İş âlemi mutlu

TÜSİAD: "Atatürk'ün vasiyetinin siyasi hedefine yaklaşıldı."
Koç Holding Başkanı Mustafa Koç: "Bu, Avrupa için de dev bir adım."
Eczacıbaşı Holding Başkanı Bülent Eczacıbaşı: "Hükümet ve diplomasinin gösterdiği dirayet, oluşan iyimserlik umut veriyor."
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu: "Türkiye başı dik yürümeli."
Haberin devamı için...

İSTANBUL - Türkiye'nin 1959'da başlayan ve önceki gece yarısı tam üyelik müzakerelerinin başlatılması yönündeki kararla son düzlüğe giren AB mücadelesi iş dünyasında geniş yankı buldu.
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç kararı 'Avrupa için dev bir adım' olarak yorumlarken, iş çevreleri bundan sonraki süreçte siyasi konulardan çok ekonominin konuşulacağına, uyum sürecinin getireceği intibak maliyetlerinin ele alınacağına dikkat çekiyor.
Müzakerelerde 35 konu başlığı bulunduğuna dikkat çeken iş dünyası, özel sektör, sivil toplum örgütleri ve devletin birlikte çalışması gerektiğinin altını çiziyor.
Müzakerelerin başlamasının yabancı sermaye akışını hızlandıracağı da belirtiliyor. TÜSİAD ise Türkiye'nin bu tarihsel aşamayı AB'nin kendi iç siyasal dengeleri ve sosyoekonomik ortamı açısından en zor döneminde gerçekleştirdiği için gelinen noktanın çok anlamlı olduğunu ifade ediyor. TOBB, müzakere sürecinde Türkiye'nin engellere yenik düşmeden AB yolunda yürümesi olduğunu ifade etti. Ziraatçiler ise tarımın en sorunlu sektör olduğunun altını çiziyor.
Koç: AB için dev bir adım
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, kararı 'Avrupa için dev bir adım' olarak yorumladı. Mustafa Koç, Avrupa'nın, Türkiye'nin tam üyelik müzakerelerinin başlamasıyla ilgili karar ile medeniyetler çatışması tezini boşa çıkarmaya istekli olduğunu gösterdiğini söyledi. Koç, yaptığı değerlendirmede, müzakerelerin başlamasıyla önemli bir eşiğin aşıldığını belirtip, "Aday ülke statüsünden, müzakere eden ülke statüsüne geçtik. Bu, dev bir adım. Yalnız Türkiye için değil, Avrupa için de dev bir adım" dedi.
Koç, şunları söyledi: "Tabii önümüzde uzun bir yol var. Bu yolda AB'ye düşen, uzun dönemli çıkarlarını doğru tahlil etmektir, Avrupa'nın refahı ve dünya barışı için büyük önem taşıyan birleşme sürecine, kısa vadeli münferit politik çıkarların gölge düşürmemesini sağlamaktır.
Türkiye'ye düşen ise, sağladığı muazzam ilerlemeyi sürdürmek, kazanımlarını sağlamlaştırmaktır. Artık alaturka siyasi krizlere, basit uygulama hatalarına, bunların yaratabileceği ekonomik dalgalanmalara gündemimizde yer yok. İstikrarlı siyaset, güçlü ekonomi ve sosyal barış ortamında ilerlemesini sürdürecek bir Türkiye, müzakere ve uyum sürecinde çok güçlü bir şekilde yer alacaktır."
Yeni bir dönemin başlangıcı olacak
Avrupa Birliği (AB) ile tam üyelik müzakerelerinin başlamasında hükümetin gösterdiği performans iş dünyası tarafından övgüyle karşılandı. Müzakere süreciyle Türkiye'nin 'bir çağdaşlık projesinin içine girdiğini' ifade eden Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Türkiye-AB üyelik müzakerelerinin başlaması konusunda hükümetin ve diplomasinin gösterdiği dirayetin önümüzdeki çetin müzakere süreci bakımında da iyimserlik ve umut verdiğini söyledi.
