Klasik popülizm kavgası

Klasik popülizm kavgası
Klasik popülizm kavgası

Zafer Çağlayan ile Ali Babacan arasındaki anlayış farkı daha önce de yaşanan büyüme odaklı tartışmaları da alevlendirdi.

Babacan ile Çağlayan arasındaki tartışmanın nedeni ekonomik görüş farklılıkları. Merkez Bankası'nın bağımsızlığı da burada kilit noktada.
Haber: ERDAL SAĞLAM / Arşivi

ANALİZ - Son dönemde Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan arasında dozu artan atışmalara, aslında dönem dönem ortaya çıkan “klasik popülizm kavgası” olarak bakabiliriz. Temel görüş ayrılıklarını ortaya koyan bu tartışmaların dozunun işler kötüye giderken hortladığını, su yüzüne çıkıp, saklanamaz olduğunu da unutmamak gerekiyor.
Görüş ayrılığının asıl nedeni elbette ekonomik görüş farklılıkları. Belki de “çağdaş ekonomik anlayış ile sonu para basmaya giden, daha önce yaşadığımız krizlerin öncesinde gördüğümüz popülist anlayış farkı” da diyebiliriz. Belki de, “1990’da başlayan, 2000-2001’de alınan radikal tedbirlerle revize edilen çağdaş piyasa ekonomisi sürecini devam ettirme ya da geriye dönüşü” arasındaki fark…
2001’de kurumsallaştırılan Merkez Bankası’nın bağımsızlığı süreci bu noktada kritik role sahip. Son dönem yeterince bağımsız davranmasa bile, bu kadarı bile popülizm kanadının tepkisini çekiyor ve hesapsız harcama karşılığı para basmaya giden eski yol yeniden açılmaya çalışılıyor.
Burada kilit tartışma noktalarından biri de enflasyon. Mali istikrar, çağdaş ekonomik sistem anlayışındakiler Merkez Bankası’nın bağımsızlığını koruyup, fiyat istikrarının tam olarak sağlamasını, bunun için kazanımların devam etmesini istiyor. Hükümetin ekonomik anlamda çağdaş bu kanadının, Merkez Bankası kanalıyla son dönemde politikaları esnetmesine rağmen, eski anlayış sahipleri bununla da yetinmiyor. Açıkça böyle söylemiyorlar ama asıl istedikleri “Politik harcamalar hesapsız da olsa, makro istikrarı bozsa da devam etsin, enflasyon artacaksa artsın” noktasındalar. Bunun için ihracatçıların klasik “Kurlar artsın” talebini de kullandıkları gibi son dönemde bununla birlikte iç talebin de artmaya devam etmesini, iç talebe ve büyümeye fren konulmamasını istiyorlar. Unuttukları şey; bu tip ekonomik anlayışın hâkim olduğu her dönemde, sonunda sonu para basmaya giden, kurları sıçratan, halkı fakirleştiren krizler yaşadık. Bu genel anlayış farkı, daha önce de yaşanan Babacan ile Çağlayan arasındaki “büyüme” odaklı tartışmaları da alevlendirdi. Çoğu zaman olduğu gibi büyüme otomobil, fren-gaz ikileminde tartışılıyor ve özet olarak Babacan, temkinli olunması gerektiğini, yüzde 3-4 arasındaki büyümenin bu yıl için iyi olduğunu söylüyor.
Bununla birlikte Babacan, ekonomik dengeler korunmadığı takdirde istikrarın kaybedileceğini, her ülkenin bu dönemde ihtiyatlı olması gerektiğini belirterek, “Huzur ve güvenin temeli de mali istikrardan geçer” diyor. Buna karşılık Çağlayan sürekli “daha yüksek büyüme” istiyor ve bunun için iç talebin de arttırılmasını istiyor. Çağlayan son olarak “Yılda yüzde 6 büyümesi gereken bir ülkede sürekli frene basılmaz” diyerek, tavrını sürdürdü. Hatta bir adım giderek, “Tedbirli olmak arabayı çalıştırmamakla eşanlama gelmiyor. Otomobil şoförü önemli. Eğer sürücü güvenlikli, ileri teknik sürüş eğitimi almışsa sorun olmaz” dedi.

Babacan-Şimşek anlaşmazlığı
Bu arada Babacan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in de bütçe açığına karşı çıkmasına rağmen harcamaların sıkı tutulması konusunda hassas davranmadığını düşünüyor. Babacan çeşitli konuşmalarında bütçedeki harcamaları daha sıkı tutmak gerektiğini belirterek, sitemlerini iletmiş oluyor. Zaten Babacan ile Şimşek’in arasının iyi olmadığını ancak anlayış olarak daha yakın olduklarını biliyoruz.


Başbakan hangi tarafta?

Bu tartışmada belirleyici olan tabii ki Başbakan Erdoğan ’ın tavrı. Erdoğan’ın tartışmanın bu aşamasında taraf olmaktan kaçındığına, bilerek ortada bir görüntü verdiğine şahit oluyoruz. Ancak herkes biliyor ki Maliye Bakanlığı uygulamaları özellikle harcamalar, bürokratlar kanalıyla Başbakan’ın bizzat ilgilendiği bir konu. Dolayısıyla Başbakanın Maliye uygulamaları kanalıyla daha çok harcama yönünde durduğu ileri sürülüyor. Ancak Babacan’a da güveniyor. Seçim sürecinin etkisiyle bu kez popülizmi seçer mi, göreceğiz...

bigPara.com