Derviş: Müdahale şart

'2001'de tam tersiydi'
Ekonomik programın mimarı olan BM Kalkınma Programı Başkanı Kemal Derviş, kur tartışmalarını değerlendirdi. Derviş, "Bugün tehlike 2001'in tersine aşırı değerlenmiş kurdur. Çeşitli araçlarla kura müdahale gerekli" dedi.
Enflasyon uyarısı
"Serbest kurun temel felsefesini bozmadan kura olumlu eğilim verilebilir" diyen Derviş, enflasyonu yükseltecek girişimlerden kaçınılmasını istedi. Derviş, cari açığın fazla olduğunu da belirtti.

İSTANBUL - Türkiye'nin ekonomik hayatına bundan beş yıl önce 2001 krizi ile birlikte giren dalgalı kur ile ilgili tartışmalar artmaya başladı. Tartışmaya en son katılan isim olan Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Kemal Derviş, Türkiye'de aşırı değerli TL sorunu yaşandığını ve çeşitli araçlarla bu duruma müdahale edilmesi gerektiğini bildirdi. CNN Türk'te yayımlanan Söz Sizde programına katılan ve Tayfun Ertan'ın sorularını yanıtlayan Kemal Derviş, dalgalı kur sisteminde çok radikal bir oynama yapmamakla birlikte artık müdahale etmenin zamanının geldiğini belirtti. Bugünkü tehlikenin 2001'dekinden farklı olduğuna dikkat çeken Derviş, şunları söyledi: "Bugünkü tehlike, aşırı değerlenmiş bir kurdur, 2001'in tam tersi. Türkiye'de aşırı kısa ve orta vadeli sermaye girişi ve aşırı değerli TL sorunu var. Bunun yanında ekonomide işsizlik ile ilgili problemler var."
Derviş, Türkiye'nin 5 yılda çok önemli işler başardığını ve bundan gurur duyulması gerektiğini söyledi. Enflasyonun düşürüldüğünü, rant kavgası içindeki bir ekonominin gerçek kâr arayan bir ekonomiye dönüştüğünü, bankacılık sisteminin büyük oranda temizlendiğini anlatan Derviş, "Bugün farklı bir sorunla karşı karşıyayız, istenmeyen bir sermaye akımıyla karşı karşıyayız" dedi.
Derviş'in kur reçetesi
Kemal Derviş şöyle konuştu: "Şimdi her şeyde olduğu gibi bence aşırıya kaçmamak lazım. 2001 ortalarında 2002 de Türkiye tam dalgalı kur rejimine ihtiyaç duydu. başka hiçbir seçenek yoktu ve dalgalı kur rejiminde, yani serbest kur rejiminde diyelimki kur üzerine baskı olunca, yani kur TL'yi aşağı doğru çeken, devalüasyona doğru çeken baskılara göğüs germek mümkün değil. Her zaman felaketle sonuçlanır bu tür girişimler. Ama öbür yöndeki baskı, yani aşırı değerlenme baskısına karşı daha etkili bir biçimde direnilebilir. Simetrik değil bu durum. Kur rejimini bu yönde aşırı değerlenmeyi önleyecek bir biçimde yönetmek ters yönde bir girişimden çok daha kolay. Bakınız kolay demiyorum daha kolay diyorum. Dolayısıyla bu sermaye piyasalarının işleyişini, 'ne yapalım piyasalar böyle işliyor, yapacak bir şey yok' demek pek doğru değil."
Hazine hemen ödemeli
Derviş, hükümete bir öneride bulunuyor: "Örneğin Hazine'nin çok daha hızlı dövize endeksli borcunun tümünü ödemesi düşünülebilir. Bunu iyi görmek için Latin Amerika örneklerine bakılabilir. Onlar döviz cinsinden kamu borcunu sıfıra indirdi. Mümkün olduğu kadar Hazine'yi her türlü kur riskinden kurtarmak gerekiyor. Bu yapılabilir."
