Fischer: Türkiye Avrupa için 'XXL'

Almanya eski Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Joschka Fischer, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) için 'XXL' diye tanımlanabilecek büyüklükte olduğunu söyledi. Fischer, 'Türkiye'nin büyüklüğü, mevcut AB ülkelerinin vatandaşlarını ürkütüyor.
Haber: ÇAĞRI BİLGİN / Arşivi

ZÜRİH - Almanya eski Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Joschka Fischer, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) için 'XXL' diye tanımlanabilecek büyüklükte olduğunu söyledi. Fischer, 'Türkiye'nin büyüklüğü, mevcut AB ülkelerinin vatandaşlarını ürkütüyor. Çünkü Türkiye nüfusuyla bütçeden alacağı büyüklükle endişe yaratıyor" dedi.
Türkiye'nin, müzakere sürecinde başta Fransa, Avusturya ve Almanya olmak üzere AB ülkeleri vatandaşlarına kendini iyi anlatması gerektiğini vurgulayan Fischer, "Türkiye, saklanması gereken bir ülke değil, başarı hikâyeleriniz var. Avrupa'ya topyekûn çıkın, başarı hikâyelerinizi herkese anlatın. Bunu yaparsanız önyargılar biter, itirazlar ortadan kalkar" diye konuştu.
'AB yolunda rayda kalın'
Joschka Fischer, Soysal Danışmanlık'ın Multi Türk Mall'un ana sponsorluğuyla Zürih'te düzenlediği, 'Perakende Liderler Konferansı'nda Türk perakende sektörüne seslendi. 150 Türk işadamı ve şirket üst düzey yöneticisini bir araya getiren konferansta konuşan eski bakan Fischer, AB yoculuğunda Türkiye'yi hep desteklediğini, hâlâ yanında olduğunu ısrarla vurguladı.
Fischer, şöyle konuştu: "Ben Türkiye'nin AB'ye tam üye olmasına çok sıcak bakıyorum. Sonbaharda müzakereler sıkıntılı bir döneme girebilir. Hatta geriye doğru gidiş de olabilir, zorlu bir dönem olacak. Ama siz fevri olmayın, gemileri yakmayın, O dönemi iyi atlatın.
Türkiye'ye karşı tepkileri de anlıyorum. Siz de tepkilere sinirlenmeyin, duygusal davranmayın. AB yolunda raydan çıkmadan ilerleyin. Sadece hükümetleri ikna etmek yetmez. AB ülkelerinin vatandaşlarını da
önemseyin. Onlara kendinizi iyi tanıtın, anlatın. Gidin Fransa'ya anlatın kendinizi. Ekonominizin dışında, müziğinizi, sinemanızı... Yani sanatçı ve aydınlarınızla da ön plana çıkın. Çünkü Fransa kamuoyu ikna edilmeyi bekliyor, genişlemeden korkuyor. Fransızlar Türkiye'den çok genişlemeye hayır diyor."
Türkiye Avrupa'da mı?
Türkiye ile ilgili endişeleri olan AB üyelerinin hangi konuların üzerinde durduklarını onların bakış açısıyla anlatacağını belirten Fischer, şöyle dedi: "Sakın yanlış anlamayın ben Türkiye'nin AB'ye katılımına sıcak bakıyorum ve destekliyorum. Fakat Fransa, Avusturya ya da bir başkası, yani AB içinde var olan Türkiye ile ilgili net kaygıları bilmenizde fayda var.
Birincisi Türkiye coğrafi olarak Avrupa'da mı? Buna evet diyen var hayır diyen var. İkincisi Türkiye'de öyle bölgeler var ki gelir yaşam koşulları arasında uçurumlar var. Üçüncüsü bazı bölgeler çok muhafazakar ve dinin etkisi fazla. Dördüncüsü; Türkiye'nin nüfusu onları kaygılandırıyor. Çünkü Türkiye'nin bütçeden alacağı pay çok olacak. Bu açıdan Türkiye'nin AB'ye katılımı küçük bir ülkeninki gibi olmayacak, doğal olarak bu mantıklı görünen bir eleştiri."
'Üyeliğiniz çok önemli'
Fischer, AB'nin Türkiye'yle, Türkiye'nin de AB ile ortak çıkarlarının daha ağırlıkta olduğunu belirterek, şöyle konuştu: "Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği yeni gelişen tehditlere karşı en güzel cevap olacak. Çünkü Türkiye modern bir İslam ülkesinin en güzel örneği. Dinden taviz vermiyor ama laikliği elden bırakmıyor, demokrasiye sahip çıkıyor. Türkiye, tehditlerle dolu bölgesinde önemli ve örnek bir güç olarak öne çıkıyor."
