İSO Başkanı, Ali Babacan'a 'Bizi yanlış anladınız mektubu' gönderdi

İSO Başkanı, Ali Babacan'a 'Bizi yanlış anladınız mektubu' gönderdi
İSO Başkanı, Ali Babacan'a 'Bizi yanlış anladınız mektubu' gönderdi

Babacan ın sözlerini değerlendiren İSO Başkanı Tanıl Küçük, sanayi üretiminin 14 ay düştüğü ortamda dile getirilen sıkıntıların somut istatistiklere yansımış gerçekler olduğunu vurguladı. FOTOĞRAF: AZİZ UZUN / AA

İSO Başkanı Küçük, 'İSO 500 sonuçlarından çıkan kârlılığın ekonomi yönetimi tarafından yanlış anlaşılacağı kaygısı içindeydik. Bunu anlatmak için özel çaba gösterdik ama başarılı olamamışız' dedi. Küçük, Babacan'a kapsamlı bir mektup gönderdi

İSTANBUL - İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Tanıl Küçük, geçtiğimiz günlerde İSO 500’den çıkan olumlu havayı eleştiren Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ’a durumu anlatan kapsamlı bir mektup gönderdi.
Tanıl Küçük, İSO 500 sonuçlarını açıklamadan önce, bu sonuçların hükümet ve ekonomi yönetimi tarafından yanlış anlaşılabileceğinin, rehavete kapılmaya yol açabileceğinin kaygısı içinde olduklarını, o nedenle kârlılığın nedenlerini iyi anlatmak için özel çaba gösterdiklerini belirterek, “Ancak görüyorum ki, özel çabamıza rağmen, başarılı olamamışız” dedi.
Geçtiğimiz hafta TUSKON’un toplantısına katılan Babacan, İSO 500 sonuçlarına atıfta bulunarak, “Bir bakın son bir yıldır feryat: Batıyoruz, firmalarımız kapanacak. Ama sonra rakamlar ortaya çıkıyor, yüzde 30 kâr artışı. Demek ki söylemle tabanın gerçek durumu farklı” demişti. Tanıl Küçük de dün Babacan’ın sözlerine ilişkin İSO Ekonomik Durum Tespit Anketi sonuçlarının açıklandığı basın toplantısında değerlendirme yaptı.
Küçük, İSO’nun günlük siyasetin dışında kalmaya özen gösteren, açıklamalarını objektif rakamsal veriler üzerine inşa etmeye çalışan bir geleneğe sahip olduğunu söyledi. Sanayi üretiminin 14 ay düştüğü ortamda dile getirilen sıkıntıların somut istatistiklere yansımış gerçekler olduğunu ifade eden Küçük, şöyle devam etti:

‘Beklenti kalıcı iyileşme’
“İSO 500 özel şirketlerde üretim faaliyeti dışı gelirler yüzde 50.1 artarken, ana üretim faaliyetinden elde edilen kârdaki artış yüzde 9.8. İSO 500’de, 2009 yılında, kârdaki artışta en büyük etken, finansman giderlerinin azalması. Ümidimiz, iyileşmenin geçici olmayıp, kalıcı hale gelmesi. Hükümet ve ekonomi yönetiminden beklentimiz de budur. Diğer taraftan, İSO 500’ün ortaya koyduğu kârlılık açısından olumlu sonuçlar, ekonomide, dışa açılma sürecinin başlangıcından bu yana, irili ufaklı, sayısız krizle mücadele etmek zorunda kalan Türk sanayinin ve Türk ekonomi yönetiminin, krizlerle mücadelede çok önemli deneyim kazandığı ve doğru refleksleri geliştirdiğinin bir işaretidir. Hem sanayimiz hem de ekonomi yönetimimiz adına paylaşılması gereken ortak bir başarıdır. Yanlış anlaşılmak pahasına da olsa, elbette ki, konumumuz ve görevimiz gereği, temsil ettiğimiz kitleyi ilgilendiren sorunları ve eksikleri dile getirmeye öncelik vermek durumundayız.”

