Ekonomiye bir de buradan bak!

Ekonomiye bir de buradan bak!
Ekonomiye bir de buradan bak!
Haber: SİBEL CİNGİ - sibel.cingi@radikal.com.tr / Arşivi

Türkiye ’nin siyasi ve ekonomik gündemi ağır ama hayat başka renkleriyle de sürüyor. Fiyattan değil ama kazıktan korkan Arap turistler, fit olmak için kesenin ağzını açan patronlar, hurda yasasından dertli klasik otomobilciler, karizmayı çizdirme kaygısı taşımadan metrobüs kullanan yeni nesil patronlar... Suriye krizi, zamlar derken kafayı biraz boşaltmak için işte size light bir ekonomi gündemi..

Herkesi sevindiren hurda yasası klasiklerimizi öldürdü 
Hurda yasası, Türkiye’nin son dönemdeki gündem maddelerinden biri. Tüketici indirim yapılacağı için, otomotiv sektörü ise satışlar artacağı için hurda heyecanına kapıldı. Bugüne kadar hurda yasasına hep bu açıdan bakıldı. Oysa ki hurda yasası nedeniyle keyfi kaçan bir kesim var: Klasik otomobil tutkunları... Klasik Otomobilciler Derneği yöneticilerinden Sedat Papatya, hurda yasasının Türkiye’nin klasik otomobil zenginliğine son verdiğini söylüyor.
“Birçok ülke klasik otomobillerinin ülke dışına çıkmasına bile izin vermezken biz ise üç beş kuruş indirim için paha biçilmez değerdeki klasiklerimizi hurdaya ayırıyoruz” diyen Papatya, ilk hurda indiriminde birçok klasik otomobilin kaybedildiğini açıklıyor.  Papatya, şöyle devam ediyor: “Sıfır araç satma uğruna eski Amerikanlar, Mercedesler heba oldu. Araç sahipleri 2 bin TL bile yapmazken bir anda araçlara verilen 5 bin liraların cazibesine kapıldı. Şimdi de zaten üç beş tane kalmış olan klasikler aynı tehlike ile karşı karşıya.”

Tüketicinin nabzı metrobüste tutuluyor 

Metro, metrobüs, bus line derken toplu taşımada İstanbul’un kat ettiği yolu da özel şoförlü araçları ile seyahat eden patronlar değerlendirdi. Gördük ki patronlar çoktan toplu taşımanın müdavimi olmuş. Üstelik cebinden İstanbulKart’ı eksik etmeyen bile var. Damat Tween’in sahibi Süleyman Orakçıoğlu, Kiler Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ümit Kiler, metro ve metrobüsün rahatlığını keşfeden patronlardan sadece ikisi. Süleyman Orakçıoğlu, trafiğin çok yoğun olduğu zamanlarda metrobüs kullanarak yaklaşık 1 saat kazandığını anlatıyor. Kazanılan zamanın yanı sıra Orakçıoğlu için metrobüsün daha da büyük bir önemi var o da gözlem.
“Metrobüs ulaşılabilir marka olmak isteyenler için en ideal gözlem noktalarından biri” diyen Orakçıoğlu, seyahatleri sırasında tüketicilerin ne istediğine dair önemli ipuçları yakaladığını söylüyor. Yine metrobüs gözlemlerine dayanarak “Türk tüketicisi artık nasıl giyinmesi gerektiğini çok iyi biliyor” diyor.
Kiler Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ümit Kiler’in Avcılar-Beylikdüzü hattında yaptığı yolculukla ilgili twitter’da paylaştığı izlenimleri şöyle: “Klimalar daha iyi soğutmalı, yer verme kültürü iyice azalmış. Herkesin elinde telefon, kulağında ise kulaklık takılı. Metrobüsler rampalarda çok yavaşlıyor. Camlarda Güneş koruyucu perdeler olursa iyi olur.”
Durum böyle olunca metrobüse İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş dediği açıdan da bakmak lazım: “Gençler, Türkiye’nin en önemli işadamları ile metrobüste karşılaşabilir, bu sayede iş fırsatı bile yakalayabilir...” 

‘Mönüyü getir’ esprisi Araplarla gerçek oldu 
Arap turistler Türkiye’nin son yıllardaki göz bebeği... 2011 yılında 4 milyondan fazla Arap turist ağırladık. Hazırgiyimden, gıdaya, gayrimenkulden, kuyuma kadar Arap turist herkes için önemli bir ekmek kapısı oldu.
Peki Arap turistler nasıl bir tüketici profili çiziyor? Bir restorana oturduklarında ne yiyip içiyorlar, ne kadar hesap ödüyorlar? Forum İstanbul Alışveriş Merkezi’ndeki Earth Cafe’nin garsonlarından Agit, söze “Yemekte sınır tanımıyorlar” diyerek başlıyor. Geçmiş yıllarda uyanık esnaf tarafından çokça kandırıldıkları için artık restorana girmeden önce mutlaka mönüdeki fiyatlara baktıklarını belirten Agit, “Fiyatların ne olduğuyla ilgilenmiyorlar. ‘Bize bu fiyatlar geçerli. Sonra değişmez değil mi?’ diye soruyorlar” açıklamasını yapıyor. “Masaya oturduklarında ‘mönüyü getir’ esprisi adeta gerçek oluyor” diyen Agit, şöyle devam ediyorlar: “Elleri kolları poşetlerle dolu gelen Arap turistlerin masaya yerleşmeleri bile 10 dakikayı buluyor. Hayat felsefeleri ‘Ne yaşarsak kardır’ üzerine. 4 kişilik bir aile minimum 400-500 TL ödeyip kalkıyor.”
Agit, Arap turistlerle ilgili son değerlendirmesini ise “Yeme konusunda oldukça cömert olmalarına rağmen ise bahşiş de bir o kadar cimriler” diyerek yapıyor. 

Devir artık yakışıklı patronların devri 
Dünyadaki ekonomik denge hızla değişiyor. Değişime ayak uyduran ayakta kalıyor. Bu nedenle şirketlerde A’dan Z’ye değişim rüzgarları esiyor. Bu değişim patronlara kadar sirayet etmiş durumda. Nasıl mı? Türk filmlerinde Hulusi Kentmen ile akıllarımıza kazınan göbekli, saçsız, babacan görünümlü patronlar artık tarih oldu. Artık masanın başında fit patronlar ve yöneticiler var. Transmed Medikal Direktörü Dr. Melike Külahçı, Türkiye’nin patronlarındaki değişimi bakın nasıl anlatıyor: “Geçmişte estetiğe gereksiz diyerek bakan erkekler artık ne istediğini bilerek estetisyenlerin kapısını çalıyor. Yine daha önce mecbur kalmadıkça estetiğe bir kuruş bile harcamayan patronlar artık yılda en az 10 bin doları bu işe ayırıyor. Şu anda Türk patronlar dünyada en çok estetik ameliyatın yapıldığı ülke olan Brezilya’da yapılan harcamanın iki katı harcama yapıyorlar.” Külahçı, erkeklerin en çok saç ektirmek, bel bölgesindeki simitten, gıdı ve göz torbasından kurtulmak istediklerini söylüyor.

bigPara.com