IMF tahmini kriz faturasını 4 trilyon dolardan 3.4 trilyon dolara çekti

IMF tahmini kriz faturasını 4 trilyon dolardan 3.4 trilyon dolara çekti
IMF tahmini kriz faturasını 4 trilyon dolardan 3.4 trilyon dolara çekti

Vinals: İyileşme var ama temkinli olmak şart FOTOĞRAF: AFP

IMF küresel krizin tahmini faturasını 3.4 trilyon dolar olarak açıkladı. Faturadaki 600 milyar dolarlık indirimin nedeni ise menkul kıymetlerdeki değer artışı Yılın ilk yarısı itibarıyla zararın 1.6 trilyon dolarlık bölümü gerçekleşti. Toplam faturanın 2.8 trilyon dolarlık bölümü bankalara çıkacak
Haber: SONGÜL SELVİ / Arşivi

İSTANBUL- IMF (Uluslararası Para Fonu)  Finans Danışmanı Para ve Sermaye Pazarları Bölümü Direktörü Jose Vinals,  Amerika Birleşik Devletleri’nde mortgage kriziyle  patlak veren ve tüm dünyayı etkisi altına alan krizin  faturasının 3,4 trilyon dolar olacağını açıklarken, iyileşme sinyallerinin bulunduğunu ancak temkinli olunması gerektiğinin altını çizdi.
Vinals, Türkiye’ye ilişkin ise özel sektörün anı bankadan veya başka bir bankadan daha ucuza kredi bulma anlamına gelen refinansmanı açısından alanının dar olduğu uyarısında bulundu. Jose Vinals buna karşın, krizde Türkiye’de bankacılık sektörünün başarılı olduğunu, bunda da Merkez Bankasının bu süreçte aldığı isabetli para politikası kararlarının etkisi olduğunu ifade etti.
IMF-Dünya Bankası yıllık toplantısının ilk ayağı dün düzenlenen hazırlık toplantılarıyla start aldı. Toplantının ilk bölümünde Küresel Finansal İstikrar Raporu Jose Vinals ve ekibinin düzenlediği basın toplantısı ile açıklandı. Toplantıda konuşan Vinals krizin faturasının 3.4 trilyon dolar olacağını açıklarken, Nisan ayında açıklanan rapora göre menkul kıymetlerdeki değer artışı artışı nedeniyle krizin faturası tahminlerini 600 milyar dolar daha aşağıya çektiklerini dile getirdi. Vinals işsizlik artışına paralelel olarak bu rakamın da artabileceği uyarısını yaptı. Küresel mali sistemde istikrarın arttığını belirtmekle birlikte risklerin mevcut olduğunu ifade eden Vinals şöyle konuştu:
‘Menkul kıymet zararları azalmaya başlamış durumda, önümüzdeki birkaç yılda daha büyük kredi kayıpları görülebilir. Kredi aktiflerinden ve menkul kıymetlerden kaynaklanan banka zararları 2007 yılı ortası ile 2009 yılı ortası arasında yaklaşık 1.3 trilyon dolar olarak realize edilmişti. 2010 sonuna doğru 1.5 trilyon dolar olması bekleniyor. Son rapordan bu yana sermaye pozisyonları ve bankalar için görünüm önemli ölçüde iyileşmiş olsa da, kazançların gelecek zararları tamamıyla telafi etmesi beklenmiyor. Bankalar varlıklarını sürdürmek için yeterli sermayeye sahipler, fakat üzerlerinde kaldıraç baskısı sürüyor. Denge durumundaki kazançlarla kriz sonrası ortamlarda düşük pozisyonda kalmak mümkün, güçlü ekonomik etkinlik ise banka sermayelerinin güçlenmesini gerektirir. Bankacılık sektöründe iyileşme sürecini destekleyecek sermayenin olup olmadığı sorusu ise ‘hayır’ diye cevaplandırabiliriz”.
Vinals, bankacılık sektörünün 1,5 trilyon dolarlık vadesi dolan borç ile karşı karşıya olduğunu, bunun için de güçlü politika önlemlerinin şart olduğunu belirtti.

