Faiz artırımı kapıda

Çarşamba toplantı
Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, Başkan Durmuş Yılmaz'ın çağrısı üzerine çarşamba günü olağanüstü toplanıyor. Yılmaz, "Toplantıda faiz artırımı kararı alınması orta vadeli hedeflerimize ulaşmak açısından Para Politikası Kurulu'nun gerekli tepkisi olarak değerlendirilmelidir" dedi.
'Aklın yolu bir'
Faiz artırımının orta vadede enflasyon hedefini olumsuz etkilemeyeceğini belirten Yılmaz, şunları söyledi: "Benim bir oyum var. Diğer üyelerin ne yönde karar alacaklarının üstüne ipotek koymam doğru olmaz. Ancak benim oyumun rengi de söylediklerimden belli. Aklın yolu da birdir."
'Kuru izlemeyiz'
Döviz kuruyla ilgili olarak Merkez Bankası'nın piyasaları arkasına yaslanıp izlemeyeceğini belirten Yılmaz "60 milyar dolar rezervimiz var. Koşulların oluşması durumunda müdahaleden kaçınmayız" diye konuştu. Yılmaz, haziran enflasyonunun yüksek çıkacağını tahmin ettiğini söyledi.
Ruhi Sanyer'in haberi
Haber: RUHİ SANYER / Arşivi

İSTANBUL- Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, Başkan Durmuş Yılmaz'ın çağrısı üzerine çarşamba günü olağanüstü olarak toplanıyor. Gazetelerin ekonomi müdürleriyle dün sabah kahvaltılı bir sohbet toplantısı düzenleyen Başkan Durmuş Yılmaz içine girilen yeni dönemin koşullarının gözden geçirileceğini belirterek bir faiz artırımının sinyalini verdi ve gerekirse kura müdahale edeceklerini de ifade etti. Durmuş Yılmaz'ın çeşitli konulardaki görüşleri şöyle sıralanıyor:
Haziranda enflasyon yine yüksek çıkacak: Mayıs enflasyonuna YTL'nin değer kaybının etkisi yarım puandır. Buna altın ve petrol fiyatlarındaki hareketler de dahil edildiğinde toplam etki 0.65 puandır. Bu etki haziranda da sürecek. Dolayısıyla enflasyonun haziranda da yüksek olacağını tahmin ediyorum.
Faiz artırımıNDA AKLIN YOLU BİRDİR: Ekonomimiz normalleşme sürecine girdi. Bankacılık sektörümüz daha sağlıklı. Mali baskınlık oldukça azaldı. Bu yapının doğal bir sonucu politika aracına (kısa vadeli faize) ilişkin alınacak bir önlemin sonuçları bakımından bu alanlara olası etkileri sadece kısa vadelerle sınırlı, orta vadede ise uyumlu olacaktır. Diğer bir ifadeyle faizdeki olası bir artırım sadece enflasyon açısından orta vadeli hedeflerimize ulaşmak açısından Para Politikası Kurulu'nun gerekli tepkisi olarak değerlendirilmelidir. Yeni bir durumla karşı karşıyayız. Bu durumu değerlendirmek için toplanıyoruz. Kurulda bir oyum var, diğer üyelerin bugünden ne yönde karar alacaklarının üstüne ipotek koymam doğru olmaz. Ancak benim oyumun rengi de söylediklerimden belli. Aklın yolu da birdir.
Fırsatçılık yapılmasın: Kur arttı diye bunu hemen fiyatlara yansıtmamak lazım. Hepimiz aynı gemideyiz. Herkes yaşanan son gelişmelerin orta ve uzun vadedeki etkilerini iyi incelemeli.
Ücretlere ilave zam gündeme gelmemeli: Bugün itibarıyla reel sektörün 2006 yılı için işçileriyle beklenen enflasyona göre kontrat yaptıkları yaptığı ve enflasyonun hedefin biraz üzerinde gerçekleşeceğinden hareketle ilave ücret zammı talebi gündeme gelebilir mi? Bence gelmemesi gerekir, çünkü kısa vadeli maliyetle katlanılabilmeli. Çünkü uzun vadeli faydalar kısa vadeli maliyetlerden çok daha yüksek oluyor. Ekonomik programda geçici sapmalar olmasına rağmen hedefe ulaşılacağına inanıyoruz. Hükümet sıkı maliye politikasını sürdürüyor, faiz dışı fazladan taviz vermiyor.
