IMF için yeni adım

'Hakları koruma çabası'
IMF'nin yeni stand-by'ın onaylanması için Meclis'e sevkini istediği sosyal güvenlik reformu, Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldı. Adalet Bakanı Çiçek, "Kazanılmış haklarda gerileme olmadan emeklilik sistemlerini tek çatıda toplamaya çalışıyoruz" dedi.
Reformun üç ayağı var
Çiçek, reformun emeklilik ve sağlık sigortası ile yapısal reform olmak üzere üç ayağının bulunduğunu bildirdi. IMF'nin yasalaşmasını beklediği gelir idaresi tasarısı Meclis'te; Meclis'e sevkini istediği bankacılık reformu ise imza aşamasında takıldı.

ANKARA - Uluslararası Para Fonu (IMF) ile üzerinde mutabakata varılan 3 yıllık ekonomi programının ve 10 milyar dolarlık taze kaynak sağlayacak stand-by düzenlemesinin ön koşullarından birinde daha adım atıldı. Sosyal güvenlik reformu, Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldı. Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, kazanılmış haklarda bir gerileme olmadan emeklilik sistemlerini tek bir sistem çatısı altında toplamaya çalıştıklarını söyledi.
Ocak ayının ikinci yarısında tamamlanarak IMF İcra Direktörleri Kurulu'na sunulması beklenen niyet mektubu, 3 ön koşulun yerine getirilememesi nedeniyle bugüne kadar IMF'ye gönderilemedi. Niyet mektubu için Gelir İdaresinin yeniden yapılandırılmasını öngören yasa tasarısının Meclis'te kabulü, bankacılık ve sosyal güvenlik reformlarının da Meclis'e sunulması gerekiyordu. Bankacılık yasa tasarısı Bakanlar Kurulu'nda imzaya açılmasına rağmen, tasarının 'bankaların fona devri ve tasfiyesi', 'denetimi' ile ilgili hükümlerinde uzlaşmazlık nedeniyle imzalar tamamlanamadı.
Çiçek, dün, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, 150 maddelik sosyal güvenlik reformu yasa tasarısının imzaya açıldığını söyledi. "Bu nevide köklü icraatlar, reformlar yapmak sanıldığı kadar da kolay değildir" diyen Çiçek, her köklü reformun birtakım sıkıntıları olduğunu, ancak bu gibi zor yasaları Türkiye'nin bir an evvel çıkarması gerektiğini söyledi.
Çiçek, reformun emeklilik sigortası, genel sağlık sigortası ve yapısal reform olmak üzere üç ayağının bulunduğunu bildirdi.
Kaynak aktarımı sürüyor
Sosyal güvenlik sistemi iyi çalıştırılamadığı için her yıl devlet bütçesinden önemli bir kaynağın Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve SSK'ya aktarıldığını ifade eden Çiçek, 2005 yılında bütçeden bu kurumlara aktarılacak olan miktarın 22 milyar YTL olduğunu kaydetti. Çiçek, "Bu, Türkiye'nin yatırım bütçesinin iki katı kadar sosyal güvenlik kurumlarına kaynak aktarılıyor demektir" dedi.
SSK'dan 4.1 milyon, Bağkur'da yaklaşık 1.5 milyon, Emekli Sandığı'na bağlı olarak da 1.5 milyonun üzerinde, özel sandıklardan maaş alanlarla birlikte 7 milyon 229 bin kişinin sosyal güvenlik sistemiyle bağlantılı olduğunu vurgulayan Çiçek, sisteme yılda 400 bin kişinin daha katıldığını söyledi.
Haklar korunacak
Bakan Çiçek, Türkiye'nin bu reformları süratle yapmaması durumunda ekonomik gelişmenin zorlaşacağını belirtirken, söz konusu kuruluşların devlet bütçesi üzerindeki yükünün her geçen gün arttığını, verilen hizmetlerde de kaliteden söz etmenin mümkün olmadığını sözlerine ekledi.
Düzenlemeyi yaparken kazanılmış hakları koruduklarını kaydeden Çiçek, "Bu konuda kimsenin tereddütü olmamalı. Herkes şundan emin olsun ki, bu kuruluşlara bağlı olan kişilerin elde ettiği ne gibi haklar varsa, ister sosyal ister ekonomik haklar, bunların hiçbirisinde en ufak bir gerileme olmayacaktır. Esasen hukukun temel kuralı da kazanılmış haklara saygı duyulması onun korunmasıdır. Yani ne yapılacaksa kazanılmış haklara ilavetin yapılacaktır" diye konuştu.
'Düzenlemeler istihdama ek yük getirmeyecek'
Sosyal güvenlik reformuna ilişkin bilgi veren Cemil Çiçek, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:
"Emeklilik sigortası açısından nimet-külfet dengesinin olduğu tek bir sistem kurmayı amaçlıyoruz. Nüfusun yaşlanmasına karşı zamanında önlem almak gerekmektedir. Bu düzenlemeleri yaparken istihdam üzerinde ilave yük yaratmamaya dikkat ediyoruz. Zorunlu ve isteğe bağlı sigortaları Türkiye gerçeklerine göre yeniden tanımlıyoruz. Sistemi basitleştirerek bürokrasiyi azaltmaya çalışıyoruz.
Bildiğiniz gibi sağlık kuruluşları artık tek elden yönetilmeye başlanmıştır, birkaç istisnası dışında. Şüphesiz sağlık sistemlerinin etkin, verimli ve vatandaşın isteğine uygun bir şekilde sürdürülebilmesinin bugüne kadar ön şartı olarak söylenen husus genel sağlık sigortasının Türkiye'de mevcut olmayışıdır. Bir kısım vatandaşlarımız yeşil kart ile bir kısım vatandaşlarımız da bağlı oldukları kurumlardan aldıkları kartlarla bu hizmetleri alabilmektedir. Bunun beraberinde getirdiği pek çok sonucu ve sıkıntıyı biliyoruz. Onun için böyle bir genel sağlık sigortası çıkarmayı kararlaştırdık. Bu sigortayla amacımız da, tüm vatandaşlarımıza eşit kapsam ve kalitede sağlık hizmeti sunmaktır. Katılımın zorunlu olduğu, primin göreve göre alındığı hizmetin ihtiyaca göre verilmesinin sağlandığı bir sağlık sistemini gerçekleştirmektir. Yoksul vatandaşlarımızın sağlık sigortası priminin sosyal yardımlara ayrılan kaynaklardan devlet tarafından karşılanmasını arzulamaktayız. Her türlü koruyucu sağlık politikasının uygulanmasını temel bir politika haline getirilmesini sağlayacak bir finansman modelinin uygulanmasını öngörmekteyiz. Çağdaş kontrol ve takip sistemlerine dayalı, ülke kaynaklarının istismar edilmesini önleyen etkin bir yapının kurulması gerekmektedir." Çiçek, bankacılık yasa tasarısının durumunun sorulması üzerine de, "İmza tamamlandıysa gitmiştir, imza eksikliği var mı bilemiyorum.
İstikrar programı açısından IMF ile yürütülen stand-by'ın bir an önce sonuca bağlanmasını arzu ediyoruz. İmzası tamamlandıysa gidecektir. Bizden kaynaklanan bir eksiklik yok" dedi.