İhracatta sanayi ağırlığı

Son 15 yılda dış ticaretin kompozisyonunda önemli değişiklikler yaşanırken, sermaye malları ihracatında artış, ara malı ihracatında düşme eğilimi olduğu belirtildi.

ANKARA - Son 15 yılda dış ticaretin kompozisyonunda önemli değişiklikler yaşanırken, sermaye malları ihracatında artış, ara malı ihracatında düşme eğilimi olduğu belirtildi.
Dış Ticaret Müsteşarlığı'nca (DTM) hazırlanan 'Sektörler İtibarıyla Üretim Dış Ticaret İlişkisi ve Rekabet Koşulları' konulu çalışmasında, 1990 yılında ihracatın yüzde 2.2'sini oluşturan sermaye malları ihracatının, 2004 yılında toplam ihracatın yaklaşık yüzde 10.4'üne ulaştığı, ara malı ihracatı oranının ise düşme eğiliminde olduğu ve 1990'da yüzde 46.7 iken, geçen yıl yüzde 40.3'e gerilediği kaydedildi. Çalışmada, tüketim malı ihracatının payının değişmediği de ifade edildi.
Bu durumun ihracatın kompozisyonundaki önemli bir değişikliğe işaret ettiği kaydedilen çalışmada, önceki yıllarda ihraç edilen ara mallarının, yavaş yavaş ülke içinde nihai mal imalinde kullanılmaya başlandığı ve üretilen bu nihai malların ihracata yöneldiği, bir başka deyişle daha önce büyük oranda ihraç edilen ara mallarının, yatırım ve tüketim malları üretim ve ihracatına yöneldiği vurgulandı.
Geleceğin ihracatçıları
Dünyada gelişen sektörlerin Türkiye'deki üretimlerinin de arttığı ifade edilen çalışmada, elektrik-elektronik, otomotiv ve kimyasalların gelişen sektörler olduğu ve bu sektörlerin 20 yılda Türkiye ihracatının çok önemli bir kısmını oluşturacağı belirtildi.
Endüstri içi ticaret oranlarının söz konusu sektörlere yabancı sermaye yatırımlarını da temsil edebilecek bir değişken olduğu kaydedilen çalışmada, elektrik elektronik ve otomotiv sektöründe yabancı sermaye yatırımlarının son yıllarda arttığı, buna karşılık kimyasallarda benzer bir gelişmenin yaşanmadığı ifade edilerek, "Yani, önümüzdeki yıllarda kimya sektöründe yoğun bir yabancı sermaye girişi beklenebilir" denildi.
Enerji, kimya büyüyecek
Çalışmada Türkiye'de yapısal dönüşümün başladığı kaydedilirken, istikrarlı ve yüksek büyüme hızının, üretimdeki verimlilik artışı ile birlikte geleceği şekillendirecek olan enerji, biyoteknoloji, kimya sektörü, ileri malzeme teknolojileri gibi alanlardaki göreli yüksek büyüme oranları ile kendini göstereceği ifade edildi.
Söz konusu sektörlerin dünya ekonomileri içindeki paylarının hızla yükseldiğine ve birçok gelişmiş ülke ve önde gelen gelişmekte olan ülkelerin bu sektörlere yöneldiği, Ar-Ge faaliyetlerini bu sektörlerde yoğunlaştırdığına da dikkat çekildi. Türkiye'nin hedefine ulaşmak için yapması gerekenin, bu sektörlere yönelmek ve Ar- Ge faaliyetlerini buna göre yönlendirmesi olduğu da vurgulandı.
İhracatçının engelleri
Türkiye'nin, rakip ülkelerle karşılaştırıldığında, son 7-8 yıl içerisinde rekabet avantajına kavuştuğu belirtilen çalışmada, reel faizlerin son yıllarda ihracatçı açısından bir dezavantaj içerdiği kaydedildi. Ancak ekonomide istikrarın sağlanmasıyla birlikte bu olumsuzluğun yavaş yavaş ortadan kalktığı ifade edildi.
Türkiye'nin enerji konusunda, OECD içinde en pahalı ülkeler arasında olduğu kaydedilen çalışmada, AB pazarında rakip ülkeler olarak tanımlanabilecek Macaristan, Bulgaristan, Polonya, Malezya, Rusya ve Romanya gibi ülkelerde uygulanan kurumlar vergisinin, Türkiye'dekinin oldukça altında olmasının da üretici ihracatçılar açısından bir dezavantaj oluşturduğu açıklandı. Reel kurlara bakıldığında ise TL'nin Arjantin, Endonezya, Romanya, Çin, Rusya paralarına göre değerlendiği, Fas, Hindistan, Japonya ve Pakistan'a göre değer kaybettiği belirtildi.