Sermaye uyarısı
Küresel Finansal İstikrar Raporu’na göre 2009’un ilk yarısı itibarıyla tahmini zararın 3.4 trilyon dolarlık zararın 1.6 trilyon dolarlık bölümü gerçekleşti.  Raporun bankacılık kesimi için zarar tahmini ise 2.8 trilyon dolar. bu da yaklaşık 600 milyar dolarlık tahmini zararı reel kesimin yükleneceğini gösteriyor. IMF’ye göre bankacılık sektöründe bugüne kadar tahmini zararın 1.3 trilyon dolarlık bölümü gerçekleşti. Bu da sektörün yolun yarısına geldiğini gösteriyor. Raporda geri kalan 1.5 trilyon dolarlık zararın da önümüzdeki dönemde yazılabileceği  ifade ediliyor. IMF’nin tahminine göre ABD’de bankacılık sistemi  zararının yüzde 60’ını, Avrupa bankacılık sistemi ise yüzde 40’ını yazdı. IMF raporda ekonomik canlanmanın da çok yavaş olacağının altını çizdi.
Global ekonomik krizden sıyrılmak için bankacılık sektörüne sermaye yapısını güçlendirme uyarısında bulunan Vinals,   finansal alanda çeşitli reformlar yapılarak mevcut krizin engellenebileceğinin altını çizdi. Vinals, şunları söyledi: ‘’Düzenleyicilerin asgari olarak kabul ettiği sermaye oranına bakarsak, genel olarak bankaların bilançolarının istikrarlı hale geldiğini söyleyebiliriz. Ancak eğer bankaların iyileşme sürecine destek verecek kadar yeterli sermayeye sahip olup olmadığını sorarsanız, yanıt hayır. Aslında yine ileriye yönelik sermaye ihtiyacı oldukça yüksek düzeyde devam ediyor ve ileride ortaya çıkabilecek şoklara karşı finansal sistemin çeşitli teminatlara ihtiyacı var. Bankaların fonlama profillerini iyileştirmeleri gerekiyor. Bankalar önümüzdeki 2-3 yıl boyunca 1,5 trilyon dolarlık borcunun vadesinin dolacağı bir vade dolma duvarıyla karşı karşıya olacağını düşünüyoruz. Mevcut olumlu piyasa şartlarından yola çıkarak bankalar, fonlama profillerini iyileştirmeli ve devlet destekli finansman ya da fonlama desteği ihtiyaçlarını daha aşağı çekmeli.’’
Ayrıca Raporda, 2009 yılının Nisan ayındaki Küresel Finansal İstikrar Raporu’ndan (GFSR) bu yana,  finans sisteminin yakın gelecekteki görünümü büyük bir iyileşme gösterdi ve aşırı fiyat  dalgalanması riski azaldığına dikkat çekerken,  “Finans piyasaları dip noktasını geçti; gelişmekte olan piyasalarda  riskler hafifledi; bankalar sermayelerini artırdı ve mevduat dışı fon piyasaları yeniden  işlemeye başladı. Tüm bunlara rağmen, kredi kanalları hala tam olarak düzelmiş değil ve  ekonomik toparlanma muhtemelen yavaş olacak ” denildi. 

Rehavete kapılma uyarısı
Raporda, aşırı sistemik riskler hafiflediyse de, bankacılık sisteminin düzeltilmesi sürecinde rehavete  kapılma ihtim ali kaygı yaratmaya devam ettiği belirtildi. Ayrıca raporda, kredilerdeki bozulmanın bankaların bilançolarına baskı yapmaya devam edeceği yönünde ciddi kaygılar mevcut olduğu belirtilirken,  ABD’de bankaların, 2010’a kadar devam edecek zarar döngüsünün yarısından çoğunu aşmış durumda olduğu, Türkiye’nin önemli pazarı olan Avrupa’da  ise zarar saptama süreci daha erken bir aşamada bulunuyor ve bu da ekonomik döngüler  arasındaki farkı yansıttığı belirtildi. 

