Envanter

Sevgili Işık Dikmen (Otomotiv Distribütörleri Derneği Genel Sekreteri), geçen pazartesi yayımlanan yazım için "Çok güzel ama senin CV'in (hayat hikâyesi) gibi olmuş" dedi.
Haber: İSKENDER ARUOBA / Arşivi

Sevgili Işık Dikmen (Otomotiv Distribütörleri Derneği Genel Sekreteri), geçen pazartesi yayımlanan yazım için "Çok güzel ama senin CV'in (hayat hikâyesi) gibi olmuş" dedi. Doğrudur. Hakikaten benim yaşımdaki Türklerin hayatı ile Türk Otomotiv Endüstrisi zamansal paralellik gösterir. Recaizade Ekrem'in (1847-1914) 'Araba Sevdası' kitabı 20 yüzyılda İstanbul'daki hayattan kesimler anlatır. Ancak Bu 'araba' istanbullu beyzadelerin kullandığı Landou'lar, Kupeler, yaylılar vs yani at arabalarıdır. Oysa aynı dönemlerin Parisi'nde Londrası'nda Berlinin'de 'auto mobil' yani atsız arabalar boy göstereli çok olmuştu. Hatta 'auto mobil'lerin önünde kaza olmasın diye koşan seyisler kalkmış, trafik polisleri meydana çıkmaya başlamıştı. 1900'lerin hemen başında İngiliz Mc. Adam 'asfalt yolu' icat etmiş, dev petrol şirketi Gulfoil Amerika'da, bugün kullandığımız 'yol kenarı modern benzin istasyonlarını' yapmaya başlamıştı. Türk otomobil endüstrisi Devrim veya Anadol ile değil gerektiği gibi yan endüstriyi de katarak, at arabalarına makas yapan Uzel ailesinin makasları fenni şekilde yapmak için 1940'ta İstanbul'da bir fabrika kurmaları ile başladı. 'Araba Sevdası'nın kahramanı Bihruz Bey'in, Bender fabrikası yapısı iri tekerlekli hafif spor arabaya uzun boylu iki Macar atı koşarak Çamlıca tepesinde 'çapkınlıklar' yaptığı tarihten 20-30 yıl önce ise Carl Benz ve Otto Daimlerin icat ettiği 'benzin motorunu' kullanan otomobiller Avrupa'da yarışıyorlardı bile. Yüzyıl kadar geç kaldık ancak Anadolu insanı bir insan ömrüne sığacak kadar kısa sürede 'hem de Devleti Osmani'de sanayi devrimi yapılamamışken' hayallerini zorlayan at-avrat-pusat üçlüsünün 'At'ına sahip olmak için inanılmaz bir süratle çalışmış ve 27 Avrupa devleti arasında sekizinci otomobil pazarı haline gelmiştir. Ancak bu 'medeni ihtiyaçtan' ülkemizde sadece 6 milyon civarında kişi-aile yararlanabiliyor.
İstatistikler bizler için korku verici. Dünyada en çok otomobil Kaliforniya eyaletinde var. Kaliforniya'da 1000 kişiye 900 civarında otomobil yani nerede ise adam başına bir araba düşüyor. Amerika ve Avrupa ortalaması da aynı. 1000 kişiye 476 otomobil, iki kişiye bir araba. Dünya ortalaması ise 91 araba. 11 kişiye bir araba. Komşumuz Yunanistan'da 1000 kişiye 244 araba düşüyor yani dört kişiye bir araba. Komünizmden yeni çıkmış, 'bize en yakın orana sahip' Romanya'da ise 127 araba. Türkiye ortalaması dünya ortalamasındanda düşük. 1000 kişiye 67 otomobil yani otomobil başına 15 Türk. Peki Romanya kadar olmaya kalksak, 1000 kişiye 60 otomobil daha gerek yani hemen 4 milyon daha otomobil. Yunanistan seviyesine çıkalım desek, 12 milyon otomobil. Peki, bir de girmeye gayret ettiğimiz AB ortalamasını alalım. Tam tamına 28 milyon 630 bin otomobil daha lazım. Kimisi için otomobil lüks, ithalat için dünyanın dövizi gidiyor! Peki ülkede üretilen 823 bin 408 aracın (binek+hafif ticari) 508 bin 409 adedinin ihraç edildiğini söylesek.
Geriye kalan 314 bin 998 adedinin ülkemizde satıldığını, bu durumda toplam pazar içindeki 691 bin 226 adet araçtan 376 bin 228 adedinin ithal edildiğini belirtsek, yani 508 bin 409 adet ihracata karşın 376 bin 228 adet ithalat. 'Almadan vermek Allah'a mahsustur' deriz. İthalat yapın ki ihracat yapasınız. 2004'te toplam ihracatımız olan 62.8 milyar dolar içinde otomotivin 10 milyar doları geçtiğini bilirimisiniz? Sevgili devletimizi 80 yıldır yönetenler İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa gibi metropollerde toplu taşımacılığı geliştirmiş, vatandaşların balık gibi değil insan gibi bindiği belediye otobüsleri ve arabesk hüngürdemeler ve sigara dumanları arasında seyahat edilen minibüsler yerine, modern metrolar, doğru dürüst yürünebilir kaldırımlar, dinlenebilecek parklar yapmış olsalardı, otomobil, Batı dünyasında olduğu gibi sadece 'insana hürriyet veren' bir vasıta olarak algılanabilirdi. Yani bugün İstanbul trafiğinde saatlerce direksiyon başında beklemekten başka ne yapabilirsiniz? Aynı sürenin iki mislini, vapur, minibüs, otobüslerde geçirir, vasıta değişimi aralarında da yürürsünüz, sağlıklı yaşam için iyidir diyorlar!
Okuyucu mektupları birikti. Önümüzdeki pazartesi cevaplayacağım.