'Herkes bankacılıktan ahde vefa bekliyor'

'Herkes bankacılıktan ahde vefa bekliyor'
'Herkes bankacılıktan ahde vefa bekliyor'

GYİAD Başkanı Pınar Eczacıbaşı, ?Ben ekonomide ani patlamalar beklemek yerine, iyileşmeyi yıllara yayılan bir süreç olarak görmek istiyorum? diye konuştu.

2001 krizinde büyük yara alan bankacılık sektörünün 25-30 milyar dolarlık zararının halkın vergileriyle finanse edildiğini söyleyen Pınar Eczacıbaşı, 'Şimdi bankacılık sektörü işletmelere ve reel ekonomiye riskli bulduğu için destek vermiyor' dedi

İSTANBUL - Genç Yöneticiler ve İşadamları Derneği (GYİAD) Başkanı Pınar Eczacıbaşı, 2001 krizinde büyük yara alan bankaların halkın ödediği vergilerle kurtarıldığını belirterek “2001’de halkımız, reel sektör ve toplumun her kesimi, zararları 25-30 milyar doları bulan bankaların kurtarılması için büyük fedakarlıkta bulundu.
Şimdi ahde vefa sırası bankacılık sektöründe. Ancak bu konuda hükümetin yönlendirme sorumluluğu var” dedi. Eczacıbaşı, GYİAD üyelerini de derinden etkileyen 2001 krizini bugünkü krizle karşılaştırıp bankacılık sektörü ile ilgili özel bir yorum ve tespitte bulunmanın da gerekli olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

‘Daha gidecek yol var’
“2001 yılında büyük yara alan bankacılık sektörü, halkımızın vergileri ile kurtarıldı. Bankacılık sektöründeki yaklaşık 25-30 milyar dolarlık zarar vatandaşın vergileri ile finanse edildi, ama şimdi bankacılık sektörü işletmelere ve reel ekonomiye riskli bulduğu için destek vermiyor. Her kesim bankacılık sektöründen ahde vefa bekliyor, ancak bu konuda hükümetin yönlendirme sorumluluğu var. Hükümetin bankalara kızıp, sözlü açıklamalarla yetinmesi yerine, bankaları reel ekonomiye kredi vermeye yönelik istekli ve cesaretli kılacak yasal düzenlemeleri ve yönergeleri hayata geçirmesi gerekirdi. Reel sektörde birçok firma, çok ufak miktarlarda kredi desteği bulamadığı için batarken, bankacılık sektörü ciddi kar rakamları açıklıyor. Reel sektörü küçülmüş ama bankacılık sektörü büyümüş bir böyle bir ekonominin  de sağlıklı bir ekonomi görüntüsü vermediği ortada.”
Pınar Eczacıbaşı, küresel krizin gelinen noktada Türkiye ekonomisine yaptığı etkileri görmek açısından GYİAD’a üye genç işadamı ve yöneticilerin çalıştıkları şirketlerin yaşadığı sorunların da  önemli bir gösterge olduğunu vurgulayarak şöyle dedi:
“Üyelerimizden yola çıkarsak, üyelerimizin işyerlerinde minimum yüzde 30-40 ciro düşüşleri var. Hemen her üyemizin iş yerinde az ya da çok işçi çıkarımları söz konusu oldu. Hatta denizcilik gibi doğrudan ticaretle ilişkili sektörlerin karlılığında yüzde 70-80’lere varan düşüşler var. Bu rakamlar her şeyi çok güzel açıklıyor. Kriz tüm sektörleri çok ciddi ölçüde etkiledi. Hemen her işyeri masrafları daraltarak, belirli oranlarda işçi çıkarımına giderek bu dalgayı atlatmaya çalışıyor. Tabi ki yaşanan büyük bir kriz. 

‘Vergi barajı hafifletilmeli’
Dünya için olduğu kadar Türkiye için de büyük bir kriz. Biz başından beri Türkiye’nin bu krizden çok ciddi etkileneceğini söyledik. 2008-2009 krizini daha ziyade reel sektörü yaralayan bir kriz olarak görüyorum. Yaraların sarılması da dünyaya paralel olacak. Dünya iyileşmeden Türkiye iyileşemeyecek ve bu konuda daha yolumuz da var diye düşünüyorum.”
GYİAD Başkanı Eczacıbaşı ‘Genç Bakış olarak küresel krizin Türkiye’ye yansımaları konusunda ne gibi yeni şeyler söyleyebilirsiniz’ sorusuna şu yanıtı verdi:
“Aslında her zaman yeni bir şey söylemek önemli olmayabilir. Aslında eski söylediğimiz şeyler bile dikkate alınıp yapılsaydı önemli bir şey yapılmış olurdu. İlla yeni bir şeyler söylemek yerine, eski bile olsa doğru olarak söylenen şeylerin yapılması lazım. Öncelikle ben bu krizin iyi yönetilemediğini düşünüyorum. Krizin bangır bangır geleceği bilinirken alınan önlemlerde geç kalındı. Önlemlerin zamanında alınması tabi ki önemliydi. Zaten hep birlikte gördük ki vergi indirimleriyle ilgili olarak devreye konan önlemlerin hemen olumlu etkisi hissedildi.
Örneğin otomotivdeki satışların iyiye gitmesi gibi. Krize bağlı önlemlerden çok, zaten eskiden beri işadamlarının sırtında Türkiye’de son derece yüklü olan bir vergi bagajı var. O yüzden öncelikle vergide çok ciddi reform gerekiyor. Bu reform krize endeksli olarak değil, tümüyle krizden bağımsız olarak ele alınmalı. Belki bu krizlerin yarattığı ortam, bizlere ev ödevlerimizi bir an önce yapacaksan yap  dedirten nedenler olarak bir fayda sağlayabilir.”

