'Etkilenmiyoruz demek saflık olur'

Devlet Bakanı Ali Babacan, piyasalarda yaşanan dalgalanmanın ağırlıklı olarak dış faktörlerden kaynaklandığını söyledi. Babacan, iç faktörlerin de olduğunu ve önemli olduğunu ancak dış faktörler kadar önemli olmadığını kaydetti.

İSTANBUL - Devlet Bakanı Ali Babacan, piyasalarda yaşanan dalgalanmanın ağırlıklı olarak dış faktörlerden kaynaklandığını söyledi. Babacan, iç faktörlerin de olduğunu ve önemli olduğunu ancak dış faktörler kadar önemli olmadığını kaydetti. Babacan, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu üyeleriyle gerçekleştirdiği toplantının ardından basına bir açıklama yaptı. Babacan, toplantıda bankacılık sektörünün şu anki fotoğrafıyla ilgili bir sunuş aldıklarını, Bankalar Birliği'nin bankacılık sektörünün geleceğine nasıl baktığına ilişkin görüşlerini dinlediklerini söyledi.
'Açık pozisyonlar kalmadı'
Ali Babacan, şöyle devam etti: "Piyasaların dalgalanmasında payı daha ağır olan dış faktörlerle ilgili zaten yapılacak en önemli iş böylesi bir dalgalanmaya hazırlıklı olmaktı ki biz hazırız dalgalanmaya. Kamu kesimiyle, özel kesimiyle, bankacılık sektöründe biz buna hazırız. Bankacılık sektörünün açık pozisyonları yok denecek kadar az bir miktarda. Kur inmiş çıkmış, artık bilançoları etkilemiyor. Biz bankacılık sektörünü yakından takip ediyoruz. Banka banka ve sektörün tamamına sürekli bakıyoruz ve inceliyoruz. İçeride ve dışarıda olabilecek şoklara karşı artık sektör çok daha korunaklı bir halde. Dolayısıyla eski dönemlerle bugünü hiçbir zaman karşılaştırmamak lazım."
Bakan Babacan, "Türkiye artık açık bir ekonomi, sermaye hareketlerine açığız. Serbest kur rejimi var. Dolayısıyla dışarıdaki gelişmelerden mutlaka etkileneceğiz ama bu gelişmelerin ekonomimizin bütünü üzerindeki etkisi mutlaka sınırlı olacaktır" dedi.
Kuru beğenmeyenler hep olacak
İleride de böyle hareketler olabileceğini anlatan Babacan, Türkiye'nin bugün uygulanan makroekonomik programla Irak savaşını yaşadığını, 2004-2005'te sermaye çıkışları yaşandığını, bunun ilk defa olan bir şey olmadığını, her zaman her an olabilecek bir hareket olduğunu söyledi. Babacan, G-3 denilen ABD, Avrupa ve Japonya Merkez Bankalarının aldıkları kararlar bulunduğunu, petrol altın ve emtia fiyatlarında rekor düzeyde artışlar olduğunu belirterek, böylesi bir ortamda Türkiye'nin hiç etkilenmeyeceğini düşünmenin 'saflık' olacağını söyledi.
Piyasalar belirleyici
Babacan, şöyle devam etti: "Türkiye'ye etkisi olacaktır, ama makroekonomik dengeler üzerindeki etkisi mutlaka sınırlı kalacaktır. Artık Türkiye'de kurdaki aşağı ya da yukarı hareketleri bir problem kaynağı olarak algılamak ya da sunmanın son derece yanlış olduğunu düşünüyorum. Serbest kur rejiminde kur aşağı da iner yukarı da çıkar ama şu olacaktır. Şu andaki kurun seviyesini hep beğenmeyenler olacaktır. Herkesin aklında farklı bir kur vardır. Çok indi çok çıktı diye yorumlar olacaktır. Bunlara da artık hep beraber alışacağız. Çünkü her bir kurun memnun ettiği ve mutsuz ettiği kesimler var. Biz 'doğru kur piyasa tarafından belirlenir' diyoruz, 'piyasanın oluşturduğu kur doğrudur' diyoruz. Merkez Bankası da bu konudaki açıklamaları gerektiği zaman yapıyor."
