scorecardresearch.com

IMF-AB parayı verdi, şimdi de 'Bu ekonomi nasıl düzelir' kaygısına düştü

IMF-AB parayı verdi, şimdi de 'Bu ekonomi nasıl düzelir' kaygısına düştü
Yunanistan'a verilen kredinin şartları toplumu zorlamaya başladı. Halk yıllardır alıştığı tatlı hayattan, yüksek ücretlerden vazgeçmeye niyetli değil. Ayrıca ekonomide rekabet yaratmaya yönelik düzenlemeler de tepki alıyor

ATİNA- 110 milyar avroluk Yunanistan’ı kurtarma paketi IMF ile Berlin, Brüksel ve Paris’teki müttefiklerine Batı Avrupa’nın en yaralı ve en devletçi ekonomisine yeniden şekil verme fırsatı sağlıyor. Atina’da eczacılık yapan Savvas Tsakiris için yeni düzen daha düşük kar, daha düşük ücret ve daha çok rekabet anlamına geliyor. 48 yaşındaki eczacıya göre serbestlik ‘mesleği, işi eczacılık değil girişimcilik olan çokuluslu şirketlere teslim etmek’ anlamına geliyor. IMF’nin Atina’da ekonomiyi yeniden yapılandırma girişimlerinin önündeki en büyük engel toplumdaki bu farklı görüşler. 

Asya’da işler daha kolaydı
IMF kurtarma paketi sağlamak için tekellerin yok edilmesini ve kamu desteğinin ortadan kaldırılmasını istediği Asya ülkelerinden buyana en çok zorlukla karşılaşacağı ekonomiyi yeniden yapılandırma operasyonunun altına girdi. Yunanistan’da işi çok zor. Batı Avrupa’da insanler yıllarca tam işgüvencesi, kamunun ekonomilerdeki akıl almaz ölçüde etkinliği ve desteğiyle yaşadı. IMF, Yunanistan’da rahata alışmış bir ülkenin kabul edebileceğinden daha fazla bir değişim için bastırıyor. IMF’nin eski İtalya danışmanı Domenico Lombardi’ye göre bu nedenle de işi çok zor.
IMF’nin işinin Asya’dakinden zor olduğunu söyleyenlerin sayısı da az değil. Eğer Yunanistan ekonomisinde serbestleşmeyi sağlayamaz ve verimlilği artıramazsa kurtarma paketine rağmen borçlarını yeniden yapılandırma zorunluluğuyla karşılaşabilir ya da avrodan çıkmak zorunda kalabilir. Her iki senaryonun gerçekleşmesi de Avro bölgesinin diğer iki zayıf halkası İspanya ve Portekiz’in de, Yunanistan’daki gibi bir çöküşün kurbanı olması olasılığını artırabilir. 

AB ’nin de onayı şart
Bu nedenle IMF diğer ülkeleri kurtarmak için uyguladığı formüllerin bu kez işe yaramadığını görebilir. Çünkü bu kez, kurtarma paketinin önemli bir kısmını sağlayan AB (Avrupa Birliği) adlı bir ortağı olduğunu da akıldan çıkarmamak zorunda. Yunanistan Avro bölgesinin üyesi ve bu nedenle de ne faiz, ne de döviz olitikasını kendisi tek başına belirleyebiliyor. Yani IMF’nin daha önceki kurtarma operasyonlarındaki gibi Yunanistan’a yatırımları canlandırmak amacıyla faizleri düşürmesini ya da ihraç ürünlerini rakebetçi hale getirmek için devalüasyon yapmasını soylemesi mümkün değil.
Yunanistan için borçları ödeyebilmesinin tek yolu ekonomisini daha çevik hale getirmesi. Yani ürünlerini daha rekabetçi hale getirmek için ücretleri ve fiyatları düşürmesi, yıllardır ekonomide hüküm süren düzenlemeleri serbestleşme yönünde ortadan kaldırması ve kamu kurumlarını satması gerekiyor.
Yunanlıların çoğu imzalanan IMF-AB programını kendilerinin para harcamasını yasaklayan bir emir olarak gördükleri için dudak bükerek karşılıyorlar. Atina Üniversitesi uluslararası ilişkiler profesörü Theodere Coulombis bunu ‘Biz Yunanlılar gururlu insanlarız, dış dünyadan koparılmayı kabul edemeyiz’ sözleriyle dile getiriyor.

