'Kayıt dışı yaşamaz'

'Büyük bile var'
Devlet Bakanı Ali Babacan, kayıt dışı çalışan işletmelerin geleceğinin karanlık olduğunu ifade etti. Babacan, "Türkiye'de kayıt dışı çalışan çok sayıda küçük ve orta boyutlu, hatta büyük işletme bulunuyor. Kayıt dışılıktan hızla uzaklaşmamız gerekli, aksine davrananları zor günler bekliyor" dedi.
'Kredi bulamazlar'
Babacan'ın sözleri şöyle: "Bankacılıktaki gelişmelerden sonra, reel sektöre kredi verilirken değerlendirme güçlükleri çekiliyor. Firmaların bilançolar, kâr-zarar cetvelleri, gerçekleri göstermiyor. Beş-on yıl sonra, 'Ben hâlâ eski düzende çalışacağım' diye ısrar edenlerin yaşama şansı zorlaşacak."

İSTANBUL - Devlet Bakanı Ali Babacan, Türkiye'de kayıt dışı çalışan çok sayıda küçük ve orta boyutlu, hatta büyük boy işletme olduğunu belirtip, "Türkiye'de bankalar reel sektöre kredi kullandırırken performans bazlı değerlendirme yapmakta güçlük çekiyor. Firmaların bilançosu, kâr-zarar cetveli, gerçeği göstermiyor" dedi.
Merkez Bankası'nın düzenlediği 'Finansal İstikrar ve Basel II'nin Etkileri' konulu uluslararası konferansta konuşan Babacan, önümüzdeki süreçte bankacılık sektörünün yapısı, risk denetim anlayışı ve kredi kullandırma felsefesinde değişiklik yaşanacağını belirterek, şunları kaydetti:
"Firmaların bilançosu, kâr-zarar cetveli, gerçeği göstermiyor. Kredinin iki, üç, dört misli çok sağlam teminat olmadıkça haklı olarak işlem yapamıyorlar. Türkiye'de kayıt dışı firmaların bankalarla olan ilintileri gittikçe daha zor bir döneme girecek. Özellikle Basel II, aşama aşama uygulandıkça reel sektörde kayıt dışı çalışanlar önemli güçlüklerle karşılacaktır.
Artık kayıt dışılıktan hızla uzaklaşmamız gerekiyor. Aksi halde birkaç yıl sonra reel sektör (Kredi alamıyoruz, kredi faizlerinden çok daha yüksek faiz istiyorlar) diye şikayet edecek. Bunları yaşamamak için şimdiden reel sektörün kayıt dışından kayıt içine yönelmesi gerekiyor."
'Maastrich'i tutturacağız'
Babacan, bundan 5-10 yıl sonra 'Hâlâ ben eski düzende çalışacağım' diye ısrar eden firmaların yaşama şansının zorlaşacağını, hatta 5-10 yıla kalmadan Türkiye'de bu güçlüklerin başlayacağını, bu nedenle reel sektörün hızla kayıt içine yönelmesi gerektiğini söyledi.
Bu yıl için enflasyon hedefinin yüzde 8 olduğunu, ancak şimdiden piyasa beklentilerinin yüzde 7.6'yı gösterdiğini vurgulayan Bakan Babacan, şöyle konuştu; "Bütçe açığının GSMH'ye oranı konusunda da bu yılı yüzde 4 küsurlarla bitiriyoruz, gelecek yıl yüzde 3'ün altına iniyoruz. Gelecek yıl Türkiye ilk Maastricht Kriteri'ni tutturmuş oluyor" diye konuştu.
'Yerli yabancı ayrımı yok'
Borcun GSMH'ye oranı konusunda da Türkiye'nin kısa sürede 2. Maastricht Kriteri'ni tutturacağını, ardından enflasyon ve faizlerin görüleceğini belirten Babacan, "Türkiye bırak Avrupa'ya yük olmayı, Avrupa'nın yükünü almaya hazır bir ülke haline gelecek" dedi.
Geçen hafta bankacılık sektöründe yabancı payının yüzde 20 ile sınırlı olması gerektiğini söyleyerek gündem yaratan Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'e karşın, Bakan Babacan, "Artık yerli ve yabancı firma arasında bir ayırım yok. Bu durum bankacılık sektörü için de geçerli" diye konuştu.
