Gücünü 'orta direk' ayaklardan aldı, şimdi 50 ülkeyi Gezer'le yürütüyor

Sinoplu Özalp kardeşlerin atölyelerinde ağaç takunya üreterek yarattıkları Gezer, 15 yılda Avrupa'dan Ortadoğu'ya kadar 50'ye yakın ülkedeki tüketicinin ayaklarına terlik oldu.
Haber: HALE TÜZÜN / Arşivi

İSTANBUL - Sinoplu Özalp kardeşlerin atölyelerinde ağaç takunya üreterek yarattıkları Gezer, 15 yılda Avrupa'dan Ortadoğu'ya kadar 50'ye yakın ülkedeki tüketicinin ayaklarına terlik oldu. Kapasitesiyle Avrupa'dan Doğu Çin'e kadar bulunan bölgede konusunda en büyük üreticilerden biri haline gelen Gezer'in hedefi, dünyanın en büyük perakende pazarlarından biri olan ABD'lileri ürünleriyle gezdirmek ve beş yılda Avrupa'nın en ünlü terlik markalarından biri haline gelmek. İstanbul Gaziosmanpaşa'da Ömer, Mustafa ve Mehmet Özalp kardeşlerin küçük bir atölyede temellerini attığı Gezer, şimdilerde yıllık 200 milyon çift terlik ve ayakkabının satıldığı düşünülen Türkiye pazarında yüzde 30'a yakın pazar payıyla faaliyet gösteriyor. Şirketin bünyesinde Gezer markasının yanı sıra Ziley ve orta ve üst gelir grubuna yönelik tasarlanan My Loris markaları da bulunuyor.
Gezer markasını yarattıkları ilk dönemlerde üretimlerinin 8 milyon çift düzeyinde olduğunu söyleyen Gezer Genel Müdür Yardımcısı Tamer Kudun, "Bu rakam terlik, çizme, bot ve çocuk ayakkabısı kategorilerinde 60 milyon çift düzeyine çıktı. Sekiz yılda yüzde 500 büyüdük" diye konuştu.
'70 milyona reklam yanlış'
40 yıllık terlikçi Gezer'in, ağaç takunya üretiminden dünyaya ürün ihraç eder hale gelmesinin altında 'kendi işine yatırım' yapmasının yattığını vurgulayan Kudun, "SSCB'nin yıkılması ve blokların çökmesiyle ilk atılımlarımızı yaptık. O dönemde ne üretsek satılıyordu. Bunu değerlendirip tabandan deriye kadar entegrasyona gittik. Rusya ve Doğu Avrupa'da pazar kaybedilmeye başlandığı dönemde ise rakiplerimiz havlu atarken biz yatırıma devam ettik. Şimdi meyveleri toplanıyor" dedi.
Gezer markasını geliştirirken Türkiye gerçeklerini de göz önünde bulundurarak 'orta ve orta altı gelir' grubuna yöneldiklerini vurgulayan Kudun, "Türkiye'de 50 YTL ve üzerinde bir fiyata terlik alacak kişiyi bulmak kolay değil. Bu ülke insanının gelir durumu belli. Biz tüketicimizi belirledik ve sadece onlara yatırım yaptık. İki milyon çiftlik, yüksek gelir grubu pazarını kazanmak için 70 milyona reklam yapmak da yanlış olurdu" açıklamasını yaptı.
Araplar ucuz, Ruslar işlemeli istiyor
İspanya, Portekiz, İtalya ve Fransa'nın güneyindeki tüketiciler, işlemeli olmayan ama fantezi ürünler seviyor. Kuzey Afrikalıların tercihi ise bol işlemeli, renkli fantezi ürünler. Almanya, İngiltere gibi Batı Avrupa ülkelerinde ise terlikte tek istenen rahatlık. Ortadoğu'daki tüketiciler parmak arası terlikleri seviyor, ucuz ürün istiyor. Bu isteğin altında her ay terlik satın almaları yatıyor. Rusya'da boncuktan işlemeye kadar her tür renkli ve işlemeli ürün isteniyor. Terlik numaraları bazı bölgelerde 46'nın üzerine çıkıyor. Türkiye'de ise tüm dünyanın tercihleri gözleniyor.
'Türkiye'nin gücü 2008'de görülür'
Gezer olarak Çin'den korkmadıklarına da dikkat çeken Tamer Kudun, şunları söyledi: "Rusya ve Doğu Avrupa'da bazı mevzilerimizi kaybettik ama uzun vadede Avrupa'da Çin değil Türkiye hâkimiyet sağlayacak. Çünkü kaliteli ürünün fiyatı bellidir. 2008 yılından itibaren Türkiye'nin gücü Avrupa'da görülecek. Türkiye üretim yeteneği güçlü bir ülke. Her ülkeye uygun üretim yapabiliyor. İspanya ve İtalya maliyet sorunu yaşıyor. Rakiplerimiz görünen Romanya ve Polonya'da çalışma temposu düşük. Çin de üretim basit ve yakında onlar da ciddi bir tüketici olacak. Bu yüzden Türkiye'nin şansı yüksek. Hatta önümüzdeki yıllarda milyarlık nüfuslarıyla Çin ve Hindistan rakip değil, hedef kitlemiz olacak."
'Terlikte bahar havası bitti'
Son birkaç yılda gündeme gelen terlik pazarının aslında 'patlama' yaşamadığını söyleyen Tamer Kudun, "2000'lere kadar Türkiye üretim açısından ciddi bir pazardı. Ancak Çin'in devreye girmesiyle bazı pazarlar da kaybedildi. Kapasiteler atıl duruma düştü. Dış pazarlarda sorun yaşayan üreticiler, kapasitelerini iç pazara yönlendirdi. Bu da pazarı hareketlendirdi, yoksa 'inanılmaz bir büyüme' yaşanmadı. Zaten terlik Anadolu kültüründe yıllardır vardı. Şimdilerde de bu sektörün çekirdeğinden yetişenler işlerine devam ediyor, yatırım yapıyor. Ama bir sürü marka da kapasite düşürdü, sektörden çıkışlar yaşanıyor. Terlikte bahar havası bitti" diye konuştu.