Düşük kur ya da aşırı değerli YTL için çözüm önerileri getiren Kemal Derviş şunları söyledi:
"Türkiye'de bugünkü durum 2001'den farklı. Bugün Türkiye aşırı bir sermaye girişiyle karşı karşıya, aşırı değerlenmiş bir TL sorunu var. Piyasaya, bir devalüasyon olursa veya kurda bir değer kaybı olursa biz buna kesinlikle müdahale etmiyeceğiz mesajı verilmesi gerekiyor. Bizden öyle bir müdahaleyi beklemeyin mesajı bence çok önemli. Döviz rezervleri bir miktar pahalı olmasına rağmen bir miktar daha artırılabilir. Ve dolayısıyla bu kura çeşitli yönden serbest kurun temel felsefesini bozmadan ama ifratada kaçmadan kura daha olumlu bir eğilim vermek bence mümkün.
Şunun da altını çizmek istiyorum; şöyle bir şeyler de geliyor kulağıma, yani eski zam talepleri, yani hükümet bize bunu da versin şunu da versin talepleri çoğalıyor. Bunu da ben biraz kura bağlıyorum. Şimdi kurdan çok rahatsız olan bir reel sektör biraz da haklı olarak ya biz artık bu kurla yaşayamıyoruz edemiyoruz bir şeyler verin bize diyor. Halbuki bence doğrusu yani kesinlikle rant ekonomisine dönmemek. Çünkü Türkiye'yi perişan eden o olmuştu. Ama aynı zamanda da kur konusunda reel sektöre yani temel istikrarı bozmadan fakat bunu da ciddi bir sorun olarak kabul ederek reel sektöre o şekilde rant düzeyinde değil ama yarışmacı kur düzeyinde açısından yardımcı olmak gerekiyor. Bunları söylemekle birlikte burada çok kolay bir reçete yok. Yani bunu yapın her şey hallolur öyle bir şey yok. Ama çeşitli araçları kullanarak tekrarlıyorum; bir araç değil çeşitli araçları kullanarak ve bu sorunu temel bir sorun olarak kabul ederek toplumla birlikte sanıyorum bir ayarlama bir hafif rota değişikliği ve yarışmacı kuru yeniden elde etmek için yapılması gereken işler var."
Yanlış anlamayın ama...
Kemal Derviş yanlış anlaşılmak istemediğinin altını çizerken şöyle dedi: "Şimdi tabii enflasyona dönmeyeceğiz istikrarı bozmayacağız. Çok önemli bu konuda şaşmamak lazım. Yani orada o mesajı her an vermek lazım. Çünkü Türkiye'de enflasyonun yenilmesi daha yeni bir olay ve o açıdan yanlış anlaşılmak da istemiyorum tabii. Fakat kur konusunda ve reel sektöre kur vasıtasıyla bir yarışma gücü verme konusunda mesaj vermek doğru olur diye düşünüyorum."
Kriz tehlikesi yok
Kemal Derviş ayrıca, acil bir kriz tehlikesi içinde olunmadığını da şöyle açıkladı: "Türk toplumu Allah'a şükür kriz içinde değil. Dolayısıyla doğru adımları kararlı biçimde atarak bu yakaladığımız güzel gelişmeyi ileriye dönük daha çok büyümeye daha çok istihdama taşımak mümkün.
Uzun süreli insan kalkınma endeksini düzeltecek yoksulluğu yenecek biçimde yürütmek de mümkün. Bu sadece hükümet işi değil, bir toplum işi. Akademisyenlerin, sivil toplum örgütlerinin katkısı da gerekiyor. Fakat rehavete de kapılmamak da önemli. İnsanımızın sorunları ortada, bunları bekletmeyelim."
