Ekonomiye AB denetimi

Avrupa Birliği (AB) Türkiye'nin 2007'de IMF'yle stand-by anlaşmasının sona ermesinin ardından reformlarda zorlayıcı olmak amacıyla denetim için altyapı oluşturuyor.

ANKARA - Avrupa Birliği (AB) Türkiye'nin 2007'de IMF'yle stand-by anlaşmasının sona ermesinin ardından reformlarda zorlayıcı olmak amacıyla denetim için altyapı oluşturuyor. Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu tarafından düzenlenen program çerçevesinde Ekonomik-Mali İlişkiler Genel Müdürlüğü'nden Dirk Verbeken, Türk gazetecilere 9 Kasım'da açıklanacak Türkiye İlerleme Raporu'ndan bazı bilgiler içeren bir sunum yaptı. Sunuma göre, 2005'e ilişkin olarak önemli konu başlıkları, dışsal kırılganlık, mali kırılganlık, yapısal ve kurumsal reform gündemiyle ekonomik politikalar hakkında toplumda geniş konsensüs sağlanması olarak ortaya konuldu.
Verbeken sunumunda, AB'nin bugüne kadar Türkiye için siyasi kriterlere önem verdiğini, bundan sonra ekonomik kriterlerin ağırlık kazanacağını kaydetti.
Yılda iki kez diyalog
IMF'nin kullandırdığı kredilerin reformlar için teşvik oluşturan bir denetim unsuru olduğunu, 2007'den sonra bu boşluğun doldurulması için AB'nin denetim parametreleri önerilerinin hazırlandığını anlatan Verbeken, bu çerçevede 2-3 aylık rapor ve görüşmelerle Türkiye ekonomisini takip edeceklerini söyledi.
Genişletilmiş ekonomik diyaloğun yılda iki kez yapılmasının planlandığını ifade eden Verbeken, Türkiye'de ekonomiyle ilgili karar veren sayısının fazlalığından şikâyet etti. "Türkiye'de masaya çok insan oturduğu için bazen kendini aciz hissediyorsun" diye konuşan Verbeken, Türkiye ekonomisini izlediklerini, bazen uyarı gönderdiklerini anlattı.
Türkiye ekonomisiyle ilgili yalnızca hükümet yetkilileriyle değil, özel sektörle de görüştüklerini kaydeden Verbeken, IMF ve Dünya Bankası'ndan da geçen hafta bilgi aldıklarını ifade etti. Türkiye'deki sendikalarla görüşmelerin diğer ülkelerden farklı olduğunu belirten Verbeken, Türkiye'deki sendikaların bölünmüş yapıda olduklarını ve ekonomik vizyona sahip olmadıklarını söyledi.
Sunumdaki verilere göre, 1993- 2004'ü kapsayan 10 yıllık dönemde Türkiye'de ortalama yüzde 4 olan doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının cari açığa oranı, Meksika'da yüzde 167, Çek Cumhuriyeti'nde yüzde 134, Macaristan'da yüzde 98, Slovakya'da yüzde 84, Brezilya'da yüzde 58 ve Polonya'da yüzde 38 oldu.
Aynı dönemde toplam doğrudan yabancı sermaye yatırımı Türkiye'de yalnızca 10 milyar dolarda kalırken, Meksika'nın 158 milyar dolar, Çek Cumhuriyeti'nin 43 milyar dolar, Macaristan'ın 33 milyar dolar, Slovakya'nın 13 milyar dolar, Brezilya'nın 195 milyar dolar, Polonya'nın 22 milyar dolar doğrudan yabancı sermaye yatırımı çektiği ortaya konuldu. Türkiye'nin yabancı sermaye yatırımlarının cari açığını karşılaması açısından rekabet ettiği diğer ülkelere göre çok geride kaldığına dikkat çekilirken, mali iyileştirmenin temel olarak vergi artışlarına dayanması nedeniyle vergi yüklerindeki artışa da işaret edildi.