'Her işe yetişirim' ile patronluk yapılmaz

'Her işe yetişirim' ile patronluk yapılmaz
'Her işe yetişirim' ile patronluk yapılmaz
Casper Yönetim Kurulu Başkanı Fakılı'ya göre patronlar günlük işleyişte 'her işe yetişirim havası'na giriyorlar. Fakılı "Bir işi illa ben yapacağım, ben patronum dersen işin içinden çıkamazsın" diyor.
Haber: RUHİ SANYAR / Arşivi

1991 yılının temmuz ayında Yıldız Teknik Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği eğitimi alan üç arkadaşın kurduğu Casper bugün Türkiye ’nin en tanınan, en sevilen ve en çok satılan bilgisayarı. 2010 yılını 170 bini masa, 212 bini ise dizüstü bilgisayar olmak üzere 382 bin bilgisayar satarak kapatan Casper geçen yıl uluslararası yazılım devi Microsoft’un iş ortakları arasında düzenlediği yarışmada ‘Dünyanın En İyi Bilgisayar Üreticisi’ ödülünü aldı. Bu rakam Casper’ın, geçen yıl 3 milyon 300 bin bilgisayar satılan Türkiye pazarının yaklaşık yüzde 12’sinin sahibi olduğunu gösteriyor. 

Casper, 20 yıl önce başlattığı yolculuğuna bugün kurucularından birinin 1996’da ölümü nedeniyle iki patronla devam ediyor. Ancak şirketin sürekli büyüme üzerine kurulu yönetim felsefesinde değişiklik yok. Yalnızca zaman içinde patronlar, ‘daha az patronluk yapmanın’ şirket için iyi olacağını görüp Casper’ın başına 2009’un ocak ayında Intel’de yıllarca üst düzey görevlerde bulunmuş olan Charlotte Anne Lamprecht’i kendi deyişleriyle ‘Şarlot Hanım’ı getirmişler. 

“Yönetimde üç kişi var” 
Casper’ın kurucu ortağı ve yönetim kurulu üyesi Yalçın Yıldırım bu gelişmeyi “Biz iki ortak bilfiil çalışıyoruz. Rahmetli ortağımızın eşi ve kızı da ortak olarak devam ediyor. Yönetimi de Şarlot Hanım’la birlikte götürüyoruz. Yani en tepede üç kişiyiz” sözleriyle ifade ediyor. Kurucu ortak ve yönetim kurulu başkanı Altan Aras Fakılı yönetimi bir profesyonel yöneticiyle paylaşmalarının gerekçesini şöyle anlatıyor: 

“Her ne kadar şirket ortağı olarak burada çalışırken, patron değilim ben de bir işçiyim diye düşünseniz bile yanınızda çalıştırdığınız müdürünüz, elemanınız böyle düşünmeyebilir. Dolayısıyla onun için iyi bir rol model değilsiniz. Eğer sizin davranışlarınızı baz alıp işlerini geliştirmeye kalkarsa çuvallama ihtimali yüksek. Burada bir profesyonel yöneticiyi, Şarlot Hanım’ı rol model olarak alması firmanın geleceği açısından daha uygun.”
Casper de kararlar tepedeki üçlünün öncülüğünde yoğun bir görüş alışverişi sonucu ortaya çıkıyor. “Biz patronuz bizim dediğimiz olur tavrı yok. Casper’ın CEO’su Charlotte Anne Lamprecht de bu durumu şu sözlerle dile getiriyor: 

“İki yıldır buradayım bir kere bile ‘Biz patronuz, bu iş böyle olacak, patron olduğumuz için böyle yapacağız’ dediklerini duymadım. Günlük işleyişte patron gibi davranmazlar. İkisi de işe çok odaklanmış çalışanlar gibidirler. Karar alma süreçlerine çok inanırlar. Burada her zaman tartışma ve fikirlerin işbirliği önemli. Bazen anlaşabiliyoruz, bazen anlaşamıyoruz. Ancak sonunda bir yerde buluşuyoruz.” 