'Azınlıklara cömert, teröre karşı katı durun'
Almanya eski Dışişleri Bakanı Joschka Fischer, Türk perakende sektörü temsilcilerinin, 'Gelecekte bir Kürt devletinin kurulması söz konusu olur mu, eğer olursa Türkiye'yi nasıl etkiler?' sorusunu şöyle yanıtladı: "Türkiye Cumhuriyeti'nin toprak bütünlüğünün önemini herkes biliyor. Kimse de aksini düşünmüyor. Türkiye'nin teröre karşı katı tutum sergilerken, azınlıklara ise cömert davranması gerekiyor. Böyle bir politika sergilemek, Türkiye'nin toprak bütünlüğünü tehdit etmez. Örneğin biz Almanya olarak mevcut federal sistemimizden çok memnunuz. Zamamında federal sisteme geçmeseydik, belki bugün çok fazla zorlanıyor olacaktık."
'Çin 'ayı'ya dönüşürse asıl sorunu göreceğiz'
Fischer, Çin ile Hindistan'ın dünyada önemli ekonomik güç haline dönüşmeye aday olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: "Çin şu anda borsacıların deyişiyle 'boğa pazarı' konumunda. Yani, üretimi artıyor ama tüketimi de artıyor. Ama Çin önümüzdeki dönemde 'ayı'ya dönüşecek. Yani, çok büyük ihracat yapar hale gelecek. Zaten bu süreç başlamış durumda. O zaman ABD bile Çin'in karşısında küçük kalacak. Bugün Almanya tek başına Çin'den gördüğü bir haksızlığa tepki verirse, Çin umursamıyor. Aynı tepkiyi Brüksel ortaya koyarsa o zaman ciddiye alınıyor. Çünkü, AB'nin merkezi olan Brüksel 450 milyon Avrupalıyı temsil ediyor."
'Metroseksüel'lik bitiyor şimdi 'überseksüel'lik moda
Dünyanın önde gelen beş trend analizcisinden biri olan, bu alanda 12 kitabı bulunan ve halen ABD'nin dev reklam ajansı JWT'nin başkan yardımcılığını yürüten Marian Salzman, Zürih'teki 'Perakende Liderler Konferansı'nda pazarlamada yeni trendleri anlattı. Salzman, 2003 yılında 'yılın kelimesi' seçilen 'metroseksüel' kavramını ilk kez Yeni Zelanda'da kullanmalarıyla birlikte pazarlama dünyasında yaygınlaşmaya başladığını vurguladı. Salzman, şunları söyledi:
"Metroseksüel erkek, homoseksüel olmayan ancak estetiğe de önem veren bir yapıya sahip. Kadınlarla daha iyi anlaşıyor, dar kot pantolon giydiğinde poposunun nasıl göründüğüne önem veriyor. Ancak, dünyada 'metroseksüel' erkek tipi şimdi yavaş yavaş yerini 'überseksüel'e bırakacak gibi görünüyor. Çünkü erkekler belki de fazla kadınsı algılanmalarına tepki olarak, kendi dünyalarını daha fazla yansıtmak istiyor. Yani, daha geleneksel erkekliğe doğru bir dönüş var. Yine ellerine nemlendirici sürüyorlar ama kadınsı görünmemeye özen gösteriyorlar."
'Kadın hemen yatmak istiyor'
JWT Başkan Yardımcısı Marian Salzman, Türk perakende sektörünün önde gelen patron ve yöneticilerine New York'ta yapılan bir araştırmanın sonuçlarını şöyle aktardı:
"Çalışan kadınlara ve erkeklere, 'Kaçıncı buluşmada, birlikte yatmayı düşünür ve önerirsiniz' sorusu soruldu. Erkekler, 'Dört veya beşinci buluşmada' yanıtı verdi. Kadınlar ise çok daha aceleci çıktı. Çünkü kadınlardan, 'Birinci veya ikinci buluşmada birlikte olmayı düşünürüm. Çünkü o kadar oyalanacak zamanım ne yazık ki yok' yanıtı geldi.
'Marka fahişeleri çoğalıyor'
JWT Başkan Yardımcısı Marian Salzman, belirli markalara odaklanıp, onlara sadık kalmayan, 'Ucuzu veya fiyatı en uygunu neredeyse onu alırım, çatır çatır da pazarlığımı yaparım' diyen tüketicileri, 'marka fahişeleri' olarak niteledi. Salzman, şunları söyledi:
"Aslında markaya sadık olmak, sevgiliye veya eşe sadık olmak gibidir. Eskiden sayılı markalar vardı. Şimdi marka sayısı çok. Marka bağımlılığı da çok değişti. Tüketici artık fiyata çok daha duyarlı, geçmişten beri kullandığı markalarda ısrarcı olmuyor. Hiçbir markaya sadık olmayan tüketicilerin sayısı giderek artıyor. Bu durum da market markalarının payını artırıyor."