Bülent Eczacıbaşı, yaptığı değerlendirmede, AB ile tam üyelik müzakerelerin başlamasıyla tam üyelik yolunda yeni bir aşamaya ulaşıldığını, bunun da Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihinde de yeni bir dönemin başlangıcı olacağını vurguladı.
Bülent Eczacıbaşı, şöyle konuştu: "Artık Türkiye, politikada, ekonomide ve toplumsal yaşamın tüm alanlarında, bir çağdaşlık projesinin içinde yer almıştır. Bu alanlardaki dönüşümler sağlandıkça toplumun refahı yükselecek, mutluluğu artacak. Hükümetimizin ve diplomasimizin gösterdiği dirayet, bize önümüzdeki çetin müzakere süreci bakımında da iyimserlik ve umut veriyor."
YASED 25 milyar dolar bekliyor
Yabancı Sermaye Derneği (YASED) Genel Sekreteri Mustafa Alper, müzakerelerin başlamasıyla birlikte yabancı sermaye girişinin 25 milyar doları aşacağını söyledi. Alper, tam üyelik müzakerelerinin başlamasının yabancı sermayeyi son derece olumlu etkileyeceğini ve yabancı sermaye girişinin hızlanarak süreceğini söyledi. Alper, "Bu durum beklediğimiz bir gelişmeydi. 17 Aralık kararından sonra artan yabancı sermaye girişinin daha da hızlanarak sürmesini bekliyoruz" dedi.
Bu yılki doğrudan yabancı sermaye girişi hedefinin 5 milyar dolar olduğuna işaret eden Alper, 2.5 milyar doların geçildiğini anımsatarak, özelleştirme, satın alma ve diğer yeni yatırımların resmi rakamlara yansımasıyla birlikte bu hedefin yakalanacağını ifade etti. Bazı özelleştirme ve diğer satın alma işlemlerinin yabancı sermaye rakamına yansımasının gelecek yıla sarkacağını belirten Mustafa Alper, "İstikrarla birlikte güven zaten vardı, başlamıştı, daha da artmış oldu. AB'nin bu kararı, yabancı sermayeyi son derece olumlu etkileyecek. Yabancı sermaye girişindeki artış, 25 milyar doların üzerindeki rakamlara imkân sağlayacak. Bundan böyle Türkiye hak ettiği yatırımları alacak" diye konuştu.
'Atatürk'ün vasiyetine yaklaşıldı'
Türkiye'nin AB ile müzakere sürecinin başlamasıyla Atatürk'ün çağdaş uygarlık vasiyetinin siyasi hedefine yaklaşıldığını belirten TÜSİAD, "Türkiye'nin, bu tarihsel aşamayı, AB'nin kendi iç siyasal dengeleri ve sosyoekonomik ortamı açısından, en zor döneminde gerçekleştirmesi, gelinen noktayı daha anlamlı kılıyor" görüşünü savundu. TÜSİAD'ın açıklamasında şu görüşlere yer verildi:
"Ekonomisi sağlam, dünyanın gelişmiş ülkeleri ile aynı kulvarda bir Türkiye hedefi, 3 Ekim 2005 kararı ile çok daha somut kurumsal zemine kavuşmuştur. Uyum sağlayacağımız AB mevzuat ve politikaları sürekli yeni eğilimler ve değişim içinde. Türkiye'nin müzakere sürecinde hızlı ilerlemesi, siyasal ve ekonomik reform sürecinin devamına ve derinleştirilmesine bağlı olacak. Kapsamlı bir kamu reformu, kayıt dışı ekonomi ile kararlılıkla mücadele, demokratik reformların uygulanması, tarım, eğitim, sosyal güvenlik gibi alanlarda gecikmiş olan reformların hayata geçirilmesi, Türkiye'nin küresel bilgi toplumunda önde gelen ülke olma yolunda ilerlemesi ve belki de hepsinden önemlisi toplumsal diyalog ve uzlaşma kanallarının açık tutulması, Türkiye'nin müzakere pozisyonunu da güçlendirecektir. Topyekûn dönüşüm sürecine girdik. Ulusal uzlaşma-dayanışma içinde bu tarihsel aşamayı başaracağımıza inanıyoruz. Tam üyelik başvurusunun yapıldığı 1987'den bu yana, emeği geçmiş tüm Cumhuriyet hükümetlerinin yanı sıra, Müzakere Çerçeve Belgesi ile süreci nihayete erdiren 59. hükümeti, sergiledikleri siyasi irade, başarılı reformlar ve etkin diplomasi nedeniyle takdir etmek gerekir."
