Gül'den sanayicilere 'rehavet' uyarısı: Kemerleriniz daha bağlı arabayı sürün

Gül'den sanayicilere 'rehavet' uyarısı: Kemerleriniz daha bağlı arabayı sürün
Gül'den sanayicilere 'rehavet' uyarısı: Kemerleriniz daha bağlı arabayı sürün

Arzuhan Doğan Yalçındağ, Nihat Ergün ve Abdullah Gül (soldan sağa) Kayseri Sanayi Odası?nın ev sahipliğinde yapılan konferansa katıldı. FOTOĞRAF: DEMET ÖZTÜRK / DHA

Cumhurbaşkanı Gül, ekonomiyle ilgili bazı iyi haberlerin rehavete yol açabileceğine dikkati çekerek, 'Unutmayalım ki hâlâ finansal krize sebep olan ülkeler rahata kavuşmuş değil. İyi göstergeler aldatıcı olabilir. Daha her şey çok kırılgan. Üretimin artması yetmez, nitelik de artmalı' diye konuştu
Haber: TOLGA AKINER / Arşivi

KAYSERİ - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, makro ekonomide birtakım göstergeler iyi giderken bunun aldatıcı olabileceğini söyledi.
Türk sanayicilere ‘rehavete kapılmayın’ uyarısında bulunan Abdullah Gül, “Her şeyin kırılgan olduğu dönemde kemerlerimizi daha bağlı biçimde arabayı sürmemiz gerekir. Ekonomik krizden çıkarken dikkate ihtiyaç var. Çünkü bazı iyi haberler rehavete de sevk edebilir” diye konuştu..
Gül, dün Kayseri Sanayi Odası’nın ev sahipliğinde TÜSİAD ve Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) tarafından düzenlenen, ‘Türkiye sanayisine sektörel bakış: Mobilya sanayii’ konferansına katıldı. Buradaki konuşmasında makro ekonominin dengesini bozmadan, sektörlerde ince ayarların yapılması ve çok yakından takip edilmesi gerektiğini anlatan Cumhurbaşkanı Gül, ‘rehavete kapılmayın’ uyarısında bulundu. Gül, özetle şöyle konuştu:

Entelektüel istihdam şart
“Her şeyin kırılgan olduğu dönemde kemerlerimizi daha bağlı biçimde arabayı sürmemiz gerekir. Ekonomik krizden çıkarken dikkate ihtiyaç var. Çünkü bazı iyi haberler rehavete de sevk edebilir. Finansal krize sebep olan ülkeler rahata kavuşmamış durumda. Avrupa’da sıkıntılar var, onlar önümüzdeki yıl devam edecek gibi görünüyor. Dünyayı çok yakın takip etmemiz gerekir. Sadece üretimin artması değil, niteliğin de artması gerekir. Sadece sıradan istihdam değil entelektüel bir istihdam var ki, Türkiye’nin ihmal edildiğini düşünüyorum.” 

Ekonomi güçleniyor
“Türk ekonomisi giderek güçleniyor” diyen Cumhurbaşkanı Gül şöyle devam etti:
“Bütün sektörler giderek güçleniyor. Türkiye gibi büyük bir ülke, coğrafi büyüklüğü itibarıyla dikkati çeken bir ülkenin sadece bir ticaret ülkesi olmaması gerekir. Köklü bir üretim merkezi haline gelmeli. Sağlam bir üretim söz konusu olmazsa, ithal eden belki bunları satarak refaha ulaşabilir ama bu ülkenin daima sıkıntılı hallere hazır olması gerekir. Türkiye gibi büyük ülkelerin çok sağlam üretim potansiyellerinin olması gerekir. Sadece klasik sanayi kollarında değil bilime dayalı şekilde olması gerekir. Bazı ağır sanayi atılımlarını yakalayamadık. Sanayi inkılabını çok gerilerden takip ettik. Mikro konuları biraz geriden takip etmeye başladık. Şimdi, bilgiyi üretime çeviren bir ülke haline geliyoruz. Önemli gelişmelerin olduğunun, bilinçlenmenin olduğunun farkındayım.”

