Ekonomide 10 kıyamet senaryosu

Ekonomide 10 kıyamet senaryosu
Ekonomide 10 kıyamet senaryosu
Bu kehanetler doğru çıkarsa şu anda 97 lira olan altının fiyatı 68 liraya düşecek. Soya fiyatları yüzde 50 artacak. Elektronik devleri millileşecek.

Danimarkalı Saxo Bank 2013 yılı için ‘akılalmaz 10 öngörüyü’ açıkladı. Yapılan çalışmada, piyasada ve siyasette gerçekleşme ihtimali düşük ve ciddi ölçüde göz ardı edilen olaylar ele alınıyor. Araştırmanın Saxo Bank’ın 2013 resmi tahminlerini oluşturmadığına dikkat çeken banka yetkililerinin kehanetleri arasında DAX’ın yüzde 33 düşerek 5000 puana inmesi, Japonya’daki büyük elektronik şirketlerinin millileştirilmesi ve altının ons fiyatının düzeltmeye giderek bin 200 ABD Doları’na düşmesi bulunuyor.

Saxo Capital Markets Menkul Değerler A.Ş. ile Türk sermaye piyasalarına giriş yapan, uluslararası piyasalar online ve yatırım uzmanı Saxo Bank, 2013 için yıllık 10 Akılalmaz Öngörüsü’nü açıkladı.

Gerçekleştirilen öngörüler arasında, Almanya’nın euro borcunun birlikte üstlenilmesine rıza gösterme yönünde hareket etmesi ve bunun diğer gerilimler ile birleşerek DAX’ın son birkaç yıllık zirvesinin yaklaşık üçte bir altına gelerek 5.000 puana inmesine yol açması da bulunuyor. Bir diğer tahminde ise, Amerikan Merkez Bankası FED’in gevşek para politikası tehdidine rağmen Amerika Birleşik Devletleri’ndeki büyümenin hız kazanması ve ABD Doları’nın güçlenmesi sonucunda, altının ons fiyatının yaklaşık 500 dolar civarında düşerek 1.200 dolara inmesi öngörülüyor.

Saxo Bank’ın, gerçekleşmesi halinde ciddi bir etki yapacağına inandığı diğer olaylar arasında, Yunanistan’ın Euro’dan çıkması ve toplumsal gerilimlerin artması ile birlikte, Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB) Parasal Doğrudan İşlemler (OMT) mekanizmasına rağmen İspanya’daki faiz oranlarının yüzde 10’a çıkması ve Çin’in ekonomisinin kaderinin kontrolünü kendi eline alarak ABD ve Fed’in politikalarından kurtarma teşebbüsleri doğrultusunda Hong Kong Doları’nı (HKD) ABD Doları’na sabitlemeye son vererek, Çin Yuanı’na sabitlenmesi de yer alıyor.

AKILALMAZ HAREKETLER

Saxo Bank Baş Ekonomisti Steen Jakobsen, konuyla ilgili şöyle konuştu: “Bu yılın Akılalmaz Öngörüleri’nde bir defa daha herhangi birinin gerçekleşmesi durumunda finansal manzarayı, hatta kimi durumlarda mevcut siyasi durumu değiştirebilecek nitelikteki, çoğunlukla olumsuz olaylardan oluşan bir seçki ele alındı. 2012’nin artık sonuna yaklaştığımız şu günlerde, merkez bankaları tarafından gerçekleştirilen manipülasyon sonucunda gerçek fiyatların belirlenememesinden ötürü tüm varlık sınıflarındaki volatilitenin son derece düşük olduğuna şahit oluyoruz. Bu tür bir ortamda, iki standart sapmanın dışındaki hemen her hareket ‘akıl almaz’ hale geliyor.”

EN KÖTÜ SENARYOYU BİLMEK GEREK

Bu 10 öngörünün Saxo Bank’ın resmi 2013 tahminlerini oluşturmadığına dikkat çeken Jakobsen, “Bununla birlikte, söz konusu öngörülerden herhangi birinin yeni yılda gerçekleşmesi halinde, yaratacakları muazzam etkiden ötürü, bunlar yatırımcılar açısından çok daha yararlı olabilir. İşlem veya yatırım yapmadan önce, yatırımcıların en kötü durum senaryosunu bilmesi gerekiyor. Sermayenin korunması zorunludur ve portföylerin en kötü fırtınalara, ya da daha doğrusu, her türlü fırtınaya dayanabilmesi gerekiyor” dedi.

