Konukoğlu: Teşvik değişir

Sanko Holding'in başkanı Konukoğlu, "Teşvik yasasında bazı hatalar var. Başbakan düzeleceğine dair söz verdi" diyor.
Haber: RUHİ SANYER / Arşivi

Abdülkadir Konukoğlu, Gaziantep'in ve Güneydoğu Anadolu'nun en çok istihdam yaratan sanayicisi. Konukoğlu ile son dönemde fırtınalar koparan teşvik yasa tasarısını, doların geleceğini ve planladığı yatırımları konuştuk. Doların değer kaybından birçok sanayici gibi rahatsız olan Konukoğlu sorularımızı yanıtladı:
Teşviklerle ilgili olarak son hazırlanan yasa tasarısının ardından Gaziantep'in özel bir durumu ortaya çıktı. Dört tarafı teşvikli illerle çevrilmiş bir duruma düştü. Gaziantep'teki en büyük istihdam sağlayan işadamısınız. Ne diyorsunuz bu işe?
Vallahi Gaziantep'in dört bir tarafının teşvikli illerle çevrilecek olmasından dolayı Gaziantep'teki sanayiciler bugün zor duruma girmiş durumdalar. Tahmin ediyorum hükümet bu konuda -sadece Gaziantep değil buna benzer Samsun var, Denizli var başka iller de var- bir şeyler yapacaktır. Yasa tasarısını alt komisyona çekti zaten. Orada ne düşünürler bilmiyoruz. Ama bir kademe getirmeleri lazım. Doğu ile batıda aynı teşviklerin olmaması gerekiyor. Teşvikler aynı olursa doğuya kimse gitmez. Bu, herkesin göreceği açık bir şey. Doğuda yatırım olmaz. Ama teşviklerde farklılık getirilirse tahmin ediyorum Güneydoğu Anadolu bölgesine yine sanayici gider, orada yatırım yapar. Bu düzenlemeden de istenen elde edilir.
Peki Gaziantep'te ne olacak? Mevcut tesisler taşınır mı bazılarının söylediği gibi? Böyle bir şey yapmak mümkün mü?
Zaten kanunen taşınmak mümkün değil. Kanunda böyle madde yok. Taşırsanız teşvikten yararlanamazsınız gittiğiniz teşvikli illerde.
Yeni yatırımlar nasıl etkilenir?
Yeni yatırımlara baktığınız zaman tabii ki Gaziantep biraz geriler doğal olarak.
Adıyaman, Şanlıurfa gibi teşvik kapsamındaki illere gitmek varken neden Gaziantep'te yatırım yapılsın ki?
Adıyaman veya Şanlıurfa'ya gerek yok. Hemen yanımızda Kilis var. Çok uzak değil Kilis, hemen 30 kilometre ötede.
Peki yasa teşvikli il sayısını 36'dan 49'a çıkarırsa ve Gaziantep de teşvik kapsamı dışında kalırsa yapmayı düşündüğünüz ancak bu gelişmeler nedeniyle Kilis'e götürebileceğiniz bir yatırımınız var mı?
Hayır şu anda yok.
Hemen güneyinizde Suriye'de de önemli teşvikler var? Orayı düşünüyor musunuz?
Hayır şu anda biz firma olarak tüm kendi yatırımımızı Gaziantep'te yaptık, başlattık.
Peki Başbakan'a bunu nasıl anlatıyorsunuz? Ne diyorsunuz?
Sayın Başbakan'a da önceki hafta sonu Gaziantep'e yaptığı ziyarette bunları izah ettik, durumu da anlattık. Tasarı da alt komisyona gitti. Onlar da bir değerlendireceğiz diyorlar. Sayın Başbakan bir söz vermişse o gerçekleşir. Ama tahmin ediyorum alt komisyona çekildiğine göre bir farklılık getirirler. Diyarbakır'la bir Maraş ya da Diyarbakır ile daha batıdaki bir il aynı olmaz kanaatimce. Herhalde bir kademe getirirler diye düşünüyoruz. Bu teşvik işi alt komisyonda düzelecek inşallah.