‘Yol bilgiden geçiyor’
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün de, Türkiye’nin Ar-Ge ve yenilikçilik çalışmaları için, 2010 yılında bütçeden ayrılacak payın iki katına çıkarılacağını açıkladı.
Uluslararası pazarda hak edilen yerin alınabilmesi için ülke sanayinin rekabet gücünün artırılması gerektiğini savunan Ergün, bunun yolunun bilgiden geçtiğini söyledi. Sanayi Bakanı Ergün, mobilya sanayicilerinin temel misyonu, dünya standartlarının üzerinde mobilyalar üretmek, dünyada bir marka haline gelmektir. Sektörün ileri gitmesi için bakanlık olarak elimizden gelen desteği vermeye hazırız” dedi. Kayseri Sanayi Odası Başkanı Mustafa Boydak da, mobilya sektörün büyüme oranının, Türkiye’nin büyüme oranının üzerinde olduğunu vurgularken, “Kayseri’de mobilya sektöründeki aktörlerimiz görevlerinin bilincinde. Türkiye’deki üretimin yüzde 25’inden fazlası Kayseri’de yapılıyor” diye konuştu.

TÜSİAD: En az yüzde 6 büyümeli, başarılı maliye politikası yetmez
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, küresel ekonomik krizin ve Türkiye’nin son 20 yılında ortaya çıkan ekonomik istikrarsızlıkların, sanayinin mikro yapısına sağlıklı ve derinlemesine eğilmeyi engellediğini vurgulayarak, “Sanayi stratejisi olgusunun ya klasik bir teşvik politikası; ya da bölgesel kalkınma olgusu olmanın ötesine geçemediğini belirtti. Sadece başarılı maliye politikalarıyla büyümenin sağlanamayacağına dikkat çeken Yalçındağ, “Makroekonomik politikalardaki başarı, büyümenin gerekli bir koşuludur, ancak asla tek başına yeterli değildir” dedi. Yalçındağ, ‘Türkiye’nin üretim üssü’ olarak nitelendirdiği Kayseri’de olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek şunları söyledi: “Bursa’da otomotiv sanayii ile başlayan toplantılarımız, Kayseri’de mobilya, kasım ayında Denizli’de teksil sektöründe sürecek. Türkiye mobilya sanayi son yıllarda orta ve ölçekli firmalarla, ülke üretiminde yüzde 3’lük paya sahip olmuştur. Mobilya sektöründeki ihracatın 3’te 1’i Kayseri’den yapılmaktadır. İçinde bulunduğumuz kriz ve son 20 yılda ortaya çıkan istikrarsızlıklar, sektörlere sağlıklı ve derinlemesine eğilmemizi engellemiştir. Sanayi olgusu, klasik teşvik veya bölgesel kalkınma ötesine geçememiştir. Makro ekonomik politikalar asla tek başına büyümek değildir. Türkiye’nin demokratik yapısı rekabet edemesi göz önüne alındığında büyümemizin yüzde 6 olması gerektiğiyle karşı karşıya kalıyoruz.”
Arzuhan Doğan Yalçındağ, son yıllarda makro ekonomisinin yanı sıra enerji arzı dahil birçok konuya eğilerek bunları artırmayı planlamanın daha doğru olacağını düşündüklerini söyledi. Yalçındağ, şöyle konuştu: “Genel olarak rekabet ve verimlilik ve teşvik konusunda özel olarak bir ayırıma gitmeden, inovasyonu kullanımını öne çıkarmanın daha doğru olacağını düşünüyoruz. Sağlıklı ve sanayi politikası için sektörlerimizin sektör- firma davranışları ve üretimlerini iyi irdelememiz gerekir.
Aksi halde sanayi stratejine ulaşamayız. Bazı verilere ihtiyaç duyuyoruz. Veri problemini, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın yeni firma anketleriyle derinlemesine bir analiz gerçekleştirmeyi düşünüyoruz.”