Sıcak para dünyanın sorunu
Derviş, sıcak para girişindeki tehlikeye de şöyle dikkat çekti: "Bugün farklı bir sorunla karşı karşıyayız; aşırı istemediğimiz 2001'in tam tersine istemediğimiz, istememiz gereken kısa ve orta vadeli bir sermaye akımıyla karşı karşıyayız. Bu sadece Türkiye'nin değil dünyanın bir sorunu. Dünyadaki bazı dengesizlikten kaynaklanan aşırı bir likidite var. Bu aşırı likidite yer arıyor kendine, dolayısıyle bunu kendi başımıza durdurmamız çok da mümkün değil. Hatırlarsınız belki 2 yıl kadar önce 'Kısa vadeli sermayeye dikkat, özendirmeyelim, ufak vergiler koyalım, gelir vergisiyle bunu bir şekilde önlemeye çalışalım, başka tedbirler alalım, bankaların açık pozisyon tanımını değiştirelim, ona göre, yani çeşitli tedbirlerle bu kısa vadeli sermaye girişini yavaşlatalım' diye önerilerim olmuştu. Diğer ülkelerde görüldüğü gibi kısa vadeli ve orta vadeli sermaye girişi aşırı boyutlara ulaşınca kur üzerinde çok olumsuz bir etki yapıyor. Kuru aşırı derecede değerlendiriyor. Bu aşırı değerlendirme içerideki üreticinin yarışma gücünü kısıyor. Ve uzun vadeli hasara yol açıyor. Bunu bir şekilde durdurmak yani durduramasak da azaltmamız gerekiyor.
Ben ekonomistim yapacağım çok iş var
Independent gazetesinin, BM Genel Sekreterliği için önde gelen isimler arasında Kemal Derviş'i de göstermesine Derviş'in yorumu şöyle oldu: "Bu işe kalkınma işine henüz çok yeni başladım, 6 ay oluyor. Hakikaten bu işime odaklandım. Ayrıca bu sohbette de belli olmuştur ekonomiyi çok seviyorum. 4 kere dünyaya gelsem 4 kerede de ekonomist olurum. Dolayısıyla ben hakkaten ekonomiye dönük çalışmayı arzu ediyorum. Çok yapılacak şey var dünyada ekonomi konusunda, sosyal konularda. Diplomaside önemli tabii, genel sekreterlik daha diplomatik bir görev, ben açıkçası ekonomiye odaklı sosyal işlere odaklı yoksullukla mücadele, dış ticaretin dünyada yoksulluk yerine zenginlik yaratmasına dönük ekonomik çalışmaları tercih ediyorum açıkçası. Şu ekonomi çok önemli bir şey, dünyada benim de deneyimim var. Türkiye'de öğrendiklerim var, yurtdışında öğrendiklerim var. Bunları kullanmak mümkün olduğu kadar iyi bir şekilde değerlendirmek beni mutlu eder. Bu nedenlerle bu konularda devam etmek istiyorum.



'Bu cari açıkla uzun süre yaşanmaz'
Kemal Derviş, cari açık konusunda şunları söyledi: "Hiçbir ülke milli gelirinin yüzde 6-7'sine yaklaşan bir cari açıkla uzun süre rahat yaşayamaz. Dolayısıyla bence sorunun adını koymakta yarar var. Cari açık bugün rahatsızlık veren, ileride sorun yaratabilecek bir boyuta ulaştı. Uluslararası bütün deneyimlerde bu kadar büyük bir cari açığın devam etmesi sakıncalı olduğunu görebiliriz. Bu demek değildir ki biz kriz ortamındayız veya yarın öbürsü gün bir kriz beklemeliyiz, bu anlamda söylemiyorum. Ama yüzde 6-7'lik bir cari açık yani milli gelirimizin yüzde 6-7'sine eşit olan bir sermaye girişine her yıl ihtiyaç duymamız bunun her yıl devam etmesi güvenilir beklenebilir rahat bir durum değil."
