Hisarcıklıoğlu bankalara yüklendi: Birileri ağlarken, birileri gülmemeli

Hisarcıklıoğlu bankalara yüklendi:  Birileri ağlarken, birileri gülmemeli
Hisarcıklıoğlu bankalara yüklendi:  Birileri ağlarken, birileri gülmemeli

Hisarcıklıoğlu, krizin en az hasarla atlatılması için iç tüketimin canlı tutulmasını ve yapısal reformların gerçekleştirilmesini önerdi.

'Bizlerin ağladığı bir dönemde bankalar çok mutlu ve büyük bir kâr patlaması yaşıyor' yorumu yapan TOBB Başkanı, 'Bir bankamızın sorumlu kişisi 'her şey güllük gülistanlık' diyor. Aynı gün kapının önüne 1500 çalışanı koyuyor' dedi

KOCAELİ - Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, bankaların reel sektöre kredi vermek yerine daha güvenilir buldukları devlet iç borçlanma senetlerine yatırım yaptıklarını belirterek,“Reel sektör ağlarken, bankacılık kesiminin yüzünün gülmesi ve mutlu olabilmesi mümkün değil. Bizlerin ağladığı bir dönemde bankalar çok mutlu ve büyük bir kâr patlaması yaşıyorlar” dedi.
Ekonomi Gazetecileri Derneği’nin (EGD) Kocaeli Kartepe Green Park Hotel’de düzenlediği geleneksel Ekonomi Zirvesi’nde konuşan ve ekonomik durumla ilgili kapsamlı bir sunum yapan TOBB Başkanı Hisarcıklıkoğlu, 30 Eylül 2008-30 Mart 2009 arasında yurtiçi TL kredi hacminde daralmanın yüzde 14 milyar TL’ye ulaştığını, buna karşın bankaların menkul değerler portföyünde ise 31 TL’lik artış olduğunu kaydetti.

‘Bazıları yanlış işler yaptı’

Hisarcıklıoğlu, ekonomik kriz sürecinde bazı sektörlerin yanlış işler yaptığını savundu ve bankalara sert şekilde yüklendi. Bankacılara “Bizler ağlarken onların mutlu olması mümkün değil ama bir bakıyorum bir bankamızın sorumlu kişisi ‘her şey güllük gülistanlık’ diyor.
Aynı gün kapının önüne 1500 çalışanını koyuyor” diyen TOBB Başkanı otomotivcilerin vergi indirimi alıp stokları erittikten sonra hemen fiyatlara zam yapmalarının, marketçilerin de kendi adlarına fason üretime yönelip, özellikle gıda sanayisindeki markaları yok etmelerinin çok yanlış olduğunu savundu. Hisarcıklıoğlu otomotivcilere, “Böyle şey olur mu? Hem ‘satamıyoruz’ diye şikâyet edeceğiz, ondan sonra biraz önü açılınca da ‘hadi bakalım zam yapacağız’ diye çıkıştı. Hisarcıklıoğlu küresel ekonomik krizin Türkiye’de en az hasarla atlatılması için de iç tüketimin canlı tutulmasını ve yapısal reformların yapılmasını önerdi.

‘Bizden kesip devlete...

TOBB Başkanı şöyle konuştu: “Bankalardan çok şikâyetçiyiz. Niye? ‘Kredileri bize vermiyorlar’ diye şikâyetçiyiz. Bize verdikleri krediler 14 milyar lira azalmış. Devlete borç vermek için kestiler. Menkul Kıymetler Portföyü 31 milyar lira artmış. Bize de insafsızca yükleniyorlar. Her sektör zarar ederken, kâr patlaması yaşıyorlar. Böyle şey olur mu? Kâr patlamasının altındaki şu: Banka parayı yüzde 12, 12.5’la alıyor, kredi almaya gidince yüzde 20, 25 istiyor. Böyle şey olmaz, bu insafsızlık. 12.5’a al 25’le sat.
Eğer krizden hep birlikte çıkacaksak sorumluluklarımızı bilmek lazım. Bizler ağlarken onların mutlu olması mümkün değil ama maalesef bir bakıyorum bir bankamızın sorumlu kişisi ‘her şey güllük gülistanlık’ diyor. ‘Acaba biz mi farklı bakıyoruz da göremiyoruz’ diyorum. O haberi okuduğum gün kapının önüne 1500 çalışanını koyuyor. Hani güllük gülistanlıktı. Kâr patlaması yaşıyorsan, o 1500 kişiyi çıkarma da onlar işini kaybetmesin bari.”

‘İç talebi canlı tutalım’

