'El sıkışan bizi tebrik etti'

Devlet Bakanı Ali Babacan, Washington'da IMF ve Dünya Bankası'nın ilkbahar toplantıları çerçevesinde yaptığı bütün görüşmelerde, Türk ekonomisindeki olumlu gidişatın tebrik edildiğini söyledi.

WASHINGTON - Devlet Bakanı Ali Babacan, Washington'da IMF ve Dünya Bankası'nın ilkbahar toplantıları çerçevesinde yaptığı bütün görüşmelerde, Türk ekonomisindeki olumlu gidişatın tebrik edildiğini söyledi. Babacan, 16-17 Nisan'da yapılan IMF ve Dünya Bankası'nın ilkbahar toplantılarına katıldıktan sonra, Washington'daki Türk gazeteciler için basın toplantısı düzenledi.
Ali Babacan, ABD Hazine Bakanı John Snow, Bakan Yardımcısı John Taylor, IMF Başkanı Rodrigo de Rato, IMF Birinci Başkan Yardımcısı Anne Krueger, Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Shigeo Katsu ve IMF'nin eski Birinci Başkan Yardımcısı Stanley Fischer ile görüşmelerde bulunduğunu, geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinden oluşan platformda yapılan bir toplantıya katıldığını, yatırım çevreleriyle görüştüğünü anlattı. Babacan, "Görüşmeler son derece olumlu geçiyor. Türkiye'deki olumlu gelişmeler hem uluslararası kuruluşlar, hem ABD yetkilileri, hem de AB ülkeleri tarafından takdir ediliyor. Ekonomi ve AB yolundaki adımlar ilgi buluyor. Türkiye'den büyük övgüyle bahsediliyor. Bu olumlu ilgiden çok memnunuz. İlan edilen politikaları tavizsiz uyguladık, sözlerimizi tuttuk" dedi. OECD, IFC, Avrupa Komisyonu, Dünya Bankası ve IMF'nin en tepesindeki yetkililerle yapılan ikili sohbetlerde de 'el sıkışanın tebrik ettiğini' belirten Babacan, Türkiye'nin kısa zamanda aldığı mesafenin memnuniyetle izlendiğini anlattı.
Stand-by için toplantı
IMF İcra Direktörleri Kurulu'nun Türkiye'nin stand-by anlaşması için 12 Mayıs'ta toplanacağı yönündeki haberlere ilişkin ise Babacan, "Bu stand-by geçen salı bitti. Sonrası IMF'nin bürokratik süreci. Çok fazla detaylara takılmamak lazım. Mayısın ilk yarısında İcra Direktörleri Kurulu'nun toplanıp stand-by'a start vermesini bekliyoruz. Üzerinde konuştuğumuz yaklaşık tarihler var. Birkaç gün önce veya sonra olması çok önemli değil" diye konuştu.
Babacan, niyet mektubunun sunulmasının da, 'kırtasiye' olduğunu ve belli prosedürlerin sürdüğünü kaydetti. IMF ile stand-by düzenlemesinin artık yapısal reformlarla çok ilgili olmayacağını belirten Babacan, yapısal reformların daha çok Dünya Bankası ve AB müzakere süreciyle ele alınacağını ifade etti. IMF karşıtlığı ve taraftarlığı konusundaki bir soruya karşılık Babacan, "Böyle içi boş tartışmalara girmemeliyiz. IMF ile stand-by faizleri bir, iki, üç puan düşürebiliyorsa yeter" yanıtını verdi.
Sosyal güvenlik ve bankacılık yasalarına ilişkin sorulara karşılık Babacan, bu konuların TBMM'ye sevk edildiğini ve Meclis tatile girmeden önce yasalaşması beklentisinin bulunduğunu kaydetti.
Sosyal güvenlikte adaleti tesis edecek bu yasanın sonuçlarından umutlu olduğunu belirten Babacan, "Ne kadar büyük ve köklü adım olduğunu 3-5 sene sonra daha iyi anlayacağız" dedi. Babacan, AB sürecinde gelecek 10 yılda Türkiye'ye yabancı sermaye girişinin toplamda daima artıda olacağına işaret ederken, bu beklentinin gelecek üç yılda 15 milyar dolar olduğunu söyledi.
Babacan, "Biz, makro ekonomi ve siyasi istikrar açısından iyi bir yatırım ortamı kurarız. Yüzlerce çokuluslu şirket, Türkiye'de yoğun araştırma içinde. Muhtemel yapabilecekleri işlerle ilgili olarak. Özelleştirilecek kuruluşlara gelecek yatırım var. 2005 yılıyla Türk ekonomisinde, önceki yıllarla mukayese edilemeyecek döneme girdik. Özel sektörün de buna
ayak uydurması gerekiyor. Türkiye'yi geçmişiyle değil, benzer deneyimin içinden geçmiş ülkelerle analiz etmeli. Yüzeysel yaklaşımlar bizi yanlış noktalara götürür" ifadesini kullandı.
Türkiye'nin borcunun, uluslararası standartlarla değerlendirilmesi gerektiğini belirten Babacan, şunları söyledi:
'Hesapta cinlik olmaz'
"Hesapta cinlik yaparak farklı yansıtmaya çalışmak doğru değil. Borcu dolara çeviriyor bazıları. Biz, Türkiye'yi 2.5 yılda yüzde 100 büyüttük diyor muyuz? Bu yaklaşım, milli gelir hesabını dolarla yapmak gibi gülünç. Türkiye'de ekonomik değerlendirmelerde dikkatli tarafsız olursanız, olumlu gelişmeleri herkes teyit ediyor. Faiz düşerse borç problemi azalıyor demektir. Bu çok açık bir ilke. Muhalif bakış her zaman olabilir. Ya da ideolojik farklılıkları olanlar, hükümetin başarılı görünmesinden rahatsız olanlar olabilir. 2.5 senede alınan mesafe, dünya ekonomik literatürüne geçecek bir başarı. Ekonomi istihdam yaratıyor ve işsizlikte mütevazı bir düşüş var."
Ekonomide moral faktörünün çok önemli olduğuna dikkati çeken Babacan, "Eğer halkın, işadamının moralini bozarsak, harcama, yatırım olmaz. Hepimiz, basın da olayları yansıtırken dikkatli olmalı. Moral bozukluğu getirmek, Türkiye'ye iyilik değil" dedi.
Babacan, hiç bir toplantısında, 'yeşil sermaye' konusunun gündeme gelmediğini, bu yönde Middle East Quarterly adlı dergideki makalenin temeli olmayan iddialara dayandığını söyledi. Babacan, "Sermayeyi renklere ayırmanın, boyamanın doğru olduğunu düşünmüyorum. Asılsız çoğu.
Sermaye uluslararasıdır. Kendini emin hissettiği yere kayıyor. Türkiye'nin dahil olduğu uluslararası anlaşmalar var. Para akışları sıkı kontrol ediliyor. Karaparanın yasal yoldan Türkiye'ye girmesi mümkün değil" diye konuştu. Babacan, ayrıca, temaslarında Türkiye'de 'Batı aleyhtarlığı'nın gündeme gelmediğini ifade etti.