Neler yapılmalı?
Vinals’ın basın toplantısı ile açıkladığı raporda, küresel piyasalarda krizin atlatıldığı inancı sayesinde finansal piyasalarda iyileşmeye yardımcı olduğu belirtilirken, bankalar üzerindeki baskı  devam ettikçe, bireyler ve finans kurumları borçtan kaçındıkça, reel sektörle finans sektörü  arasındaki olumsuz döngünün yeniden şiddetlenme riskinin de ciddiyetini koruduğu uyarısı yer aldı.
IMF’nin raporunda sıralanan uyarılar şöyle: “ Ülke riski  göstergeleri altı ay öncesine göre daha düşük bir seviyede olmasına rağmen, finansal riskin  mali otoritelere aktarılması ve mali canlandırmanın getirdiği finansman yükü, özel sektörün  önünün tıkanmasına ve kamu maliyesinin sürdürülebilirliğine yönelik kaygıları  şiddetlendiriyor.
Bu zafiyetler, finansal aracılık sistemini kuvvetlendirme, finans sistemini  sağlığına kavuşturma ve şu anda ülke bilançoları tarafından taşınmakta olan özel sektör  risklerini azaltma ihtiyacının ne kadar yoğun olduğunu gösteriyor. Desteği zamanından önce  keserek ikinci bir kriz başlatmamak veya desteği kesmekte geç kalarak parasal ve mali  güvenilirliği tehlikeye sokmamak için, kamu desteğine son verilirken son derece dikkatli  olunması gerekiyor.
Bu noktada rehavete kapılmak ciddi bir risk haline geliyor zira rehavet  nedeniyle bankacılık sisteminin sorunlarının çözülememesi ve büyük ihtiyaç duyulan mevzuat  reformlarının gecikmesi veya zayıflaması ihtimali mevcut. Politika oluşturucular derhal  sistemik risklerin birikmesine engel olacak, beklentileri belli bir zemine oturtacak ve güveni perçinleyecek  ve böylece sürekli ekonomik büyümeye katkıda bulunacak bir plan hazırlamak  zorunda. ”

‘Türkiye’nin zayıf alanları var’
Vinals, Türkiye’nin gelişmekte olan piyasalarla kıyaslandığında zayıf bulunduğu alanları bulunduğunu kaydetti. Vinals, Türkiye’ye ilişkin şunları söyledi: “ Bu da özellikle kurumsal sektörün refinansmanı alanı... Mali kriz biteli çok olmadı. Türkiye’de de yetkililer tedbirler aldılar. Bu tedbirler sayesinde finans sistemi, mali sistem güçlendi. Bu tabii ki iyi bir haber. Özellikle bankacılık sisteminde oldukça güçlü bir fonlama bazı var. Yurtdışı krediye  az ihtiyaç duyuluyor. Toksik ürünlere hiçbir şekilde girilmemiş, likidite ve kurumsal karlılıklar iyi. Bütün bunlar, Merkez Bankası’nın kriz sırasında aldığı tedbirlerin başarılı olduğunu gösteriyor. Faizler ciddi şekilde düşürüldü. Hem lira hem döviz piyasasındaki likidite sayesinde, Türk finans sistemi güçlü kaldı.’’
Jose Vinals, toplantı sonrasında bazı gazetecilerin soruları üzerine, hiç kimsenin global krizden kaçış şansı bulunmasa da Türk bankacılık sisteminin göreceli olarak daha güçlü durumda olduğunu vurguladı.
Vinals Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz’ın, Euromoney dergisi tarafından  2009’un en iyi Merkez Bankası Başkanı seçilmesiyle ilgili de, Türkiye’dekiMerkez Bankası’nın ‘iyi bir iş’ çıkardığını söyledi.
Raporda seçilmiş gelişmekte olan ülkeler için çeşitli makro ve mali göstergelerin incelendiği bir ısı haritası da yer aldı. Buna göre yedi göstergede ikinci derecede kırılganlığa sahip olan Türkiye, 2010’da yenilenecek borç ödemeleri açısından birinci  derecede kırılgan olarak tanımlandı.

Çin’e risk mesajı
Çin’in finans sistemine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Vinals, “Çin’de kredi hızlı şekilde artıyor. Buradaki fazlalık bir noktadan sonra balon etkisi yaratır” uyarısı yaptı. Kredinin büyüme hızından çok kalitesi ve niteliğinin önemli olduğunu dile getiren Vinals, Çinli yetkililere şu mesajı verdi: “Bu alanda bir risk var. Bu nedenle ekonominin toparlanması için gerekli kredi büyümesinde dengeli, dengesizliklere sebep olmayacak politika belirleyin.”