Saxo Bank’ın 2013 Yılı için Akılalmaz Öngörüleri

1. DAX yüzde 33 düşerek 5000 puana iner

Çin’deki ekonomik yavaşlamanın devam etmesi, Almanya’nın sınai büyümesini de duraklama noktasına getirir. Bu, sanayi hisselerinin fiyatlarında büyük çaplı düşüşlere ve tüketici güveninin azalmasına yol açar. Angela Merkel’in kamuoyundaki desteğinin Almanya’daki genel seçimler arifesinde çökmesi ve siyasi belirsizlik ile birlikte zayıf ekonominin de etkisiyle, Almanya, AB’deki borçların birlikte üstlenilmesini kabul etmeye bir adım daha yaklaşırken, DAX borsası da yıl içinde yüzde 33 düşerek 5.000 puana iner.

2. Japonya’daki büyük elektronik şirketlerinin millileştirilmesi

Bir zamanlar Japonya’nın gururu olan ülkedeki elektronik sektörü, Güney Kore tarafından geride bırakıldıktan sonra ölüm döşeğine düşer. Sadece Sharp, Panasonic ve Sony’nin yıllık toplam 30 milyar ABD Doları tutarındaki kaybı bu şirketlerin kredibilitesine de ciddi bir darbe vurur ve Japon hükümeti, ABD’nin otomotiv sektörünü kurtarmasına benzer bir şekilde, sanayideki başlıca oyuncuları millileştirir.

3. Soya fiyatları yüzde 50 artar

2012 yılında küresel tarım rekoltesine ciddi zararlar vererek, ABD’deki yıl sonu soya stoklarının dokuz yılın en düşük seviyelerine inmesine yol açan kötü hava koşulları, ister ABD olsun, ister Güney Amerika, isterse de Çin’deki hava koşullarında yaşanabilecek her türlü yeni aksaklık karşısında yeni soya rekoltesinin fiyatlarını korunmasız bırakır. Artan biyoyakıt talebi de fiyatların ani çıkışlara maruz kalmasında kısmi bir rol oynarken, piyasaya tekrar girmek için fırsat kollayan spekülatörler de fiyatları yüzde 50’ye varan oranlarda yukarı iter. Gıda güvenliği en sık kullanılan tabirlerden biri haline gelir.

4. Altının ons fiyatı düzeltmeye giderek 1.200 ABD Doları’na düşer

2013 yılında ABD’deki ekonomik ekonomik düzelmenin gücü başta altında pozisyon almış finansal yatırımcılar olmak üzere, piyasayı şaşırtır. Bu ve her ikisi de zayıf büyüme ve yükselen işsizlikten mustarip olan Çin ile Hindistan’dan altına olan fiziki talebin toparlanmaması, altına büyük çaplı satış getirir. Merkez bankaları düşük fiyatlardan yararlanmak üzere devremeye girene kadar, altında 1.200 ABD Doları’na kadar ciddi bir düşüş yaşanır.

5. Batı Teksas Tipi ham petrol fiyatları 50 ABD Doları’na düşer

ABD’deki enerji üretimi, özellikle şist yağı sektöründekiler gibi ileri üretim teknikleri sayesinde yükselmeye devam eder. ABD’deki ham petrol üretimi güçlü artış gösterirken, halihazırda 30 yılın en yüksek düzeylerinde seyreden yurtiçi stoklar ve sınırlı ihracat seçeneklerinin de etkisiyle, Batı Teksas Tipi ham petrol gösterge fiyatları yeniden satış baskısı altına girerek varil başına 50 ABD Doları’na doğru çöküşe geçer.

