Gurbetçi parası RP ve FP'ye...

Münih savcısından Meclis Komisyonu'na ulaşan bilgi: Kombassan'ın topladığı 3-5 milyar markın önemli kısmının RP ve FP'ye aktarıldığı düşünülüyor.
Haber: ZİHNİ ERDEM / Arşivi
AHMET KIVANÇ / Arşivi

ANKARA - Halktan izinsiz para toplayan İslami holdingler nedeniyle mağdur olan yurttaşların durumunu araştırmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kurulan araştırma komisyonunun rapor taslağında, Almanya Münih Savcılığı'ndan Sermaye Piyasası Kurulu'na (SPK) ulaşan bilgiye göre, Kombassan'ın Almanya'da 3-5 milyar mark topladığı, paraların önemli kısmının Refah Partisi ve Fazilet Partisi'ne aktarıldığından şüpheleniliyor.
Çalışma süresi geçen hafta dolan araştırma komisyonu, yeşil sermaye şirketlerinin halktan izinsiz para toplamasında Sermaye Piyasası Kurulu'nun sorumluluğuna ilişkin iddiaları tek tek ele aldı. "Yeşil sermaye şirketlerine Alman hükümetini dahi rahatsız edecek boyutta bir sermaye akışı söz konusu iken SPK'nın bundan haberdar olmadığı" şeklindeki iddiaların değerlendirildiği raporun taslağında, SPK tarafından yabancı ülkelerin denetleyici kurumlarıyla mutabakat zabıtları imzalandığı, bu işbirliği anlaşmaları çerçevesinde, Alman yetkili otoritesinden denetim kapsamıyla ilgili bilgiler temin edildiği belirtildi.
Kombassan örneği
Almanya'da gurbetçilerden izinsiz para toplayan kişi ve kuruluşlarla ilgili olarak yürütülen soruşturmalar kapsamında yetkili otorite dışındaki Alman makamlarıyla da işbirliği yapılmakta olduğu vurgulanan raporda, bu işbirliği sonucu Kombassan Holding hakkında elde edilen istihbari bilgi örnek olarak gösterildi.
Taslak raporda, SPK tarafından Komisyona aktarılan önemli bir iddiaya yer verildi. SPK'nın Almanya Münih Savcılığı Ekonomik Suçlarla Mücadele Bölümü ile yapılan işbirliği sonucu, Kombassan Holding'in Almanya'da 3-5 milyar mark para topladığı, toplanan paraların önemli kısmının Refah Partisi'ne ve Fazilet Partisi'ne aktarıldığı şüpheleri bulunduğu, şirketin topladığı paraları Lüksemburg'da bir bankada tuttuğu, söz konusu hesaptan Faisal Finans'ın şubelerine yüksek para transferi yapıldığının öğrenildiği belirtildi. Kurul tarafından Münih Savcılığı'ndan yazılı bilgi istendiği, ancak SPK'nın yazısına resmi kanallar vasıtasıyla bir cevap verilmediği ifade edildi.
SPK'nın yurtdışı sermaye piyasası otoriteleri ve savcılıklarla konu hakkında ilişki kurulduğu kaydedilen taslak raporda, ancak toplanan paralar banka kanalıyla değil kurye vasıtasıyla yurtiçine sokulduğundan resmi kanallardan para akışının durdurulmasının mümkün olmadığı belirtildi.
'SPK gecikmedi'
Taslak raporda, SPK'nın incelemelerine geç başladığı ve yetersiz kaldığına ilişkin iddialar da değerlendirildi. SPK'nın 1997 yılında İslami holdinglerle ilgili araştırmaları sıkılaştırması üzerine bir kısım yatırımcıların ihbarda bulunduğu, bazı yatırımcılardan da eleştiri, hatta hakaret içeren mektuplar geldiği ifade edildi. 1982'de kurulan Yimpaş ve 1985'te kurulan Kombassan dışındaki holdinglerin 1990'lı yıllarda kurulmaya başlandığı, ağırlıklı olarak ise kuruluş tarihlerinin 1997-1999 yıllarına isabet ettiği ifade edilen raporda, SPK'nın denetim ve incelemelerinin ise 1996 yılında başladığı ve 1997-1999 yılları arasında giderek yoğunlaştığı vurgulandı. Raporda, SPK'nın bu dönemde yurtiçinde 19 ilde 130, yurtdışında ise 7 ülkede toplam 13 bilgilendirme toplantısı yaptığı dile getirildi.
SPK: Eşit davranıldı
Rapor taslağında, SPK'nın holdinglere farklı muamele yaptığı iddiasına ilişkin olarak da, kurulun İslami holdingler dışındaki şirketler için de izinsiz halka arz kapsamında suç duyurusunda bulunduğu belirtildi. Raporda, yeşil sermaye şirketlerinin SPK kaydına alınma başvurularının uzun sürede sonuçlandırılmamasının da dosyalardaki belgelerin tamamlanmaması nedeniyle başvuruların düşmesinden kaynaklandığı ifade edildi. SPK tarafından incelemeye alınan 77 şirketin yedisinin tanesinin SPK kaydında yer aldığı kaydedilen raporda, söz konusu yedi şirketin belge ve bilgileri tamamlanarak kurul kaydına alındığı, kalan 70 şirketin önemli bir kısmının yapılan uyarı ve suç duyuruları sonrasında kurul kaydına girmek için başvurduğu, ancak gerekli bilgi ve belgeleri ibraz etmedikleri belirtildi.
Bu şirketlerin iktisadi hareketten uzak olduğu kaydedilen raporda, holdinglerin ortaklık yapısının belirlenmesi, bu çerçevede tespit komisyonları kurulması, komisyonlar işlevlerini yerine getiremezse kayyum tayin edilmesi önerildi.