İş dünyası: Biz değil Fransa kaybeder

Sosyalist Parti'nin, 'Ermeni soykırımı'nın inkârını suç sayan yasa teklifinin Fransa Ulusal Meclisi'nde kabulü Türk iş dünyasından tepki alsa da sağduyu çağrıları ağırlık kazandı.

ANKARA - Sosyalist Parti'nin, 'Ermeni soykırımı'nın inkârını suç sayan yasa teklifinin Fransa Ulusal Meclisi'nde kabulü Türk iş dünyasından tepki alsa da sağduyu çağrıları ağırlık kazandı. Fransız malları ve Fransız şirketlerine karşı boykot çağrısının Türkiye'ye fayda getirmeyeceğini düşünen iş dünyasının temsilcileri, 'büyüklük bizde kalsın' derken, bundan sonraki süreçte Türk-Fransız ilişkileriyle Türkiye-AB ilişkilerin olumsuz yönde etkileneceğinin de altını çizdi.
Diğer taraftan, Ankara Ticaret Odası, Tüketiciler Derneği ve MÜSİAD Fransız ürünlerine boykot, şirketlerine ağır yaptırım uygulanmasını, firmaların ihalelere sokulmamasını istedi. Devlet Bakanı Ali Babacan ise AB'nin kurucu ülkelerinden Fransa'nın ifade özgürlüğü konusunda kısıtlayıcı karar aldığını belirterek, bunu 'AB'yi AB yapan temel değerlere zıt gelişme' olarak niteledi. Brüksel'de soruları yanıtlayan Babacan, Türkiye'nin ifade özgürlüğünün değerini iyi bildiğini, reform sürecine devam edeceğini, ancak Fransa'nın bu özgürlüğün aksine davranışının sürece zarar vereceğini' söyledi.
Tepki ne olur?
Türkiye'nin tepkisinin ne olacağına ilişkin soruya karşılık, bunu zamanın göstereceğini belirtten Babacan, Fransa ve Fransız ürünlerine boykot yapılıp, yapılmayacağı sorusu üzerine de bu konuda hükümet olarak teşvik edici olmadıklarını, ancak iş dünyasının reaksiyonunu ve ne yapacağını bilmediklerini vurguladı.
Türkiye'deki yabancı şirketlerin derneği YASED ise, Fransız sermayesiyle Türkiye'de kurulan ve yatırım yapan şirketlere karşı boykot yapılmaması gerektiğinin altını çizerken, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "Biz değil onlar kaybeder" dedi. BM Kalkınma Programı Başkanı Kemal Derviş'i makamında kabul eden Hisarcıklıoğlu, tasarının meclisten geçmesinin son nokta olmadığını hatırlattı. "Yaptığımız temaslarda bunun senatonun gündemine gelmeyeceği noktasında herkesin açık beyanı oldu" diyen Hisarcıklıoğlu tasarının yasalaşması halinde Fransa'nın aydınlıktan karanlığa doğru yol alacağını belirterek şunları söyledi:
"Fransız Ulusal Meclisi'nde bu tasarının onaylanmış olmasından, Türk ve Fransız halkının istifade sağlaması mümkün değil. Ermeni vatandaşlarımızın, Ermenistan'ın ve Türkiye dahil Ermenistan dışında yaşayan Ermeniler için de bu gelişmeden sağlanacak fayda yok. Oysa bu tasarının yasallaşmasından fayda umanların başında önlerindeki ilk seçimi kazanmanın dışında hiçbir vizyonu olmayan bazı Fransız siyasetçileri geliyor. Fransız, Ermeni ve Türk halkı bu kararın oluşumunda yer almamıştır. Fransız iş çevrelerinin de bu konuda bizimle aynı görüşte ve dayanışma içinde olduklarını son temaslarımızda açıklıkla gördük. Bu sürecin tüm sorumluluğu Fransız Ulusal Meclisi'ne aittir. Bu karar, Türkiye'deki kamu idarelerini, açılacak ihalelere Fransız şirketlerini davet edemez hale getirmiştir. Biz Türk işadamları olarak ortadaki bu haksızlığa karşı mücadele irademizi bıkmadan ve usanmadan ortaya koymaya devam edeceğiz."
Derviş: Büyüklük bizde kalsın
Derviş de, uluslararası ilişkilerde en önemli ilkenin çifte standart olmaması olduğunu söyledi. Derviş, "İfade özgürlüğünü savunuyorsak birlikte, bunu her yerde görmek isteriz. Dolayısıyla ifade özgürlüğüne sınır getiren tasarı son derece yanlış" diye konuştu.
Türk ve dünya vatandaşı olarak çok üzüldüğünü belirten Derviş, "Fakat geleneklerimize bağlı olarak hep büyüklük biz de kalsın isterim. Yanlışa yanlışla cevap vermemek gerek. Fransa'da da bu tasarıya hak verenlerin haksız olduğunu söyleyen geniş bir çevre var.
Türkiye'de iş bulmak isteyen misafirleri, her zamanki misafirperverliğimizle ağırlamalıyız" dedi. Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu ise, "1789 Devrimi'yle dünyaya çağ atlatan Fransa'nın içine düştüğü durumun üzüntü ve ibret verici" açıklamasını yaptı. 'Tasarının senatodan geçmeyeceğine inanıldığı' belirtilen açıklamada, "Biz yolumuza davam edecek ve gözle görülür gelecekte çağdaş uygarlık ve refah düzeyine erişmiş küresel güç haline geleceğiz. Gerisi boş laf" denildi.
Renault: Devam edeceğiz
Renault da, karşılıklı ilişkileri zedeleyebilecek güncel görüş ayrılıkları ne olursa olsun, Türkiye'ye inanmaya devam edeceğini açıkladı. Renault, 37 yıldır Oyak ortaklığının sürdüğünü, Türkiye'nin kalkınmasına ve sürdürülebilir büyümesine, geliştirdiği üretim ve ihracat performansıyla hep katkıda bulunacağını ifade etti. Bu arada, sivil toplum kuruluşları bugün Ankara Ticaret Odası'nda ortak deklarasyon yayımlayacak.



