G20'den küresel krize karşı 1.1 trilyon dolarlık paket

G20'den küresel krize karşı 1.1 trilyon dolarlık paket
G20'den küresel krize karşı 1.1 trilyon dolarlık paket

Dünya ekonomisinin yüzde 90?lık bölümünü temsil eden ve aralarında Türkiye?nin de bulunduğu 20 ülkenin lideri krize çözüm için Londra?da bir araya geldi. FOTOĞRAF: AFP

G20 liderleri IMF'nin kaynaklarını 750, bölgesel kalkınma bankalarının kaynaklarını ise 100 milyar dolar artırma kararı aldı. Dünya ticaretine ise 250 milyar dolarlık destek sağlanacak

LONDRA - Tüm dünyayı sarsan yüzyılın ekonomik krizinin çözümü için Britanya’nın başkenti Londra’da bir araya gelen G20 liderleri yeni bir dünya düzeni için önemli adımlar attı. Dünyanın en önemli ekonomilerinin liderleri, IMF’ye küresel krize karşı kullanması için 750 milyar dolar aktarmaya karar verdi. Dünya ticaretinin canlandırılması için 250 milyar dolar, Dünya Bankası’nın da aralarında bululunduğu kalkınma bankalarına 100 milyar dolar tahsis edilecek
Ancak dün sona eren G20 Zirvesi’nde  ABD?ve İngiltere’nin istediği canlandırma paketleri konusunda bir ortak görüş oluşturulamazken, yayınlanan sonuç bildirgesinde yeni bir dünya düzeni için önemli sayılabilecek şu düzenlemeler yer aldı:
* Liderler ekonomilerin tekrar büyümesinin sağlanması ve istihdamın artırılması için görüş birliğine vardı. Bunu sağlamak için de koordineli şekilde parasal genişleme dahil tüm çaba gösterilecek.
Ancak bu amaçla yürürlüğe konacak ekonomiyi canlandırma paketlerinin hacmi konusunda bildirgede bir açıklık yok. ABD, Britanya ve Japonya, hükümetlerin daha büyük canlandırma paketlerini devreye sokmaları gerektiğinin altını çiziyor. Hatta Japonya Başbakanı Taro Aso buna karşı çıkan Almanya Başbakanı Angela Merkel’i ‘sorunu anlayamamakla’ eleştirmişti. Fransa da, Almanya ile birlikte yeni ve daha büyük bir canlandırma paketine gereksinim olmadığını savunuyordu. 

IMF’nin kaynakları artırılacak

* Krizlerde itfaiyeci rolü oynayan IMF’nin kaynaklarının artırılması da liderlerin üzerinde mutabakata vardığı konulardan biriydi. IMF’nin 250 milyar dolar olan kaynağına 750 milyar dolarlık ilave daha yapılacak. Artış üye ülkelerin katkısı ve IMF’nin piyasalardan gerçekleştireceği borçlanmayla karşılanacak. Dünya Bankası’nın da aralarında bulunduğu uluslararası kalkınma bankalarına 100 milyar dolar verilecek. Bu arada gelişmekte olan ülkelerin IMF dahil uluslararası mali kuruluşlarda daha fazla oy ve söz hakkı sahibi olmasını sağlayacak düzenlemeler 2011’in ocak ayına kadar tamamlanacak.
* Faizleri ciddi şekilde düşüren merkez bankalarının ihtiyaç bulunması halinde geleneksel olmayan önlemleri de almaları konusunda görüş birliğine varıldı. Liderler hem bankacılık sistemini güçlendirecek, hem de tekrar büyümeye dönüşü sağlayacak politikalar konusunda mutabakata vardı. Bu önlemlerin ne ölçüde uygulandığının değerlendirmesini de IMF (Uluslararası Para Fonu) yapacak. 
* Artık hiçbir ülke rekabetçi konuma geçmek için yıkıcı devalüasyon yapmayacak. Bu işin denetimini ve değerlendirmesini de IMF yapacak.
Sonuç bildirgesindeki bu taahhütler bugüne kadar ‘yangınları söndüren bir itfaiye’ olarak bilinen IMF’nin rolünün de yeniden tanımlanmaya başlandığı anlamına geliyor. Bu taahhüt yakın zamana kadar parasının değerini düşük tutarak ihracat rekorları kıran Çin gibi ülkeleri zorlayacak.
* Son dönemde ardı ardına yürürlüğe konan ekonomiyi canlandırma paketlerinin enflasyon yaratmasından endişe eden liderler kriz sonrası yürürlüğe konan mali politikalardan güvenilir çıkış önlemlerinin uygulanmasını, bankacılık ve mali sektörün desteklenmesini kararlaştırdı.

Mali sisteme sıkı denetim

* Liderler Mali İstikrar Forumu yerine küresel makroekonomik ve mali risklerin önceden tespiti, bunların önlenmesi icin başvurulacak çareleri IMF ile birlikte belirleyecek yeni bir Mali İstikrar Kurulu oluşturulmasına karar verdi.
Türkiye’nin de üye olduğu Mali İstikrar Forumu’nun amacı uluslararası mali piyasaları etkileyen kırılganlıkları tespit etmek, izlemek ve mali istikrardan sorumlu otoriteler arasında koordinasyonu sağlamak suretiyle bilgi paylaşımını geliştirmekti. Ancak yeni Mali İstikrar Kurulu’nun IMF ile birlikte daha güçlü bir rol oynaması hedefleniyor.
* Krizin en önemli nedenlerinden birinin denetim yetersizliği olduğuna karar veren liderler denetimin başta bankalar  olmak üzere tüm mali kuruluşları, tüm yatırım araçlarını ve tüm piyasaları kapsayacak biçimde genişletilmesine karar verdi. Bugüne kadar trilyonlarca dolarlık risk alarak mali sistemleri zorlayan hedge fonlar da yeni dönemde denetim altında olacak.

