Gıda güvenliğine küresel standart

DNV, dünya çapında, ürün-yaşam döngüsü ve gıda sektöründe faaliyet gösteren ve bugüne kadar 2 binden fazla organizasyonu sertifikalandıran Norveç merkezli bir firma.
Haber: ÖZGÜR SEYHAN / Arşivi

DNV, dünya çapında, ürün-yaşam döngüsü ve gıda sektöründe faaliyet gösteren ve bugüne kadar 2 binden fazla organizasyonu sertifikalandıran Norveç merkezli bir firma. Gıda sektöründeki tüm aktivitelerle ilgili sertifikasyon verme yetkisi olan sayılı kuruluşlarından biri olan DNV'nin verdiği sertifikalar arasında, gönüllü ürün sertifikasyonu HACCP (kritik kontrol noktalarında tehlike analizleri) sistemi, BRC (İngiliz Perakendeciler Birliği) ve IFS (Uluslararası Gıda Standardı), en iyi tarımsal aktiviteleri ve yerel ürünlerin tipik özelliklerini koruyarak sahtekârlığı önleyen PDO, PGI, TSG markalandırmalarını sertifikalandıran EUREPGAP yer alıyor.
DNV, bu yıldan itibaren Uluslararası Standardizasyon Örgütü'nün (ISO) yeni Gıda Güvenliği Yönetim Sistemleri Sertifikası ISO 22000'i sektörün hizmetine sunmaya hazırlanıyor. DNV Türkiye Genel Müdürü Massimo Bosco ile gıda sektörüne yönelik tüm çalışmaların etkin biçimde analizine ve her türlü riskin yönetilmesine fırsat veren yeni standardı, yani ISO 22000'i konuştuk. ISO 22000'in, bir anlamda ISO'nun her geçen gün sayısı çoğalan gıda standartlarına verdiği bir cevap niteliğinde olduğunu belirten Bosco, ISO'nun, sektöre düzen getirmek için bu standardı çıkardığını söylüyor.
Massimo Bosco, tüketicinin bir gıda maddesini dünyanın her yerinde aynı güven duygusuyla satın alabilmesi için ortak bir standardın oluşturulması gerektiğinin kaçınılmaz olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: "Ortak standartlar, gıdanın tüm çevresini saramaz. Çünkü gıda dünyanın en kapsamlı sektörüdür. Gıda denildiğinde balık da, armut da, çikolata da bu tanımın içine girer. Ama ISO 22000 standardı, kalite ve güvenlik kontrol sisteminin çok teknik bir uygulaması. ISO 22000, ISO 9000'in yerine ikame edilen bir sistem değil. Çünkü ISO 9000, müşteri ile tedarikçi arasındaki
ilişkiyi tanımlar. Yani ürünün müşteriye hatasız biçimde ulaşmasını kontrol eder. Ama bunun güvenlik ile ilgisi yok. Güvenlik, tamamen farklı bir konudur. Çünkü iki farklı yönde işleyen bir süreçtir ve ISO 22000 bu konuya konsantre olmuş bir standarttır. Güvenlik, güvenilirliğe yoğunlaşır. Güvenirlilik ise şudur: Eğer siz bir nihai gıda ürünü üretiyorsanız, tüketicinin satın aldığı paketten başlayarak, o ürünün tarladaki tohum haline kadar olan zincirin geriye dönük olarak izlenebilir olması durumudur. Bu sayede sorun yaşandığında, bunun zincirin hangi halkasında yaşandığını bulabilirsiniz. Yani süpermarkette satılan bir şişe domates suyunda sorun yaşandığında, şişedeki domatesin toplandığı güne kadar olan süreci geriye doğru taramanız mümkünse sorunun gerçek kaynağını bulabilirsiniz."
ISO 22000, şemsiye gibi
ISO 22000, genel hatlarıyla, tarıma yönelik ihtiyaçlar ile gıda imalatçılarına, üreticilerden toptancı ve perakendecilere, paketleme ve üretim malzemeleri üreticilerinden, ulaşım ve temizlik servislerine kadar gıda tedarik zinciri içinde yer alan tüm operatörlere uygulanabilen bir standart. Standard tüketim aşamasına kadar gıda tedarik zincirinde güvenliği sağlayan; kontrol otoritesi, yönetim sistemi, süreç kontrol, Codex Alimentarius koşullarına uygulanmış HACCP ilkeleri ile GMP (iyi imalat uygulamaları) gibi zorunlu programlar, zarar verici etken takibi, temizleme, dezenfeksiyon prosedürleri gibi birçok konuyu kapsıyor.
İnteraktif iletişimse standardın en yenilikçi özelliklerinden biri.
ISO 22000, gıda tedarik zincirindeki tüm kısımlardan müşteriyle sürekli ve açık iletişim kurmalarını talep ediyor. Böylece risklerin kontrol altına alınması amaçlanıyor.
Standardın yaklaşımı ve yapısının ISO 9001 ve ISO 14001 (Çevre Yönetim Sistemi) ile benzerlik gösterdiğini söyleyen Massimo Bosco, "Tarıma dayalı tüm sanayi kolları zincirindeki gıda güvenlik sistemi gereksinimlerini karşılayan ISO 22000, HACCP ilkeleriyle bağlantılı ve aynı zamanda GMP koşullarına sahip. Dolayısıyla ISO 22000, bu standartları kapsayan şemsiye mantığında çalışıyor" diyor.
'Uygulama eğitime bağlı'
ISO 22000'in çok detaylı bir sistem olduğunun altını çizen DNV Türkiye Genel Müdürü Massimo Bosco, sistemin doğru işleyebilmesinin, çalışanların eğitimine bağlı olduğunu vurguluyor. "Eğer çalışanlar bunun önemini anlamazsa, zincirdeki tek zayıf halka firmalara çok büyük zararlar verebiliyor. Dolayısıyla bu çok detaylı bir sistem. Ancak tüm bu detaylar tüm açıklığıyla ISO 22000 tarafından tanımlanmış. Çünkü tüm ihtimallerin tanımlanmış olması gerekir. Gıda ürünleri fiziksel, kimyasal ve biyolojik riskler taşıyabilir" diyor ve ekliyor: "Örneğin pirincin içinden taş ya da domatesin içinden böcek çıkabilir. Tüm bu risklerin analizlerinin yapılmış olması gerekir. Bu yapıldığından, başınıza nelerin dert açacağını bilirsiniz. Bunu bildiğiniz zaman ise, ürünün tarladan toplanışından paketin içine girene kadar olan tüm süreçte bu prosesi işletebilirsiniz."
Geriye doğru izlemenin ancak ve ancak ürünün doğru barkodlanmış olması, nakil dokümanlarının tam olması, nakliye şirketleri ve depolarının da kontrolünün doğru yapılması durumunda mümkün olabileceğini söyleyen Bosco, "ISO 22000 tüm bunların kontrolünü standart altına alan bir sistem. Standartlar sadece size neyi nasıl yapmanızın beklendiğini söyler. Ama bunu nasıl yapacağınız size kalmıştır" diyor.
Standartlarda sürekli evrimin söz konusu olduğunun altını çizen DNV Türkiye Genel Müdürü Massimo Bosco, dolayısıyla pazar ve tüketici taleplerine göre bu evrimin bundan sonra da süreceğini, ancak ISO 22000'in günümüz şartlarında gıda güvenliği standartlarının en iyi biçimde yenilenmiş versiyonu olduğunu belirtiyor.