Merkez'deki yalan!

Muhalif görüşleri yüzünden sıkıştı
Merkez Bankası Başkan Yardımcılığı görevi için Köşk'ten onay bekleyen İdare Meclisi üyesi İbrahim Turhan, IMF ve serbest piyasayla ilgili muhalif görüşleri gündeme gelince "Para politikasının altında iki yıldır imzam var" dedi.
Stratejiyi hiç belirlemedi
Turhan'ın bu sözleri gerçeği yansıtmıyor. Çünkü Merkez Bankası'nın işleyişine göre para politikasıyla ilgili stratejileri sadece Para Politikası Kurulu belirliyor. Turhan ise söz konusu dönemde Para Politikası Kurulu'nda yer almadı.

İSTANBUL - Merkez Bankası Başkan Yardımcılığı için kararnamesi Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e gönderilen Banka İdare Meclisi üyesi İbrahim Turhan'ın serbest piyasa ve uygulanan ekonomi politikalarına karşı olmadığını kanıtlama çabaları boşa çıkıyor. Hürriyet gazetesine arkadaşları aracılığıyla mesaj göndererek serbest piyasa ve uygulanan ekonomi politikalarına karşı olmadığını, 'Şimdiki para politikasının altında iki yıldır imzam var' sözleriyle kanıtlamaya çalışan Merkez Bankası İdare Meclisi üyesi İbrahim Turhan'ın gerçekleri söylemediği açığa çıktı.
TC Merkez Bankası'ndaki işleyişe göre Banka İdare Meclisi'nin tüm üyelerinin para politikaları ve enflasyon hedeflemesiyle ilgili kararlarda imzasının bulunması gerekmiyor. Çünkü, bankanın stratejilerini Para Politikası Kurulu belirliyor. Yani Para Politikası Kurulu bir anlamda genelkurmay. İdare Meclisi de genelkurmayın yani Para Politikası Kurulu'nun belirlediği stratejiyi uyguluyor.
Para Politikası Kurulu son iki yılda Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, başkan yardımcıları Sedef Ayalp, Fatih Özatay, Şükrü Binay, Erdem Başçı, akademisyen Güven Sak ile Banka İdare Meclisi'ni temsilen Durmuş Yılmaz'dan oluşuyordu.
Karar nasıl alınıyordu?
Yani kararların altında imzası olduğunu söyleyen İbrahim Turhan, Para Politikası Kurulu üyesi olmadığı için de bu dönemde sözlerinin aksine stratejilerin belirlenmesinde hiçbir rol oynamadı. Banka İdare Meclisi, üyelerinin farklı şehirlerde olması ve acil durumlarda toplanma zorluğu yaşanması nedeniyle yetkilerinin bir kısmını yıllarca önce Merkez Bankası Başkanı'na devretti. Bunların arasında faiz ve dövize müdahaleyle ilgili yetkiler de var.
2005 yılına kadar faizle ilgili karar için ekonomik görünüm ve gelişmeler Merkez Bankası Başkanı, Araştırma ve Piyasalardan Sorumlu Başkan Yardımcısı, Araştırma Genel Müdürü ve Para Piyasaları Genel Müdürü'nden oluşan bir komitede tartışılıyordu. Bu tartışma sonucunda da Merkez Bankası Başkanı faizle ilgili kararı veriyordu. 2005'te Para Politikası Kurulu devreye girdi. Kurul toplantıya katılıyor ve görünümle ilgili görüşlerini söylüyordu. Ancak faizle ilgili nihai karar görüşler de dikkate alınarak yine 2005 öncesinde olduğu gibi alınıyordu.
2006'da ise Para Politikası Kurulu'nda oylama yapılmaya başlandı. Toplantıya kurul üyelerinin yanı sıra Araştırma Genel Müdürü ve ekibi, Para Piyasaları Genel Müdürü ve ekibiyle Hazine Müsteşarı ve ekibi de katılıyordu. Tartışmalar sonrasında kurul üyeleri dışındakiler toplantıdan ayrılıyor ve ilk tur görüşmelere geçiliyordu. Bu görüşmede faizin değişmemesi kararı alınmışsa toplantı bitiyor ve durum açıklanıyordu. Değişiklik kararı alınmışsa ikinci tura geçiliyor ve değişikliğin yönüyle ilgili karar veriliyordu. Bu karar da açıklanıyor ve kurul üyeleri salonu terk ediyordu.
Böyle işleyen sistemde son iki yılda Banka İdare Meclisi üyesi İbrahim Turhan sözlerinin aksine kararların hiçbirinin altına imza atmadı. İşleyiş nedeniyle imza atmasına gerek yoktu. Bu nedenle de geçtiğimiz yıllarda 'Anlayış' dergisinde dile getirdiği serbest piyasa ve IMF karşıtı fikirlerinin değişip değişmediği bilinmiyor. Merkez Bankası'nda genelkurmay rolünü üstlenen Para Politikası Kurulu'nun faizle ilgili kararları ve dövize yönelik müdahaleleri sonraki Merkez Bankası İdare Meclisi toplantısında üyelere anlatılıyor. Ancak, bu konularda üyelere izahat veren Merkez Bankası Başkanı genelde detaya girmiyor, soru yöneltilirse yanıtlıyor.
İdare Meclisi üyelerinin bu toplantıda, 'faizi indirme kararı yanlış, düzeltin' deme yetkisi yok. Meclisin yetkisi daha çok genel müdür, yardımcılar ve müdür atanmasına onay vermek, belirli parasal limit üzerindeki ihalelerde karar vermek, başkan tarafından önerilen organizasyon değişiklerini gözden geçirme gibi konularda yoğunlaşıyor.