'Dünyayı krizden istihdam çıkaracak'

'Dünyayı krizden istihdam çıkaracak'
'Dünyayı krizden istihdam çıkaracak'

Mick McLoughlin, Türk şirketlerine, ?Oldukça iyi durumdalar. İstikrarlı sermaye tabanı var ve çok borçlanılmamış. Benim tavsiyem, Türk firmaları yaptıklarını yapmaya devam etsinler? dedi. FOTOĞRAF: KIVANÇ AYDIN

Denetim şirketi KPMG'nin Yeniden Yapılanma Global Başkanı Mick McLoughlin, krizden çıkışta üç veya dört yıl daha ekonomik koşulların zor olacağını söyledi Krizden çıkışta istihdamın önemini vurgulayan McLoughlin, 'Beş kişinin haftada dört gün çalışması, dört kişinin beş gün çalışmasından daha iyidir' dedi
Haber: KIVANÇ AYDIN / Arşivi

İSTANBUL - Dünyanın en büyük denetim,vergi ve danışmanlık şirketlerinden biri olan KPMG’nin Yeniden Yapılanma Global Başkanı Mick McLoughlin, dünyanın krizden çıkabilmesi için birkaç yıla ihtiyacı olduğunu ve bu sürede hareketsiz bir dönem yaşanması gerektiğini söyledi. “Daha fazla şok ve heyecana ihtiyacımız yok” diyen McLoughlin, batılı ekonomilerle kıyaslandığında Türkiye’nin iyi durumda olduğunu vurguladı. Küresel krizin nedenleri hakkında değerlendirmelerde bulunan McLoughlin, Türkiye’nin durumuna ve kriz sonrası döneme dair görüşlerini de anlattı:
Ekonomik krizde neredeyiz, dibe geldik mi?
Bana göre dünyayı farklı bölgelere ayırmalısınız. Bana öyle geliyor ki Türkiye oldukça iyi bir durumda. Türkiye’de konuştuğum insanlara göre de, Türkiye Batı Avrupa ve ABD’ye göre daha iyi bir durumda. Şu anda dipte miyiz? Şu anda dipte olabiliriz ve orada uzunca bir süre kalabiliriz.
Bunu söyleme nedenim şu: 2002 ve 2007 yılları arasında likidite fazlası, karmaşık finansal ürünlerin ve kaldıraçların fazla kullanılması ekonomiyi kötü bir noktaya getirdi. Bana göre toparlanma 18 ay veya iki yıllık bir süreç olacak, 2002 ve 2007 yılları arasında yapılmamış olan yeniden yapılandırmanın ele alınabileceği bir dönemde krizden çıkış süreci başlayacak.
Yani 2011’in ilk yarısında mı toparlanma başlayacak?
Bu süreçte düzelme devam edebilir, gayri safi milli hasıla yükselebilir, ama bana göre likidite ve kurumsal stresle ilgili ciddi problemler yaşamaya 2012 ve 2013’de de devam edeceğiz.
Sizce toparlanma neye benzer, toparlanmanın işaretleri nelerdir?
Bence bu karmaşık bir finansal formül değil. İnsanların işlerini kaybetmemeye başlaması ve işlerini güvenceye alması çok önemli bir nokta. İnsanların iş güvenceleri yoksa para harcamazlar, para harcamazlarsa mal satamazsınız. Tüm bunlara bakarak diyebilirim ki insanların iş güvenliğini sağlaması çok önemli bir belirleyicidir.
İş güvenliği dışında güven faktörünü etkileyen başka faktörler nelerdir?
Dürüst olmak gerekirse çok güzel bir soru. Fakat cevap vermesi neredeyse olanaksız. Güveni açıp kapatan bir düğme olsaydı, bunu yapmayı bilen bir kişi olsaydı yapardı, kimse yapmıyor.
Bana göre, hareketsiz, sıkıcı bir döneme ihtiyacımız var. Daha fazla şoka ve heyecana ihtiyacımız yok, daha fazla alışılmamış kötü habere ihtiyacımız yok. İnsanlar belli bir süre için istikrar gördüklerinde, işlerini garantiye aldıklarında, belki maaşları ya da aldıkları bonuslar arttığında, yavaş yavaş daha fazla para harcamaya başlayacaklar ve yine yavaş yavaş bir iyileşme yaşanacak.
Bu sizin müşterilerinize tavsiye ettiğiniz bir konu mu? Kriz boyunca çalışanlarını tutmalarını öneriyor musunuz?
Mümkün olduğu kadar, bu bizim KPMG’de uygulamaya çalıştığımız bir düşünce. Çalışanlarımızdan daha az ücretle daha az çalışmalarını istedik. Beş kişinin haftada dört gün çalışması, dört kişinin haftada beş gün çalışmasında daha iyidir. Çünkü insanları işten atmak çok maliyetli ve yıkıcı.
Ekonomi toparlanmaya başladığında yine aynı şekilde insanları işe almak ve eğitmek çok maliyetli. Siz ödemeleri paylaştırarak işgücünüzü ve kalifiye çalışanlarını elinde tutabilirseniz, bence işinizi yürütmek için çok daha iyi bir yol benimsemiş olursunuz. Yani evet, bunu biz KPMG olarak kesinlikle tavsiye ediyoruz.
Türk firmaları ve Batılı firmalar arasında yapısal farklılıklar görüyor musunuz?
Diğer büyük ülkelere göre farklı olarak sizde küçük ve büyük ölçekli, farklılaşmış firmalarda, aile şirketlerinin büyük hisseleri ve kontrolleri var.
Sizce aile işletmeleri bir problem teşkil ediyor mu?
Ben neden bir sorun teşkil edeceğini göremiyorum. İyi yürütüldükleri sürece sermayenin kime ait olduğunun fark yaratacağını düşünmüyorum. Yönetimin vizyon ve yetenek sahibi olup olmadığı asıl meseledir. Aile şirketleri daha az risk alabilir ki biliyorsunuz bu şu dönemde daha iyi bir şey.
Kriz ortamında yaşayan firmaların çoğu, yükseliş döneminde çok iyi performans göstermemiş olsalar da, görüyoruz ki düşüş döneminde finansal kaldıraç kullanan firmalardan daha iyi performans gösterdiler. Bunun yanında aile işletmeleri çok daha istikrarlı bir tablo çizdiler, kaldıraç finansı kullanan şirketlere göre çok daha az risk almaya yöneldiler.
Siz krizin nedeni olarak 2002 ve 2007 arasındaki yeniden yapılandırmanın eksikliğinden ve likidite bolluğundan bahsettiniz. Sizce krizin tek nedeni bu mu yoksa daha derin bir neden mi aramalıyız?
Krizin asıl sebebi insanların çok aç gözlü hale gelmesiydi, aşırı borçlanmaları, çok fazla krediyle yaşamaları...
Tıpkı insanların gelirlerin daha fazla kredi kartı borçlanmasına gitmesi gibi, varlıklarının değerlerinin yükselmesine güvenen şirketler, buna dayanarak gereğinden fazla borçlandılar ve bunun yanlış bir düşünce olduğu kanıtlandı. Bunu tekrar yaşayacak mıyız? Çok uzun vadede evet ama 10, 15 ya da 20 yıllık dönemde değil.
Çin hâlâ hızlı bir biçimde büyüyor. Size göre Batı kapitalizminin Çin ve Rusya gibi ülkelerden öğreneceği bir şeyler var mı? 
Kapitalizm mükemmel olmayabilir, ama şu ana kadar diğer varolan şeylerden iyi olduğunu kanıtladı. Berlin Duvarı yıkılmadan önce birinin sorduğu harika bir soruyu hatırlıyorum, eğer yarın duvar yıkılacak olsa, sence insanların çoğunluğu ne tarafa doğru koşuyor olurdu? Bence kapitalizmin kendi hataları var ama kimse henüz daha iyi bir şeyle karşımıza çıkmadı.
Peki mevcut sistemde radikal bir değişim yerine iyileştirmeler sorgulanabilir mi? Örneğin şirketlerin ve hükümetlerin koordinasyonlu çalışması gündeme gelebilir mi? Buna katılıyor musunuz?
Bunu aslında şu anda görüyoruz, piyasalara en büyük müdahaleyi gözlüyoruz. Almanya’ya ABD’ye ve Almanya’ya bakıyoruz milyarlarca dolarlık bir müdahale söz konusu. Aslında şunu söyleyebiliriz: Kapitalizm demokrasiye yardım eder, demokrasi hükümetlerin orda olmasını sağlar ve hükümetler de kapitalist sistemin doğru işlemesini sağlar ve bu kuvvetli bir döngüdür.
Eğer siz yetkiliyseniz ve 1.3 milyar insanınız varsa, sermayenin serbest dolaşımından önce insanların kıtlık çekip çekmediğiyle ilgilenirsiniz.
Size göre şirket yöneticileri ve bürokratlar bu krizden bir şeyler öğrenerek çıkıyorlar mı? Bu deneyim faydalı olacak mı?
Bence önemlidir. Hiçbir şey deneyiminin yerine geçemez. Son gerçek resesyon 1992’deydi, yani 17 yıl önce. Pek çok insanın yöneticilik görevlerine 30’lu yaşlarının ortalarında, 35’inde atandığını düşünürsek, bu demektir ki 52 yaşından genç hiç kimse gerçek bir resesyonda işletme yönetmedi. Tabi dünyanın farklı bölgelerinde farklı krizler yaşandı, Türkiye’deki kriz, teknoloji balonu vs. Fakat gerçek bir resesyon değildi. Ben bu krizin bu anlamda yararlı olduğunu düşünüyor muyum? Evet, bence bir resesyonda bir şirketi, ya da onun bir parçasını iki yıl idare etmek, normal zamanlarda 20 yıl idare etmekten daha fazla öğreticidir.