‘Sadece İSO 500’le olmaz’
Sadece bir tek yıla bakmak gibi sadece İSO 500 sonuçlarına bakmanın da kendilerini doğru yargılara götürmeyeceğini belirten Küçük, “Zira, çalışmalarımızın sonuçları, İSO Birinci ve İkinci 500 kapsamındaki ilk 1000 sanayi kuruluşunun özellikle kriz yıllarındaki reaksiyonlarının sanayimizin kalanından önemli ölçüde ayrışabildiğini ortaya koyuyor. İSO 500 kapsamındaki sanayi kuruluşları 2008 ikinci yarıda hızla krize girmiş, 2009 ilk yarıyı krizin etkisi altında geçirmiş, ikinci yarıdan itibarense yine hızla toparlanma sürecine girmişlerdir” dedi. Küçük, büyük ölçekli kuruluşların, krizden daha çabuk etkilendiğini, buna karşın, yaralarını sarmalarının da küçük ve orta ölçeklilere göre daha çabuk olduğunu, dolayısıyla, İSO birinci ve ikinci 500 dışındaki küçük işletmelerde sorunların devam ettiğini ifade etti.
Küçük, şöyle devam etti: “Son olarak, şunu belirtmek isterim ki, kamuoyu önündeki üslubum için ‘temkinli iyimserlik’ sıfatı uygun düşebilir. Kaldı ki, her zaman söylediğim üzere, sanayici, iyimser olmak zorunda. Aksi takdirde üretim yapamaz. Yanlış anlamaları gidermek ihtiyacı duydum. Burada, bir parantez açarak şunu da ifade etmek isterim ki, öncelikli kaygım, kişisel olarak benim yanlış anlaşılmamdan çok, sanayimizin meselelerinin yanlış anlaşılmasıdır. Sanayimize, kurumumuza zarar verecek bir polemik yerine, düşüncelerimizi kapsamlı bir mektupla doğrudan sayın Başbakan Yardımcımıza aktardım.”
‘Sanayinin mücadelesi’
Tanıl Küçük, İSO Ekonomik Durum Tespit anketi sonuçlarının özetine ilişkin olarak da 2010 ilk yarı durum tespit anketinin beklentiler doğrultusunda, 2009 ikinci yarıya göre daha olumlu sonuçlandığını belirtti. Kriz dönemlerinin yıkıcılıklarına rağmen, öğretici de olduklarını vurgulayan Küçük, “Hem İSO 500 araştırmamızın 2009 yılı sonuçları hem de durum tespit anketimiz, sanayimizin krize karşı oldukça başarılı bir mücadele verdiğini ortaya koydu” dedi. Kriz karşısında deneyim sahibi olan Türk sanayinin bu son krizde de iyi bir sınav verdiğini, hem kriz karşısında ayakta kalmayı hem de sıkıntılarına rağmen ekonominin lokomotifi olmayı başarmış göründüğünü dile getiren Küçük, ancak tek başına sanayinin çabasının yetmeyeceğinin açık olduğunu söyledi. 

‘İhracattan iyi sinyaller gelmiyor’
Türkiye ’nin ihracatında Avrupa’dan iyi sinyaller gelmediğini söyleyen Küçük, şöyle devam etti: “Ağır bir hastalığın ertesinde ayağa kalkmış olsak da, unutmayalım ki, halen çok dikkatli ve tedbirli olmak zorundayız. Kaldı ki, dışımızdaki koşullar da çok parlak gelişmiyor. Avrupa’daki belirsizlik halen devam ediyor. İhracatımızdan iyi sinyaller gelmiyor. Sanayi üretim verileri, ihracattaki sıkıntının da etkisiyle, üretimin, geçen yılki kayıpları telafi etmeye yetmeyecek hızda arttığını ortaya koydu. Üretimdeki artışın yedi aydır kesintisiz devam etmesi sevindirici ama daha fazlasına ihtiyaç duyduğumuz da ortada.”
İhracattaki sıkıntının yanında yılın ikinci yarısında, baz etkisi faktörünün zayıflayacağının bilindiğini dile getiren Küçük, sanayicinin üretimini, ihracatını artırma mücadelesinin her zaman olduğu gibi yılın ikinci yarısında da devam edeceğini söyledi. Küçük, “Beklentimiz, ekonomide büyümeyi sürdürmek üzere, sanayimizin mücadelesine destek verilmesi” dedi.

