'En büyük sorun yolsuzluk'

Saygın ekonomi dergilerinden The Economist'in 'Looking to Europe-Gözler Avrupa'da' başlıklı özel ekinde Türkiye'de on yıllarca kepaze ve yetkilendirilmiş hırsızlığın ülkenin ekonomik yaşamında etkili olduğu belirtildi.

İSTANBUL - Saygın ekonomi dergilerinden The Economist'in 'Looking to Europe-Gözler Avrupa'da' başlıklı özel ekinde Türkiye'de on yıllarca kepaze ve yetkilendirilmiş hırsızlığın ülkenin ekonomik yaşamında etkili olduğu belirtildi. Özel eke göre, Türkiye, ekonomisinin gelişmesini istiyorsa yolsuzluğu mutlaka kontrol altına almalı.
The Economist dergisinin özel eki İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, eski Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, TİM Genel Sekreteri Emre Alkin, yazar Soli Özel ve çalışmayı kaleme alan Tim Hindle'ın da katıldığı bir panelle kamuoyuna açıkladı. Derginin bugünkü sayısındaki özel ekte yolsuzluklara örnek olarak eski başbakanlardan Tansu Çiller ile ilgili bazı iddialara yer verilerek Türkiye, 'balığın baştan koktuğu bir ülke' diye tanıtıldı.
Yazıda, eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in yeğeni Murat Demirel'in Bulgaristan'a kaçış macerasına da yer verilerek şunlar aktarıldı:
"Yolsuzluklar belki daha fazla gün ışığına çıkarılıyor. Ancak, cezalar düşük. Yolsuzlukla mücadele yasası henüz çıkmadı. Dokunulmazlıkların kaldırılacağı sözü seçim vaadinden öteye gidemedi.'
'Hırsızların piri'
Özel ekin, 'Hırsızların piri' başlıklı kısmında 'en büyük hırsız olmalarından şüphelenilenler' diye tanımlanan Uzan ailesinin de yetkililerden 'paçayı kurtardığı' anlatılıyor. Baba Kemal Uzan ile oğlu Hakan Uzan'ın firarda olduğu, diğer oğul Cem Uzan'ın serbest dolaşıp, yetkililere sorun çıkardığı belirtiliyor. Silahlı kuvvetlerin yolsuzlukların üzerine gitmede daha kararlı olduğu belirtilerek, "Genelkurmay Başkanı Özkök, geçen yıl bir emekli amiral hakkında yolsuzluk suçundan dava açılmasına onay verdi. Bazıları, Özkök'ün üst kademelerdeki yolsuzlukları ortaya çıkarma girişimlerinin, Türk halkının en güvendiği kurum olan Silahlı Kuvvetler'in itibarına gölge düşüreceğinden endişe ediyor" deniliyor
Yolsuzluğun bedeli ağır
Türkiye'nin az miktarda doğrudan yabancı sermaye çekmesinin nedeni olarak da yolsuzluklar gösteriliyor. Buna göre, Türkiye yalnızca, yolsuzlukların çok daha fazla olduğu Ukrayna ve Rusya'dan yatırımcı çekebilir. ABD ya da Avrupalı yatırımcının yolsuzluk kurbanı olacağı, fikri mülkiyet hakkının korummadığı ülkeye ciddi yatırım yapması zor. Türkiye'de sistemin her
aşamada günaha teşvik ettiği savunularak, Başbakan Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın ocakta Moskova ziyeretinde aldığı 33 bin 500 dolarlık hediyelerden ve bunların bir kısmının sonraden geri verildiğinden söz ediliyor.
Farklılıklarıyla yüzleşiyor
Özel ekinde Türkiye'deki azınlık tartışmalarına da yer veren Economist, AB sürecinde Türk toplumunun 'farklılıklarıyla' da yüzleştiğini ifade ediyor. Türkiye'nin azınlık hakları konusunda Kopenhag Kriterleri'ni bir nebze karşılamış olduğunu örnekleriyle anlatan dergi, "Ancak kanunu değiştirmekle alışkanlıkları değiştirmek başka şeyler" diyerek uygulamada büyük sorunlar bulunduğunu belirtiyor. Dergiye göre Cumhuriyet'in başından beri, Kemalizm'in milliyetçilik tanımının da etkisiyle, yönetimin azınlıklar konusunda kafası hep karışık oldu.
PKK hareketinin ve toplumun komplo teorilerinden hoşlanmasının etkisiyle Türkiye'nin giderek farklılıklara daha az hoşgörü gösteren bir ülke haline geldiğini yazan The Economist dergisi, "Türkiye'de yaşayan Ermeni, Rum ya da bir Musevi vatandaşı hâlâ tam bir Türk olarak görülmüyor" ifadesine yer verdi.