Prim ve ücretlere sınır

* Zirvede milyarlarca dolarlık zararlarla geldikleri iflasın eşiğinden kamunun kurtardığı mali kuruluşlar ve bankalarda dağıtılan milyonlarca dolarlık primler de görüşüldü. Mali İstikrar Forumu önemli mali kuruluşlar ve bankalar için ortak bir ücret ve prim sistemi getirecek. Konuyla ilgili çalışmalar zirve sonrası başlayacak. Özellikle prim sistemi başarıya endeksli olacak.
* Vergi cenneti olarak bilinen ülkeler ve merkezler  konusunda ortak hareket edilecek. İstenilen bilgileri vermeyenlere yaptırım uygulanacak ve adları ‘kara liste’de yer alacak. Son günlerde aralarında İsviçre’nin de bulunduğu birçok vergi cennetinin ‘bankacılık sırrı’nı da baskılar sonucu yavaş da olsa rafa kaldırmaya başlaması bu girişimin başarıya ulaşacağını gösteriyor.
* Muhasebe standartlarının yeniden düzenlenmesi, varlıkların değerlendirilmesi ve zararlara ayrılacak karşılıkların belirlenmesi gibi mali sistemle ilgili birçok konu da zirvede ele alındı.
* Krizde batan banka ve şirketlere ‘yıldızlı pekiyi’ verdikleri için eleştirilen ve denetlenmeleri istenen kredi reyting kuruluşlarıyla ilgili bir karar da alındı. Kredi reyting şirketleri geçmişteki gibi başıboş ve denetimsiz bırakılmayacak.
* Liderler geçtiğimiz yılın kasım ayında Washington’daki zirvede verdikleri ‘ticarete yeni korumacılık engelleri getirmeme’ taahhütünün süresini 12 ay daha uzattı. G20’nin tüm üyeleri korumacılığın dünya ticareti için en büyük tehlike olduğunu belirtmekle birlikte kamuoyunun baskısıyla mal bazında da olsa korumacı önlemleri alma girişiminde bulunuyor. Dünya Ticaret Örgütü  her üç ayda bir yayımlayacağı raporla serbest ticareti engelleyici uygulamaları bir ‘utanç listesi’yle teşhir edecek.

Küresel ticaret için destek paketi

* Küresel ticaretin canlandırılabilmesi için iki yıl süreli ve 250 milyar dolar büyüklüğünde bir finansman paketi üzerinde anlaşmaya varıldı. Bankaların finansman sağlama konusundaki çekimserlikleri nedeniyle dünya ticaretinde ortaya çıkan tıkanmayı aşmak için sağlanacak kaynak (ihracat kredisi)  ülkelere yatırım kurumları ve çok uluslu kalkınma bankaları aracılığıyla kullandırılacak. (Radikal) 

Brown: Yeni bir dünya düzeni kuruluyor
Britanya Başbakanı Gordon Brown,  G20 Zirvesi’nden sonra yaptığı basın toplantısında yeni bir dünya düzenin doğmakta olduğunu söyledi ve ‘Yeni bir uluslararası işbirliği dönemine giriyoruz’ dedi. Başbakan Brown bu arada IMF’nin dünyanın en yoksul ülkelerine yardım için altın rezervlerinin bir kısmını satacağını belirtti. IMF’nin önümüzdeki 2 veya 3 yıl içinde satacağı altın miktarının 6 milyar dolar olacak.
Başbakan Brown, IMF’nin dünya ekonomisinin önümüzdeki yıldan itibaren canlanmaya  başlayacağını tahmin ettiğini belirterek ‘IMF büyümenin yüzde 2’ye ulaşacağını tahmin ediyor. Küresel düzeyde  canlandırma paketlerinin büyüklüğünü 2010 sonuna kadar 5 trilyon dolara ve büyüme hızını da yüzde 4’e ulaştırmayı hedefliyoruz’ dedi.
 G20 Liderler Zirvesi sonbaharda Japonya’da yeniden toplanacak.
Zirvenin sonuçları ‘bırakıp gideceğini’ söyleyen Fransa Devlet Başkanı Nicolas Sarkozy ile yeni ekonomik canlandırma paketlerine karşı çıkan Alman Başbakanı Angela Merkel’i bile memnun etti. Sarkozy memnuniyetini ‘Sonuçlar umduğumuzdan çok daha iyi’ sözleriyle ifade ederken, Merkel de ‘Tarihi bir uzlaşmaya varıldı’ diye konuştu. 

Obama: Tarihi toplantı

ABD Başkanı Barack Obama, G20 toplantısının ardından yaptığı açıklamada  anlaşmanın global ekonomik toparlanma yolunda bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Barack Obama, ekonomik büyümeyi sağlamak ve krizin bir kere daha olmasını önlemek için atılan adımları emsalsiz olarak değerlendirdi.  Obama global ekonominin daralmakta olduğu dönemde yapılan bir günlük zirveyi verimli ve aynı zamanda tarihi olarak tanımladı. (ap)