'Bazı kelimeleri zamanında, yerinde kullanmak gerekir' diyen Babacan, "Teknik hata yapmamak lazım. Hâlâ bir devalüasyon kelimesi duyuyoruz. Uyarılarımıza rağmen, teknik hatadır dememize rağmen bu hatayı ısrarla yapanlarda bir kasıt aramak istemiyorum. İnşallah bir kasıt yoktur" dedi.
Politikalar değişmeyecek
Seçimler gelirken enflasyonda ve bütçe disiplininde bir fedakârlık olup olmayacağı yönünde sorular sorulduğunu ifade eden Babacan, "Böyle bir şey yok" dedi. Türkiye'nin kısa zamanda elde ettiği kazanımların halkın farkında olduğunu söyleyen Babacan, "Bizim halkımızın böylesine kazanım olarak gördüğü, benimsediği bir hedeften sapmamız, taviz vermemiz mümkün değil. Buna biz hükümet olarak izin vermeyiz, millet de zaten izin vermez. Onun için temel konularda, temel politikalarda asla taviz, asla değişiklik yok" diye konuştu.
'Seçim ekonomisi' lügattan çıksın
Devlet Bakanı Ali Babacan, 'seçim ekonomisi' tabirini herkesin unutması gerektiğini ifade ederek, "Çünkü olmayacak ayrıca bunun tecrübesi de yaşanmıştır. Bunun üzerine hâlâ bu konularda şöyle olacak, böyle olacak diye spekülasyon yapmak, endişeler etrafa yaymanın açıkçası kimseye faydası yok. Seçim ekonomisi ifadesi lügatlardan çıkarılsın" dedi. 2004 yılı martında yapılan yerel seçimlere karşın yüzde 6'lık faiz dışı fazla hedefinin yüzde 7 olarak tamamlandığını anımsatan Ali Babacan, spekülasyonlar yapmanın ve etrafa endişeler yaymanın kimseye faydası olmayacağını söyledi.
Türkiye'de 10 günlük dönemde dış faktörlerin yanı sıra ağırlığı daha az olmakla birlikte iç faktörlerin de etkili olduğunu anlatan Babacan, enflasyon rakamlarının piyasa beklentilerinin üzerinde çıktığını, finansal enstrümanların vergilendirilmesiyle ilgili bazı 'gri yani net anlaşılamayan alanlar olduğunu bu konuyu net ifade eden düzenleme için Gelir İdaresi Başkanlığı'nın en kısa zamanda netleştirmesini beklediklerini söyledi. Babacan, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından iade edilen Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısı'nın iade gerekçelerinin dikkatle incelendiğini belirterek, mümkün olan en kısa zamanda ilgili komisyonlardan ve Meclis Genel Kurulu'nda kabul edilmesi konusunda gayret gösterdiklerini söyledi. Babacan, Meclis kapanmadan önce bu konunun netliğe kavuşmasını beklediklerini söyledi.
Cari açıkta revizyon yapılmadı
Güncel olayları gelici ve geçici olarak değerlendiren Devlet Bakanı Ali Babacan, yapısal alanda alınan kararlarla, ekonomi ve bankacılık sisteminin geleceğinin çok daha önemli olduğunu söyledi. Ali Babacan, cari açık konusunda resmi bir revizyon olmadığını dile getirerek ancak bazı piyasa raporlarında bunları gördüklerini belirtti. Babacan bunun da ağırlıklı olarak petrol fiyatlarındaki artış ve turizm sektörü gelirlerindeki düşüşten kaynaklandığını söyledi. Revizyonların bir bütün olarak bakıldığında temel politikalarda değişikliği gerektirecek bir unsur bulunmadığını söyledi.