'Yatırımcı firmalara boykot olmaz'
Şaban Erdikler: Mücadele hukuksal zeminde verilmeli.

Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) Yönetim Kurulu Başkanı Şaban Erdikler, Fransız sermayesiyle Türkiye'de kurulmuş, bu ülkeye yatırım yapmış olan şirketlere karşı boykot yapılmaması gerektiğini bildirdi. Türkiye'nin bu karara ilişkin kozlarının bulunduğuna dikkati çeken Erdikler, "Bunlar hukuki ve ekonomik kozlar. Hükümete çok önemli görev düşüyor. Soğukkanlı davranarak, önce AİHM ve AB gibi kuruluşlar nezdinde hukuk zemininde girişimlerde bulunulmalı. Sonra da ekonomik olarak neler yapılabileceği kararlaştırılır. Mesela Türkiye'deki projeler anlamında Fransız kuruluşlara yasaklar getirilebilir" dedi. Erdikler, şöyle konuştu: "Halkı galeyana getirerek, bu ülkeye yatırım yapmış şirketlere önlemler olmamalı. Bunun zararı yararından kat be kat fazla olacaktır. Bu tür boykotlardan önce hukuksal zeminde mücadele edilmeli. ekonomik boykot olmamalı."


Sivil toplum kuruluşları hükümetin pozisyon almasını bekliyor
'Güç kapanacak yara açıldı'
Sabancı: Rotamız AB olmalı.

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Ömer Sabancı "Fransa, Avrupalılık ruhuna son derece aykırı, üye ve aday ülkelerden gerçekleştirmesi beklenen demokratikleşme taleplerine tamamen zıt bir adım atmıştır.
Fransa'da yaklaşan seçimlerde oy kullanacak Ermeni asıllı seçmenlerin oyunu alabilmek için ülkenin dış politikası ipotek altına alınmış; Fransa-Türkiye ilişkilerinde güçlüklere kapı açacak çok büyük bir hata yapılmıştır. Bugün, Fransa'ya verilecek en doğru yanıt, Avrupa Birliği ile üyelik müzakereleri yürüten bir ülkeye yakışacak şekilde, reform rotamızdan sapmadan, aynı şekilde ilerlemek olacaktır" diye konuştu.

'Genel müdürleri toplantıya çağırdık'
Yalçıntaş: Mesajımız olacak.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, "Bu karar hem Türk-Fransız ilişkilerini hem de Türkiye-AB ilişkilerini olumsuz yönde etkileyecek. Türkiye'deki tüm Fransız şirketleri ve Fransız-Türk ortaklıklarının genel müdürlerine yazı yazdık. Genel müdürlerle bir toplantı yapacağız. Şu anda boykot yanlış olur.
Ayrıca Türkiye'deki tüm Fransız eğitim kurumlarının yöneticilerine ve bu kurumların, vakıfların mütevelli heyetlerinin başkanları ile de temas ettik. İkinci bir toplantıyı da bu kurumlarla yapacağız. Türkiye'de hem Fransız yatırımları hem de Türk-Fransız ortaklığının oldukça önemi var. Biz Fransa'ya mesajımızı ileteceğiz" dedi.

'Gümrük Birliği sona erdirilmeli'
Yetkin: Fransa ithalatçı bir ülke.

Türkiye Ziraatçılar Derneği Başkanı İbrahim Yetkin, Türkiye'nin en kısa zaman içinde Gümrük Birliği'nden ayrılması gerektiğini, böylece gereksiz yere atılmış, en çok da Fransa'nın işine yarayan bir adımın geri alınmış olacağını bildirdi. Yetkin, şu görüşleri dile getirdi: "Türkiye işlenmiş tarım ürünlerinde ihracatçı ülke konumunda olmasına karşın, Gümrük Birliği'nin yol açtığı dezavantajlar nedeniyle AB ile olan ticaretinde ithalatçı ülke durumunda. Türkiye'nin işlenmiş tarım ürünleri ithalatında birliğin payı yüzde 90. Fransa ise AB içinde işlenmiş tarım ürünü ihraç eden ülkelerin başında gelmektedir."

Fransız ürünlerine boykot çağrısı
Bolat: Ticari ilişkiler durmalı.

MÜSİAD Başkanı Ömer Bolat, Fransız ürünlerine karşı boykot çağrısında bulundu. Bolat, Fransa'ya karşı uzun soluklu ve kolektif ekonomik boykot uygulanması gerektiğini belirtirken, üyelerinden, Fransız şirketlerle ticari ilişkilerini durdurmalarını istedi.
Tüketiciler Derneği Başkanı Engin Başaran da, "Made in France' yazılı ürünleri almayarak, içi boş, yalana dayalı kararı lanetliyoruz. Çocuklarımızı bundan böyle Fransız okullarına göndermiyoruz. Fransa'ya seyahat etmiyoruz, Fransız restoranuna girmiyoruz" dedi. Fransız mallarının raftan inmesi gerektiğini savunan Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu Başkanı Derviş Günday ise, odaların bu çağrıya karşılık vermesini istedi.