IMF ile e-pazarlık dönemi

IMF ile e-pazarlık dönemi
IMF ile e-pazarlık dönemi

IMF ile anlaşılması durumunda, oradan gelecek olan finansman kadar iç borçlanma ihtiyacının azalacağını anlatan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye?nin rezervlerinde de artış olacağını söyledi. FOTOĞRAF: FIRAT YURDAKUL /AA

'IMF'yle haftada iki-üç kez konferans veya elektronik posta yoluyla temas sürüyor' diyen Ali Babacan, IMF konusunda genel çerçevenin bittiğini, detaylara geçildiğini belirterek, 'Ancak bir detaydan bile sorun çıkabilir. Çalışıyoruz' dedi

ANKARA - Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Ali Babacan, IMF ile genel çerçevelerin görüşüldüğünü, haftada iki-üç defa konferans yoluyla ya da elektronik posta yoluyla temasların olduğunu kaydetti. Ali Babacan, “Genel çerçeve bitti, detaylar konuşuluyor. Fakat tek bir detaydan bile bir problem olabilir. Detaylar bitene kadar Türkiye’de bir görüşme olmayacak. Detaylar bittikten sonra her şeyin konuşulması için heyet Türkiye’ye gelecek” dedi. Babacan, üçüncü çeyrekte ekonomik büyümedeki daralmanın azalacağını belirterek, “dördüncü çeyrekte pozitif bir büyüme rakamı görebiliriz” dedi. 

En kötü geride kaldı
Ziraat Bankası lokalinde gazetecilerle bir araya gelen Babacan, Türkiye’de krizin en derin yaşandığı dönemin 2009’un ilk çeyreği olduğuna dikkat çekti. Babacan şöyle dedi:
“3. çeyrek rakamları açıklanacak ama daha düşük bir daralma göreceğiz. 4. çeyrekte ise bir pozitif rakam görme ihtimali şu anda iyi gibi görünüyor. Pozitif bir rakam olabilir. Ama olmazsa da en geç gelecek yılın birinci çeyreğinde baz etkisi dikkate alındığında artı büyüme rakamına dönmüş olacağız. Biz büyüme rakamlarımızı geçen senenin aynı çeyreğiyle mukayese ediyoruz, bazı ülkelerde bu böyle değil Biz kendi hesabımızın Türkiye için daha doğru ve gerçekçi olduğunu düşünüyoruz. Her bir çeyrek daha olumlu gelişmeleri görmeyi bekliyoruz.”

Krizden üç etki
Krizin Türkiye’yi üç kanaldan etkilediğini söyleyen Babacan, bunlardan bir tanesinin ticaret kanalı olduğunu söyledi. Babacan, ihracatın yarıdan fazlasının AB’ye olduğu düşünüldüğünde, AB’ye olan ihracattaki yavaşlamanın Türkiye’yi ciddi oranda etkilediğini kaydetti.
Babacan, ikinci etkinin finansman kanalında yaşandığına işaret ederek, özellikle krizin derin olduğu dönemlerde özel sektörün dış borç çevirme oranlarına bakıldığında oranların düştüğünün görüldüğünü ifade etti. “Ciddi bir problem yaşanmadı ama 100 liralık dış borç ödemesine karşılık, 80,70, 50 gibi oranlar görmeye başladık” diyen Babacan, dış finansman kanalının ticaret kanalı kadar olmasa da Türkiye’yi etkilediğini söyledi. Babacan, üçüncü etkilenilen kanalın beklentiler kanalı olduğuna dikkat çekerek, tüm dünyada böyle ciddi bir kriz yaşanırken hem tüketicinin hem de üreticinin beklentilerinde bozulmalar meydana geldiğini kaydetti.
Babacan, Orta Vadeli Program’da (OVP) ortaya konulan beklentilerin projeksiyonlarla alakalı olarak, özellikle büyümeyle ilgili herhangi bir revizyona şu anda ihtiyaç duyulmadığının altını çizdi. Bütçe açığında ciddi artışların olduğunu kaydeden Ali Babacan, “Tedbirler almaya başladık ve bu açığın 63 milyar lira civarında kalacağını düşünüyoruz” dedi. 

OVP’de revizyon yok
Babacan, gelecek sene için 50 milyar lira mertebesinde bir bütçe açığı öngördüklerini de ifade ederek, şöyle devam etti: “Niye arttı Türkiye’de? Bütçe açığı bir defalık bir problemle oluşmuş bir açık mıdır yoksa oturmuş bir açık mıdır? Bu da önemlidir. Bizim bütçe açığının en önemli sebebi gelirdeki düşüştür. Yani ekonomik aktivitedeki yavaşlamaya paralel bir şekilde vergi gelirlerinde özellikle KDV, ÖTV gelirlerinde düşüş olmuştur, bir numaralı sebebi budur. Bunun yanında bazı ürünlerde KDV, ÖTV indirimi yaptık bunun bütçe açığının artmasına katkısı oldu. Özellikle işgücü piyasalarla ilgili başlatılan programların ilave maliyetleri etkiledi. Bütün bunlar doğru zamanda alınmış doğru kararlar. Toparlanmayla beraber önlemlerimizi son erdirdik ve bütçemize çekidüzen vermeyle ilgili tedbirler almaya başladık. Yani krizin derinleştiği dönemde maliye politikalarında biraz genişleme yaparken, toparlanma başlarken tekrar maliye politikalarımızı sıkılaştırmaya başladık.”
Babacan, IMF konusundaki bir soruya verdiği yanıtta, IMF ile yeni bir stand-by anlaşmasına yönelik görüşmelerin devam ettiğini, görüşmelerde genel konular üzerinde anlaşıldığını ve şu anda, haftada iki üç kez, detaylar üzerinde görüşüldüğünü söyledi. Bu seferki görüşmelerde IMF heyetini Türkiye’ye çağırmadıklarını, görüşmelerin telekonferans ve internet ortamında yapıldığı vurgulayan Babacan, IMF heyetinin Türkiye’ye gelmesinin, beklenti yaratan bir psikolojik ortam oluşturduğunu, bu nedenle görüşmelerde son noktaya kadar IMF heyetini çağırmayacaklarını kaydetti. IMF ile anlaşılması durumunda, oradan gelecek olan finansman kadar iç borçlanma ihtiyacının azalacağını anlatan Babacan, Türkiye’nin rezervlerinde de artış olacağını söyledi.