Türkiye'de önemli bir ters para ikamesi yaşandığını vurgulayan Babacan, Türkiye'de geçmişte yarı yarıya olan TL ve yabancı para miktarının bugün yüzde 70'inin YTL ve yüzde 30'unun da yabancı para olduğunu söyledi.
Babacan, bankacılık aracılık hizmetlerinden alınan BSMV ve KKDF kesintilerini 2007 sonuna kadar sıfırlamayı planladıklarını da açıkladı. Bankacılık sektörünün toplam aktiflerinin GSMH'ye oranının yüzde 70'ten yüzde 200'e çıkmaması için bir neden olmadığını ifade eden Babacan, "Daha büyük bir bankacılık sektörü daha fazla sermaye isteyecektir. Türkiye de bu sermayeyi bulamayabilir. Uluslararası sermaye, bankacılık sektörünün gelişmesi için büyük avantaj" diye konuştu.
Güvencede limit düşecek
Devlet Bakanı Babacan, mevduat garantisinde 50 bin YTL'nin bile Türkiye için yüksek olduğunu vurgularken, "Zaman içinde bu limitin de düşürülmesi gerektiğini düşünüyoruz" dedi.
Caruana: Hamama giren terler
Konferansa katılan konuk merkez bankası başkanları da Basel II'yi değerlendirdi. İspanya Merkez Bankası Başkanı Jaime Caruana, "Basel II talepkâr, çok çetrefilli ve hepimizi terletecek bir çerçeve" dedi.
Caruana, sistemin uygulanma takvimine her ülkenin kendisinin karar vereceğini belirterek, şöyle konuştu: "Basel II, herkese uygun siyah beyaz bir çerçeve değil. Türkçede 'Hamama giren terler' diye bir söz var. Yani yapılan her faaliyetin bedeli olacak, terlemek gerek."
Bankaların finansal açıdan anahtar kurum olduğunu ifade eden İsveç Merkez Bankası Başkanı Lars Heikensten ise şu yorumu yaptı: "Bankaların kârlılığındaki artış, her zaman durumlarının güvenli olduğunu göstermez. Çünkü daha fazla risk almış olabilirler."
Sistemin mali boyutunu siyasi iradenin desteklemesi gerektiğini öne süren Finansal İstikrar Enstitüsü Başkanı Josef Tosovsky ise şöyle konuştu: "Basel II, mali istikrar için bir teminat değil, ama önemli bir katkı yapıyor." Tosovsky, Basel II için "Sorunların giderilmesinde henüz dört dörtlük olmayabilir. Sistem için işbirliği daha cenin aşamasında. Yavaş yavaş artacaktır" yorumu yaptı.
Eski Arjantin Merkez Bankası Başkanı Mario I. Blejer de Arjantin'deki krizin farklı olduğunu ifade ederek, "Bir yerde yanlış politikaların kurbanı olduk" açıklamasında bulundu. Finans sektörü için güçlü ve sağlam bir yapının yeterli olmadığını belirten Blejer şöyle devam etti: "Politikalar da önemli. Arjantin'deki bankacılık krizi bir yerde hükümetin bankaları suiistimalinden çıktı. Gereğinden fazla kamu bankası vardı, o yüzden fazla müdahale ediliyordu." Yunanistan Merkez Bankası Başkanı Nicholas Garganas da, Basel II'nin Yunanistan'a büyük fayda sağlayacağını söyleyerek, "Bankaların risk yönetimi ve kötü şoklarının absorbe edilmesi açısından önemli" diye konuştu.
'Basel II yeterli değil'
Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti ise, ekonomik istikrar ve fiyat istikrarının mali istikrar açısından mutlak garanti olmadığını belirterek, "Her ne kadar istikrar güçlü olsa ve enflasyon düşük olsa bile mali dengesizlik olabiliyor" dedi. Sermaye hareketlerinin önemli ekonomik faydalar getirdiğini ifade eden Serdengeçti "Bu madalyonun bir yüzü. Diğer yüzü maalesef bu kadar parlak değil. Sermaye hareketlerindeki hızlı artış bankacılık sektörünü birçok ülkede krize sokmuştur. Reel piyasalarda küçülme görülmüştür" diye konuştu.