Bu teşviklerle ilgili düzenlemeler hazırlanırken hiç sizinle, sanayicilerle konuşulmuyor mu?
Bunu hazırlayan Devlet Planlama Teşkilatı ve Hazine. Sanayicilerle ya da TOBB ile şu ile verilsin bu ile verilsin gibi bir konuşma zaten olmadığı gibi bu bir istatistik meselesi.
Yani herkesi aynı bıçakla kesiyor?
1500 doların altı ve sosyoekonomik gelişmişlik düzeylerine göre birtakım istatistiki rakamlar buldular ve oradan Gaziantep çıkmadı. Ne yapalım? Yapacak başka bir şey yok.
Demek çok yatırım yapmışsınız Antep'e, Antep'i kalkındırmışsınız. Bu nedenle de artık teşvik alamıyorsunuz.
Hepimiz, bütün Gaziantep'teki sanayiciler üzerimize düşeni yaptık. Bu konuda topyekûn çalıştık. Bize düşen görevi yerine getirdik.
Hep Antep'e mi yatırım yaparsınız?
Bizim 'Dünyada Türkiyem, Türkiye'de Antebim diye bir sloganımız var. Bu nedenle Gaziantep'e daha çok yatırım yapıyoruz.
Bu, Antepli sanayicinin sloganı mı, yoksa sizin mi?
Bu benim kendi sloganım. Ama Antepli de benimsedi. Bu, Sanko'nun sloganıdır.
Peki sizin Petkim yaratmak gibi hayaliniz vardı. O düşünce hangi aşamada. Ne yapıyorsunuz bu konuda? Vazgeçtiniz mi?
Hayır henüz vazgeçmedik, ama bir süreliğine buzdolabına koyduk.
Neden buzdolabına kaldırdınız?
Bu projeyi buzdolabından çıkarabilmemiz için ortamın belirli noktaya gelmesi lazım.
Nedir belirli nokta?
Bir kere Petkim'in ne olacağı tam olarak ortaya çıkmalı. Bu ortaya çıktıktan sonra oradaki rekabet gücü ne olacak, ne olmayacak görmeliyiz. Zaten ilk aşamada Petkim'in propolyen tesisinin benzerini kuracaktık. Bu tesisle film, çuval, iplik yapacaktık. Şu anda bekliyoruz.
Petkim'in ne olacağını bekliyoruz derken özelleştirilmesini bekliyoruz mu demek istiyorsunuz?
Özelleştirildikten sonra bu işi alan arkadaş Petkim'in içindeki hangi maddeyi büyütecek, hangi fabrikalara ağırlık verecek onu görmeliyiz. Bizim kurmayı düşündüğümüz fabrikanın Petkim'deki benzerini çok büyütürse, bizim
o fabrikadan kurmamıza gerek yok. Ama bizim kuracağımızı değil başka şeyleri büyütürse, o zaman onu Türkiye'de kuracağız inşallah.
Peki başka yatırım düşünceniz var mı?
Bizim geçen sene başladığımız yatırımlar var bu sene onlara devam ediyoruz. Şu anda inşaatı devam eden polyester film var, propolyen film var. Adıyaman'a bir tesis kurmuştuk, o bu sene faaliyete geçiyor. Gaziantep'te yeni bir tesis kurmuştuk, onu devreye alıyoruz. Hendek'te radyatör, kombi ve soğutucu fabrikasını kuruyoruz. Bu yılın sonuna doğru faaliyete geçecek. Bir de inşaatı devam eden iş makineleri fabrikamız var. Başka şu anda bir şeyimiz yok. Bunların hepsi bu sene biter.
Bir de sizinle ilgili bir olay anlatılır sürekli olarak. Bir yurtdışı seyahatinde uçakta yanınıza bir genç girişimci geliyor ve size gerçekleştirmek istediği bir yatırımı anlatıyor. Siz de beş dakikada hesap yapıp, bu işe girme diyorsunuz. Çok hızlı hesap kitap yapan, karar veren bir yapınız var. Bütün Antepliler böyle midir, yoksa bu size mahsus bir olay mıdır?