Kadınlar sözde eşit
Türk toplumunda kadının yerini değerlendiren The Economist dergisi, Atatürk'ün kurduğu modern Cumhuriyet'in kadın-erkek eşitliğine dair çok ileri adımlar attığını, ancak günümüzde Türk kadınlarının yasa önünde erkekle eşit olsa bile aile içinde eşit muamele görmediğini savunuyor. Dergi, 1993'te kadın başbakanı olan, en büyük sermaye gruplarından birinin başında bir kadın (Güler Sabancı) bulunan ve birçok başarılı kadın akademisyene sahip Türkiye'de günümüzde özellikle kırsal kesimde ve varoşlarda kadınların çoğunun sokağa çıkmak için bile evdeki erkeklerden izin alması gerektiğine dikkat çekiyor. Başörtüsü sorununun yıllardır çözülemediğini belirten The Economist, doğu kentlerinde aile baskısı, töre ve namus gibi etkenlerden ötürü intihara başvuran genç kız sayısında büyük artış olduğu tespitini yapıyor.
İki engel: Kıbrıs ve Irak
The Economist dergisi, özel ekin Türkiye'nin dış politikasını değerlendirdiği bölümde, Ankara'nın en çok uğraştığı iki konuyu Kıbrıs ve Irak olarak sıralıyor. Türkiye'nin Avrupa Birliği yolculuğunda aşması gereken ilk engelin 'Kıbrıs' olduğunu belirten The Economist, sorunun ancak Avrupa Biriliği'nin Rum lider Tasos Papadapulos'u Türk tarafıyla birleşmeye ikna edecek yeni bir 'enosis' bulmasıyla çözülebileceğini savunuyor. Irak'ta ise Türklerin güneydoğu sınırlarında başkenti Kerkük olan bir Kürdistan kurulması hem de Irak'ın kuzeyindeki Türkmenleri koruyamama endişesi taşıdıklarını yazan The Economist, "Peki Türkler neden Irak'taki Türkmenlerin çıkarları için gösterdiği hassasiyeti kendi toprakları içinde yaşayan kendi Kürt azınlığının çıkarları için göstermiyor?" diye soruyor.
AKP 'sürpriz Avrupalı'
The Economist, Türkiye'yi AB'ye İslami köklerden gelen hükümetin taşımaya çalışmasına dikkat çekiyor. Başbakan Erdoğan ve AKP'yi 'şaşırtıcı biçimde Avrupalı' diye adlandıran dergi, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün İslamcı geçmişlerine rağmen AB yolunda büyük çaba harcadıklarını ifade ediyor. Erdoğan ve Gül'ün eşlerinin birlikte çekilmiş fotoğraflarına yer veren The Economist, Emine Erdoğan'ın önceleri erkek eli bile sıkmadığını, ancak sonra sıkmaya başladığını yazıyor. Dergi, AKP'nin çabasına kuşkulu bakan Kemalist kesim, AB'nin Türkiye'yi almayacağını, hükümetin amacının AB sayesinde ordunun gücünün azaltılarak laik yapıyı bozmak olduğunu düşünüyor. Halkın yüzde 70'inin AB yanlısı olduğunu belirten dergi, "Türkler, AB kurallarının uygulanmasıyla elmadan tuvalet standartına dek her şeyin Brüksel'den belirleneceğini fark ettikçe bu destek azalacak" yorumu yaptı.
'Başbakan'ın eşi de türbanlı'
Tanıtımı izleyenlerin büyük bölümü ekin dengeli olduğu konusunda görüş birliğine vardı. Ancak bazı izleyiciler Hindle'a, Başbakan Erdoğan'ın ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün eşlerinin türbanlı fotoğrafından yola çıkarak The Economist'teki Türkiye ilgili haberlerde neden 'peçeli kadınların, yaşlı insanların ve çamurda oynayan çocukların fotoğraflarına yer verildiğini' sordu. Hindle da verdiği cevapta 'peçeli kadın fotoğrafının kullanılmasının bir amacı bulunmadığını' belirterek Başbakan Erdoğan ve Gül'ün eşlerinin de türbanlı olduğunu söyledi.
Özel ekte bazı yanlışlar da vardı. Bunların arasında en çok göze çarpanı Türkiye ile IMF'nin geçen aralık ayında 10 milyar dolarlık stand-by imzalandığına ilişkin satırlardı. Ayrıca yüzde 9.32 olarak gerçekleşen tüketici fiyatları enflasyonu ekte yüzde 11.4 olarak gösterilmişti. İzleyicilerin bir kısmı da Hindle'ı ekin bazı bölümlerinde örnek olarak Diyarbakır gösterildiği için bir 'Diyarbakır sendromu' içinde olmakla eleştirdi.