Düzeltme mi, kriz mi?

Dünya ekonomisinde mali piyasaların bir türbülanstan geçtiği gözleniyor. ABD ekonomisi ve faiz kararlarıyla ilgili gelişmeler özellikle bize benzer ekonomilerde çalkantı yarattı.
Haber: TANER BERKSOY / Arşivi

Dünya ekonomisinde mali piyasaların bir türbülanstan geçtiği gözleniyor. ABD ekonomisi ve faiz kararlarıyla ilgili gelişmeler özellikle bize benzer ekonomilerde çalkantı yarattı. Borsalar geriledi, faiz ve döviz kurları yukarıya doğru hareket etti. Bizde de buna benzer gelişmeler yaşandı. Üstelik biz görece az etkilenen ülkeler arasında yer aldık. Ama bizim tepkimiz daha abartılı oldu. Moraller bozuldu. Beklentiler tedirgin hale geldi. Hemen bir krizin eşiğinde olduğumuzu konuşmaya başladık.
Aslında, kriz hafızamız hiç temizlenmedi. Ekonominin düzelme yolunda olduğuna inanmayanlarımız hâlâ çoğunlukta. Yapının kısmen onarıldığı, kırılganlıkların azaltıldığı görüşü de pek rağbet görmüyor. Kriz olasılığının düştüğüne ikna olmakta da zorlanıyoruz. Her an bir şey olacak tedirginliği sürüp gidiyor.
Bir tür zihinsel kilitlenme bu. Aşmakta zorluk çekiyoruz. Çok da haksız sayılmayız doğrusu. Geçtiğimiz yıllarda ekonomiyi çok kötü yönettik. Krizlere fevkalade açık hale getirdik. En ufak bir türbülansta bize büyük bedeller ödetecek türde kırılganlıklar yarattık. Sonuçta, ekonominin kuralları geçerli oldu, krizden krize sürüklendik, kırılıp, dağıldık.
Hafızamız krizlerle yüklendi. Şimdi bu zihinsel bagajı atmakta zorlanıyoruz.
* * *
Bu kargaşa piyasa ekonomilerinin bazı kurallarını öğrenmemizi de engelledi. Örneğin, piyasaların öyle çok da mükemmel mekanizmalar olmadığını, piyasa kararlarının bazen hatalı olabileceğini, piyasaların yanlış fiyatlar üretebileceğini kavramakta zorlanıyoruz. Bu tür piyasa hatalarının yine aynı mekanizma tarafından düzeltildiğini görmüyoruz. Düzeltme süreçlerinde bazen geçici çalkantılar olabileceğini öğrenmeye de pek istekli değiliz.
Bu bizi bazı okuma, algılama sıkıntılarına sürüklüyor. Beklentilerimizi biçimlendirmekte sıkıntılar yaşayıp, hatalar yapıyoruz. En ufak türbülansta olmadık krizler, hiç olmazsa kriz beklentileri üretiyoruz.
Dışa açık piyasa ekonomilerinde beklentiler önemli bir ağırlık taşıyor. Ekonomide ani ve hızlı yön değiştirmeler genellikle beklenti sapmalarından kaynaklanıyor. Beklenti kırılmaları kendisini besleyerek ekonomiyi temel dengeleri ile uyumlu olmayan durumlara itebiliyor. Kısacası, ekonominin temel eğilimleriyle uyumlu olmayan beklenti kırılmaları kendisini doğrulayan krizler üretiyor. Bu gibi durumlarda adeta kendin pişir kendin ye türünden krizler yaşanıyor.
Kriz deneyimlerinin öğrettiği en önemli derslerden birisi bu. Bizde iktidarlar da aktörler de bu dersi öğrenmiş gibi davranmıyor. Tersine, en ufak bir esintide zihinsel kilitlenmenin etkili olduğuna, beklentilerin kırıldığına ve hızla bir kriz iklimine savrulduğumuza tanık oluyoruz.
* * *
Bu kez de böyle olabileceğinden korkarım doğrusu. Üç noktanın altını çizmek istiyorum. Çalkantı ivmesi bizden, ekonomide bir geri dönüşten, temelli bir bozulmadan değil dışarıdan kaynaklanıyor. Bu bir. Dış gelişmeler bizde yanlış oluşan, şişmiş ya da düşük kalmış olan bazı fiyatların düzeltilmesini zorunlu kılıyor. Bu iki. Fiyat düzeltmesi, bırakın krizi bir yana, bize önemli bir imkân yaratıyor. Bu da üç.
Çalkantı ortamında bakmamız gereken iki fiyat var. Birisi hisse senedi fiyatlarıdır. Uzmanlar sürekli çıkışta olan borsanın bu fiyatları şişirdiğini söylüyor. İkinci fiyat ise döviz kurudur. Bunun da yanlış olduğunu artık sağır sultan bile biliyor.
Üstelik her iki fiyattaki yanlışlığın aynı nedenden kaynaklandığı da herkesin malumu.
Hızlanan döviz girişi (ünlü sıcak para) ve ters para ikamesi (biriktirdiğimiz dövizi satıyor olmamız) döviz arzı fazlası yaratarak kuru düşük tutuyor. Bu, aynı zamanda, TL varlıklara (hisse senedi, bono, tahvil) talebi artırarak fiyatlarının yükselmesini, getirilerin düşmesini sağlıyor. Bu piyasa dinamiği iki tane yanlış fiyat üretiyor.
Şimdi bunları tetikleyen dış etken (sıcak döviz girişi) yön değiştiriyor. Bu bize yanlış olan fiyatların düzeltilmesi şeklinde yansıyor. Bir piyasa düzeltmesi yaşıyoruz anlayacağınız. Üstelik son dönemde yapılan düzenlemeler bu düzeltmenin yumuşak biçimde oluşmasını sağlıyor. Yani, yanlış giden işlerin düzeltilmesi olanağı yaratıyor bu gelişmeler.
Hem sıcak paradan, düşük kurdan, cari açıktan şikâyet edip hem de piyasalar bunu düzeltmeye başlayınca kriz vehmine kapılmanın zihinsel kilitlenme dışında bir açıklaması olabilir mi? Varsa duymak isterim açıkçası.