Dubai krizi dolaylı etkiler
Babacan, Dubai’deki borç krizinin Türkiye’ye etkisinin olup olmayacağına ilişkin bir soruya verdiği yanıtta, Türkiye’nin, Dubai ile yoğun bir bankacılık ilişkisinin bulunmadığını ve mevcut ilişkisinin de ihmal edilebilir düzeyde olduğunu kaydetti.
Ali Babacan, Dubai ile yapılan ticaretin de, daha çok bir liman ülke olarak, transit ticaret mahiyetinde olduğunu bildirdi. Dubai krizinin, Türkiye’ye doğrudan bir etkisinin olamayacağını belirten Babacan, sorunun gelişmekte olan ülkeleri ilgilendirmesi açısından, dolaylı etkisinin olabileceğini ifade etti.

İşsizlik azalacak
İşsizlik oranının Türkiye’de arttığını ve 2008’de yıl ortalamasının yüzde 11 olduğunu belirten Babacan, 2009’da bu ortalamanın yüzde 14.8 olarak beklendiğini söyledi. Babacan, işsizlik konusunda mevsimselliğin de dikkate alınması gerektiğine işaret ederek, “Ancak yıldan yıla bundan sonra aşağı doğru trend bekliyoruz. Gelecek yılın ortalaması bu yıldan daha aşağı gibi görünüyor bu işsizlik oranı açısından” dedi. İstihdamın ise gelecek yıl artacağını kaydeden Babacan, toplam çalışan sayısının bu seneye göre artacağını ancak Türkiye nüfusunun sürekli arttığını ve bu nedenle işsiz sayısının aynı kaldığını belirtti. Babacan, ihracatın dolar olarak azaldığını kaydederek, geçen yıl ile bu yılın kur farkına değindi.. 

Yoksulluk düşüyor
Babacan sohbette TÜİK’in Yoksulluk Çalışması Sonuçları ile ilgili de görüş belirtti. Babacan, “Yoksulluk çalışması yeni bir çalışma daha önce bu kadar kapsamlı ve objektif bir çalışma yapılmıyordu. Siyasi riskleri olan bir araştırma. 2003’te yüzde 28 olan yoksulluk bugün yüzde 17’ye düşmüş. Yoksullukta rakam hâlâ yüksek ama düşüş devam ediyor” dedi.
TÜİK’in çalışmasının sonuçlarına göre Türkiye’de 2008’de 11 milyon 933 bin kişi (yüzde 17.11) yoksulluk sınırı, 374 bin kişi de açlık sınırının altında yaşıyordu.
Gıda yoksulluğu ile yoksulluk verileri arasında TÜİK’in kendisinin bir tanım yaptığını söyleyen Babacan, bu nedenlere bu verilerin diğer ülkelerle bir kıyaslama yapılmasının mümkün olmadığını kaydetti.

Borsaya Babacan dopingi: 47.898 
İMKB, gün sonuna doğru Devlet Bakanı Ali Babacan’ın IMF açıklamaları ve JP Morgan’ın Türkiye için tavsiyesini yükseltmesiyle günü yüzde 3.94’lik artışla 47.898’den tamamladı.Endeksin iki günlük artışı yüzde 5.6 oldu. JP Morgan Türkiye ve Meksika için tavsiyesini Nötr’den ‘Ağırlık Artır’a yükseltti. Borsa günü yüzde 3.94 artışla 47 bin 898 puandan tamamladı. Avrupa borsalarında ise en yüksek yüzde 0.7’lik artışlar yaşandı. JP Morgan, Türkiye’nin IMF ile bir anlaşma imzalaması halinde Türkiye’nin dış finansmana bağımlılığının azalacağını belirtti. JP Morgan ayrıca Türk ihracatçılarını Avrupa ve Orta Doğu’da talebin toparlanmasından fayda sağlayacağını da vurguladı.
Yüksek trend büyümesi ve düşük faiz oranlarının Türk bankaları için pozitif olacağını ifade eden JP Morgan, yapısal açıdan pozitif gelişmelerin Türkiye’de bankaların kârlarında büyümeyi 2010’da yüzde 10-20, 2011’de yüzde 20-30 hızlandıracağını vurguladı.
(Radikal)