Emlak kredilerinde, sektör gelecek vaat ediyor

Emlak kredilerinde, sektör gelecek vaat ediyor
Emlak kredilerinde, sektör gelecek vaat ediyor

KPMG Türkiye Denetim Bölüm Başkanı ve Şirket Ortağı Murat Alsan

Şirketlere yatırım ve finans alanında danışmanlık hizmetleri sunan KPMG, 'Emlak Finansmanında Kredilerin Geleceği Araştırması'nın sonuçlarını açıkladı. 6 yıldır yapılan ve ilk kez Türkiye'nin dâhil edildiği araştırmanın sonuçlarına göre, Türkiye birçok Avrupa ülkesinin önünde.

RADİKAL – KPMG, Avrupa’nın 21 ülkesinden 90 bankanın yöneticileri ile görüşerek ‘Emlak Finansmanında Kredilerin Geleceği’ başlıklı bir araştırma hazırladı. Araştırmanın sonuçları, Türkiye’nin krediler bakımından bölgede birçok ülkeye göre üst sıralarda olduğunu ortaya koydu. Türkiye piyasasının önümüzdeki dönemde mevcut risklerine rağmen, en az yüzde 3 büyüme gerçekleştirmesi bekleniyor.

Her bölgeyi kendi şartları içinde değerlendirdiklerini belirten KPMG Türkiye Denetim Bölüm Başkanı ve Şirket Ortağı Murat Alsan, bölgenin makroekonomik alanda olumlu bir seyir izlediğini söyledi. Bu olumlu etkinin yanı sıra bölgede hem faizler hem Euro düşüşünden kaynaklı ihracatta olumlu gelişmeler yaşandığının altını çizen Alsan, araştırma kapsamında geçen yılın aynı dönemine göre, 2015 yılının ilk 6 aylık döneminde toplam yatırım hacminde belirgin (yüzde 35’e yakın) artış gözlendiğini ifade etti. Birleşik Krallık, Almanya ve İspanya’nın payı ise bu işlem hacminin yüzde 70’ine tekabül ediyor.

Önümüzdeki dönemde de bölgede görülen yukarı yönlü trendi sürdüreceğini söyleyen Murat Alsan, “2015 yılı yatırım piyasası için aktif bir yıl oldu. Yılın ilk yarısında geçen senenin aynı dönemiyle karşılaştırıldığında toplam hacim olarak oldukça güçlü bir performans sergilendiğini görüyoruz. Toplam iş hacminin 110 milyar Euro’yu geçtiği sektörde, 2014’ün ilk yarısıyla karşılaştırdığımızda yüzde 35’lik bir artış görüyoruz” dedi. 

KREDİLERDE BİR FIRSAT: YENİDEN YAPILANDIRMA

Bankaların cebri ibra yoluna gitmek yerine borç portföylerini bu konuda uzmanlaşmış yatırımcılara satmayı, yeniden vadelendirmeyi veya yeniden yapılandırmayı seçmelerinin olumlu etkiyi tetiklediğini söyleyen Murat Alsan, Türkiye’nin bu alanda oldukça başarılı rakamlarla umut verdiğini belirtti.

Türkiye’de tahsili şüpheli kredilerin yeniden yapılandırma ile yönetilebilme oranının yüzde 84 olduğunu ifade eden Alsan, “Türkiye, bölgesinde tahsili şüpheli krediler bakımından yüzde 15 ile en düşük oranlardan birine sahip. Sorunsuz krediler bakımından ise yüzde 65 gibi iyi bir yüzde yakalamış durumda” dedi ve şöyle devam etti:

“Bankalarla alternatif kredi sağlayıcıları arasındaki rekabetin artışı ve yeni alternatif kanalların açılması da kredi piyasasındaki düzelmeyi genel olarak destekleyen bir durum. Araştırmamıza Yunanistan, Kıbrıs ve Hırvatistan’dan katılan bankaların tamamı, İspanya, Sırbistan ve Macaristan’dan katılanların ise yarısı ticari kredi portföylerini satmayı planlıyor. Buna karşın, Türkiye’den araştırmaya katılan bankaların hiçbiri kredi portföylerini elden çıkarmayı düşünmüyor. Türk bankaları hem yeni projeleri finanse etmek konusunda hem de mevcut durumda faaliyete geçmiş gelir getirmekte olan projeleri finanse etmek konusunda oldukça istekli.” 

‘TÜRKİYE YENİ PROJELERİ DESTEKLEME KONUSUNDA ÇOK CESUR’

Araştırma sonuçlarının Türkiye’deki bankaların gelir getiren projelerin yanı sıra ’yeni‘ projelere de çok istekli yaklaştığını ve bu anlamda Türkiye’nin ’cesur‘ davrandığını gösterdiğini belirten Alsan, bankalar ile alternatif kredi sağlayıcıları arasındaki rekabet artışının kredi piyasasındaki düzelmeyi genel olarak destekleyen bir durum olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

“Yerleşik piyasalardaki bankalar, yerel olmayan ticari bankaları ve bunları takiben özel sermaye/borçlanma fonlarını en büyük rakipleri olarak görürken bizim gibi daha az yerleşik piyasalarda bankalar öncelikle özel sermaye/borçlanma fonlarını en büyük rakipleri olarak değerlendiriyor. Bankaların hangi tür projeleri desteklediği açısından ise yerleşik ekonomilerde tercih edilen öncelikli konut, sonra ofis ve mağaza sınıfları oluyor. Türkiye gibi daha az yerleşik piyasalarda ise durum tersi, bankalar en çok ofis sektörünü ve ardından mağaza ve konut sektörünü tercih ediyor. Otelcilik sektörü ise finansman açısından en az tercih edilen sektör olmaya devam ediyor.”

 

 

bigPara.com