İhracatta iki rekor birden

İhracatın 2005 yılında ulaştığı 73.4 milyar dolarlık seviye, Cumhuriyet tarihinin rekoru oldu. Aylık rekor da yılın son ayında 7.3 milyar dolarla kırıldı.

ANKARA - İhracat, 2005 yılında 72 milyar dolarlık da hedefin üzerine çıkıp 73.4 milyar dolara ulaşarak yeni bir rekora imza atarken, aylık rekor da aralıkta 7.3 milyar dolar ile kırıldı. Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, ilk defa kişi başına bin dolarlık ihracata ulaşıldığına dikkat çekerken, yavaşlamada kur ve dünya konjonktürünü gerekçe gösterdi. Tüzmen, ithalatın ise 115 milyar dolar olarak gerçekleşmesinin beklendiğini söyledi. Buna göre Türkiye 2005'i 41.6 milyar dolar dış ticaret açığı ile kapatacak. Tüzmen, ara malları ithalatındaki artışa dikkat çekerken, Türkiye'nin bölgesinde Hong-Kong ve Singapur gibi teknoloji ve lojistik dış ticaret üssü olabileceğini savundu.
İhracat rakamlarını her ay farklı bir ilde açıklayan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) 2005 rakamlarını dün Kürşad Tüzmen ile açıklamayı planlamıştı. Ancak, TİM Başkanı Oğuz Satıcı ve ihracatçılar sis nedeniyle gelemeyince Tüzmen, açıklamayı "ihracatçılar kur muhalefetinden sonra şimdi de hava muhalefetine takıldı" diyerek yalnız yapmak zorunda kaldı.
İhracatta 22'nci olduk
İhracatın son üç yılda yüzde 100'ün üzerinde artış gösterdiğini belirten Tüzmen, "2005 sonu itibarıyla ihracat 73.4 milyar dolara ulaştı. Aralıkta 7.3 milyar dolarla Cumhuriyet tarihi aylık ihracat rekoru kırıldı" dedi. Türkiye'nin bu değerlerle dünyanın 22'nci ihracatçı ülkesi olduğunu vurgulayan Tüzmen, ithalatta da 14. sıraya gelindiğini söyledi.


Büyütmek için tıklayınız

Tüzmen, 2006'ya ilişkin ihracat tahmininin 79 milyar dolar olduğuna işaret ederken, ihracatçıların 80 milyar dolarlık barajı aşacaklarını söyledi. İhracatta 2003'te yüzde 30, 2004'te yüzde 33 artışlardan sonra bu yıl artış oranının yüzde 14.7 olduğuna işaret eden Tüzmen, bunda TL'nin yüzde 45 değerli hale gelmesi, dünya konjonktürü ve AB-15 ülkelerindeki ithalat daralması, dünya demir-çelik talebindeki azalmaya paralel fiyatlardaki düşüş, tekstil kotalarının kaldırılması ve rekabetin etken rol oynadığını söyledi.
Hong-Kong benzetmesi
Cari açığın 2005 gündeminin en önemli maddesi olduğuna işaret eden Tüzmen, şöyle konuştu: "Ara malı ve yatırım mallarının artışta en büyük paya sahip kalemler olduğunu görüyoruz. Cari açık artışı dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme, ancak bunun başka yönü de ihracatta yapısal dönüşüm gerçekleşmesidir. İleri teknoloji içeren sermaye yoğun sektörlerimizin ihracat içindeki payı hızla artıyor. Öngörüm, iç piyasayı rahatlatacak ve rekabet gücünü yükseltecek tedbirler uygulamaya geçirildikçe ve ara malı üreticilerimiz talepleri doğrultusunda üretim metotlarında gelişme kaydettikçe ara malı ithalatındaki baskının azalacağı yönünde. Türkiye Hong Kong ve Singapur'un yerini almaya başlıyor"
73.4 milyar dolarlık ihracatın 62.2 milyarı sanayi ürünlerinden oluşurken, bunun 6.5 milyar doları tarıma dayalı sanayi, 6.8 milyar doları kimyevi maddeler, 48.9 milyar dolarını ise sanayi ürünleri oluşturdu. Sektör bazında ihracat lideri 13.7 milyar dolarla yine hazır giyim oldu. Otomotivin ihracatı 13.1 milyar dolara yükseldi.
'Herkes layık olduğu yerde'
TİM Başkanı Oğuz Satıcı, sis nedeniyle toplantıya gelemedi ancak konuşma metni dağıtıldı. Satıcı yine Merkez Bankası'nın ve hükümetin kur politikasını eleştirdi, ihracatçıya Tüzmen'in dışında destek veren bakan bulunmadığından yakındı.
"Bu yıl dış ticaret açığının 42 milyar dolar olacağının bilinmesi gerekir" diyen Satıcı, ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 62'lere düştüğüne dikkati çekerek şu mesajları verdi:
  • 3 yıldır para politikaları ve kur meselesi tartışmalarını Merkez Bankası lehine ve ihracatçının aleyhine işleyen ekonomi basını, 2005 sonunda çark etti ve daha fazla üretimin lehine yazmaya başladı.
  • Merkez Bankası'nın yaklaşımlarını destekleyen ve başkanının değişmesini istemeyenler azınlıkta kaldı. Ülke gerçeklerinden uzak yaşadığınız sürece gözden de uzaklaşırsınız. Eninde sonunda herkes layık olduğu yeri bulur.
  • Hükümet kendisine dikte ettirilen program çerçevesinde ekonomiyi AB ile müzakere tarihi olan 3 Ekim'e kadar ümitlerin üzerine yatırdı. Halka ve üreticiye baktığınızda enerji ve yaşamsal mallarda yüzde 30 fiyat artışı var. Düşük enflasyon eskisine göre daha az inandırıcı geliyor. Hükümet ve Merkez Bankası'nın para politikasının bankalar haricinde destekçisi azalıyor.
  • Ülkeleri gerçek refaha ulaştıracak kaynaklar üretim, ihracat ve her ikisinden oluşacak tasarruf artışıdır. Eğer yurtiçinde üretilen malları, doğru kurgulanmamış para politikaları nedeniyle ithal mallarıyla ikame etmeye başlamışsak, refah artışı için çok bekleyeceğiz demektir.