İç giyim ihracatı yapanın 'adı yok'

Türkiye'nin dünya hazır giyim üretiminde önemli bir aktör olduğunu hepimiz biliyoruz. Mavi Jeans gibi markalaşma hikâyelerimiz de var. Ama iç giyimde bunu göremiyoruz.
Haber: ÖZGÜR SAĞMAL / Arşivi

Türkiye'nin dünya hazır giyim üretiminde önemli bir aktör olduğunu hepimiz biliyoruz. Mavi Jeans gibi markalaşma hikâyelerimiz de var. Ama iç giyimde bunu göremiyoruz. Türkiye bugün, iç giyimde Avrupa ülkelerinin en önemli tedarikçilerinden biri. Avrupa'nın en lüks markalarının ürünlerini Türk firmaları üretiyor. 2004 yılında 687 milyon dolar ihracat gerçekleştiren iç giyim sanayisinin 2005 hedefi ise 800 milyon dolar. Bu, büyüklüklere ulaşmış bir sektör olmasına rağmen sektörün bir sıkıntısı var: Markalaşamamak.
İç giyimde imalatçı olarak en büyük oyuncu Uzakdoğu ülkeleri. Ancak bu bölgede üretilen ürünlerin marka yönetimi ve pazarlaması yine ağırlıklı olarak AB ülkeleri tarafından yapılıyor. AB ülkelerinin dünya ticaretinden aldıkları pay yüzde 52. Türkiye'nin ise yüzde 4.4. Avrupa pazarına bakarsak bu pay yüzde 10'a çıkıyor. AB ülkeleri Türkiye dışında Romanya, Portekiz, Tunus, Cezayir, Çin'de üretim yaptırıyorlar.
Çin'e gidenler geri gelecek
2005 başında tekstil ve hazır giyim sektörlerinde gümrüklerin kaldırılması iç giyim sanayisini de bir nebze etkilemiş ama sektörün hâlâ dış pazarda yüksek potansiyeli var. Bir tarafta kapanan firmalar varken diğer tarafta bazı firmalar kapasitelerini hızla artırıyorlar. Eko Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Sümer, 2005'in ilk aylarında piyasalardaki liberasyondan dolayı Çin'e giden Avrupalı müşterilerin kısa bir deneme süresinden sonra yanıldıklarını anlayıp Türkiye'ye döneceklerini; dolayısıyla Haziran ayından sonra, ihracatta yüzde 15 artış yaşanacağını iddia ediyor. Türkiye'yi Doğu Asyalı rakiplerine karşı avantajlı konuma getiren üstünlüğü, herkesin ilk anda tahmin edebileceği gibi lojistik yakınlık. Ancak iç giyimcilere göre en büyük avantaj fiziki yakınlıktan çok kültürel yakınlık. Türk üreticiler, Avrupa modasındaki veya tüketici eğilimlerindeki değişimleri daha iyi anladıklarını ve takip ettiklerini iddia ediyorlar. Öyle ki eskiden altı ayda bir değişirken bugün iki ayda bir değişen modaya göre üretimlerini senede altı koleksiyona çıkarmışlar.
ABD yerine Rus pazarı
AB'ye nazaran biraz daha küçük olan ABD pazarında ise durum bunun tersi... Çin, fiziki ve biraz da kültürel yakınlıktan dolayı ABD pazarında Türkiye'ye karşı daha avantajlı durumda. Kotaların kalkmasından dolayı Türkiye'nin ABD pazarında bu sene bir miktar kaybı olması bekleniyor. Türk üreticiler için AB'den sonra ikinci konumda olan ABD bu yüzden önemini yitiriyor. ABD yerine bugün yükselen gözde pazar ise Rusya, Doğu Avrupa ve Ortadoğu ülkeleri. Özellikle kendi markasıyla piyasalara çıkanlar için... Türkiye diğer tüm hazır giyim ürünlerinde Rusya pazarında önemli bir oyuncu olmasına karşın iç giyimde daha yeni yeni yer edinmeye başlamış. Bunun sebebi ise bavul ticareti. Türk iç giyim ürünleri uzun yıllar Laleli üzerinden Rus müşterilere ulaşırken artık bu normal seyrine girmeye başlamış. Toplam ihracatımızın neredeyse yüzde 20'ye yakını son zamanlarda Rusya'ya gidiyor. Tabii bu satışlar artık mağazalar ve ofisler vasıtasıyla oluyor.
'Brand label'dan 'store label'a
İç çamaşırı satışları dünyada bir dönüşüm içerisinde. Eskiden Versace gibi markaların iyi sattığı 'brand label' denilen marka ürünleri dönemiydi. Şimdi ise 'store label' dediğimiz mağaza ürünleri dönemi yaşanıyor.
Artık bu piyasada önemli oyuncular H&M, C&A, Newyorker gibi mağazalar.
Aslında Türkiye'de iç giyim sektörü çok eski sektörlerden birisi olmasına rağmen son yıllara kadar dünya çapında başarılara imza atmış bir şirket pek yok. Kom, Ayyıldız, Zeki gibi sektörün köklü firmaları ağırlıklı olarak kendi markalarını üretiyorlar. Bu firmalar daha çok iç piyasaya yöneldikleri için belli bir ölçekte kalmışlar. Önceden ihracata yönelmiş firmalar ise bugün yavaş yavaş markalaşmaya yöneliyorlar. Zaten toplam üretimin yüzde 80'i ihracata yüzde 20'si iç piyasaya yönelik yapılıyor. Türkiye son yıllara kadar neredeyse iç tüketimin büyük kısmını kendisi karşılıyordu. Ancak 2004'te iç tüketimde Türk malı oranının yüzde 60'a gerilediğini görüyoruz. Türk malının yerini ucuz Çin malı aldı.