‘Türk firmaları krizde iyi durumda’
Mick McLoughlin, “Türk firmaları için kriz ortamında tavsiye edebileceğiniz ipuçları var mı?” sorumuza şöyle yanıt verdi: “Türk firmalarında gördüğüm, özellikle büyük firmalarda gördüğüm gayet iyi durumda oldukları. Öncelikle farklılaşmışlar, yani bütünüyle bir sektöre bağlı değiller, iyi sermayelenmişler, borçlanmaya büyük miktarlarla bağımlıkları yok ve finansal piyasalarda ‘kaldıraç’ çok fazla kullanılmamış. Oldukça iyi durumdalar. İstikrarlı sermaye tabanı var ve çok borçlanılmamış. Benim tavsiyem, Türk firmaları yaptıklarını yapmaya devam etsinler. Bilânçolarında Batılı ülkeler gibi finansal kaldıraç kullanmaya çok yönelmesinler.”
“Borçlanmamanın tek olumsuz tarafı, potansiyel olarak sizin hızlı büyümenizi kısıtlayabilmesi” diyen Mick McLoughlin şöyle konuştu: “Fakat bence bizim dev borçlanma ve kaldıraçlara dönmemizden önce çok uzun bir zaman geçecek. Yani gereğinden fazla borçlanmayın ve finansal kaldıraçlar kullanmayın, yüksek risk almadan kârlılığı sürdürmeye bakın.”