Gelirde kriz sürüyor

TÜFE ile hesap
Veri Araştırma'nın üçüncü Kentsel Türkiye Araştırması, kentli nüfusun 2001 krizinin etkisinden kurtulamadığını gösterdi: Tüketici fiyat endeksindeki (TÜFE) artışla birlikte hesaplandığında, hane ve kişilerin gelir kaybı giderilmiş değil.
Gelir uçurumu
Araştırmaya göre gelir dağılımındaki dengesizlik sürüyor: Krizden sonra üst tabakaların milli gelirden aldığı pay artarken, orta ve alt kesimlerin payı azalmış. Krizle oluşan harcamaları kısma eğilimi sona ermemiş.

İSTANBUL - Veri Araştırma Şirketi tarafından üçüncüsü yapılan Kentsel Türkiye Araştırması, 2001 krizinde sarsılan kentli nüfusun 2002 yılından 2004 yılına uzanan süreçte kayıplarını telafi etmekten uzak kaldığını ortaya koydu. Araştırma sonuçları, 'Hane ve birey bazında krizin neden olduğu gelir kayıpları telafi edildi mi?' sorusuna yanıtı, dolar bazında 'Evet', TÜFE artışlı YTL bazında ise 'Hayır' olarak veriyor.


Büyütmek için tıklayınız

Rakamlar son üç yılda ortalama yüzde 8'lik büyüme yakalayan ve milli gelirini 300 milyar doların üzerine taşıyan Türkiye'de hane halkının bu süreçteki krizin kayıplarını telafi etmekten uzak kaldığını gösterdi. TÜFE'ye göre dolar cinsinden gelir artışı kurlardaki düşüş nedeniyle daha yüksek gerçekleşirken, YTL cinsinden ise daha düşük seviyede oldu. Örneğin 2000'de 110 dolar gelir elde eden hanehalkı, 2002 yılında 66, 2004'te 117 dolar gelir elde ederken, 2000'deki 100 YTL'lik hanehalkı geliri, 2002'de 69'a inip, 2004'te 86'ya çıkabildi.
Veri Araştırma A.Ş.'nin iki yılda bir düzenli olarak yaptığı Kentsel Türkiye Araştırmaları'nın üçüncüsünün bulguları açıklandı. Veri Araştırma A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Sezgin Tüzün, 2000 ve 2002'de ekonomik kriz öncesi ve sonrası Veri Statü Gelir Tüketim (SGT) Kentsel Türkiye Araştırmaları ile ülkenin görüntülerini değerlendirdiklerini söyledi. 2004 Mayıs-Temmuz döneminde gerçekleştirilen araştırma 20 bin ve üzeri nüfuslu yerleşim merkezlerindeki hane halklarının ve bireylerinin gelir, statü ve tüketim profilini beyanlarına dayanarak çıkarıyor. Araştırmada yer alan kullanılabilir gelir, vergileri ve sosyal güvenlik kesintilerini içermeyen geliri ifade ediyor.
40 kentte araştırma
Sezgin Tüzün'ün verdiği bilgiye göre araştırma, beş tanesi milyon nüfusun üzerindeki 40 kentte, 1972 hanede yaşayan 4 bin 592 kişiye ulaşılarak yapıldı. 2002'de yüzde 57 olan kentsel nüfus oranı 2004'te yüzde 63'e yükseldi.

Büyütmek için tıklayınız

Dolar bazında 2000'de 7 bin 753 dolar olan hane başına gelir 2002 yılında 5 bin 105'e indikten sonra 2004'te 9 bin 100 dolara yükseldi. Kişi geliri de ortalama bin 966 dolardan bin 280 dolara geriledikten sonra, 2 bin 419 dolara çıktı. Bu veriler, dolar bazında kayıpların geçen yıl telafi edilerek 2000'nin de ötesine geçildiğini gösteriyor. TÜFE artışı dikkate alınarak YTL bazında yapılan karşılaştırmaya göre ise 2000'de 14 bin 713 YTL olan hane geliri, 2002 yılında 10 bin 93 YTL'ye, 2004 yılında 12 bin 663 YTL'ye geriledi. Kişi geliri de 3 bin 731 YTL'den 2002'de 2 bin 532 YTL'ye indi, 2004'te 3 bin 366 YTL olarak belirlendi. Bu rakamlar, YTL bazında gelirlerin 2000 yılının gerisinde kaldığını, diğer ifadeyle kayıpların hâlâ telafi edilemediğini ortaya koyuyor.
GS taraftarda birinci
Araştırma, Türkiye'de en fazla taraftarı olan takımın Galatasaray olduğunu ortaya koydu. Galatasaray, taraftarlık sıralamasında liderliğini korumasına rağmen, 2000 yılında yüzde 31 olan taraftar oranı, 2002'de yüzde 27'ye, 2004'te yüzde 26'ya geriledi.
Fenerbahçe'yi tutanların oranı ise yüzde 25'ten 2002 yılında yüzde 22'ye indikten sonra 2004 yılında yüzde 23'e yükseldi. Beşiktaş'ın taraftar oranı da yüzde 12'den 2002 yılında yüzde 11'e düştükten sonra 2 puan artışla geçen yıl yüzde 13'e kadar çıktı. 2004 yılında diğer takımların taraftar oranı yüzde 6, takım tutmayanların oranı ise yüzde 32 olarak belirlendi.
En üsttekilerin keyfi fena değil

