Endeks 30 bin sınırını aştı

Borsa, Ekim 1987'de 13.3 puanla günlük endekse geçtikten 18 yıl sonra yeni tarihi zirvesi olan 30.000 puanı devirdi. İşlem hacmi itibarıyla dün 1.085 milyar YTL seviyesini yakalayan İstanbul Menkul Kıymetler Borsası, 30 bin 123 puana ulaştı.


Büyütmek için tıklayınız

İSTANBUL - İstanbul Menkul Kıymetler Borsası dün zorlu bir virajı daha aşarak yeni tarihi zirvesi olan 30.000 puanı da devirdi. 1987 Ekim ayında 13.3 puanla ilk kez günlük endekse geçen İMKB aradan geçen 18 yılda yaşadığı çok sayıda siyasi ve ağır ekonomik krizlere rağmen yoluna devam etti. Ve dün 1.08 milyar YTL'lik işlem hacmi ile 30.123 puana ulaşarak yeni tarihi zirvesine de yerleşmiş oldu.
İMKB, dünya borsalarına kıyasla çok kısa olan 18 yıllık tarihi boyunca çok sayıda koalisyon hükümetiyle yaşanan siyasi krizlerin yanı sıra Türkiye ve dünyada yaşanan ekonomik krizlerle de sarsıldı. 1985 Aralık ayında kurulmasına rağmen organize piyasa olarak Ekim 1987'de faaliyete geçebilen İMKB'ye ve yatırımcılarına ilk darbeyi Özelleştirme İdaresi vurdu. İMKB'ye yönelen yoğun talep karşısında ÖİB'nin art arda yaptığı dev halka arzlar piyasadaki sınırlı parayı da bir anda Hazine'nin kasasına akıttı. Bu İMKB açısından yaklaşık iki yıllık bir bocalama dönemi yarattı. O dönemde neredeyse tüm Türkiye'ye satılan kamuya ait hisselerden vatandaş yıllarca zarar etti. Bu yatırımcıların İMKB'de yaşadığı ilk hayal kırıklığı oldu.
Ardından 1991 yılında yaşanan Körfez Krizi, 1994 yılında Tansu Çiller'in başbakanlık döneminde yaşanan ekonomik kriz geldi. Devalüasyonla sonuçlanan bu krizin izlerini de kısa sürede üzerinden atan İMKB bu kez
1998 yılında yaşanan Asya krizi ile sarsıldı. O dönem yabancı yatırımcı payı az olması yüzünden İMKB'nin dünyanın diğer borsalarına göre daha az yara aldığı Asya krizini ise 2001 yılında Cumhuriyet tarihinin en ağır krizi olarak adlandırılan ekonomik kriz izledi. Ağır ekonomik krize dayanamayan 20'yi aşkın İMKB şirketinin bu dönemde iflas etmesi de borsa yatırımcısının faturasını katladı.
AKP ile tırmanışa geçti
İMKB açısından son önemli viraj ise AKP'nin 2002 Kasım ayında tek parti olarak iktidara gelmesiydi. Türkiye'nin uzun bir aradan sonra ilk kez karşılaştığı tek parti iktidarının IMF ile yapılan anlaşmaya sadık kalarak reformları sürdürmesi piyasaya moral oldu. AB sürecinde atılan önemli adım ve 3 Ekim müzakere süreciyle birlikte yabancıların da Türkiye'ye artan ilgisinden son aylarda İMKB de payına düşeni aldı.
Yabancı payı yüzde 63.2
AB takviminin belirlendiği 2004 Aralık ayından bu yana yoğunlaşan ilgiye bağlı olarak yabancıların Türk borsasındaki payı da hızla arttı. Son verilere göre İMKB'de işlem gören hisse senetlerinin yüzde 63.22'si yabancılara ait. Borsanın lokomotifi büyük hisselerin yer aldığı İMKB 30'da ise bu oran bazı hisselerde yüzde 90'lara ulaşmış durumda.
30 binin üstü hayal mi?
İMKB için kısa vadede 30.000 puanın çok üzeri zor görünüyor. Endeksin teknik olarak 32.000-33.000 puana kadar yükselişini koruyacağı görüşü hâkim. Ancak borsanın bu seviyeyi aşabilmesi için katılımın kuvvetlenmesi gerekiyor. Yoksa kısa vadede olası çıkış 32.000-33.000'i tavan yapabilir.
Ve piyasa bir süre burada dinlenebilir. Bu arada zaman zaman
gelebilecek kâr realizasyonlarıyla İMKB trend desteği olan 29.200 ve 28.400'e geri çekilebilir.
İMKB'ye ilişkin senaryolar bununla da bitmiyor. Son aylarda yabancı yatırımcıların sürekli alımlarına karşın yerli yatırımcının İMKB'ye katılımının sınırlı kalması dengeleri de önemli ölçüde değiştirdi. Yabancıların hisse oranı yükselirken, Türkiye riskleri de artıyor. Başka deyişle yabancılar taşın altına ellerini koymuş durumdalar. Bu durum yabancıların rahat hareket etmesini de zorlaştırıyor. Son dönemde olumsuz çıkan veya algılanan ekonomik verilere piyasanın tepki vermemesi de yabancıların Türkiye'den çıkamayacak kadar büyük portföye sahip olmasına bağlanıyor.
İşte iddialar bu noktada yoğunlaşıyor. Yerli katılımı düşük kaldığı için İMKB'deki kârlarını bir türlü realize edemeyen yabancıların tek umudu yeni alıcıların gelmesi. 'Yeni alıcı gelmezse yabancıların alımları sürer mi?' sorusunun kritik olduğunu belirten borsacılara göre, özellikle 3 Ekim'deki AB müzakere süreci önemli bir gösterge olacak.