Limanlarda grev başlıyor
Ancak direniş paranın ilk bölümü kasaya girmesine rağmen bitmedi. Yarın, Yunanlı liman işçileri hükümetin AB bayraklı kruvaziyer gemilerinin Yunanlı gemici çalıştırmadan ülke limanları arasında sefer yapmasını engelleyen kabotaj kanununu ortadan kaldırma girişimlerine karşı greve gidiyor. Sendikalar nisan ayında Pire limanında benzer bir grev yapmış ve bir gemideki 870 turist karaya çıkamamıştı. İşçi sendikalarının bu grevle, hükümete ekonominin yüzde 15’ini oluşturan turizm sektörünü hedefleyecekleri mesajını vermeyi düşündükleri belirtiliyor.
IMF Kıdemli Başkan Yardımcısı John Lipsky’e göre ise de hükümet ve milletvekillerinin önemli bölümü Yunan ekonomisinin çok ciddi şekilde değişmesi gerektiğini anlamış bulunuyor. Lipsky bu görüşünü ‘Bize göre IMF-AB programı hararetli şekilde desteklenmese bile toplumun önemli bölümü tarafından anlaşılmış bulunuyor’ sözleriyle dile getiriyor. Yunanistan borçlanmak ve Gayrisafi Yurtiçi Hasılasınının yüzde 13.6’sına ulaşan bir bütçe açığını yönetmek zorunda.
Yunanlılar Avrupa sosyal devletinin ömür boyu istihdam garantili kamu hizmeti ve yüksek maaşlar, yılda iki maaş gibi avantajlarına alışmış bulunuyor. Ancak AB ve IMF’nin borçlarını ödemesi için Yunanistan’a sağladığı kurtarma paketiyle gelen şartlar tüm bunları ortadan kaldırıyor. Kemer sıkmanın maliyeti bu yıl ekonominin yüzde 4 daralması ve işsizliğin de gelecek yıl yüzde 15’e çıkması olacak.
Atina’nın banliyölerinden Gereka’da oturan 59 yaşındaki ortaokul öğretmeni Dimitris Anagnostis ayda 1.600 avro maaş alıyoır. O da diğer kamu çalışyanları gibi yeni dönemde maaşının azalacağını biliyor. Daha şimdiden maaşı 85 avro azaldı, yıllık ikramiyesi ise 52.400 avrodan 1.000 avroya düştü. Ailesinin sinemayı, tiyatroya gitmekten vazgeçtiğini, taksi kullanmadığını, yaz tatilini de rafa kaldırdığını söylüyor. Anagnostuis rahatsızlığını ‘Ana baba için fedakarlık yapmak doğal. Ancak çocuklarımız için endişeliyiz. Acaba iş bulabilecekler mi?’ diyerek dışa vuruyor.

Eczacılar da kızgın
Maaşları ve yan gelirleri azaltmak acıtıcı etkisini çabuk ve kolay şekilde gösterilyor. Ancak en rahatsızlık verici olanı ekonominin bazı alanlarında neden olduğu yüksek bürokrasi ve bu alanları rekabete kapatıcı etkisi nedeniyle birçok Yunanlı profesyonelin ve küçük esnafın işine yarayan korumacı sistemin de değişecek olması. Bugüne kadar hem yerli, hem de yabancı rekabetten uzak bu alanlarda faaliyet gösterek bir orta sınıf yaşamı sürüdürenler artık rahatsızlıklarını açık açık dile getirmeye başladı.
Örneğin eczaneler ve hizmet sektöründeki diğer bazı işler ilk değişime uğrayacak olanlar arasında. 20 yıldan beri kendi eczanesini çalıştıran Tsakiris ilaç fiyatlarının devletçe belirlendiğini ve tüm ülkede aynı fiyatların geçerli olduğu söylüyor. Ancak devlet fiyatları belirlerken eczacıların kar marjını da yüzde 35 olarak belirlemeyi de ihmal etmiyor. Bu da eczacılığı geçmişte cazip bir meslek haline getirlmişti. Ancak fiyatlarda beklenen yüzde 20-25’lik indirim eczacıların karını da azaltacak. İlaç fiyatlarındaki düşüşün sağlayacağı tasarruf ise sosyal güvenlik sisteminin açığının daha da büyümesini önleyecek.
 Hükümetin bir bölgedeki eczane sayısını kısıtlayan ve iki eczane arasında en az 100 metre mesafe bulunmasını öngören yürürlükteki yasayı da değiştireceğini açıklaması bir başka rahatsızlık kaynağı. Yunanistan’daki tüm eczaneler bu girişimi protesto için dört gün kepenk indirdi.

Bir plaka 90 bin avro
Ticari kamyon taşımacılığı alanında planlanan değişikler de rahatsızlık yaratıyor.  Yunanistan, ticari taşımacılık yapan 40 tonluk kamyonların sayısının artmasını engelleyen plaka kısıtlamalarını kaldırmayı planlıyor. Bugün bir kamyon plakasının fiyatı 90 bin avro. Ülkede ticari plakalı 33 bin kamyon var ve uzun yıllardan beri de tek bir yeni plaka verilmedi. Bu aynı aşımacılığın fiyatını da artırıyor.
Hükümet şimdi hem sektörde konsolidasyonu hızlandırmak, hem de anlamlı büyüklüğe ulaşabilmeleri için ticari plakayı bireylere değil yalnızca kamyonculuk yapan şirketlere verecek. Yeni Bakanlığı bu düzenlemeyle plaka fiyatlarını ilk yıl yüzde 50 düşeceğine inanılıyor.
Kamyoncular ise tepkil. Hem plaka fiyatlarındaki düşüşten, hem de krizden zarar göreceklerini söylüyor ve bu maceradan vazgeçilmemesi durumunda sokaklara çıkacakları gözdağını veriyorlar. 
(afp, Reuters )

ETİKETLER:

Avrupa Birliği

,

Reuters

,

haber

http://www.radikal.com.tr/9995809995800

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.