önemli sebebi, bizim finans sektörüyle ilgili belirsiz bir durumumuz yoktur. Bizim artık o dönemden çıkıp, normal bir döneme hızla geçmemiz gerekiyor ve artık kriz psikolojisini de hızla geride bırakmamız gerekiyor. Olağanüstü tedbirler olağanüstü şartlarda uygulanır. Artık olağanüstü şartların hızla ortadan kalktığı bir normalleşme dönemine doğru Türkiye’yi sokmamız gerekiyor.”