Yalçın Yıldırım kararlar konusunda “Bunu yapamayız edemeyiz diye kesip atmıyoruz. Mutlaka her fikri çalışalım edelim bir noktada birleşiriz diyoruz ürün ortaya çıktıkça anlıyoruz bunu” diyor.
Fakılı’ya göre çalışırken patronluk yapmaya kalkarsan olmaz. Yıllardır bunu yapmamaya çalıştıklarını belirten Fakılı şöyle konuşuyor:
“Çalışırken patronluk yapmaya kalkarsan olmaz. 1-1.5 yıl önceye kadar tüm reklamları tek tek ben kontrol ederdim. Başlıkları okur, hatta başlıkları bulurdum da. Televizyon reklamlarının senaryosuna bakardım, beğenmezdim. Onu da değiştirtirdim. Son 1 yıldır reklamları televizyonda veya gazetede görüyorum. Bu işi benden daha iyi yapanlar varken illa bu işi de ben yapacağım, patronum, benim dediğim olur, dersen işin içinden çıkamazsın. Her konuya da yetişemezsin. Ama patron olduğun zaman her konuya yetişirim havasına giriyorsun.
Gün geçtikçe bakıyoruz bizsiz yapılan iş sayısı artıyor ve bundan da mutlu oluyoruz. Eskiden her işe girip karar veriyordunuz. Ne kadar kötü bir şey. Şimdi birçok işi o bölümün yöneticileri kolaylıkla yapabiliyor. İş bir şekilde yürüyor. Müdahale etmeniz gereken nokta olmuyor mu? Olur, olmak zorunda ama bu azaldıkça doğru yolda olduğunuzu anlıyorsunuz.”


“Eşlerimizi işlerimize hiç bulaştırmadık”
Casper’ın kurucu ortaklarının iki önemli çalışma prensibi var. Birincisi çalışırken patron rolüne bürünmemek, ikinci ise eşlerini işlerine karıştırmamak. Altan Aras Fakılı bu prensibi şu sözlerle açıklıyor: 

“Eşlerimiz mümkünse az görüşsünler. Görüşsünler ama işe bulaşmasınlar, işe de nadir gelsinler. Arada sırada yılda bir kere geçerken uğrarlar. İşle ilgili müdahaleleri olmasın diye kural koyduk. Bu birinci felsefemiz ve bunca yıldır da sadık kaldık. Bunun çok hayrını gördük. Diğer şirketlerden duyuyoruz ve bunun ne kadar doğru olduğunu görüyoruz.” 

“Hepsi silinip gittiler”
 
Yalçın Yıldırım, patronların zaman içinde üstlendikleri işleri azaltmaları gerektiğine inanmakla birlikte tümden geri çekilmenin doğru olmadığına inanıyor:
“Zaten yoğunlaştığınız alanları azaltmadığınız sürece iyi bir patron olamazsınız. Ama işin de başında olmanız şart. Çünkü şirketi diri, dinamik tutmak için, tehlike ve risklere karşı işin her zaman başında bulunmanız şart. Bizim bilgisayar sektörünün ilk merkezi bilirsiniz Mecidiyeköy’dü. Orada işten çok özel hayatlarına zaman ayıran, birkaç hafta ortalarda görünmeyen patronların bugün hiçbiri ortada yok. Silinip gittiler”. 

Casper’ın kuruluşundan bu yana Türkiye’nin sürekli krizler yaşadığı anımsanırsa, performansı şirketin bu olumsuzluklardan etkilenmediğini gösteriyor. Bugüne kadar krizlerde eleman çıkarmamış. Fakılı son küresel krize 280 kişiyle girdiklerini belirterek “Şu an 420 kişiyiz, krizde hızlı büyüdük. Başarıya birlikte ulaştığımız kişilerle yollarımızı en ufak olumsuzlukta ayırmayı etik ve ahlaki bulmuyoruz. Biz bu politikanın çok faydalarını gördük” diyor.
Casper’ın 1200 bayilik pazarlama ağının başında olan Yalçın Yıldırım’a ise “Krizde nasıl büyüdünüz, nasıl kâr ettiniz?” diye soruyoruz. Cevabı ise “Dövizin seyrini iyi tahmin ettik. Ona göre pozisyon aldık. Ama ötesini anlatmam, bu bir ticari sır” oluyor.


