'Herkes eldeki parayı koruma derdine düştü'

'Herkes eldeki parayı koruma derdine düştü'
'Herkes eldeki parayı koruma derdine düştü'
Azimut Bosphorus Capital Genel Müdürü Murat Salar, "Yatırımcının en istemediği ortam belirsizliktir, içeride de uzunca bir süredir maalesef bunu yaşıyoruz. Büyük bir talihsizlik olarak yurtdışı piyasalarda da karışık bir dönemin içinden geçiyoruz" dedi.

Erken seçim kararının alınmasıydı, kurdaki aşırı dalgalanmaydı, borsada ayılarla boğaların savaşıydı, derken yatırımcıyı epeyce hırpalayan bir süreçten geçtik. Aslında hala da geçiyoruz demek doğru olur. Önümüzde pek çok risk var; kimi fiyatlandı, kimi henüz konuşulmadı. Para kazanmak bir yana, eldeki parayı korumanın derdine düştü herkes.

Biz de, hem piyasaları, hem de bu çok konuşulan kriz ortamının nasıl fırsata dönüştürülebileceğini Azimut Bosphorus Capital Genel Müdürü Murat Salar ile konuştuk.

Piyasalar açısından bakıldığında oldukça dalgalı bir seyir izlendiğini görüyoruz. Yatırımcı açısından riskleri, yurt içi ve dışı olmak üzere ikiye ayıracak olursak, sizce hangi başlıklar sıralanabilir? 

Riskleri ve fırsatları iç ve dış diye ayırmak gerekecek galiba. İçeride yaşadığımız seçim süreci hepimizin malumu. Türkiye yaklaşık 1,5 yıldır ardı ardına seçimler yaşıyor. Yerel seçim, Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler. Ve en nihayetinde de hükümet kurulamaması, genel seçimlerin yenilenmesi. Bu durum doğal olarak belirsizlik yaratıyor. Yatırımcının en istemediği ortam belirsizliktir, içeride de uzunca bir süredir maalesef bunu yaşıyoruz. Büyük bir talihsizlik olarak yurtdışı piyasalarda da karışık bir dönemin içinden geçiyoruz. Dolayısıyla eşzamanlı olarak hem içeride hem dışarıda belirsizlik yaşıyoruz. Uzun zamandır konuşulan ABD’nin sıfır faiz politikasından vazgeçme zamanlaması artık çok yaklaştı. Çin’de oluşan varlık balonunun dünya piyasalarını tehdit edebilecek boyuta ulaşması ve piyasanın buna reaksiyon göstermesi, Euro bölgesinde Yunanistan’ın Euro’dan çıkışının konuşuluyor olması işimizi daha da zorlaştırdı. Bunlara ilaveten, Türkiye’de yurtiçinde yaşanan terör sorunu ve yakın coğrafyamızdaki jeopolitik problemler sıkıntıları artırmaktadır.

Önümüzde ciddi bir seçim riski olduğunu, bu riskin fiyatlandığını biliyoruz, su halde kredi derecelendirme kuruluşlarından gelen uyarı açıklamalarını yine de acımasız buluyor musunuz?

Kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye açısından çok objektif davrandıklarını düşünmedim. Kişisel olarak bunu da uzun yıllar savundum. Hareket noktam ise, benzer ülkelerle ilgili yapılan kredi derecelendirmeleri. Türkiye ekonomisi son 10 yılda önemli değişimler yaşandı. Bunların tamamının kredi değerlendirmesinde yansımasını bulduğu kanaatinde değilim. Ancak 2015 yılı başından bu yana bizim içeride yaşadığımız tartışmalar ve hükümet kurulamaması noktasına gelmiş olmak, kredi derecelendirme kuruluşlarının bundan sonraki değerlendirmeleri için beni endişelendirmektedir. Türkiye’nin dışarıdan bakıldığında risk primi arttı. Terör yeniden başladı, siyasi belirsizliklerin içerisinden geçiyoruz. Derecelendirme kuruluşlarından bu dönemde olumlu bir değerlendirme duymak benim için büyük sürpriz olur.  