TOBB Başkanı, ekonomik kriz sürecinde sürekli sorunları dile getirmek, kamuoyu önünde tartışmak ya da ‘öldük bittik’ demenin kendi ayağına kurşun sıkmak olduğunu vurguladı ve bu konuda da şunları söyledi: “Sorunları bağıra çağıra çözebilir miyiz? Bunu bir siyaset olarak yapamayız. Nedir çözüm? Sorunları çözüm önerileriyle birlikte konuşmak. Benim işim de bu; çözüm yollarını bulup anlatmak.
Kriz sürecinde Cumhurbaşkanı, Başbakan ya da bakanlarla 84 kez biraraya gelmişiz, anlatmışız. Bunların bir kısmı da son zamanlarda uygulanmaya başlandı.”
Krizi atlatmak için en önemli önlemin ‘iç talebi canlı tutmak’ olduğunu söyleyen TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Sayın Başbakan ile Hindistan’a gittik. Hindistan Başbakanı’na ‘ekonomik krizi nasıl aşacaksınız’ diye sordum.
‘Bizim iç pazarımız büyük, eğer iç talebi canlı tutarsak krizden sağlam çıkarız’ dedi. Dönünce bu konuya baktım ve ilginçtir; Türkiye’nin milli gelirinin yüzde 68‘inin özel tüketimden geldiğini gördüm. Yani 72 milyonun tüketimi çok önemli bir konu. Biz de eğer iç tüketimi canlı tutarsak bu krizden negatif etkilenmemiz çok azalır. Zaten bu dönemde dışarıya kumanda edemeyiz ki. Milli gelirde kamu tüketim payı sadece yüzde 10. Ana sektörlerimizin dışa bağımlılığı da otomotiv hariç çok az. Hane halkı tüketimi ile milli gelir genel olarak paralel hareket ediyor. İnsanların tüketime devamı için inandırıcı tutarlı bir programa ihtiyaç var” dedi.

‘İşçi-patron birdir’

Hisarcıklıoğlu, “Anadolu girişimcisi refah düzeyinde farklılık olsa da işçisiyle beraberdir. Bunların arasını bozmaya kimsenin gücü yetmedi. Soğan ekmek birlikte yenir. Bu yüzden onların da en büyük meselesi şu anda işsizliktir” dedi.
TOBB Başkanı, üretimde her dört makineden birinin stop ettiğini söyleyip şöyle devam etti: “6 milyon kişi Türkiye’de işsiz. Bu her üç gençten birinin işsiz olduğu anlamına geliyor. Her yıl 750 bin genç istihdam nüfusuna katılıyor. Onun için ekonomik daralmayı kabul edebilmemiz mümkün değil. Bunu sürdürebilmek mümkün değil. Böyle giderse daha büyük sıkıntıyla karşı karşıya kalırız.” (Radikal)

Çıkış için neler yapılmalı?
* İnsanlar harcama ya da tasarruf kararı alırken, iki faktörü göz önüne alırlar. Önlerini görebilmek isterler. Geleceğe dönük belirsizlikler ortadan kaldırılmalıdır. 
* İnsanlar bir de gelirlerinin yani işlerinin devamlılığına bakarlar. İstihdamın teşviki ve sosyal yardımlar önemli.
* Vergi indirimleri de çok önemli. Harcama eğilimi yüksek ve dezavantajlı kesimlere (düşük gelir düzeyindekilere) gelir desteği verilmeli.
* İşsizlik Sigortası’nda daha geniş bir kesimin yararlanması sağlanmalı, Kısa Çalışma Ödeneği’nden daha fazla yararlanmanın yolu açılmalı
* Şirketler bozulan nakit dengeleri için, kamunun mal/hizmet alımı ve KDV iadesi ödemelerini zamanında yapmalı
* Şirketlerin kredi geri ödemeleri yeniden yapılandırılmalı
* Kredi Garanti Fonu mekanizması kuvvetlendirilmeli (sadece yurtiçi TL. krediler ile ihracat kredileri için)
* KOBİ’lere yönelik Eximbank ve Kosgeb destekleri artırılmaya devam edilmeli
* Merkez Bankası, yerli ve yabancı para zorunlu karşılıkları düşürmeli
* Yurtdışı borçlanmalar zorunlu karşılık kapsamından çıkarılmalı veya karşılık oranı düşürülmeli
* Merkez Bankası, Reeskont kredisi mekanizmasını (vadesine en fazla 120 gün kalmış ticari senetler karşılığında şirketlere kredi açılması) yeniden işletmeli
* Ekonomik küçülme ve kamu harcamalarındaki artış, bütçe açığını artıracak, 
* Tedbirler başarılı oldukça, ekonomik toparlanma gerçekleşecek ve bütçe performansındaki olumsuz etki sınırlanacak
* 2009’da harcama arttırıcı tedbirler alınırken, 2010 ve sonrası için mali disiplinin yeniden tesis edileceğini garanti altına almak şart.
lBunun için, bugün harcadıklarımızı yarın nasıl telafi edeceğimizle ilgili güvenilir çok yıllık bir mali plana ihtiyaç var.

‘Ben siyasi figür değilim’
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye’de 2005’ten sonra herkesin rehavete kapıldığını söyledi ve, ‘Sürdürülebilir büyümeye yakaladık’ diye rehavate kapıldık. 2005-2006’da yatay gitmeye başladık biz de uyarmaya başladık. 2007 başından itibaren büyüme rakamları aşağı inmeye başladı, biz uyarıyı daha da kuvvetlendirdik. Ancak ben kavga adamı değilim. Zaten tüccar adam kavga etmez. Ben siyasi bir figür de değilim. Benim 365 tane oda ve borsa başkanım var, 1 milyon 300 bin kişinin temsilcisi onlar. Allah’a çok şükür, iş adamı olmama rağmen bu makamımı kullanıp kendi işimle ilgili bir taleple gitmedim, ortaklarımdan da Allah razı olsun ki bana bunu getirmediler. Bu makamı 1 milyon 300 bin kişinin, Türkiye’nin zenginliğini orada bir yerde kullanmak gerekiyor. Benim hiç kimseden korkum yok. Öbür dünyaya gidip de hesap vereceğimiz yerden korkum var, başka bir şey yok. Gerek kapalı kapılar ardından gerekse kamuoyuna açık toplantılarda uyarılarımızı hep yaptık.“