Endişeli iş dünyasından siyasilere istikrar çağrısı

Endişeli iş dünyasından siyasilere istikrar çağrısı
Endişeli iş dünyasından siyasilere istikrar çağrısı

TÜSİAD?ın YİK toplantısına iş dünyasının liderleri ile Devlet Bakanı Hayati Yazıcı ve eski Almanya Şansölye Yardımcısı Frank-Walter Steinmeier katıldı. FOTOĞRAFLAR: METİN PALA / AA

*TÜSİAD'ın yaptığı CEO anketi siyasi riskin sürekli yükseldiğine işaret ediyor. TÜSİAD YİK Başkanı Mustafa Koç, 'Gelişmelerden ciddi endişe duyuyoruz' diyor
*Bir an önce sağduyu ortamı oluşması gerektiğini söyleyen TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, ekonominin topyekün kurgulanması gerektiğini vurguladı
Haber: İLKER PEHLİVAN / Arşivi

İSTANBUL - İş dünyası son dönemde artan siyasi gerginlikten endişe duyuyor. Dün yapılan yılın son Yüksek İstişare Konseyi toplantısında konuşan TÜSİAD yönetimi, siyasi ve toplum kesimlerine sağduyu çağrısı yaptı. Toplantıda konuşan Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Mustafa V. Koç, sürdürülebilir büyüme için politik huzur gerektiğini söyledi. TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ da son günlerde yaşanan terör olaylarından dolayı milletçe derin bir acı yaşandığını belirterek, “Ülkemizde bir an önce sağduyunun hakim olduğu ortamın oluşmasına ihtiyacımız var” dedi. Türkiye’nin rekabet gücünü kendisinin artıracağını, kendi pazarını kendisinin yaratacağını ifade eden Mustafa Koç, Türkiye’nin temel ilkeler kayıtsız şartsız kabullenildiği ölçüde verimliliği ve rekabeti yeniden yakalayabilecek nadir ülkelerden biri olduğunu söyledi.

‘Beklentiler iyileşmiyor’
Koç, konuşmasına şöyle devam etti: “Bütün bunları yapabilmek için politik olarak huzur içinde olmamız lazım. Son aylarda yaptığımız TÜSİAD CEO anketinden çıkan sonuçlar da bu noktaya vurguluyor. Üyelerimizin görüş ve beklentilerini bir araya getirmek amacıyla yürüttüğümüz anketler siyasi riskin nasıl sürekli yükseldiğine işaret ediyor. Üretimdeki gerilemenin dip noktasına ulaşılmış olmasına ve ekonomik aktivitenin yavaş yavaş toparlanıyor olmasına karşılık beklentiler maalesef bir türlü iyileşme göstermiyor. Bu da bize içinden geçmekte olduğumuz ekonomik koşulların hiç de kolay olmadığını gösteriyor.”

‘Kışkırtmaya uygun zemin’
Ankette üyelere göre yatırım ortamının başlıca sorunları arasında kayıtdışı ekonomi, hukuki altyapıdaki belirsizlikler, vergi politikası ve siyasi belirsizler yer alıyor. Koç, bu meseleyi çözmeden ekonominin sürdürülebilir bir büyüme politikasına oturmasının mümkün olmadığını vurguluyor.
Mustafa Koç, “Dünyanın 1929’dan bu yana yaşadığı en büyük krizde normal olarak konjonktürden kaynaklanan risklerin ağırlık taşımasını beklerdik. Anketler konjonktürden kaynaklanan riskler kadar makro ekonomik istikrar ve siyasi istikrarın korunmasından duyulan endişelerin de varlığını ortaya koyuyor” dedi. “Siyasette yaratılan gerginlik ortamı, her türlü kışkırtmaya uygun bir zemin oluşturuyor” diyen Koç, “Gelişmelerden ülke adına çok ciddi endişe duyuyor, tüm siyaset ve toplum kesimlerine itidal ve sağduyu çağrısı yapma ihtiyacı hissediyoruz” ifadesini kullandı.

‘Kutuplaşma topluma yansıdı’
Son yıllarda siyaset arenasında görülen keskin kutuplaşmaların, zaman zaman ileri boyutlara ulaşarak topluma da yansımaya başladığına işaret eden Koç, önce laiklik ekseninde ortaya çıkan siyasi çatışmaların toplumu nasıl kutuplaşmaya sevk ettiğine hep beraber şahit olduklarını kaydetti.
Mustafa Koç, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Şimdi de kültürel kimlikler ekseninde ortaya çıkan siyasi çatışmanın toplum içindeki yansımalarına şahit oluyoruz. Siyasilerimiz, kendi siyasi stratejileri adına en keskin söylemleri benimserken, toplum üzerinde yarattığı tahribatı umursamaz görünüyor. Öte yandan terörü meşru gösterdiği izlenimini doğuran tutum ve davranışlardan yeterince de kaçınılmadığı göze çarpıyor. Siyasette yaratılan gerginlik ortamı, her türlü kışkırtmaya uygun zemin oluşturuyor. Bu da, sokaklara çatışmalar olarak yansıyor. Bu kutuplaşma bizi ülke olarak öngörmediğimiz ağır sonuçlara sürükleyebilir. Yükselen işsizlikle gelebilecek sosyal sorunların, bu toplumsal kutuplaşma ile birleşmesi telafisi imkansız zararlara yol açabilir.”

