'Galataport usule uygun'

Başbakan Erdoğan, Galataport ihalesindeki usulsüzlük iddialarını yanıtladı: "Bunlar yakıştırma. Konu önümüze gelecek, gereği neyse onu yaparız."

ANKARA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Galataport ihalesinde usulsüzlük iddialarını 'yakıştırma', "Türkiye'nin ekonomik sıçrama sürecini engelleme" çalışmaları olarak niteledi ve "TÜPRAŞ ve Galataport ile ilgili konu henüz bizim önümüze gelmiş değil. Gelecek, göreceğiz ve bakacağız, burada herhangi bir şey var mı, yok mu? Varsa biz de bunlara karşı gereği neyse onu yaparız" dedi. Erdoğan, Galatoport ihalesini alan şirketin İsrail kökenli patronu Sami Ofer ile görüşmediğini söyledi. Erdoğan, Türkiye Vergi Şampiyonları Ödül Töreni'nde Galataport ihalesindeki usulsüzlük iddialarıyla ilgili soruları yanıtladı. Erdoğan, "Muhalefetin sert eleştirileri, usulsüzlük iddiaları var. Yüce Divan gündeme getiriliyor. Ne diyeceksiniz?" sorusu üzerine şunları kaydetti:
'Hazmedemeyenler var'
"Usulsüzlük iddialarını kabul etmem mümkün değil. Bunların hepsi Türkiye'deki bu süreci olumsuz olarak izleme gayreti içinde olanların, Türkiye'nin bu ekonomik sıçrama sürecini geçmişte olduğu gibi engelleme gayreti içerisinde olanların yakıştırmalarından başka bir şey değil. Yıllarca bu ülkede 'Niçin özelleştirme bu kadar ağır gidiyor, niçin özelleştirme yapılamıyor?' diyenler şimdi ne yapacaklar; 'Burada usulsüzlük var' diyecekler. Türk Telekom'da rakam nerelerdeydi, bizim dönemimizde nerelere çıktı? Bunu hazmedemeyenler, engellemek isteyenler maalesef bu tür yakıştırmalarla kafa bulandırmaktan başka bir şey yapmıyor. Tüpraş ve Galataport ile ilgili konu henüz önümüze gelmiş değil. Gelecek, göreceğiz, burada herhangi bir şey var mı, yok mu? Varsa biz de bunlara karşı gereği neyse onu yaparız." 'İnceleme başlattığınız doğru mu?' sorusu üzerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Hayır benim verdiğim böyle bir talimat yok. Bunların hepsi yalan. Zaten söylenen yalana artık çok alıştık. Bu yakıştırmalara ayrıca üzülüyorum. Türkiye hızla yürümektedir. Bu konuda medya destek olması gerekirken, bir şeyler araştırmanın, aramanın gayreti içerisinde.
'Ofer'le görüşmedim'
Benim kimseyle, ifade edildiği gibi, Ofer ile Başbakanlık'ta veya bir başka yerde görüşmem olmadı. Kaldı ki her müteşebbisle görüşürüm. Özelleştirmeye katılmak isteyenlerle görüşürüm. Görüşmemi engelleyecek bir şey mi var? Bütün medyanın, basının önünde yapılan açık artırma var. Bu açık artırmayı hepimiz izliyoruz. Ondan sonra bu yakıştırmayı yapmak çok çirkin değil mi?" dedi. 'TÜPRAŞ'ın bir kısım hissesinin satışının gizli' haberlerine dikkat çekilmesi üzerine ise Erdoğan, "Olur mu öyle şey? Bunların hepsi, hamiline yapılmış olan satışlar. İsteyen gider alır. Kimsenin engelleme hakkı yoktur. Kim burada daha fazla parayı verirse, bunu alır. Geçmişte 'En fazla parayı kim verirse ona satarım' diyenler, şimdi kalkıp, buna karşı direniş içine giriyorlar. Bunlar çok çirkin. Türkiye'nin önünü kimse kesmesin, kesemezler. Devlet şu anda, bu ülkenin yararına olacak ne varsa, bunu yapmaktadır. Burada yerli sermaye de, yabancı sermaye de bu rekabete girebilir. Bunun içinde yer almasından, bizim memnun olmamız lazım" diye konuştu.