Bu biraz da çantadan yetişme derler, alaylı oluşumuzdan kaynaklanmaktadır. Çantadan yetişme temelden gelme demektir. Biz üniversite bitirmedik ama her kademede bulunduk. Fiilen 14-15 sene boyunca işletmede çalıştık.
Yani bütün bu hesapları oradan biliriz diyorsunuz?
Yani mühim olan hesap bilmekten çok pratikliktir sanayicilikte. Pratiklik çok işe yarar.
Nasıl bizim Türk sanayicileri pratiklik açısından?
Dünyada en pratik olanlar Türkler ve İtalyanlardır. Müthiş bir pratik zekâ vardır.
Başka bir şeyimiz de yok zaten?
Evet. Zaten başka da bir şeyimiz yok. En zor durumlarda en süratli şekilde karar verebilen, kıvrak insanlar, sanayiciler bu iki ülkede.
Türk insanı kendi işinde bu kadar hızlı karar veriyor, pratik oluyor da devlete gidince niye değişiyor? Niye karar verme süreci uzuyor? Neden karar yanlış oluyor?
Hep söylerler. Bir inek günde 15-20 kilo süt verirmiş. Neyse satılmış, satılmış ama yine çok miktarda süt vermeye devam ediyor. Demişler ki sonunda bu inek çok iyi bunu devlet çiftliğine alalım. Ondan sonra her gün düşmeye başlamış süt verimi. Sonunda gelmiş düşmüş 8 kiloya kadar. Demişler ki yahu sen 15-20 kilo süt veriyordun. Şimdi niye böyle oldun. Cevap vermiş oğlum ben artık devlet memuruyum. Ama devlet memurlarının içerisinde de çok çalışkan, dinamik arkadaşların sayısı da az değil. Ama toplam sayı çok olduğu için o insanlar görünmüyor. Özel sektörde bu sayı, toplam küçük olduğu için daha çabuk görünüyor bu gibi insanlar. Kamu sektöründe o hantallığın içinde o insanlar da kayboluyor.
Dolar ne olacak Abdülkadir bey? Duyduğumuza göre biraz eliniz yanmış dolardan. 600 milyon dolar ihracat dövizini değer kazanacak diye bozdurmamışsınız uzun süre, düşünce de zarar etmişsiniz diye anlatılıyor. Doğru mu, var mı böyle şey?
Hayır hayır, şöyle: Biz ihracat yapıyoruz artı devamlı olarak müşterilere malı vadeli şekilde satıyoruz. Dolar bazında satıyoruz o yönden biraz aşağı gitmiştir. Bizim tahminiz dolar yıl sonunda ancak 1450 kâğıt olur bu gidişle.
1450 olur mu?
Ancak olur. Öyle hesaplıyoruz yani.
Peki IMF ile anlaşmanın daha fazla gecikmesi olumsuz bir etki yapmaz mı?
Yok hiçbir şey olmaz. Yani Türkiye'de her taraftan dolar fışkırıyor.
Neredeydi bugüne kadar bu dolarlar?
Vallahi ben de bilmiyorum neredeydi. Demek ki yastık altında çok dolar varmış. Eskiden maaşını alan gider dolar alırdı. Şimdi hiç dolar alan yok. Niye? Aldı mı düşüyor. Elindekini de satmak zorunda.
Belki artık dolar alacak parası da yok.
Para var ama dolar alan yok. Biz şahsen şu anda mümkün olduğu kadar hammaddeyi dolar aldıksa dolar, avro aldıksa avro üzerinden malı satıyoruz. Dolar veya avroda zaman zaman farklılıklar olabilir bu normal. Dediğim gibi yıl sonuna kadar doların 1.45 lirayı geçeceği kanaatinde değilim.
Bu gidişle doların en fazla değeri, aşağıda nerede durur? Bir sınır var mı?
En aşağısı 1.25 olur herhalde.
Piyasalar IMF ile anlaşma olsaydı bugünlerde dolar 1.20 olurdu diyor.
O zaman kapatak gidek fabrikaları. Dolar 1200 olursa tam çökerik yani.
Niye tam çöküyorsunuz hammaddeyi de dolarla alıyorsunuz, satışı da dolarla yapıyorsunuz?