Cari açığın yönetilmesiyle ilgili soruya Derviş şöyle yanıt verdi: "Her ekonomik dönemin farklı şartları var. 2001'de milyarlarca dolar kaçıyordu, kaçmasın diye o zaman hep birlikte ülke olarak dostlarla, bürokratlarla, hükümetle çalıştık. O andaki en önemli hedef bu para akımını, yani para kaçışını durdurmak ve aynı zamanda tabii çok yüksek olan enflasyonu indirmekti. Şunu da söylemek gerekiyor, Türkiye son 5 yılda çok önemli bir işi başardı. Bunu hiçbir zaman unutmamamız lazım. Gurur da duymamız lazım ülke olarak. Çünkü bunu nispeten az bir süre içinde başardık. Bir maliyeti oldu bir hasarı oldu ama hasar olağanüstü boyutlara varmadı. 30 yıldır ortalama yüzde 70 enflasyonla yaşayan bir ülke artık bugün enflasyonu yüzde 10'un altına getirebilmiş. Bu kolay bir şey değil. Dünya tarihine baktığımız zaman bu çok sancılı oluyor, bedeller ödeniyor, zor oluyor. Bu başarıda çeşitli kurumların katkısı var, bizim en önce altını çizdiğimiz bir konuydu güçlü ekonomiye geçiş programında. Yani böyle devam edemez Türkiye bu enflasyonla devam edemez dedik ve bu yapıldı. İkincisi ranta dönük ki enflasyona bağlıydı bu, yani sürekli bir rant arayışı gerçek kâr değil üretime dayalı bir kar değil, getiri değil, rant kavgası içinden olan, ekonomiyi bir ölçüde tam olmasa bile yani büyük ölçüde gerçek kâr arayan ve daha yarışmacı bir yapı içinde, düzenli kurumlarla işleyen bir ekonomi haline getirebildik. Mali sektör açısından da çok şey yapıldı. Bankacılık sistemi çok büyük ölçüde temizlendi. Ekonomide bağımsız kurulların etkisi arttı. Merkez Bankası'nın etkisi arttı. Bunlar çok önemli şeyler."
Program 10 yıl sürmez
Kemal Derviş, dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle özetliyor: "Şimdi çok dikkat etmek gerekiyor. Program zaten her yıl yeniden gözden geçirilmeli, geçiriliyor zaten. Hükümette bu yönde yani her yıl birtakım yeni ayarlamalar yeni düzenlemeleri tabii ki tartışıyor. Meclis'e sunuyor, yani bir program 2001 yılında kurulup 2002 yılında kurulup ondan sonra 10 yıl aynen devam etmez. Bu mümkün değil, çok radikal bir oynama da bence yanlış olur. Belli bir denge bu dengeyi de bozmamak lazım. Her şeyden önce tabii enflasyonu yeniden körükleyecek tedbirlere de başvurmamak gerekir. Ama benim altını çizmek istediğim nokta şu; bugün Türkiye önündeki tehlike 2001-2002'deki tehlikeden çok farklı. Bugün tehlike aşırı değerlenmiş bir kur. Bunu bir an önce çözmek gerekiyor."
Psikolojik beklenti yönetimi önemli
"Merkez Bankası, döviz kurlarına bir gün müdahale etmek yerine, 'yani biz bundan çok rahatsızız, biz bunu belli bir süre içerisinde düzelteceğiz' mesajını vermek ve piyasaları bu işe inandırmak da gerekiyor" diyen Kemal Derviş şöyle devam etti: "Biz tersini o dönemde yapmıştık, piyasalar inanmamıştı yani uzun süre yok bu enflasyon düşmeyecek, biz yüzde 30-35 hedefini koymuşken piyasalar yüzde 55-60 bekliyordu. Beklentileri yönetmek ekonomide çok önemli. Yani ekonomide araçlar var bir de ekonomide psikolojik beklenti yönetimi olayı var. Biz bu doğrultudayız demek bence önemli. Piyasalar hata da yapabiliyor bazen fahiş hata da yapabiliyor, dolayısıyla piyasaları, piyasalarla birlikte hareket etmek yerine bazen piyasaları dengeleyen, hatta piyasaların yönünü beğenmeyip bu yönü değiştirmeye çalışan bir kamu politikasına da ihtiyaç var."
"BM Kalkınma Programı'nın Türkiye için sizin öncelik verdiğiniz bir konu var mı?" sorusuna Derviş şu yanıtı verdi: "Türkiye de geçmiş yıllarda BM programı cılız kaldı. Buraya gelmemin biraz da nedeni bu programı büyütme amacı var. Çok güzel şeyler yapıyoruz. Kadına dönük, yerel yönetime dönük, yoksullukla mücadele açısından... Fakat kaynakları biraz geliştirmek gerekiyor."