'Kudurmuştan beter'
Başbakan Erdoğan, Türkiye Vergi Şampiyonları Ödül Töreni'nde yaptığı konuşmada ekonomiye ilişkin şu mesajları verdi:
"Bizim petrollerimiz yok. Bizim için en önemli kaynak vergidir. Türkiye'de kayıt altındaki vergiyle kayıt dışını karşılaştırdığımız zaman bu korkunç bir şekilde milletin aleyhinedir. Bugün biz matrah olarak yüzde 40'ı teşkil eden bir matrahtan vergi alıyoruz. Yüzde 60'ı kaçaktır. Eğer ki şu kayıt dışını kayıt altına alabilirsek, bunun nereye varacağını, Türkiye'nin nasıl bir take-off (sıçrama) yapacağını düşünün. Vergi matrahı arzu ettiğimiz düzeyde değil. Bize vergi oranlarının düşürülmesi yönünde sürekli talep geliyor. Biz bu adımı attık, vergi oranlarını indirdik, daha da indireceğiz. Ancak 'İndirirseniz bu kaçaklar ortadan kalkar' deniyor. Kusura bakmayın ağır bir ifade kullanacağım ama alışmış kudurmuştan beterdir. İndirdiğimiz şeyler var. İndirdiğimiz halde hala aynı yürüyüşünü devam ettirenler var. İstiyoruz ki bizim sanayicimiz daha çok kazansın ve daha çok vergi versin. Biz sermaye düşmanı bir iktidar değiliz. Her ne kadar bazıları büyük sermaye ile yan yana, bunlar işçi düşmanı diyorlarsa da, biz inanıyoruz ki ülkemizdeki sermaye ne kadar güçlü hale gelirse istihdamımız o kadar artacak. Ama bir taraftan da ülke kaynaklarının acımasızca sömürülmesine de tahammül edemeyiz. Bunun için de yapılması gereken neyse onu yapmak durumundayız. Ekonomi bizim iktidarımız döneminde geldiği nokta ortada. Önümüzde yoksulluk ve işsizlik iki önemli sorundur. Bunları birlikte aşacağız. İşsizlik dünyanın sorunu. Almanya'da da böyle. Bayan Merkel, Schröder'i bununla vurmaya çalıştı. Elindeki enstrüman buydu. Almanya bile bunun altından kalkamıyor. Hayalleri, iş hızımıza yetişemeyenler var. Kavgadan gerilimden medet ummaya devam etsinler. Onlara, kendileriyle kavgalı, toplumla kavgalı bir yolu tavsiye etmiyorum. Onlar yine öyle zannedebilirler. Bir süre daha bildikleri yolda yürüyebilirler, ama kendi çatışmacı ruhlarını millete sirayet ettiremezler. Millet buna izin vermez, vermedi."
İlk beşe girenlere ödül
2004 Türkiye Vergi Şampiyonları Ödül Töreni Başbakan Erdoğan'ın yanı sıra, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Enerji Bakanı Hilmi Güler ve Devlet Bakanı Ali Babacan katıldı. Kurumlar ve gelir vergisinde ilk beştekilerin ödüllerini Başbakan Erdoğan verdi. İlk beşte Telekom, Ziraat Bankası, İş Bankası, Akbank ve Vakıfbank yer aldı. Gelir vergisinde ise Talip Kahraman, Aydın Doğan, İzzet Bayraktar, Yahya Akel ve Rahmi Koç ilk beşi oluşturdu. Gelir vergisi rekortmenleri Talip Kahraman ve İzzet Bayraktar ödüllerini kendileri alırken, Aydın Doğan'ın ödülünü Vuslat Doğan Sabancı aldı. Sabancı, 'Hürriyet Gazetecilik'in kurumlar vergisi ödülünü de teslim aldı.
TOBB'dan vergi indirimi için öneri
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, vergi düzenlemelerinde Vergi Konseyi'nin önerilerini de Maliye Bakanlığı'na sunduklarını belirterek şunları söyledi: "Özellikle ekonomimizin dinamik unsuru olan KOBİ'lerin gelişimine katkı sağlamak üzere, kurumlar vergisinde 1 milyon YTL'ye kadar olan matrahın yüzde 15, aşan kısmın yüzde 30 vergilendirilmesini öneriyoruz. İzleyen üç yılda da vergi oranlarının her yıl 5'er puan azaltılarak 2009 yılında yüzde 15'lik tek oranlı kurumlar vergisine geçilmesini teklif ettik." Vergi yükünün AB ile rekabeti engelleyecek kader yüksek olduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, "Türkiye'de yaklaşık 650 bin şirket bulunuyor. Ama toplam kurumlar vergisinin yüzde 80'ini 1000 şirket ödüyor. Beyannameye tabi gelir vergisinde ise 3 bin mükellef verginin yüzde 60'ını ödüyor" bilgisini verdi. Gelir İdaresi Başkanvekili Osman Arıoğlu da, idarenin teknolojik altyapısının 'dünyada örnek gösterilebilecek' bir organizasyon olduğunu söyledi.