Anket iyimser, şirketler ikinci yarıdan umutlu
Tanıl Küçük, İSO’nun 2010 yılı ilk yarısına ait ‘Ekonomik Durum Tespit Anketi’nin sonuçlarını da açıkladı. Ankete göre, 2009 ikinci yarıda işletmelerin yüzde 27.6’sı üretimlerinin azaldığını belirtirken, 2010 ilk yarıda bu oran yüzde 23.2’ye geriledi. Küçük, anket sonuçlarını açıkladığı basın toplantısında, 2010 ilk yarı anketinin, ekonomideki nispeten iyimser havayı yansıtan şekilde sonuçlandığını belirtti. 2009 ilk yarıda işletmelerin yüzde 52.2’si üretimlerinin azaldığını belirtmişti. 2009 ikinci yarıda yüzde 27.6’ya gerileyen bu oran, 2010 ilk yarıda ise yüzde 23.2 olarak gerçekleşti. Aynı şekilde 2009 yılı ilk yarısında yüzde 52.5 gibi yüksek bir seviyede olan iç satışlarında azalma olduğunu belirten işletmelerin oranı da 2010 ilk yarıda ise yüzde 25.9’a kadar geriledi.

Yüzde 31’inin kârı arttı
Anketin kârlılıkla ilgili göstergelerine göre, 2010 ilk yarıda ankete cevap veren işletmelerin yüzde 31.1’i, geçen yılın aynı dönemine göre daha fazla kâr ettiklerini belirtti. 2009 ikinci yarıda ise bu oran yüzde 22’ydi. Geçen yılın aynı dönemine göre, kârları azalan işletmeler oranına gelince, 2009 ikinci yarıda yüzde 44.4 olan bu oran, 2010 ilk yarıda yüzde 30.3’e geriledi. 2010 ilk yarıda, 2009 ikinci yarıya göre, nispi bir iyileşme gözleniyor, ancak ankete cevap verenlerin yüzde 41.3 gibi büyük bir bölümünün kârlarının geçen yılın altında olduğunu ya da zarar ettiklerini belirtmesi, işletmelerin halen küçümseneme-yecek bir kaynak sıkıntısı içinde olduğunu ortaya koyuyor. Anketin ‘Beklentiler’ bölümünde ise işletmeler, 2010 ikinci yarının, 2010 ilk yarıya kıyasla daha olumlu geçmesini bekliyor.    
Finansman sıkıntısı geriledi
Anketin önemli göstergelerinden biri olan finansman darboğazında olan işletmeler oranına bakıldığında, 2001 sonrasında ekonomideki olumlu gelişmeler paralelinde yüzde 50’ler civarında seyreden bu oran, 2008 yılı ikinci yarısında ciddi bir artışla yüzde 69.9’a yükselmişti.
Bu dönemden sonra azalma trendinde olan finansman darboğazı içinde olan işletmeler oranı 2010 ilk yarıda ise yüzde 47.7’ye geriledi. Bu oran, söz konusu sorunun sorulmaya başlandığı 2001 yılı ilk yarısından bu yana elde edilen en düşük oran oldu. Yatırımlarla ilgili değerlendirmede ise 2010 ilk yarıda işletmelerin yüzde 52.8’i sabit sermaye yatırımı yapmadıklarını belirtirken, yurtiçinde yatırım yapmayı planlayanların oranı, bu yılın ikinci yarısında 2009 ikinci yarıya göre 9.2 puanlık artışla yüzde 39.5’e yükseldi.  
(Radikal)


    ETİKETLER:

    Ali Babacan

    ,

    Türkiye

    ,

    İstanbul