Neden hemen toplanmıyoruz: Bugün de toplanabilir ve karar alırdık. Yarın (bugün) piyasalar açıldığında yepyeni bir durumla karşılaşılabilirdi. Vermek istediğimiz mesaj şu: Soğukkanlı olalım, paniğe kapılmayalım, herşey kontrol altında. Bir de piyasaların enflasyon rakamlarını nasıl fiyatlandırdıklarını, nasıl değerlendirdiklerini, nasıl davrandıklarını da görmek istiyoruz. Çünkü karar alırken piyasanın ne düşündüğünü bilmemiz yararlı olur. Ancak Para Politikası Kurulu'nun olağanüstü toplanacağı haberinin piyasalara etkisi olacağını düşünüyorum.
Yüzde 5'lik hedef agresif: Hedefin belirlendiği dönemde Para Politikası Kurulu'nun üyesiydim, dolayısıyla kararda benim de sorumluluğum var. Hükümet ve Merkez Bankası oturdu bu kararı verdi. Evet agresif bir karar ama bu şunu gösteriyor: Biraz risk alarak ve beklentileri daha iyi yöneterek 30 yıllık enflasyon belasından kurtulabiliriz diye düşünüldü. Bu riski alalım dedik ve aldık. Artık geriye dönüp keşke demek son derece yanlış, hedef hedeftir. Artık geriye dönüp bunu tartışmanın anlamı yok. Gereği neyse yapılmalıdır ama bir risk unsuru vardı bu doğru.
Kredibilitemize zarar vermez: Eğer Merkez Bankası enflasyon hedefinin neden tutturulamadığını doğru şekilde açıklarsa kredibilite kaybına uğramaz, aksine güçlenir, mühim olan niçin gerçekleşmediğini iyi anlatmak.
60 milyar dolarımız var, gerekirse müdahale ederiz: Türkiye'de serbest piyasa ekonomisi var. Riskini, getirisini değerlendiren gelir yatırım yapar. Bu dönemde Türkiye'den çıkan yabancı sermayeye hain demeyiz. Merkez Bankası piyasaları sandalyede arkasına yaslanıp seyretmek gibi bir pozisyonda da değil. Finansal istikrardan da sorumlu, kur seviyesinin diğer makroekonomik değişkenlere nasıl etki edeceği konusunda da fikir sahibi almak ve dikkate olmak zorunda. Değerlendirmeyi yaparken makro temellere bakıyoruz, kişisel değerlendirmelerimizi katıp duruş belirliyoruz. Elimizde 60 milyar dolarlık rezerv var, bu rezervi kullanmaktan kaçınmayız. Bu kararı almamız için bizim değerlendirmemizdeki şartların oluşması gerekir. Bu şartların ne olduğunu söyleyemem. Çünkü hiçbir merkez bankası kartlarını açıklayacak kadar şeffaf olmaz. Ancak başarılı olacağına kanaat getirdiğimiz anda müdahalemizi yaparız.
Siyasi riskler Türkiye'nin gerçekleri: Bunlar Türkiye'nin gerçekleri. Cumhurbaşkanlığı seçimleri, erken veya zamanında yapılacak seçimler hep demokratik ülkelerde yaşanan olaylar. Bunlar esnasında birtakım riskler ortaya çıkabilir, dalgalanmalara neden olabilir. Biz bunları alacağımız kararlarda bir veri olarak kabul ediyoruz. Bunları yok saymıyoruz. Zaten bunların yönetilmesini, yönlendirilmesini birinci elden yapamayız. Onlar bizim alacağımız kararlara bir veri olarak giriyor. Ekonominin artık normalleşme sürecine girdiğini düşünüyoruz. Alacağımız kararlarda artık ekonominin normal işlemesini yani ders kitaplarında nasıl olacağı yazıyorsa, faiz kararının sonucu Batılı ülkelerde diğer verileri nasıl etkiliyorsa bizde de bu şekilde olsun diyornuz. Yok saymıyoruz ama aradaki bağı biraz koparmak istiyoruz. Yapmaya çalıştığımız beklentileri daha iyi yönetmek ve ekonominin normalleşmesiyle alınan kararların gelişmiş ülkelerdeki gibi tepki vermesi.
