'Eskiye dönüs beklemeyin'

Devlet Bakanı Ali Babacan, Merkez Bankası'nın düzenlediği 'Enflasyon Hedeflemesi: Uygulama ve Olası Sorunlar' konulu uluslararası konferansta enflasyon hedeflemesi rejimine geçişi 'tarihi dönüm noktası' olarak nitelendirdi.

İSTANBUL - Devlet Bakanı Ali Babacan, Merkez Bankası'nın düzenlediği 'Enflasyon Hedeflemesi: Uygulama ve Olası Sorunlar' konulu uluslararası konferansta enflasyon hedeflemesi rejimine geçişi 'tarihi dönüm noktası' olarak nitelendirdi. Babacan Türkiye'nin enflasyon hedeflemesinin gerekli önkoşullarını gerçekleştirdiğini ve 1 Ocak'tan itibaren enflasyon hedeflemesine geçtiğini belirtip, "Merkez Bankamızın, bu yeni rejimi gündeme getirdiği ilk günden itibaren, hükümet olarak arkalarında çok kuvvetli şekilde durduğumuzu, onlara sonsuz destek verdiğimizi burada açıkça ifade etmek istiyorum" dedi.
Merkez Bankası'nın tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar şeffaf ve etkin çalışmayla ekonominin temel aktörü olarak görevini yerine getirmeye başladığını kaydeden Babacan, AB süreciyle beraber kararlı şekilde uyguladıkları ekonomik programın ülkeyi çok farklı ortama soktuğunu belirterek "Eski ortamlarda bazı menfaatleri olan, eskiyi özleyenler varsa, bunlar daha çok beklerler" diye konuştu. Uzun yıllar istikrarsızlık ve güvensizliğin hakim olduğu Türkiye'nin artık birçok politikada olduğu gibi ekonomide de öngörülebilir ve sürdürülebilir bir döneme girdiğini kaydeden Babacan şunları kaydetti:
"Kim eski o popülist politikalara dönerse, onu tarih asla affetmez. On yıllar sonra elde edilen bu başarıları, kazanımları kaybetmek Türkiye'ye yapılabilecek olan en büyük ihanettir".
Merkez'e tam destek
Türkiye'de uygulanan serbest kur rejimi kapsamında kurla ilgili ne ima edilen bir hedef, ne de bir bant aralığı olduğuna dikkat çeken Babacan, önceki dönemlerde Türkiye'nin adını koyabileceği bir kur rejimi bile bulunmadığını söyledi. Babacan, üç yıllık süreçte kur rejiminden taviz vermediklerini kaydederek, "İçerde ve dışarıda olabilecek gelişmelere karşı kur rejimimiz önemli bir sigorta. Tüm tabloyu göz ardı edip, kur üzerinde durup, 'her şey aynı kalsa da, kur şu noktadan bu noktaya gitseydi farklı bir şeyler olurdu' diye yorumlar yapmak abesle iştigal. Kurdan medet umma dönemi de geçti" diye konuştu.
Türkiye'nin kronik bir problemi olan borç stokuyla ilgili dinamiklerin değiştiğini ifade eden Babacan, 2001 yılında GSMH'nın yüzde 16.4'ü kadar olan kamu kesimi borçlanma gereğinin 2004'te yüzde 4.7'ye, 2005'te 0.9'a düştüğünü anlattı. Babacan, 2006 yılında ise ilk kez kamu kesiminin GSMH'nın yüzde 0.7'si kadar fazla vermesinin beklendiğini kaydetti. Kamu net borç stokunun 2001 yılında yüzde 90.5 olan GSMH'ya oranının bu yıl sonu itibarıyla da yüzde 55-57 arası bir rakama inmesini beklediklerini söyleyen Babacan, borç stokuyla, kamu maliyesiyle ilgili gelişmelerin faizlerin düşüşünü de beraberinde getirdiğini sözlerine ekledi.
Babacan 2002'de yüzde 62.7 olan Hazine'nin iç borçlanma faizinin, 2005'te 16.3'e düştüğünü, 2006'da yüzde 14'ün altına ineceğini söyledi. Bakan Ali Babacan, borç stokuyla ilgili iyileşmenin ardındaki temel faktörün bütçe disiplini olduğunu da kaydetti.
Merkez Bankası'nın tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar şeffaf ve etkin çalışmayla ekonominin temel aktörü olarak görevini yerine getirmeye başladığını kaydeden Babacan, 1993-2002 döneminde ortalama tüketici enflasyonunun yüzde 73.25 olduğunu hatırlattı. Enflasyonda gelinen nokta kadar beklentilerdeki değişimin de önemine işaret eden Babacan, "Ortaya konan hedef ile piyasa beklentisi arasındaki fark 1 puana kadar indi" dedi. "Türkiye artık o eski günlere artık dönmeyecek" diyen Babacan, şöyle devam etti: "Kim eski o popülist politikalara dönerse, onu tarih asla affetmez. On yıllar sonra elde edilen bu başarıları, kazanımları kaybetmek Türkiye'ye yapılabilecek olan en büyük ihanettir."