6. ABD Doları-Japon Yeni paritesi 60,00’a doğru düşüşe geçer

Japonya’da Liberal Demokrat Parti, sözde Japon Yeni’nin değerini düşürme gündemiyle tekrar iktidara gelir. Ancak alınan önlemler yetersiz kalırken bir yandan da piyasa Japon Yeni’nin zayıflayacağı yönünde aşırı pozisyon alır ve risk iştahındaki gerilemeye paralel olarak Japon yatırımcılar da yurtdışına yatırmış oldukları trilyonlarca ABD Doları’nın bir kısmını ülkeye geri getirir. Yen, dünyanın en güçlü para birimi olarak öne çıkarken Dolar-Yen paritesi de 60,00’a doğru düşüşe geçerek ironik şekilde LDP hükümeti ve Japon Merkez Bankası’nın başlangıçta vaat etmiş oldukları Yen’i zayıflatmaya yönelik daha radikal tedbirlere başvurmasının da yolunu açar.

7. Euro-İsviçre Frangı paritesindeki kırmızı çizgi delinir, parite 0,9500’e dokunur

Avrupa Birliği kuyruk riskleri, belki İtalya’daki genel seçimler yüzünden veya Yunanistan’ın Avrupa Para Birliği’nden çıkışının niteliği ve bu ülkeyi İspanya ile Portekiz’in de takip edeceği endişesi dolayısıyla yeniden kötüye gider. Bu durum, İsviçre’ye sermaye girişlerinde yeniden patlamaya yol açarak İsviçre Merkez Bankası ve İsviçre Hükümeti’ni ülkenin rezervlerini GSYİH’sinin %100’ünün üzerine çekmektense bir süreliğine İsviçre Frangı’nın değerinde Euro karşısında koyduğu sınıra son vermenin daha iyi olacağı kararını vermeye iter. Bunun sonucunda, Euro-İsviçre Frangı paritesindeki denge bozularak tarihi diplerini görür ve İsviçre’yi para biriminin gücüne ket vurmak için sermaye kontrollerini hayata geçirmeye zorlar.

8. Hong Kong, Hong Kong Doları’nı ABD Doları’na sabitlemeye son vererek Yuan’a sabitler

Hong Kong, kendi Dolar’ını ABD Doları’na sabitlemeye son vererek Çin Yuanı’na sabitlemek üzere harekete geçer. Diğer Asya ülkeleri de aynı yolda ilerlemek istediklerinin işaretlerini verir. Çin’in Yuan’ın hareketleri üzerindeki kontrolünü gevşetmesi ve Hong Kong’un hızla büyüyerek dünyanın önde gelen para birimi işlem merkezlerinden biri ve Yuan alım-satımların yapıldığı en önemli merkez haline gelmesi ile birlikte, Yuan’ın değerindeki dalgalanma da artar.

9. Faiz oranlarının yüzde 10’a yükselmesi ile İspanya temerrüte bir adım daha yaklaşır

Toplumsal gerilimler halihazırda yüksek olduğu İspanya’da, kamu sektörü kamu harcamalarında daha fazla kesintiye gidemez. 2013 yılında, İspanya’nın ülke borcunun notu çöp statüsüne indirilirken yaşanan sosyal gerginliklerle boğuşan İspanya, ülkenin AB memurlarının “borcu uzatıp sorun yokmuş gibi davranmaya” dayalı politikalarını reddeder. Not düşürmesinin ardından faiz oranları hızla düşüşe geçerek kaçınılmaz bir temerrüt fiyatlara dahil edilir.

10. 30 yıllık ABD tahvillerinin getirisi 2013’te ikiye katlanır

Amerikan Merkez Bankası Fed’in sıfır faiz oranı politikası yatırımcıları sabit getiriyi terk etmeye zorlar. Sıfır, hatta negatif getiri ile, tahvillerden hisse senetlerine geçiş caziptir. Tahvil piyasası hisse senedi piyasasından çok daha büyüktür ve tahvillere tahsis edilmiş fonların yüzde 10 azaltılarak bu miktarın hisse senetlerine aktarılması, hisse senedi fonlarına para girişini yaklaşık yüzde 30 civarında arttıracaktır. Bu, ABD’deki faiz oranlarının yükselmesine ve hisse senetlerinin tahvillerin üzerinde performans gösterdiği on yıllık bir sürecin de başlangıcını oluşturacaktır.

bigPara.com