'Enflasyon iki haneli olacak'

Devlet Bakanı Ali Babacan, enflasyonun temmuz ve ağustosta iki haneli olacağını ama sonra geri döneceğini söyledi.

ANKARA - Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, dünya ekonomilerinde esen sert rüzgârların etkisiyle enflasyon hedefinin bir iki puan aşılacağını, temmuz ve ağustosta iki haneli enflasyonun görülebileceğini ancak 2007'nin yüzde 4 hedefinden vazgeçilmeyeceğini açıkladı.
Babacan, CNN Türk'te Ankara Kulisi programında ekonomik gelişmeleri değerlendirdi. Babacan, Merkez Bankası Başkanı atamasında gecikmenin adresini Çankaya Köşkü olarak gösterirken, Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD) hükümetin alması gereken önlemlere ilişkin 10 maddelik açıklamasını da basın yoluyla haberdar olmaktan yakındı. TÜSİAD'ın diyalog yerine 'sesimiz var' mesajı vermek istediğini söyleyen Ali Babacan, şöyle konuştu:
TEDBİR BÜTÇE DİSİPLİNİNDE: (Başbakanın cari açığa önlem alınıyor açıklaması ile ilgili soru üzerine) Bütçede disiplinden asla taviz vermiyoruz. Özellikle artık fazla gelirimiz olsa da harcamayacağımızı açıkladık.
Ödenekler de sabit kalacak. Cari açığı kontrolde en önemli etki bütçe disiplini. Bütçe disipliniyle ilgili alacağımız tedbirler en önemli unsur. Onun haricinde serbest kur rejimi, dalgalı kur, en önemli emniyet supabı. Serbest kur olmasa piyasalardaki bu hareketlenmenin kalıcı etkileri olabilirdi.
ENFLASYON BİRKAÇ PUAN AŞABİLİR: Enflasyon hedeflerinde asla değişme yok. Yıl sonu için hedefi yüzde 5'in üzerinde kaydırmamız son derece gereksiz. Temmuz-ağustosta iki haneli rakamları görebiliriz ama sonra geri dönecek. Ama 2007'de yüzde 4 hedefinden asla vazgeçmiyoruz. Bu sene enflasyon hedefimizin üzerine çıkabiliriz ama bu ağacın rüzgarda eğilmesi gibi.
Dünyada esen sert rüzgârların etkisinde bizim enflasyon hedefinden birkaç puan geriye düşmemiz söz konusu olabilecek. Birkaç puanlık artışı tartışıyor olmak bile normalleşme işareti.
DALGALANMA NEREDE DURUR?: (Piyasalardaki dalgalanma ne zaman durulur sorusuna) Özellikle gelişmiş ülkelerde 'enflasyon artacak' endişesiyle merkez bankarının faiz artırımının getirdiği bir hareket. Nerede durur çok net sinyaller yok. ABD ve Japon merkez bankaları faiz artıracak sinyalleri veriyor. En önemli etkiler de borsalarda oldu. Tüm ülkelerde değer kaybı var.
Artık Türkiye ekonomisi normalleşme sürecine giren bir ekonomi. Dışa açık bir ekonomi. Bu süreçte bütçe reformları kamu borçlarını azaltmamış olmamız, ters para ikamesi, mali baskının artık olmaması ve Merkez Bankası'nın para politikalarının elini rahatlatıyor. Son dönemlerde 2002 yılından bu yana TL daha çok tercih edilen para. 2002 yılının kasım ayında mevduatın yüzde 56'sı dövizdi. Bugün döviz yüzde 34'e inmiş durumda.
İŞ DÜNYASIYLA DİYALOĞA AÇIĞIZ: İş dünyası temsilcilerinin açıklamaları, sürece olumlu etki mi yapıyor zorlaştırıyor mu bunu düşünmek lazım. Ortada bir gerginlik yokken gerginlikten söz etmek başlı başına bir gerginlik kaynağı olmaz mı? Taleplerini rahatlıkla doğrudan bize iletebilecekken bunları basın üzerinden öğrenmemiz açıkçası niyet konusunda bazı tereddütler doğuruyor. 10 maddelik önerinin öncelikle bizimle müzakere edilmesini isterdik. Bu istişareler yapılmadan öneri paketleri yapmak ve basından duymak yardım mı, destek mi, pozisyon oluşturma mı, bizim sesimiz var mesajı mı? Diyaloğa açığız.
BİZ GERGİNLİĞİN TARAFI DEĞİLİZ: Asla gerginliğin tarafı, kaynağı, sebebi olmadık. İddia edildiği gibi başlangıç sebebi asla olmadık. Katılımcı, olayları absorbe eden ağırbaşlılıkla karşıladık. Merkez Bankası konusunda biz uygun gördüğümüz arkadaşlarımızı tespit ettik, gönderdik. Tartışmalar nerelere nerelere çekildi. Güvendiğimiz arkadaşlarımızı işbaşına getirmek istedik.
Bu işin siyasi sorumluluğu AKP iktidarında. Merkez Bankası'nda atamaların dışında kendi yaptığı işlere karışmıyoruz. Başarılı olacak arkadaşları atamak istedik. Farklı süreçlerde geciktirildiği zaman biz mi başka noktalar mı sorumlu? (Köşk'ü mü kastediyorsunuz sorusuna) Çok derine inmek belki doğru değil. Biz Türkiye'yi hangi noktaya getirdik buna bakmak gerekiyor.
AB, IMF VE DB: (Hazine Bakanı ve Başmüzakerici şapkasının zorluk yaratıp yaratmadığı sorusu üzerine) Avrupa Birliği (AB) ile ilgili müktesebat bizim üzerimizde. Önemli kararlarda bir araya geliyoruz ama günlük mesai çoğunlukla müktesabat ve bu da ağırlıklı olarak ekonomide yoğunlaşıyor. AB müzakereleri yüzde 80-90 oranında ekonomik konular. İki ayrı konu değil, çalışmaların ortak paydası ekonomi. IMF artık yapısallarla değil bütçe ve para politikası ile ilgilenecek. Dünya Bankası (DB) ile Avrupa Birliği sürecini destekleyecek çalışmalar yapıyoruz.