Hammaddeyi dolarla alıyorsun da işçiliği de mi dolarla alıyorsun? İşçilik ha babam yükseliyor. Elektrik ha babam yükseliyor.
Yapacak bir şey var mı burada?
Bunu devlet baba düşünecek. Sübvansiyon yapmalı. Bizim bildiğimiz o kadar.
Bildiğimiz de bize yetiyor diyorsunuz.
Yetebildiği kadar yetiyor diyoruz.
Ekonominin durumunu nasıl görüyorsunuz? Piyasalar nasıl?
Piyasalarda durgunluk var. Şimdi siz 1300 kâğıda doları indirirseniz işçilik maliyetleri dolar bazında çok yükselir. Herkes iki sene önce dolar 1700 lirayken ihracat yapıyordu şimdi siz 1200 lira deyip yüzde 30 aşağı indirdiniz. Artı son iki senede de zam verdiniz işçiye. İşçiye verdiniz, elektriğe verdiniz, yan girdilerin hepsine verdiniz. Ama satışınız hâlâ dolarla.
Başbakan'a bunları anlattınız mı?
Herkes söylüyor, biz de söylüyoruz.
Ne diyor?
Başbakan Erdoğan sürekli olarak serbest piyasa diyor. Arz-talep dengesi diyor.
Doğru mu o?
Bilemem yani doğru olup olmadığını. Serbest piyasa, serbest piyasa diyoruz ama Merkez Bankası'nın arada bir müdahale etmesi lazım.
Merkez Bankası geçtiğimiz haftalarda 1 milyar dolar aldı ama hiçbir şey olmadı.
E siz şimdi denizden bir tas su alırsanız bir şey yapar mı? Denizin suyu azalır mı? Türkiye'de şu anda çok fazla dolar var.
Ne olacak size göre? Türkiye ne kadar büyür bu sene? Yüzde kaç olur?
Ben Türkiye'nin 2005 yılında ancak yüzde 4-5 büyüyeceğini tahmin ediyorum.
Epey karamsarsınız.
Ben Türkiye'nin 2005 yılında bundan daha fazla büyüyeceği kanaatinde değilim.
O zaman işsizlikle ilgili olarak olumlu bir gelişme de beklemiyoruz.
Hükümetin alacağı kararlarla büyüme yüzde 7-8'e doğru çıkarsa o zaman durum belki biraz toparlanır. Ama bu sene büyümenin yüzde 5'in üzerine çıkacağını düşünmüyorum.
Gaziantep gibi, Kayseri gibi yerlerde 2001 krizinin çok büyük etkileri olmamış. Gaziantep'te krizin etkilerini azaltmayı nasıl başardınız?
Niye az etkilendi Gaziantep, çünkü biz oturduk şehrin sanayicileri olarak herkes elindeki malını, mülkünü sattı borcunu ödedi. Bankalara olan borçlarını kapattı. Faiz yemedi fazla o yüzden de Gaziantep, Kayseri, Denizli 2001 yılı krizinde çok etkilenmedi.
Siz zaten grup olarak pek fazla banka kredisi kullanmazsınız.
Ben şahsen değil, Gaziantep olarak söylüyorum. Zaten grup olarak banka kredisi kullanmamayı tercih ediyoruz.
Niye yetiyor mu kaynaklarınız?
Biz ayağımızı yorganımıza göre uzatmayı tercih ediyoruz. 10 fabrikam olacağına iki tane olsun. Ne gerek var borçla yapacağım 10 fabrikaya?
Hep böyle miydi?
Baştan beri böyleydi dedemin gününden beri. Benim dedemin babası tekstilci, ben dördüncü kuşak tekstilciyim. Bizim 100 lira paramız varsa, biz bunun 50 lirasıyla yatırım yaparız. Peşin alırız vadeli satarız.
Peşin alırsanız ucuz alırsınız.
Peşin alırsan ucuz alırsın bu iş böyle. Müşteriye de bir aya, iki aya kadar imkân tanıyarak mal satmanın yoluna bakarsın.
Herhalde geçmişte faizler yüksek olduğu için banka kredisi kullanmıyordunuz? Faizler daha da düşerse kullanır mısınız?