“Biz patronuz, bu iş böyle olacak demezler”
Charlotte Anne Lamprecht, kendi sözleriyle ‘ABD’de kişisel bilgisayarın doğuşunu ve çocukluk sürecini’ görmüş ve 24 yıl İntel’de çalışmış. Ayrılma kararı verdiğinde de kendisini uzun yıllardır tanıyan Casper’dan teklif alıp Türkiye’ye gelmiş. Lamprecht ‘heyecan verici’ bir şirket olarak tanımladığı Casper’da görevinin bir anlamda trafik polisliği, trafik düzenleyiciliği olduğunu söylüyor. Patronlarından ve çalışma ortamından da memnun olduğunu anlıyoruz. 

“Logo 1.5 yılda çıktı” 
Rahat çalışma konusunda verdiği en önemli örnek Casper’ın 1.5 yıllık çalışmayla değişen logosu. Casper, göreve gelmesinin ardından CEO’sunun ön ayak olmasıyla logosunu değiştirmeye karar vermiş. Bunun için uluslararası bir ajansla anlaşılmış. Ancak ilk gelen çalışmalar ortakları pek memnun etmemiş. Altan Aras Fakılı “Eski logodan pek farkı yok” derken, Yalçın Yıldırım ise incelen ve küçülen eski logonun daha iyi olduğunu belirtmiş.Lamprecht o süreci “Buna rağmen çalışmaları durdurmadılar. Sana güveniyoruz , devam et dediler. Biz patronuz böyle olacak, böyle istiyoruz demediler” sözleriyle anlatıyor. Ortaya da sonunda Casper’ın bugünkü logosu çıkmış.
Casper’ın bölgesel bir marka olma hedefine uygun olarak logonun altındaki “Türkiye’nin prestiji” cümlesi yerini “Senin hayatın, senin teknolojin”cümlesine bırakmış. Fakılı bu değişikliğin nedenini de “Şu anda Azerbaycan, Nahçıvan ve Gürcistan’a ihracat yapıyoruz. O ülkelerdeki tüketici için çıkarttığımız cümlenin anlamı olmayacağını düşündük” sözleriyle açıklıyor.
Lamprecht ağırlıklı olarak organizasyon ve proses geliştirme, şirketin KOBİ yanını kurmak ve güçlendirmek, perakende kanalını geliştirmekle uğraşıyor. Modern perakendenin doğuşunun oyunun kurallarını değiştirdiğini belirten Lamprecht’e göre bu nedenle birtakım proseslerde de değişiklik gerekiyor ve kendisi de son iki yıldır bu yenilikleri yerleştirmeye çalışıyor.

Casper, Irak’a Bağdat’tan giriyor
Bölgesel bir güç olmayı hedefleyen Casper bu konudaki önemli adımlardan birini Irak’a yatırım yaparak atıyor. Irak’ta bugüne kadar yatırım yapan ve daha çok ülkenin güvenliğin daha iyi olduğu kuzeyini tercih eden Türklerin aksine işe Bağdat’tan başlanıyor.
Bağdat’ta açılış çalışmaları süren Casper Shop’ta satışlar en geç 1.5 ay sonra başlayacak. Bağdat’ın güvenlik açısından her geçen gün daha iyi bir noktaya geldiğini belirten Fakılı “Merkezi hükümet burada. 5-6 milyon nüfus var. Teknolojiye de ihtiyaç duyuluyor. Biz de bölgesel marka olma hedefimiz doğrultusunda Bağdat’a gidilyoruz” diyor.

bigPara.com

    ETİKETLER:

    Irak

    ,

    Türkiye

    ,

    Hükümet

    ,

    Yatırım

    ,

    Bugün

    ,

    Patron