‘İç talep canlanmalı’
2009’da ekonomik büyümede yaşanan olumsuz gidişi değerlendiren Pınar Eczacıbaşı, ekonomide sadece eksiye gidişte bir gelişme olduğunu, büyüme konusunda iş dünyasını rahatlatıcı bir gelişme yaşanmadığını belirterek, “Dünya ile entegre bir ekonomi içinde talepler artmadığı sürece ve buna ilaveten iç talebi canlandıramadığınız sürece ekonominin büyümeye geçmesi zor görünüyor. Ve bu şartlar içinde de iç talebin de dış talebin de artması mümkün değil. Çünkü AB ekonomileri de ABD başta olmak üzere dünyanın önde gelen ekonomileri de henüz ciddi bir iyileşme sinyali vermiyor. İçeride de insanların mevcut işlerine yeniden sarılıp,  yeni istihdam yaratmaları ve bu şekilde talep artışına katkı yapmaları zaman alacak. Ayrıca insanların cebindeki paralar biterken iç talebi nasıl yaratacaksınız. Burada çok ciddi bir kısır döngü var” dedi.

‘Gülmekten kendimi alamadım’
Eczacıbaşı ekonomiyle ilgili değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü:
“Ben ekonominin geleceğine yönelik iyimser ya da kötümser senaryolar çizmek, ekonomide ani patlamalar beklemek yerine, iyileşmeyi yıllara yayılan bir süreç olarak görmek istiyorum. Şimdi herkes bir takvim veriyor iyileşme konusunda. Şu çeyrek bu çeyrekte iyileşme başlayacak diye. Ben böyle takvimlerle uğraşmaktansa yaşadığımız güne konsantre olmanın daha büyük önem taşıdığına inanıyorum. Bugünkü sorunlarımız krizle ortaya çıkmadı. Zaten mevcut sorunlar üzerine yapılacaklar yapılsın, ayrıca iyileşme umutları için sürekli takvim belirlemeye de gerek kalmaz. Topluma gerçekçi bir iyimserlik vermek kuşkusuz ki önemli. Ancak böyle gün, ay gün verir gibi takvim açıklayanları gördükçe de gülmekten de kendimi alamıyorum. Ayrıca kriz olmasaydı da zaten iyi durumda değildik ki. Kriz bize gerçek sorunlarımızı unutturmamalı.”

‘Genç nüfus elimizde patlayabilir’
İşsizlikte rekor üstüne rekor kırıldığına dikkat çeken Eczacıbaşı, işsizliğin daha da artacağı bir senaryoda özel sektör şirketleri üzerindeki vergi yükünün azaltılmasının daha da önemli hale geldiğini belirterek, Türkiye’nin en büyük avantajı olarak gösterilen genç nüfus olgusunu değerlendirdi. Eczacıbaşı, “Genç nüfus konusunda avantajlı durum artıya mı eksiye mi gidiyor diyecek olursanız ben eksiye doğru gittiğimizi düşünüyorum.
    Ve bu genç nüfus bu gidişle elimizde patlayacak bir bomba gibi olacak. Çünkü bugün ekonomide, toplumsal hayatta yaşanan birçok hadise eninde sonunda işsizliğe dayanıyor. Yeterli ve piyasanın talep ettiği eğitimi alamamış ve bu nedenle de işsiz kalmış çok büyük bir kitleyi toplumun içine bırakıyorsunuz, sonuçta bu insanların bir patlama noktaları var. Genç nüfus böyle kalırsa ve bu kitlenin eğitimine ciddi el atılmazsa ben şahsen bu haliyle genç nüfus olgusunu önemli bir tehlike olarak görüyorum” dedi.
GYİAD’ın mevcut yönetimle birlikte etkinliğinin çok daha hissedilir hale geldiğini, özellikle genç istihdamın artırılmasına yönelik projelerinin Türkiye’de de AB içinde de ses getirdiğini vurgulayan Eczacıbaşı özetle şu görüşleri dile getirdi:
“Dernek olarak bizim başka bir ajandamız yok. Siyasetle ilgili değiliz. Kendi gündemimizin içine başka şeyleri ya da siyaseti katmak istemiyoruz. Bizim tek gündem maddemiz Türkiye’nin aydınlık, genç yüzünü, eğitimli ve batıya dönük yüzünü ülkeye katkı yapacak bir platformda toplamak. Son derece kısıtlı bir bütçe ve insan kaynağına sahip olmamıza rağmen büyük projeler yaptığımızı ve nerdeyse TÜSİAD kadar etkili eylem ve söylem içinde olduğumuzu görüyoruz. Bu yönüyle GYİAD bir çok STK’ya da örnek olabilir. GYİAD’ın geleneği içinde şimdiye kadar en fazla iki dönem üst üste başkanlık yapıldığını hatırlatan Eczacıbaşı, Yönetim Kurulu üyelerinin ortak isteğiyle ilk kez üçüncü dönem için aday olduğunu söyledi. 
(anka)