İstihdam odaklı reform
Babacan, son üç yılda elde edilen başarının kalıcı olabilmesi için de yapısal reformlara devam edeceklerini, yapısal reformların bundan sonra istihdam odaklı süreceğini açıkladı. Türkiye'ye kalıcı olarak rekabet gücü kazandırmanın yolunun eğitimden geçtiğini de vurgulayan Babacan, "Eğer biz rekabet gücümüzü artırmak istiyorsak, cari açığı bir gün cari fazla yapmak istiyorsak, bütün bunların arkasında iyi bir eğitim sistemi yatıyor" dedi. Babacan, yıllardır 'birkaç noktaya takılma yüzünden' eğitim konusunda iyi mesafe alınamadığını da savundu. AB süreciyle beraber kararlı şekilde uyguladıkları ekonomik programın ülkeyi çok farklı bir ortama soktuğunu ifade eden Ali Babacan, şöyle dedi:
"Eski ortamlarda bazı menfaatleri olan, eski ortamları özleyenler varsa, bunlar daha çok beklerler. Artık o günlere kesinlikle geri dönüş yok. Artık tüm ekonomik aktörlerin, yatırımcılarımız, sanayicilerimiz ve ihracatçılarımızın yeni ortama mutlaka ayak uydurmaları gerekmektedir."
'Çerçeve hükümetten'
Elde edilen başarıda siyasi irade ve kararlılığın önemini vurgulayan Babacan, siyasi irade arkasında durmuyorsa hiçbir kurumun alabileceği mesafe bulunmadığını dile getirdi. Babacan şunları söyledi: "Bütün bağımsız kurumlarımız, kurullarımız şunu bilmelidirler ki çerçeve, hükümet, Meclis tarafından çizilir. Bütün ekonomik program çerçevesinde her kurum üzerine düşen görevi yapar ve bunların arkasında da hükümet, siyasi irade, güçlü bir şekilde durur."
Düşük enflasyon için bağımsızlık
Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, "Enflasyon hedeflemesi para politikasında son nokta değil, tam tersine süregelecek evrim sürecinin parçasıdır" dedi. Konferansın açılışında konuşan Serdengeçti, "Merkez Bankası, ne kadar bağımsız olursa enflasyonun düşürülmesinde o kadar etkili çalışmalar yapılır" diye konuştu. Serdengeçti. 2006 Ocak ayında tam enflasyon hedeflemesi rejiminin nasıl devreye girdiğini anlattı. Türk Lirası'ndan 6 sıfır atılması ve fiyat endekslerinin hesaplanmasında farklı yöntemlerin kullanılmasının tam enflasyon hedeflemesi rejimine geçilmesinde çok önemli olduğunu vurgulayan Serdengeçti, bu dönemde karar verme sürecinin de daha etkili hale getirildiğini ifade etti. Türkiye'de şu anda esas büyümenin kaynaklarının değiştiğini ve ekonomik büyümede özel sektörün payının artığını kaydeden Serdengeçti, "Sıkı ve muhafazakâr para politikasının ekonomide daralmaya neden olmadığını gösterdi. Dolayısıyla sürdürülebilir büyümeyi yüksek düzeyde de tutabiliyorsunuz" diye konuştu. Serdengeçti, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Portföylerde Türkiye şu anda yukarıya giden yol izlemektedir. Türkiye'nin ekonomi politikası reel sektörün daha rekabetçi hale gelmesini sağladı. Böylelikle kronikleşmeye başlamış olan açıklar kapanmaya başladı. Kısa vadeli yerine uzun vadeli ve doğrudan yabancı yatırımlarda artışlar görülmektedir."
'Bağımsızlık fiili olmalı'
Merkez Bankası'nın bağımsızlığının siyasi baskıdan uzak, para ve mali politikaların uygulanabilmesini sağladığını vurgulayan Serdengeçti, bağımsızlıkla enflasyon arasında doğrudan bağlantı olduğunu söyledi. Serdengeçti, bağımsızlığın fiili bir bağımsızlık olması gerektiğini, bunun için de kendi bütçesini kontrol etmesi, atamaların merkezi olarak yapılması gerektiğini kaydetti. Serdengeçti, AB kredilerinde Merkez Bankası'nın bağımsızlığının önemine değindi.
Bollard: Konuta önlem alın
Yeni Zelanda Merkez Bankası Başkanı Alan Bollard, ülkesinde enflasyon hedeflemesi döneminde ev fiyatlarının yükseldiğini, para birimlerinin değer kazandığını söyledi. Bollard, Merkez Bankası'nı çok önemli aşamaları geçerek enflasyon hedeflemesine geçtiği için kutladı. Bollard, 1980'li yılların başında büyük reform başlatıldığını vurgularken "Hiçbir şey kutsal olmadı. Bütün alanlara girildi" ifadesini kullandı. Bollard, bu süreçte şeffaflık ve inandırıcılığın yanı sıra Merkez Bankası'nın bağımsız olmasının öneminin altını çizdi. Yeni Zelanda'nın enflasyon hedeflemesi deneyiminden çıkarılacak dersler konusuna da değinen Bollard, bu dönemde gayrimenkul fiyatlarında yaşanabilecek iniş ve çıkışlara dikkat çekti.
Ülkesinde gayrimenkul fiyatlarında iki önemli çıkış ve iniş gerçekleştiğini, fiyatların önce yüzde 20 arttığını sonra gerilediğini anlatan Bollard, aktif fiyatlarına yönelik de tedbir alınması gerektiğini söyledi. Bollard, "Ev fiyatları patladığında gelirlerin önemli kısmı ona ayrılıyor. Yeni Zelanda'daki ev fiyatındaki artışı düşürdük, ama bir bedeli oldu" dedi.