‘Korkumuz ekonomide güven baskısı olması’
Geçtiğimiz dönemlerde ekonominin birçok kez siyasete feda edildiğini ve ülke olarak bu yüzden gelişme potansiyelinin gereğince kullanılamadığını vurgulayan Mustafa Koç, şu açıklamaları yaptı: “Şimdi endişemiz, küresel krizin gölgesinin üzerimizden henüz kalkmadığı bir ortamda, ülkeyi kutuplaştıran bir siyasi iklim yüzünden, ekonominin bir kez daha ciddi bir güven baskısı altında kalmasıdır. Endişemiz, ekonomideki aktörlerin böyle bir ortamda haliyle en küçük bir riskten dahi kaçınması, uluslararası planda kriz performansı nedeniyle nispeten azalan risk primlerimizin siyasi istikrarsızlık nedeniyle yeniden artmasıdır. Büyüme için, dış finansmana erişimi yetersiz, AB üyeliğine doğru yürüyüşü heyecanını yitirmiş, bazı batılı yorumcularca ’Acaba dış politika ekseni kaydı mı?’ diye kuşkuyla bakılan bir ülke olarak güven meselesinin yeniden ekonomi gündemimizin en üst sırasına taşınmasını diliyoruz.”

‘Politik iklime dikkat’
Koç, bu hassas ortamı kuşatan politik iklime her zamankinden daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayarak, her şeyden önce partiler seviyesindeki politik havanın toplumdaki yansımaları konusunda daha sorumlu olunması, ve itidal ve sağduyunun elden kesinlikle bırakılmaması gerektiğini dile getirdi. “Bu ülkede yaşamanın bir gereği olarak on yıllar boyunca her zaman girişimci ruhumuzu yitirmeden riskleri başarıyla yönetme alışkanlığını edindik” diyen Koç, hükümet ve özel sektörün ekonominin risk analizini birlikte yaparsa, en doğru yol haritası ile 2010 sonrasında yeniden yüksek büyümeye erişmenin kapısını aralayabileceğini vurguladı.

Başkan Yalçındağ: Güncel sorunların yanında geleceğe de hazırlanmalıyız

Arzuhan Doğan Yalçındağ, “2010’a girerken terör olaylarının, yaşanan acıların ve kutuplaşmanın son bulmasını diliyorum” dedi.

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, ekonomideki belirsizliklerin ışığında Türkiye’nin bir yandan güncel sorunlara çözüm bulmaya çalışırken, bir yandan da önümüzdeki on yıllara hazırlanması, bu hazırlığın Orta Vadeli Program sınırlarının ötesinde Türk ekonomisinin topyekün kurgulanmasına yönelik olması gerektiğini söyledi. Arzuhan Doğan Yalçındağ, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, son günlerde Türkiye’nin çeşitli yörelerinde yaşanan terör olaylarından dolayı milletçe derin bir acı yaşandığını belirterek, “Ülkemizde bir an önce sağduyunun hakim olduğu ortamın oluşmasına ihtiyacımız var. Biz bu süreçte elimizden gelen gayreti göstermeye, üzerimize düşeni yapmaya hazırız” dedi.

Krizden çıkışta ne olacak?
Yaşanan krizin sıradan bir finans krizi olmanın ötesine geçtiğini, küresel ekonominin yeniden yapılanmasının önünü açtığını kaydeden Yalçındağ, gelişmiş ülkelerin daha önce benzeri görülmemiş bir parasal genişleme politikasıyla krizin derinleşmesine ve finansal sistemin çökmesine engel olmaya çalıştıklarına değindi.
Şimdilik, bu yolun işe yaradığının, bu yaklaşımın işlerin daha kötüye gitmesini engellediğinin görüldüğünü belirten Yalçındağ, şöyle devam etti: “Ancak ekonomik büyümenin yeniden sağlanmasının ve işsizliğin düşürülmesinin tahmin edilenden daha uzun süreceği anlaşılıyor. Üstelik krize karşı önlem almakta gösterilen uluslararası dayanışmanın krizden çıkışta gösterileceğinden de emin değiliz. Çünkü toparlanmanın zamanlaması ve kuvveti ülkeden ülkeye değişiyor. Bu da bizi korumacılık riskiyle karşı karşıya bırakıyor.”

‘Sinerjiyi artırmalı’
Şu sıralarda ekonomideki belirsizliklerin ışığında Türkiye’nin bir yandan güncel sorunlara çözüm bulmaya çalışırken bir yandan da önündeki on yıllara hazırlanması gerektiğini düşündüklerini dile getiren Yalçındağ, şöyle konuştu: “Bahsettiğim hazırlık, Orta Vadeli Program sınırlarının ötesinde Türk ekonomisinin topyekun kurgulanmasına yönelik olmalı. Bu amaçla bir yandan dünya iş bölümünde nerede konumlanacağımızı düşünürken, eğitim sistemimizi, eğitim felsefemizi 21. yüzyılın taleplerine uyarlamamız gerekecek. İş dünyası ile eğitim sistemimiz ve bilim dünyası arasındaki bağları güçlendirerek, sinerjiyi artırmak öncelikli hedeflerimizden olmalıdır.”

‘Kutuplaşma bitsin’
Almanya’da Yeşiller ve Sosyal Demokratlar dışındaki diğer partilerin de bu konuda benzer bir noktaya gelmeleri ümidini korumak istediklerini ifade eden Yalçındağ, AB üyesi bazı ülkelerin siyasetçilerinin de Avrupa’nın çıkarlarını daha fazla gözeterek Türkiye siyasetlerini gözden geçireceklerini umduklarını söyledi.
Sonuçta Türkiye’nin AB üyeliğinin her iki taraf açısından da çok boyutlu yarar getireceğini, önemli sinerji yaratacağını ve dünya dengelerine yapıcı katkıda bulunacak bir gelişme olduğunu vurgulayan Yalçındağ konuşmasını, “2010’a girerken terör olaylarının, yaşanan acıların ve kutuplaşmanın bir an önce son bulmasını, toplumsal huzurumuzun, birlikteliğimizin korunmasını diliyorum” diyerek tamamladı.