Ejderhanın seçimi!

Ejderhanın seçimi!
Ejderhanın seçimi!
Büyüme tahminini aşağı çeken, 22 yılın en büyük dış ticaret açığını veren Çin'deki gelişmeler son bir haftadır ekonominin gündeminde.
Haber: ZİYA ÖZIŞIK / Arşivi

AB kriziyle düşük seyreden ihracata İran gerginliği ile artan petrol fiyatları eklenince, küresel ekonominin ejderhası şimdi, ateşine yeniden nasıl kavuşacağını tartıyor. Önünde ise birbiriyle tamamen zıt iki yol var. Ya İran’la olacak ya da ülkeyi hedef tahtasına oturtan ABD eksenli uluslararası toplumla! 

Birinci senaryo 
Uzmanlara göre daha olası gözüken ilk senaryoda dünyanın ikinci ekonomisi Çin bu sıfatını elde ederken izlediği yöntemi sürdürecek ve sürekli üretimden vazgeçmeyecek. Bu seçim Çin’in enerji maliyetlerini arttıracağı anlamına geliyor. Diğer bir deyişle Çin, daha çok üretmek için daha çok petrol kullanacak. Emtia piyasalarında beklenti petrol fiyatlarının artması yönünde. Çünkü İran ve AB arasındaki ihracat restleşmesi yıl boyunca sürecek ve bu durum Brent petrol fiyatlarını 150 dolar seviyelerine çıkaracak boyutlara gelebilir. İran böyle bir olasılıkta Çin’e piyasa fiyatının altından petrol verebileceğini resmen açıklayarak ülkeye açık bir kapı bıraktı. Çin, İran petrolünün en büyük alıcısı ve iki ülkenin aralarında yaptığı enerji anlaşmaları 120 milyar doları buluyor. Bu senaryoda Çin, İran ile ilişkilerini sıkı tutmak zorunda ve uluslararası bir yaptırım olasılığında Tahran’a ‘ucuz petrol’ün karşılığını verecek. 

İkinci senaryo 
Çin Devlet Başkan Yardımcısı Xi Jinping ABD Başkanı Barack Obama ile geçen ay görüşme yaptığından beri iki ülke arasında bir yakınlaşma olabileceği speküle ediliyor. İkinci senaryo burada devreye giriyor. AB’nin İran yerine başka bir ülkeden petrol alması bekleniyor. Bu konuda S. Arabistan talip. İkinci senaryoyu destekleyenler ABD’nin böyle bir alternatif ile Çin’in karşısına çıkacağı görüşünde. Bu durumda Çin’e ilk önerinin para birimi yuan üzerindeki hükümet baskısını azaltması olacağını tahmin etmek zor değil. ‘Kur Savaşları’ döneminde ABD bu konudaki rahatsızlığını defalarca gündeme getirmişti. Ancak, yuanın hızla değer kazanması beraberinde ucuz işgücü ve üretim gibi ülkenin lokomotif unsurlarının cazibesini yitirmesine neden olabilir. ABD için ‘kazan-kazan’ anlamına gelecek bu senaryoda Obama hem İran’ı yalnızlaştıracak hem de en büyük ekonomik rakibinin birincil gücünü engellemiş olacak.
Ancak soru Çin’in uluslararası toplumda daha çok söz sahibi olmak ve İran konusunda hedeflerden birini haline gelmemek için tüm bu bedele katlanıp katlanmayacağı. 

Baskılar artıyor 
Çin’in İran ile yakınlaşmasını istemeyen ABD ve AB stratejik yollarla ülke üzerindeki baskıyı artıyor. ‘İçinde bulunulan durumda para politikasında esnekliğe gidilmesinin kötüye giden tablodan kurtulma adına en akıllıca hamle olacağı’ bu ülkelerde bulunan ‘araştırma şirketleri’ ve bankalar aracılıyla sıklıkla vurgulanıyor. Çin’in krize doğru ilerlediği tezleri, sert inişin süreceği yolundaki dedikodular sıklıkla uluslararası yayın yapan ekonomi kuruluşlarında kendine yer buluyor. Çin hükümeti bu ‘psikolojik baskılar’ karşısında nasıl bir tercih yapar bilinmez ama 22 Ocak 2012’de “ejderha yılı”na giren ülkeyi zor bir viraj bekliyor.

Çin’in zor günleri
1989’dan bu yana en yüksek dış ticaret açığını şubat ayında veren ülkede hükümet büyüme tahmini yüzde 0,5 aşağı çekti. Başta emlak ve konut olmak üzere tüm sektörlerin ortalama büyüme hızının yüzde 10 düştüğü açıklandı.

bigPara.com