Erdoğan: Şimdi çözmeli

Ekonomik ve Sosyal Konsey (ESK), sosyal güvenlik reformunu ele aldı. Başbakan Erdoğan, "Genç nüfus en büyük avantajımız. Ancak nüfus yaşlandığında, sosyal güvenlik açıkları sürdürülemez olacak. Reformdan amaç, tüm vatandaşlara aynı standartlarda kaliteli hizmet" dedi.

ANKARA - Sosyal güvenlik reformu, sosyal tarafların katılımıyla yapılan Ekonomik Sosyal Konsey'de (ESK) ilk kez ele alındı. İşçi ve işveren kesimleri tasarılarla ilgili itirazlarını hükümete doğrudan iletme olanağı elde ederken, sosyal güvenlik sisteminde kazanılmış hakların kaybedilmesinin ve yükün artırılmasının kayıt dışılığı artıracağı, dolayısıyla reformdan beklenen faydanın elde edilemeyeceğine dikkat çekti. Sosyal tarafların temsilcilerinden oluşturulan çalışma grubunun aralık ortasına kadar uzlaşma arayışını sürdürmesi kararlaştırıldı.
Başbakan Tayyip Erdoğan başkanlığındaki ESK toplantısı 4.5 saat sürdü. Toplantıya, bakanlardan Abdüllatif Şener, Ali Babacan, Kemal Unakıtan Murat Başesgioğlu, Mehdi Eker ve Ali Coşkun'un yanı sıra bürokratlar, işverenler ve sendikalar ile sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı.
Erdoğan, sosyal güvenlik sisteminin açığının sürdürülemez boyutlara ulaştığını, önlem alınmadığı takdirde ülkenin geleceğini ipotek altına alacağını ifade etti. Ülke nüfusunun 25-30 yılda yaşlanacağını ifade eden Erdoğan, "Şu anda en önemli avantajımız genç nüfusa sahip olmamız. Nüfus yaşlandığında sistemi sürdürmek mümkün değil. 25-30 sene sonra almak zorunda kalacağımız önlemler şimdikinden daha ağır olur" dedi.
'Partimizde yer yok'
ESK toplantısında Erdoğan ile Kamu-Sen Genel Başkanı Akyıldız arasında tartışma yaşandı. Akyıldız'ın, "Almanya'da sosyal güvenlik alanında düzenleme yapıldı. Bunun ardından 10 avroya varan müracaat ücreti alınmaya başlandı ve bu da Schröder'in sonunu getirdi" yönündeki sözleri üzerine, Başbakan Erdoğan, "Siz siyasete atılmalısınız" karşılığını verdi. Bircan Akyıldız "Partinizde boş yer var mı?" diye sorunca Erdoğan'ın, "Partimizde sizin gibi düşünenlere boş yer yok" dediği öğrenildi.
Toplantıda IMF konusuna da değinen Başbakan Erdoğan, gençliğinde kendisinin de IMF'ye karşı olduğunu dile getirerek, "Ama sorumluluk alınca işin öyle olmadığını görüyorsunuz" diye konuştu.
Toplantının bitiminde açıklama yapan Şener, tarafların sosyal güvenlik alanında reform yapılması konusunda uzlaşma içinde olduğunu ifade etti. Şener, tasarılarla ilgili olarak toplumun tüm kesiminin görüşlerini almak istediklerini, bu nedenle kısa bir zaman içerisinde yapılacak ikinci toplantıda, ESK üyesi olmayan diğer sosyal tarafları da dinleyeceklerini söyledi. Uzlaşılamayan konularda ESK üyelerinin temsilcilerinin katılımıyla bir çalışma grubu oluşturulduğunu kaydeden Şener, bu çalışmanın aralık ortasına kadar tamamlanmasını hedeflediklerini kaydetti. Şener, bir gazetecinin, toplantıda Başbakan Erdoğan'ın, "Kabul edilemez 8 madde" olduğunu söylediğine ilişkin sözleri üzerine de, "Öyle bir ifade olmadı" dedi.
Türk-İş: Kayıt dışı artar
Türk-İş uzmanları toplantıda yaptıkları sunumda, konfederasyonun Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası kanun tasarısının 56 maddesi, Sosyal Güvenlik Kurumu yasa tasarısının 22 maddesi ve primsiz ödemeler yasa tasarısı'nın beş maddesinde çekinceleri bulunduğunu ifade etti.
Türk-İş Başkanı Salih Kılıç da, 'reform' diye takdim edilen yasal düzenlemelerin sistemin sorunlarına çözüm sağlamayacağına inandıklarını söyledi. Kılıç, "Getirilmek istenen düzenlemeler yalnızca yükümlülüklerin artırılmasına ve hakların daraltılmasına dayandırılmaktadır" diye konuştu.
Hak-İş Başkanı Salim Uslu, yeni düzenlemelerin kayıt dışı ya da sistem dışı çalışanların sisteme dahil edilmesini sağlayacak yeterlilikte olmasıyla aktüaryel dengelerin sağlanacağını, sosyal devletin gerektirdiği yükümlülüklerin yerine getirilebileceğini söyledi. Uslu, 'Müktesep hak korunacak' denilmesine rağmen, 7 bin gün prim ödeme gün sayısının 9 bin güne çıkarılmak istenmesinin, ülke gerçekleriyle bağdaşmadığını belirtti.
Uslu, "Ortalama çalışma süresi, mevsimlik ve geçici çalışmanın yoğunluğu ve yeni iş yasasındaki esnek çalışma düzenleri dikkate alındığında 9 bin günü doldurmak imkânsız gibidir" diye konuştu.
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi de, "Sağlığın ve sosyal güvenliğin finansmanına bütçeden katkı sağlanması kaçınılmazdır. Reform niteliğinde bir girişimin, öncelikle bu konuları kapsaması, tefeci ve rantiyeye aktarılan kaynağın yanında 7 kez daha küçük olan 'açık' kavramının baskılayıcı etkisini aşması gereklidir" dedi.
'Kurumun parası işçinin'
TİSK'in toplantıda sunduğu raporda ise devletin sisteme prim katkısında bulunmasının öngörüldüğü, ancak işverenler üzerindeki prim yükünün ağırlaştırıldığı ifade edildi. Yeniden ele alınan sosyal güvenlik sisteminin aktüaryel altyapısının iyi kurulmasının önemine vurgu yapılan raporda, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı'nın içinde bulunduğu mali nedeniyle oluşan açıkların görece olarak daha iyi durumdaki SSK'nın kaynaklarıyla düzeltilmesine yönelik girişimden kaçınılması gerektiği belirtildi.
'Çiftçi dışarıda kalıyor'
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar da sosyal güvenlik kurumu yönetimi oluşturulurken kurum yönetiminde çiftçilerin temsili konusunda gereken hassasiyetin gösterilmediğini söyledi. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası yasa tasarısında yer alan 'tarımsal faaliyet' ifadesinin 'çiftçilik' olarak değiştirilmesini, çiftçi tanımının tasarıda yer almasını isteyen Bayraktar, "Tasarı bu haliyle yasalaşırsa çiftçliğin önemli kısmı kapsam dışına çıkacak ve Sosyal Yardımlar ve Primsiz Ödemeler Kanunu kapsamına geçmek durumunda kalacaklardır" dedi.