Merkez Bankası'Nın bağımsızlığına sahip çıkarım: Merkez bankalarına bağımsızlık verilmez, onlar bağımsızlıklarını yasayla alırlar. Bağımsızlığımıza gölge düşürecek siyasi girişimlere karşı çıktım ve her zaman karşı çıkarım. Biz Merkez Bankası mektebinde yetiştik, damarlarınızda o mektebin kültürü var. O olaydan sonra (Merkez Bankası'nın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın AKP Grup toplantısında yaptığı piyasalara müdahaleye ilişkin açıklamasının ardından yayımladığı tek cümlelik duyuru) sayın başbakanla görüşmedim. Devlet Bakanı Sayın Ali Babacan beni aradı ve açıklamamız nedeniyle hükümetin herhangi bir rahatsızlığı olmadığını söyledi. Olaydan birkaç gün önce Bankalar Birliği'ndeki toplantıda likidite meselesiyle ilgili talep gelmiş ve kendisi de ilgililere Merkez Bankası ile görüşme yapın demiş. Bundan sonra da gerekirse bu tür açıklamalarım olacaktır.
Sıcak paranın en spekülatif kısmı çıktı: Sıcak paranın en spekülatif kısmı dalgalanmalar sırasında Türkiye'den çıktı. Ancak rakamın basında yer alan 9-10 milyar doların çok altında olduğunu düşünüyorum. Talep yerli kurumsal ve bireysel yatırımcının satışıyla karşılandı. Yerlilerin pozisyonunda bir değişiklik yok. İhracatçılarımız ihracat bedelini daha kısa sürede getiriyor. Yazın da iyi bir turist dövizi gelirse daha da rahatlarız.
'Garibanizm felsefem yok'
Yılmaz henüz birtakım eksiklikleri tamamlanamadığı için başkanlık konutuna geçmemiş. Merkez Bankası Başkanı Yılmaz 'Konuta geçme konusunda basında çıkan haber ve resimlerden dolayı tereddüdünüz mü var? Biliyorsunuz bazıları bu olayı Beyaz Türklerin geri plana itildiği noktasına kadar götürmüştü' şeklindeki soruya şu yanıtı verdi:
"O açıdan tereddütüm yok. Yazılanlardan çizilenlerden rahatsız olmadım. Rahatsız olmadım derken evin önünde çirkin bir şekilde ayakkabı filan durması iyidir demiyorum. Söylediğim şey şu. Ben Merkez Bankası Başkanı oldum. Toplumla aramda bir hizmet mukavelesi var. Dolayısıyla toplum kendisine hizmet edeni tanımak durumunda. Basının da bir görevi var. Beni topluma tanıttı. Hiç rahatsız falan olmadım. Ben ayakkabının orada durmasını, düzensizliği savunuyorum diye bir şey yok. Köylülük iyidir diye bir düşüncem yok. Garibanizm felsefem falan da yok. Hayatımda aynı masada oturduğukm arkadaşımla rekabet etmedim. Hep kendimle rekabet ettim. Felsefem bu".
Hedef tutmazsa hesap verecek
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz sohbette yüzde 5'lik 2006 enflasyon hedefinin tuturulmasının mümkün görünmediğini söyledi. Yılmaz enflasyonun 'yüzde 5 artı eksi yüzde 2'lik bant' içinde kalması amacıyla gerekeni yapacaklarını söyledi. Enflasyon hedeflemesine geçen Merkez Bankası, haziran enflasyonunun açıklanmasının ardından Türkiye'de bir ilki de gerçekleştirecek. Durmuş haziran sonu itibarıyla yıllık bazda enflasyon bandının üst sınırı olan yüzde 8.5'in aşılması durumunda yasa gereği kamuya açıklama yapacaklarını belirterek şunları söyledi:
"Yasamızın 42. maddesi gereği enflasyon hedeflemesinde bandın dışına çıktığımız anda neden hedefi tutturamadığımızı anlatmak durumundayız. Eğer haziran ayı enflasyonunun gelişinden sonra bu durumla karşılaşırsak bir anlamda sözleşme yaptığımız halkımızdan özür dileyeceğiz ve neden hedefi tutturulamadığını izah edeceğiz. Merkez bankaları bağımsızdır. Ancak bunun da bir bedeli vardır.
O da hesap verebilirliktir. Eğer enflasyonda bandın dışına çıkarsak alınacak önlemler konusundaki önerilerimizi de hem hükümetle, hem de IMF ile paylaşacağız"