'Havalimanlarındaki bu işletme süreleriyle yabancılar zor gelir'

Türkiye'de havalimanı işletme sürelerinin dünya ortalamalarının çok altında olduğunu söyleyen Alman Fraport'un Türkiye'deki şirketi Aytport'un Türk Genel Müdürü Naci Alın, işletme süreleri 25-30 yıla çıkarılmadan yabancı şirketlerin Türkiye'de havalimanı ihalelerine katılmasının zor olduğunu vurguladı.
Haber: ÇAĞRI BİLGİN / Arşivi

İSTANBUL - Türkiye'de havalimanı işletme sürelerinin dünya ortalamalarının çok altında olduğunu söyleyen Alman Fraport'un Türkiye'deki şirketi Aytport'un Türk Genel Müdürü Naci Alın, işletme süreleri 25-30 yıla çıkarılmadan yabancı şirketlerin Türkiye'de havalimanı ihalelerine katılmasının zor olduğunu vurguladı.
50 ülkede havalimanları işleten, Avrupa'nın üçüncü ve dünyanın yedinci büyük havalimanı işletmecisi Fraport, Türkiye'de kurulu Aytport şirketiyle Antalya Havalimanı 1. Dış Hatlar Terminali'ni işletiyor.
'Dünyada 49 yıllık var'
Fraport'un Türkiye'den vazgeçmediğini ifade eden Naci Alın şunları söyledi: "Türkiye'de havalimanı işi şekil değiştirmeye başladı. Yap-işlet-devretten sadece 'işlet' dönemi başladı gibi görünüyor. Devlet işletmelerinin uzun süreli devri için 5335 sayılı yasa yapıldı. Örneğin Atatürk Havalimanı yasa ile verildi. Bizim burada ifade etmek istediğimiz şey kalite ve Ar-Ge'ye yatırım yapılabilmesi için bu havalimanlarının dünya örneklerinde olduğu gibi uzun süreli ihale edilmesi lazım. Dünyada 25 ya da 30 yılın altında bir işletme dönemi yok.
"32 yıldır bu işin içindeyim tüm dünya örneklerini inceledim" diyen Alın şöyle devam etti: "49 yıllığına işletilen havalimanları bile var. Çünkü pamuk ipliğine bağlı bir sektör, yolcu sayısını ve tarifeleri siz belirleyemiyorsunuz. Metrekarelerle oynayamıyorsunuz. Pazarlaması da kolay olmayan bir alan, bu nedenle işletme süreleri kısa olursa yatırımcı amorti
edemez. Şimdiki model uzun vadeli kiralamaların dönemi.
Örneğin Atatürk Havalimanı 15.5 yıl süreyle 3 milyar dolar bedel karşılığı kiralandı. 3 milyar dolar riskini yabancı bu süre karşılığında vermez. Bu nedenle ihalelere yabancı ilgisi azaldı. Yabancı sermaye gerekiyorsa bu süreler uzatılmalı. Örneğin 30 yıllık işletme süresi ve 6 milyar dolar kiralama süresi olsa daha iyi olmaz mı?"
'Öngörülebilir olmalı'
"Şu andaki yap-işlet-devret modelindeki yanlışlıkları söylemektde fayda var" diyen Alın şöyle devam etti: "Öngörülebilir sürede, öngörülebilir miktarlarda yatırım yöntemlerine gitmek çözüm yolu gibi görünüyor. Yani bu kadar bir yatırım için bu kadar bir süre demek lazım.
Fakat mevcut 3996 sayılı yap-işlet-devret yasası buna cevaz vermiyor. 'Yani kaç liralık yatırım yapacaksın, kaç yıl işleteceksin ve bana tesisi ne zaman vereceksin gibi' mekanik bir hesaba dönüştü işlem. Örneğin, proje fiyatıyla gerçekleşme fiyatı arasında ciddi farklar oluşuyor. Projelerde öngörülebilen rakamlar olmalı. Bu sorunları ortadan kaldırmak için sürelerin uzatılmasında fayda var."
'Yerli ortakla girilebilir'
'Fraport Türkiye pazarından çıkmak istemiyor' diyen Naci Alın şunları söyledi: "1999 yılından bu yana Antalya Havalimanı 1. Dış Hatlar Terminali'nin yüzde 50'sine sahip olan Fraport, 25 Nisan 2006'da geriye kalan hisseleri Bayındır Holding'den satın alarak şirketin yüzde 100'üne sahip oldu. Türk Havacılık sektöründe ilk yap-işlet-devret modeli bu. 1998'de işletmeye açıldı. 1998'den bu yana toplam 62 milyondan fazla yolcuya hizmet verdi. Antalya dünyada 30., Avrupa'da 19. sırada. Türkiye'de uluslararası yolcu trafiğinde ise birinci sırada (2002, 2003 ve 2004'te)."
Alın'dan 'Fraport'un Türkiye'de yeni işletme ihalelerine yabancı bir ortakla girip girmeyeceğini sorduğumuzda şu yanıtı aldık: "Fraport gibi uluslararası firmalar için bir başka ülkede risk almak o kadar da kolay olmuyor. Yatırım yapılacak ülkede yerel bir şirketle ortaklık kurmak bazen daha doğru olabiliyor. Yani Fraport'un Türkiye'deki ihalelere tek başına girecek diye bir iddiası yok."