Seçim Hükümeti kuruldu. 1 Kasıma kadar gemiyi limana yanaştıracak ekip belli oldu. Takımın içinde finans dünyasının çok güvendiği isim olan Babacan’ın olmaması olumsuz bir etki yaratır mı? 

Sn. Ali Babacan son 13 yılda çok önemli görevler üstlendi. Zor dönemlerde;  ekonomi bakanlığı, dışişleri bakanlığı, ab başmüzakereciliği ve ekonomiden sorumlu başbakan yardımcılığı. Bildiğim kadarıyla 2002 yılında ilk Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti kurulduğundan bu yana kesintisiz olarak kabinede yer alan tek isim. Piyasalar açısından siyasetçiden daha ziyade teknisyen özelliği ile, sağduyu ve güveni temsil etmekteydi. Kendileri Türkiye’nin önemli bir değeridir. Biz piyasa oyuncuları sorumluluk almasını çok istedik ama herkesin de özel hayatı ve gelecek planlarını şekillendirmek için farklı parametreleri olabilir. Saygı duymak lazım Sn. Baba an'ın kararına. Bundan sonra Sn. Babacan’sız yola devam edilecek. Devlette devam esaslılığına inanacaksak, yeni sorumluluk alanların ve gelecekte sorumluluk alacakların da aynı bilinçle hareket edeceğine inanıyoruz. Umut ediyoruz ki, bazen kan değişimi faydalı olabilir. Özetle inanıyoruz, yeni isimler de katma değer yaratacaktır.

MB son birkaç yıldır eleştirilerin odağı konumunda. TCMB sizce süreci nasıl yönetiyor?

Merkez Bankamıza çok haksızlık yapıldığına inananlardanım. Süreci gayet iyi yönetmekte. Şartların tamamı değerlendirildiğinde bu denli eleştirilmesinin doğru olmadığı kanaatindeyim. Benim hatırladığım takdir edilen hiç TCMB Başkanı yok. Ama ekonomimizin ilerlediğini savunuyoruz. Şayet bir ilerleme sağlandıysa, bunda TCMB, BDDK, Hazine, SPK gibi kurumlarımızın çok ciddi katkıları vardır. Hazine Müsteşarımız IMF’de direktörlük görevine atanmıştır. Türk bürokrasi tarihinde pek rastladığımız bir başarı değil. Dolayısıyla Merkez Bankamızın Başkanı, PPK üyeleri ve diğer yöneticilerinin uluslararası kalibreye sahip insanlar olduğuna, işlerini de şartların elverdiği ölçüde azami özen ve iyi niyetle gerçekleştirdiklerine inananlardanım.

piyasalar bu denli dalgalı olunca yatırım kararı vermek söyle dursun hali hazırda başlanmış yatırımların dahi durduğunu görüyoruz. Ancak durum sizin için farklı. Yurtdışı riskin bu denli arttığı, yurtdışının belirsizliğini koruduğu bu dönemde Türk portföy yatırım sektörüne son 5 yıldır tek yatırım yapan uluslararası yatırımcı olan Azimut Group’un gördüğü, diğerlerini görmediği hikaye nedir?

Azimut Group yönetmekte olduğu 40 milyar ABD Dolarlık varlık ile Türk portföy yönetim sektörünün tamamından daha büyük konumdadır. Dünya üzerinde 5 kıtada 13 ülkede faaliyet göstermektedir. İtalya’nın en büyük bağımsız portföy yönetim şirketi konumundaki Azimut Group Avrupa’nın da en önde gelen bağımsız portföy yönetim gruplarındandır. Türkiye operasyonlarına özel önem vermekteler. Son 3 yılda gerçekleştirdiği yatırım ve ortaklıklarla Türkiye’ye olan inançlarını pekiştirmişlerdir. Dünya genelinde yaklaşık 1.700 finansal danışman istihdam etmektedir Azimut Group. Türkiye’de de önemli büyüme planlarımız mevcut. Kısa vadeli değil orta ve uzun vadeli olarak bakıyoruz. İş planlarımız hep 5 yıllık. Kısa vadeli dalgalanmalar grubun vizyon ve misyonunda herhangi bir değişikliğe neden olmuyor. Bunun sonucu olarak süreki büyüme hedefi ile çalışmaktayız.