TOBB'dan sabır ve kararlılık uyarısı
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin önünde Avrupa Birliği'yle (AB) çok çetin bir müzakere sürecinin bulunduğunu belirterek, "Şimdi Türkiye'nin yapması gereken, son dakika engellerine yenik düşmeden AB yolunda alnı açık, başı dik yürümektir" dedi.
Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin 31 Temmuz 1959'da başlayan 46 yıllık Avrupa macerasında gelinen noktanın hayırlı olmasını diledi. Türkiye'nin AB'nin tarihi kararı verdiği 17 Aralık 2004'ten bu yana üzerine düşeni eksiksiz yerine getirdiğini hatırlatan Hisarcıklıoğlu, "Hükümeti, Parlamento'yu ve muhalefet partilerini kutluyorum. Büyük sancılarla gelen bu kararı bütün dünya izledi" diye konuştu.
Türkiye için yeni dönemin başladığını belirten Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti: "Önümüzde çetin müzakere süreci var. Gördük ki, AB ile müzakere etmek, sabır, kararlılık ve ciddi teknik hazırlık gerektiriyor. Bu süreçte, siyasi konulardan çok ekonomi konuşacağız. Uyum sürecinin getireceği intibak maliyetlerini tartışacağız. Şimdi Türkiye'nin yapması gereken, son dakika engellerine yenik düşmeden AB yolunda alnı açık, başı dik yürümektir."
İş dünyasının küreselleşmeyle tahkime daha fazla ihtiyaç duyduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin yakın geçmişte özellikle enerji ve telekom sektörlerinde tahkimin etkisini şiddetle yaşadığını söyledi. Hisarcıklıoğlu, "Tahkimde üzerinde durulması gereken tahkim mercisinin güvenilir olması." dedi.
İTO: Bize çok görev düşüyor
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Murat Yalçıntaş, Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerine başlamasının önemine dikkat çekerek, "Özel sektör olarak bizim de önümüzde dikkatle aşılması gereken, önceliklerin yeniden belirlenmesini gerektiren süreç var" dedi. Bundan sonraki süreçte özel sektöre de önemli iş düştüğünü belirten Yalçıntaş, şunları söyledi: "35 konu başlığı var. Bunlarda ana tema Türkiye'nin standartlarını yükseltebilmesi. Özel sektör olarak çevre, sosyal güvenceler, iş güvenliği gibi standartları yükseltmeliyiz."
ASO: Yolun 35 kasisi var
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Zafer Çağlayan, AB'nin Türkiye'nin sabrını denediğini belirterek, "AB yolu 35 tane kasisi olan yol. Ancak Türkiye, bu işi başaracak" dedi. Çağlayan, yaşananların Avrupalıların kuralı haline geldiğini belirterek, şöyle devam etti: "Ciddi karar gereken toplantılarda, üstünlüklerini kullanmaya çalışıyorlar. Bundan sonra bunlara hazır olmalıyız.
Öyle bir yola girmişiz ki, virajı bol, 35 kasisi olan, ama aşmamız gereken önemli bir yol yolun sonunda sadece AB'nin düzlüğüne değil, gelişmiş ülkeler düzlüğüne de çıkacağız."
TİM: Çelik gibi sinir gerek
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı, müzakerelerin başladığı yeni süreçte, sağduyuya, serinkanlılığa ve çelik gibi sinirlere ihtiyaç olduğunu söyledi. Türkiye açısından 40 yıllık hedefin en büyük adımının atıldığını belirten Satıcı, şunları kaydetti: "Ama asıl süreç şimdi başlıyor. Son birkaç günde yaşadığımız stresli anları, bu süreçte zaman zaman yaşayacağız. Bu süreçte olduğu gibi toplumsal bir soğukkanlılığa ihtiyacımız var. Asıl uyum sağlayacağımız temel unsur da bu. Diğer kısmı ise teknik meseleler."