'TAV'la iş yapamayız'
Türkiye'de İstanbul, Ankara ve İzmir havalimanlarının işletmecisi bölgesel oyuncu TAV ile olası bir işbirliği konusunda ise Alın şöyle dedi: "Buna rekabet açısından yasalar müsaade etmez. Zaten bizim kartel olmak gibi bir niyetimiz de yok" dedi.
Alın, Alman Fraport'un Sabiha Gökçen Havalimanı'nın ihalesiyle ilgilendiğini de belirtti.
'İstanbul'a üçüncüsü için erken'
İstanbul'a üçüncü bir havalimanı yapılmasının şu an için lüks olacağını belirten Naci Alın şöyle dedi: "Ben Türkiye'de havalimanı dizaynırı olarak eğitim alan birkaç kişiden biriyim, henüz Atatürk Havalimanı'nda yılda 15 milyon, Sabiha Gökçen'de 2 milyon yolcuya ulaşılmadı. Önce bunları 25-30 milyon yolcu sayılarına çıkaralım. Sonra oturup üçüncü havalimanını tasarlayalım. Ama bunun için önce bir mastır plan hazırlanmalı. Yani bugünden yarına yapılacak bir iş değil. Ayrıca yolcu sayısı 1 milyondan az olan Trabzon, Gaziantep, Bursa gibi havalimanlarına dış hatlar terminali yapmak da doğru bir karar değil. Yapılırsa her biri atıl ve geri dönmeyen yatırım halini alır. Tüm bu projelerin yolcu sayısı arttıkça düşünülmesi gerekir."
İç ve dış ayrımı kalmadı
Atatürk Havalimanı'ndaki iç hatlar terminalinin dünyanın en büyüğü olduğunu söyleyen Alın, "Yeni dünyada artık iç ve dış ayrımı ortadan kalkıyor. Bu süreci biraz güvenlik gerekçeleriyle 11 Eylül engelledi ama gidişat o yönde. Tabii ayrımın tam olarak ortadan kalkması biraz zaman alacak ama bu olacak. Bu nedenle Türkiye'nin planlarını bu persfektife göre yapmasında fayda var. Bir de 11 Eylül yüzünden rafa kalkan bir diğer proje de, güvenli yolcuyu kolay uçurma projesiydi. Yani güvenlik açısından hiç risk taşımayan yolculara numara veriliyordu. O yolcu elinde çantası bilet almadan, elini kolunu sallayarak, özel bir kapıdan uçağa binebilecekti. Bu modellerin çalışmaları şimdilik rafa kalktı. Ama yarın ne olur bilinmez" dedi.
'Alanlar alışveriş merkezi gibi oldu'
Naci Alın, tüm dünyanın artık havalimanlarına ticari birer müessese olarak baktığını söyledi. Havalimanı işletmecileri için basit bir gelir-gider formülünden söz eden Alın şöyle dedi: "Biz duruma şöyle bakarız; 'Hava tarafından sağlanan gelirle kara tarafından elde edilen gelirin eşit olması halinde şirket kâr eder'. Fakat Türkiye'de bu denge henüz oturmadı. Çünkü havalimanı işletmeciliğinde kara gelirleri ticaret olarak görülmemiş. Dünyada herkes havalimanlarını alışveriş merkezi gibi görüyor. Yeni konsept bu. Havalimanlarının gelir kalemleri çoğaldığında biraz tacir özgür bırakıldığında gelirler artar. Örneğin Fraport'un sahibi olduğu Frankfurt Havalimanı bir alışveriş merkezi gibi. Türkiye'de düşük yolcu sayılarıyla hava tarafından geliri artıramıyorsanız çözüm kara tarafında aranmalı. Alışverişin önü açılacak uygulamalar yapılmalıdır. Fakat Türkiye'de işletmeci yaratılan gelirin yarısını devlete veriyor. Türkiye'de bu model kısmen çaredir. Ama hava gelirlerinin çok artmadığı bir yapıda bu gelir paylaşımı modeli çok yüksek."
Yedi terminal özel işletmeye verildi
Türkiye'de şu anda yedi terminal özel sektör tarafından işletiliyor. Bunlar şöyle:
Antalya 1: Başlangıç yatırımı 65 milyon dolar. İşletme süresi 9 yıl 6 ay. Şirket, Fraport.
Antalya 2: Başlangıç yatırımı 70 milyon dolar. Projenin işletme süresi 55 ay. İşletmeci şirket, Çelebi-IC Group ortaklığı.
İstanbul Atatürk: Başlangıç yatırımı 306 milyon dolar ve 4 yıl 9 ay 5 günle başladı. Şirket, TAV. Daha sonra dış hatlar terminali işletmesi 15.5 yıllığına 3 milyar dolara TAV'a kiralandı.
İzmir Adnan Menderes: Başlangıç yatırımı 124 milyon avro. İşletme süresi 6 yıl 7 ay 9 gün. İşletmeci şirket, Havaş-Bayındır ortaklığıyla başladı, TAV devraldı.
Ankara Esenboğa: Başlangıç yatırımı 189 milyon avro. İşletme süresi 15 yıl 8 ay. Şirket, TAV.
Dalaman: Başlangıç yatırımı 100 milyon dolar. İşletme süresi 6 yıl 5 ay 20 gün. Şirket, ATM.
Bodrum-Milas: İhale edildi bir firmadan üç yıllık işletme teklifi verildi. İhale sonuçlanmadı.