İstanbul’un finans merkezi olacağına ve Mena bölgesine açılan kapının Türkiye olduğuna gerçekten inanıyor musunuz?

Türkiye, yakın coğrafyamıza baktığımızda bizden daha doğu ve daha güneydeki ülkelere göre her anlamda daha gelişmiş konumda. Bu durum ciddi bir potansiyel yaratıyor. Finans sektöründe yetişmiş insan gücümüz mevcut. Başta bankacılık olmak üzere dünya standartlarında finans kurumlarımız mevcut. Bu noktadan hareketle Istanbul’un finans merkezi olması gerektiğine can-ı gönülden inanıyoruz. Azimut Group’un orta ve uzun vadede, Kuzey Afrika ve Orta Doğu (MENA) yapılanmalarında Istanbul’un merkez olarak konumlandırılması konusunda ortak bir gaye bulunmaktadır. Tüm iş planlarımızı bu yönde şekillendirmekteyiz. Enteresan bir bilgi paylaşmak isterim. Dünya’nın en büyük sukuk fonu Azimut Türkiye tarafından yönetilmektedir. İlgili fonumuz, çeşitli Müslüman ülkeler tarafında da ödüle layık bulunmuştur.

Eylül 2015 itibariyle, grup olarak yönetiminizde olan 2.7 milyar TL’lik varlık toplamı ile Türk portföy yönetim sektörünün çok şubeli bankalar da dahil olmak üzere en büyük ilk 10 kurumu arasındasınız. Kendiniz koyduğunuz yeni hedef nedir? 

Azimut Türkiye platformu, Azimut Boshphorus Capital Portföy, Azimut Portföy ve AZ Notus Portföy olarak 3 şirketten oluşmakta. Biz bunu 3şirket tek takım olarak adlandırıyoruz. Vizyonumuz tek  büyümek; misyonumuz ise yatırımcılarımıza istikrarlı, sürdürülebilir getiriler sağlamak. Halihazırda Türkiye’de yönetmekte olduğumuz 2,7 milyar TL’lik büyüklük ile Türkiye’nin en büyük bağımsız portföy yönetim platformu, çok şubeli bankaların da faaliyet gösterdiği sektör genelinde ise en büyük 10 kurum arasındayız. Hedefimiz net: 5 yıl içerisinde 2020 yılına kadar Türkiye’nin en büyük ilk 5 portföy yönetim şirketi arasında yer almak. Bunu gerçekleştirebilecek uluslararası deneyimimiz ve yurtiçi piyasalarda başarısı kanıtlanmış tecrübeli kadromuz mevcut. Türkiye’nin potansiyeline inanıyoruz, kendi potansiyelimizin ise ziyadesiyle farkındayız.

9- 10 Kasım tarihlerinde Uluslararası bir konferansın 3.’sünü İstanbul’da gerçekleştireceksiniz, Panel başlıklarınızı belirlediniz mi? 

Azimut Group, düzenli aralıklarla faaliyet gösterdiği ülkelerin birisinde toplantılar gerçekleştirmektedir. 2015 yılındaki toplantı yeri olarak Istanbul belirlenmiştir. 9-10 Kasım tarihlerinde gerçekleşecek bu organizasyonda, dünyanın çeşitli ülkelerinden katılacak profesyoneller çok sayıda panel ve konferansta finans dünyasının geleceğini tartışacaktır. Toplantı başlıklarımızın en önemli maddelerinden birisi Türk Portföy yönetim sektörünün büyüme potansiyeli ve Azimut Group’un bu noktada stratejik iş planı olacaktır.

 

bigPara.com