Yine de kredi kullanmama konusunda kararlıyım. Bilemem ki faizler düşer mi kalkar mı Türkiye'de. Bu ülkede her şeyi gördük biz.
Ayağınızı yorganınıza göre uzattığınız zaman banka müdürü kapısında seni bekletmez.
Size bankaların genel müdürleri de geliyormuş bizden kredi kullanın diye?
Devamlı gelirler. Biz hiç kredi kullanmıyor değiliz. Zaman zaman kullanıyoruz. Makine kredisi kullanıyoruz yabancı bankalardan. İçerideki bankaların faizleri bize fazla geliyor.
'Bizim için en doğru karar hastane kurmaktı'
13 bin çalışana sahip, Sanko Holding bugün ana sektörü tekstil olmak üzere finans, sigorta, ambalaj, otomotiv, pazarlama, sağlık ve gıda sektörlerinde faaliyet gösteriyor. Ancak Abdülkadir Konukoğlu'na göre bu yatırımlardan en önemlisi babası Sani Konukoğlu tarafından 1993 yılında temeli atılan ve 1996 yılının ağustos ayında faaliyete geçen Sani Konukoğlu Tıp Merkezi. Abdülkadir Konukoğlu hastane yatırımını "İyi ki yapmışız" dediği bir iş olarak tanımlıyor ve şunları söylüyor:
"Hastaneyi kurmak böyle bir iş oldu. Rahmetli babamın vasiyeti vardı, temelini de atmıştı. Hastaneyi kurmamız Güneydoğu Anadolu'daki insanlara büyük bir ivme verdi. Oradaki insanların duaları bize tüm maldan, mülkten daha hayırlı olur.'
Sanko Holding'in temeli 1904 yılında Abdülkadir Konukoğlu'nun dedesinin çalıştırdığı bir dokuma tezgâhına dayanıyor. Daha sonra devreye Abdülkadir Konukoğlu'nun babası Sani Konukoğlu girer.
Sani Konukoğlu 1943'te ilkokulu bitirdikten sonra ailesinin karşı çıkmasına rağmen dokumacılığa başlar. 18 kilo iplikle tek tezgâhta başlayan serüven 1947'de 24 gözlü bir bobin, 1951'de apre makinesinde devam eder. İki yıl sonra da dört mekikli ekose gömleklik dokuyan tezgâhlar devreye sokulur. 1962'de bir mağaraya hidrofil pamuk, 1963'te ise pamuk ipliği tesisi kurulur.
Tüm bu çalışmalar sonunda 1966'da Hilal Kolektif Şirketi doğar. İşler büyür. 1977'de ise Hilal Kolektif şirketi kurucusu Merhum Sani Konukoğlu' nun adı ve soyadından esinlenilerek Sanko Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş'ye dönüştürülür. 1992'de Sanko Pazarlama'yı kuran holding kendi üretimi tekstil ürünlerinin pazarlamasını yapmaya başlar.
1994'te Sani Konukoğlu' nun ölümünün ardından büyük oğlu Abdülkadir Konukoğlu yönetim kurulu başkanı olur. Abdülkadir Konukoğlu halen tesislerinin bulunduğu Gaziantep, İstanbul ve Çorlu arasında mekik dokuyor.
Sanko Holding, ana sektörü olan tekstilde bugün 500 bini aşan iğ kapasiteyle yoluna devam ediyor. 1995 yılındaki özelleştirme ihalesinde satın alınan ve daha sonra adı Çimko Çimento olarak değiştirilen Adıyaman Çimento ile bu sektöre adım atılır. 1999 yılında ise Sanko Holding ambalaj sektörüne de girer.
1996 yılında ise Abdülkadir Konukoğlu'nun "En önemli yatırımımız" dediği Sani Konukoğlu Tıp Merkezi hasta kabul etmeye başlar. Ardından Sanko Sigorta ve Sanko Leasing ile finans sektörüne girilir. Daha sonraki yıllarda ise gıda ve otomotiv, ısıtma ve soğutma sektörlerine adım atılır. Grubun eğitim sektöründeki yatırımı olan Özel Sanko Okulları da 2001-2002 eğitim-öğretim yılında kapılarını açar.