İç giyimcilere göre tüketicilerin Çin malına yönelmesinin tek sebebi ucuz olması değil. Türk tüketicisi iç giyimi sadece bir ihtiyaç olarak gördüğü için daha çok pazarlardan satın alıyor. Bu da insanları çoğunlukla 'basic' olarak tarif edilen ürünlere yönlendiriyor. 'Moda' ürünlere yönelen Türk firmaları ise iç giyimde dış pazarlarda çok büyük ihracat rakamlarına ulaşırken kendi ülkelerinde çok düşük satış yapabiliyorlar. Bu, aynı zamanda diğer hazır giyim ürünlerine karşın iç giyimde 'kayıt dışı'lığı yüzde 50 gibi çok yüksek oranlara taşıyor.
Özcan Sümer, Türkiye'deki firmaların dünyadaki değişimleri iyi okuyamadıkları kanaatinde. Bu yüzden Fransa'da beş yıllık firmaların dünya markası yaratırken, Türkiye'de 40-50 yıllık firmaların hâlâ dünya markaları ölçeğine ulaşamadıklarını iddia ediyor. Sümer'e göre marka yaratmak her şeyden önce pahalı ve ciddi bir sermaye gerektiren bir şey. Türkiye'nin yatırımcı vizyonunun bunun için çok yetersiz olduğunu ve ancak yeni yeni bu ortamın sağlandığını düşünüyor Sümer.
Dünya markalarına üretim
Türk iç giyimciler H&M, C&A, British Home Store, Newyorker, GAP gibi mağazalara ve Wonderbra, DIM, Playtex, Lovable, Etam ve Gossard gibi firmalara üretim yapıyorlar. Zaten bu büyük firmalara çalışanlar sektörün de en büyük ihracatçıları. Eko Tekstil, Oba, Ethem, Benek Adını belki ilk kez burada duyduğunuz firmalar kendi markalarıyla değil tedariklerini yaptıkların firmaların markalarıyla üretim yapıyorlar. Tam manasıyla fason üretim de diyemeyiz buna. Zira üreticiler tasarımından ürün seçimine kadar koleksiyonların hazırlanma sürecinin tamamını kendileri yönetiyorlar. Böylelikle iç giyimde Türk tasarımcıların modayı belirleme gibi bir şansları da ortaya çıkıyor.
Umut ikinci jenerasyonda
Özcan Sümer, Türkiye'deki büyük firmaların 'pazarcılıktan' geldiğini söylüyor. Yaptıkları işlerin oturabilmesi için birçok sorunla baş etmeye çalıştıklarını, bu süreçte de çok büyük vizyonları olmadığı için ciddi bir knowhow birikimi yaratamadıklarından yakınıyor. Ama Sümer, Türkiye'nin büyük ve köklü iç giyim firmalarında ikinci jenerasyonun yönetimde söz sahibi olmasıyla sektörün ihtiyaç duyduğu dönüşümün gerçekleşeceğine inanıyor.
İç giyim firmalarının büyük kısmının sahipleri erkek. Bayan iç giyim firması sahibi neredeyse yok denecek kadar az. Yüzde 80'i kadınlara hitap eden bir sektörde kadın girişimcilerin azlığı karşısında, gerek yönetim gerekse işçi statüsünde çalışanların büyük kısmı kadın. Tasarım konusunda da kadınlar çok önemli rol oynuyor. Tekstil ve hazır giyim içerisindeki en emek yoğun sektör olduğundan, kadınlar için çok geniş bir istihdam alanı yaratıyor sektör.
Muhasebe müdürlüğünden patronluğa uzanan yol
Özcan Sümer aslen bir muhasebeci ve mali müşavir. Bugün rakiplerinden olan Benek firmasında 1994 yılına kadar muhasebe müdürlüğü yapan Sümer'in, girişimcilik hikâyesi bu tarihten sonra başlar. İç giyim alım-satımına başlayan Özcan bey, üretime başladığı 1999 yılına kadar bu şekilde devam eder. 1999'da üretime başlayan Eko Tekstil bünyesinde bugün altı fabrika var. Fabrikaların dördü İstanbul'da, diğer ikisi de Zonguldak ve Bursa'da. Sadece altı sene içerisinde oluşan 30 bin metrekarelik üretim tesislerinde toplam 1800 kişi çalışıyor. Sümer çok yakın bir zaman içerisinde dünyanın en büyük iç giyim firması olan Playtex'in Kırklareli Vize'deki üretim tesislerini de bünyesine katacağını söylüyor. Eko Tekstil iki ayda bir 1500 yeni grup ürün geliştirerek, yılda 2 milyon takım ürün yapıyor. Şu anda yıllık 40 milyon dolar ihracatla Türkiye'nin en büyük iç giyim ihracatçısı. 'İhracat ilk 500' listesinde ise 110. sırada. Geçtiğimiz yıla kadar ağırlıklı olarak dünyanın en büyük firmalarına üretimler yapan Eko Tekstil kendi markası 'Suwen' ile 2005'ten itibaren markalaşmaya da ağırlık verecek. Kısa sürede Fransa, Almanya, İngiltere, Rusya, Dubai ve Letonya'da ofisler açan yeni markanın başında ise kardeşi var. Suwen'in ilk hedefi bu pazarlarda mağazalara ve butiklere satış yapmak. Sonra da kendi mağazalarını açmayı hedefliyor. Özcan Sümer üretimin her aşamasına müdahil, tasarıma dahi. Nasıl yaptığını sorduğumuzda, aslında tasarım ekibine pek karışmak istemese de bazı denemeler yaptığını söylüyor. Sümer aynı zamanda Tüm İç Giyimci Sanayicileri Derneği'nin (TİGSAD) yönetim kurulu üyesi.