Büyütmek için tıklayınız

Kentsel Türkiye'nin hane ve kişilerinin sosyoekonomik statü tabakalarına göre dağılımında, üst tabaka, hanelerin yüzde 10.7'sini, orta tabaka yüzde 40.7'sini, alt tabaka yüzde 48.6'sını oluşturdu.
Hane halklarının sosyoekonomik statü durumunu yaşanılan bölge ve ev sahipliği, aile reisi ve üyelerinin çalışma konum ve biçimi, hane halkının ortalama eğitimi ile sahip olunan yaşam kolaylaştırıcı dayanıklı tüketim araçları belirliyor. Hane halkı kentsel Türkiye'de üstten alta doğru en üst (A), üst (B), orta üst (C1), orta alt (C2), alt (D), en alt (E) olarak gruplandırılıyor.
Buna göre Türkiye'deki hanelerin yüzde 2.5'i en üst tabakada, yüzde 8.2'si üst tabakada, yüzde 18.3'ü orta üst tabakada, yüzde 22.3'ü orta alt tabakada, yüzde 37.5'i alt tabakada, yüzde 11.2'si ise en alt tabakada yer alıyor.
2002'de hanelerin yüzde 1.5'ini teşkil eden ve toplam gelirden yüzde 4.7 pay alan en üst (A) tabaka, 2004'de sayısını ve payını büyüterek, yüzde 2.5 hane ve yüzde 11.5 paya ulaştı.
Üst (B) tabaka aldığı payı yüzde 16.6'dan yüzde 17.3'e çıkardı. Orta, alt ve en alt tabakaların toplam gelirden aldığı paylar ise geriledi.
Sosyoekonomik statü, göstergesi kullanılabilir geliri içermiyor ama statü gruplarının dağılımı, gelir dağılımıyla paralellik arz ediyor. 2000 yılında 2004 yılına göre orta sosyoekonomik statü grupları küçülürken, en üst (A) ve alt gruplar (D,E) büyüme kaydetti.
Gelir uçurumu 23.9 kata çıktı
Türkiye'de hane ve kişi başına kullanılabilir gelirde yaşanan artışa karşın, yeniden zenginleşme sürecinin gelir dağılımı eşitsizliğini tekrar büyütmeye başladı.
Türkiye'de en alt yüzde 5 ile en üst yüzde 5 içinde yer alan haneler arasında 2000 yılında 27.2 kat gelir farkı varken, bu fark 2002'de 20.1 kata inmişti, bu fark 2004'te yeniden açılarak 23.9 kata ulaştı. Veriler 2001 krizinin toplumun tümünü fakirleştirerek gelir dağılımı eşitsizliğini azaltma yönünde işlev gösterdiğini ancak yeniden başlayan zenginleşme süreciyle gelir dağılım eşitsizliğinin yeniden büyümeye başladığını ortaya koydu.
Ekonomik kriz sonrası 2002'de gelir dağılımında göreli bir iyileşme gözlendi. En üst yüzde 20'lik kesimin toplam gelirden aldığı pay yüzde 45.4'e gerilerken, diğer gelir gruplarında artış kaydedildi. Üst yüzde 20'lik kesim payını yüzde 21.7'ye, orta yüzde 20'lik kesim yüzde 15.5'e, alt yüzde 20'lik kesim yüzde 10.9'a ve en alt yüzde 20'lik kesim yüzde 6,5'e çıkardı.
Harcama kısıntısı sürdü

Büyütmek için tıklayınız

Hane harcamalarının son dört yıldaki seyri, kısıntıya işaret ediyor. 2000'de yüzde 72, 2002'de yüzde 65 olan hane harcamalarının kullanılabilir gelirdeki payı, geçen yıl yüzde 61 olarak gerçekleşti.
Gelir artışının gerisindeki harcama oranı, gelir kaybına uğrayanın kaybından fazla harcama kısıntısına gittiği, sonra gelirleri artsa da tedbir olarak harcamayı aynı oranda artırmadığı şeklinde yorumlandı. Bulgular, ileriye dönük iyimserliği de gösterdi. 'Ekonomik durum nasıl değişecek?' sorusunda, gelecek 12 ay için iyiye gideceğini düşünenler yüzde 26.7, değişmeyeceğini düşünenler yüzde 49 ve kötüye gideceğini düşünenler yüzde 24.3'lük oran oluşturdu. Soruya ülke açısından olumlu yanıt verenlerin oranı yüzde 37'ye çıkıyor.