Özince: İstikrarın kıymetini bileceğiz
Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Ersin Özince, bankacılık ve finans sektörünün uluslararası hangi karşılaştırma yapılırsa yapılsın çok sığ olduğunu, büyümeye ve gelişmeye ihtiyacı bulunduğunu belirterek, "Bunun için de istikrara hapimizin tam inancı var. Bu ufak tefek dalgalanmaların da bu istikrarı zedeleyecek hiçbir yönü olduğunu düşünmüyorum. Bu konuda Bankalar Birliği yönetim kurulunun öngörülmemiş bir tavır birliği içinde olduğunu söyleyebilirim" diye konuştu. "Piyasalar bizim toplantımızın beş dakikalık bir bölümünü işgal etti" diyen Özince, "Ekonomik dengelerin bütün zamanların en iyilerinden bir tanesi olduğunu düşünüyorum. Elimizdeki istikrarın kıymetini bileceğiz. İnançlı bir şekilde devam edeceğiz. Türkiye daima yöresinin yıldızı olacaktır. Türkiye'den çıkan yatırımcı olursa onun yerini biz kapatırız" diye konuştu. Özince, "dalga niye bu kadar büyük oldu?" sorusu üzerine şu yanıtı verdi: "Büyük mü oldu? O sizin değerlendirmeniz. Biz artık risk yönetimine çok farklı bir açıdan bakıyoruz. Eskiden olduğu gibi bütün risklere ekspoze değiliz. Dolayısıyla bu tür etkileri çok fazla abartmamamız lazım. Biz artık günlük olaylardan etkilenmeyecek kadar istikrara ve kendimize güveniyoruz." 'Kara Cuma tanımlaması sizce doğru mu?' sorusuna ise Özince, bu tanımı ne teknik ekibinden, ne de arkadaşlarından duymuş olmadığını ifade etti.
Ersin Özince bir gazetecinin 'Brezilya, Arjantin en fazla etkilenen, bizde ise iki misli...' sözleri üzerine, şunları söyledi: "Olabilir de, siz niçin bu kadar endişe ediyorsunuz? Pozisyonunuz mu var? Ben İş Bankası Genel Müdürü olarak endişe etmiyorum. Siz niye endişe ediyorsunuz. Bu hangi vatandaşımızı bu kadar üzdü acaba. Bunlar spekülatif gelişmeler Yani herhalde en çok kısa vadeli pozisyonu olan yabancı yatırımcıdan bahsediyoruz değil mi? Aramızda bunu temsil eden var mı? Onlar değerlendiriyorlar. Onlar profesyoneller."


Stopajda gri alanlar netleşecek
Babacan'ın piyasalardaki dalgalanmaların bir nedeni olarak gösterdiği iç faktörlerin içinde yer alan finansal enstrümanların vergilendirilmesiyle ilgili yatırımcılar tarafından net anlaşılamayan unsurlar olduğunu anlattı. Gri alanlar ifadesi kullanan Babacan şunları söyledi: "Finansal enstrümanların vergilendirilmesiyle ilgili bazı gelişmeler oldu biliyorsunuz. Yani o gri alanların bir an önce 'şundan vergi alınır şundan vergi alınmaz' diye netleştirilmesini bekliyoruz. Yani stopaj doğar mı doğmaz mı gibi algılamalarda bazı boşluklar var yerli ve yabancı kuruluşlarımızda. Bu algılamadaki boşlukları kapatacak net bazı açıklamalar... daha doğrusu 'şundan vergi alıyoruz bundan vergi almıyoruz' konusunun açıklığa kavuşması gerekiyor. Gelir İdaresi bunun için yoğun şekilde çalışıyor."
Vergi kalkmayacak
Bir gazetecinin yüzde 15'lik stopaj oranında değişiklik olup olmayacağı sorusuna ise Babacan, "Değişiklik yok. Verginin kalkması falan yok. Yüzde 15 kalıyor. Bunun çerçevesi asla değişmez. Bizim dönemimizde değişmez" yanıtını verdi. Geçtiğimiz hafta basında yer alan haberlerde, Maliye Bakanlığı'nın bankaların yüzde 15 stopajdan kaçınmak için türev piyasalarını kullanmalarının ardından Deutsche Bank'ta inceleme başlattığı belirtilmiş ancak Gelir İdaresi Başkanvekili Osman Arıoğlu ve Deutsche Bank, herhangi bir incelemenin söz konusu olmadığını söylemişti. Bu yıl başından beri tüm yatırım araçlarına yüzde 15 stopaj uygulanıyor. Bankalar bu verginin çok yüksek olduğunu belirterek, oranın en azından 5 puan düşürülmesini istiyor.