IMF: Büyüme hedefiniz aşılırsa faiz dışı fazla artmalı

IMF'nin 'Dünya Ekonomisine Bakış 2005' raporunda, Türkiye'nin öngörülen büyümenin üzerine çıkması durumunda faiz dışı fazla hedefiyle ilgili tutarı da yüzde 6.5'i tutacak şekilde yükseltmesini önerdi.

İSTANBUL - IMF'nin 'Dünya Ekonomisine Bakış 2005' raporunda, Türkiye'nin öngörülen büyümenin üzerine çıkması durumunda faiz dışı fazla hedefiyle ilgili tutarı da yüzde 6.5'i tutacak şekilde yükseltmesini önerdi. Raporda Türkiye ekonomisinin güçlü bir şekilde büyüdüğü belirtilirken, cari açıkla ilgili uyarılar yer aldı. Piyasadaki havanın tersine dönmesinin cari açığın finansmanı açısından risk oluşturacağı uyarısının yer aldığı raporda, Türkiye'nin yapısal reformları sürdürmesi istendi.
2005 hedeflerine göre, Türkiye'nin IMF tanımlı 31 milyar 262 milyon YTL faiz dışı fazla vermesi öngörülüyor. Söz konusu fazlanın GSMH'nin yüzde 5'i kadarlık kısmının konsolide bütçe, yüzde 1.5'i kadarının da diğer kamu kesimi tarafından verdirilmesi hedeflendi. Programda Türkiye'nin 2005 yılı milli geliri ise 480 milyar 693 YTL olarak öngörüldü. IMF, bu isteğiyle GSMH'nin 480.7 milyar YTL'nin üzerine çıkması halinde Türkiye'nin faiz dışı fazla tutarını da bu rakamın yüzde 6.5'ine denk gelecek miktarda artırmasını öneriyor. Yani Türkiye'nin 'Biz faiz dışı fazla rakamını tutturduk' deyip rahatlamasını engellemeyi hedefliyor.
IMF'nin hazırladığı raporda, Türkiye ekonomisinin gelişmeye devam ettiği ve enflasyon hedefinin tutturulduğu belirtilirken, yüksek kamu borcu ve büyük cari açığın 'vergi kanunlarının akıllıca uygulanması ve reformların devam ettirilmesi'ni zorunlu kıldığı belirtildi.
Raporda AB'ye yeni üye olan ülkelerle Türkiye, Bulgaristan ve Romanya'dan oluşan 'yükselen Avrupa' ülkelerinin 2004'te en güçlü büyüme performansına ulaştıkları ifadesi yeraldı. Bu ülkelerle iç piyasadaki iyileşmelerle finanse edilen tüketim patlamasından söz edilen raporda, güçlü iç talebin ithalatı patlattığı için cari açığın genel olarak büyümesine ve enflasyonunun da bölgedeki çoğu ülkede yükselmiş olmasına dikkat çekildi. Türkiye'nin ise enflasyon konusunda eğilimin kayda değer şekilde dışında kaldığı ifade edildi.
Cari açık uyarısı geldi
Raporda Türkiye'de cari açığın genişlediği ve cari açığın kısa vadeli sermaye girişiyle karşılandığı belirtildi. Cari açığın finansmanına, gelişen piyasa havası ile AB'nin Türkiye'ye Ekim 2005 için müzakere tarihi verme kararının yardımcı olduğu ifade edildi. Türkiye'de sürdürülebilir büyüme için yapısal reformların sürdürülmesi gerektiği kaydedilen raporda, reformlar şöyle sıralandı: "Vergiler ve harcamalar, bankacılık denetim sisteminin güçlendirilmesi, kamu bankalarının yapılandırılması, borç dışı sermaye akışını çekmek için yatırım ikliminin geliştirilmesi."
IMF aynı raporda, geçen yıl yüzde 10.6 olan tüketici fiyatlarındaki yıllık ortalamalara göre artış oranının gelecek yıl yüzde 9'a, 2006'da yüzde 6'ya gerileyeceğini tahmin etti. Raporda 2004'te GSYİH'nin yüzde 5.2'si düzeyinde olan cari işlemler açığının 2005'te yüzde GSYİH'nin 4.5'ine, gelecek yıl ise yüzde 3.7'ine gerileyeceği öngörüldü.
IMF'ye göre dünya ekonomisindeki büyüme de yavaşlayarak ve 2004 yılındaki yüzde 5.1'lik düzeyinden 2005'te yüzde 4.3'e gerileyecek. Raporda 2003 sonu ve 2004 başındaki yüzde 6'lık bir ortalamadan sonra dünya gelişiminin, sanayi üretimi ve dünya ticaretindeki önemli bir düşmenin eşliğinde ılımlı hale geldiği de ifade edildi.
Babacan'dan borç sitemi
Devlet Bakanı Ali Babacan, Türkiye'de 2004 sonu itibarıyla toplam kamu net borç stokunun 272 katrilyon 195 trilyon lira olduğunu açıkladı. Babacan, IMF-Dünya Bankası yarıyıl toplantılarına katılmak ve çeşitli temaslarda bulunmak üzere dün Amerika'ya gitti. Babacan, Atatürk Havalimanı'nda yaptığı açıklamada, borç stokuna ilişkin olarak, "Bu konu çok speküle ediliyor. Havada sürekli rakamlar uçuşuyor. 2004 yılı sonu itibarıyla toplam kamu net borç stokumuz, 272 katrilyon 195 trilyon liradır. Bunun 75 katrilyon 61 trilyonu dış borç, 197 katrilyon 137 trilyon kısmı da iç borçtur'' dedi.
Babacan, kamuoyunda gerek borç, gerekse borç yükünün olumsuz şekilde algılandığını belirterek, "Bu kötü imajın ardında yıllar boyu insafsızca yapılan borçlanma, kısa vadeler ve yüksek faizler yatmaktadır. Amacımız gelecek nesillere borç ve borçlanma sorunu olmayan bir Türkiye emanet etmektir' dedi.