Konut faizi uygun ama...

Konut kredi faizlerinin 'çok uygun' yerlere geldiğini söyleyen Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Ersin Özince: "Konut sayısının azlığı, kaynak sıkıntısı ve deprem riski nedeniyle endişeliyim."

İSTANBUL - Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Ersin Özince, "Emlak Bankası'nın finansman yaptığı dönemlerde dahi konut finansmanı bu denli ucuz olmamıştı. Bu fiyatlar çok çok uygun yerlere geldi" yorumunu yaptı.
Özince, TBB Yönetim Kurulu üyelerinin katılımıyla düzenlediği sohbet toplantısında, konut kredilerinin dışarıdan fonlandığını ifade ederek, "Dün daha masamda önümdeydi. 5 yıl vadeli TL bazında uluslararası piyasalardan borç alır mıyız diye" şeklinde konuştu. Özince, iyi standarttaki konut arzının büyük kentlerde kısıtlı olduğu dikkate alındığında, bunun resmen konut spekülasyonunu da bir yerde destekler olduğunu ifade ederek, şöyle dedi:
"Kaliteli ve alternatifli konut arzı bol olsa konut fiyatları hızlı yükselmez. Bankacılık açısından bakıldığıında ise vade uzadıkça kaynak sorunu artıyor. Türkiye'den tahvil ihraç edemiyoruz ve yurtdışından uzun vadeli finansman sağlamaya çalışıyoruz. Bu bir kere endişe nedeni. Ayrıca özellikle büyükşehirlerde ciddi bir deprem riski var ve bu beni şahsen çok düşündürüyor."
Arzın kısıtlılığı nedeniyle bina kalitesi açısından çok seçici olamıyoruz. Ayrıca mağdur edebiyatı çok yapılıyor. Sanki bankalar rekabet yüzünden düşük marjla verdikleri finansmanı tamamıyla kendi ticaretlerini düşünerek değil de sosyal konut projesi finanse ediyormuş gibi algılayanlar da var.
Aslında bu işin riskiyle ödülü bağdaşır durumda olmaktan çıkıyor, ama piyasa bunun da çaresini bulacaktır."
Ersin Özince, konutun kredilendirilmesinin kamu içinde çok önemli olduğunu ve Türkiye'nin en önemli çıkış noktalarından biri olacağını ifade ederek, kamunun bu konuda en büyük stok sahibi olduğunu hatırlattı. Konut kredileri satışında aşırı kâr marjı bulunmadığını vurgulayan Özince, ayrıca eğitim kredilerinde sorunlu krediye dönüş görmediklerini, hatta üniversite öğrencilerine verdikleri kredi kartlarında bile sorun olmadığını söyledi.
Bir an önce konut kredilerinde düzgün regülasyona ve yasaya ihtiyaç bulunduğunu dile getiren Özince şöyle konuştu. "Kazandığımız para fahiş olamaz. Aşırılık olursa rekabetin bunu düzelteceğini düşünüyorum. Daha regülasyon yokken birbirimizi yiyoruz. Bütün sektörlere bizim sektördeki rekabet gelsin. Vatandaş olarak ben de her şeyi en ucuza alayım" diye konuştu.
'Kredi kartlarını kısıtlarız'
Meclis'in kredi kartları konusunu yasayla saptaması halinde buna uyacaklarını vurgulayan Özince, bu konudaki rahatsızlıklarını ise şöyle sıraladı:
"Bugün kredi kartlarında, yarın konut kredisinde, öbür gün ticari kredilerde, daha sonra KOBİ'lerde bir korumacı yaklaşım talep edenler varsa, en azından serbest piyasada buna katılmak mümkün değil. Bu arada havada uçuşan ve bazı yorumlarda çok dramatize edilerek dile getirilen rakamlar da gerçeği yansıtmıyor. Kredi kartlarındaki çarpıtmaya herkes evet derse bunun olacağı şu; bu işe fiyat tavanı konacak. O zaman risklerden korunmak için bu ürünü kısıtlayacağız. Bu, Türkiye'deki insanların borçlanma ihtiyacını ortadan kaldırmıyor, kaldırmayacak."
'Milletvekillerinin borcu yok'
Milletvekillerinin kredi kartı borçları yüzünden kredi kartı yasa tasarısı çıkarıldığı yolundaki haberlere de yanıt veren Özince, "Bugün TBMM'deki neredeyse tüm milletvekillerinin benim bankamda hesabı var. Ancak ne bizde ne de kamuda borçlu bir milletvekili müşterimiz olmadığını öğrendim" dedi.
Özince, yatırım araçlarına 2006'dan itibaren yüzde 15 stopaj uygulanması konusunda ise, yatırım ve tasarruf araçları arasındaki ayrılıkların ortadan kaldırılmasını öteden beri savunduklarını belirterek, "Bu hiç değilse hepsini eşitledi" diye konuştu. TBB Başkanı, sektördeki yabancı payının yüzde 18'e yükseldiğini belirterek, gelen bankaların ise çok ciddi ve davetkâr oyuncular olduğunu söyledi. Özince, "Yabancı sermayenin sektörde çoğunluk olması pek mümkün görünmüyor. Bu denge bir süre gider" diye konuştu.
9 ayda 12 milyar dolar geldi
Bankalar Birliği verilerine göre yabancı yatırımcı, Türkiye'ye doğrudan yatırım yerine portföy yatırımını tercih etti. Yabancıların, bu yıl sermaye piyasaları aracılığıyla yaptıkları yatırım, önceki yıllara göre önemli ölçüde arttı ve eylül sonu itibarıyla 11 milyar 840 milyon dolara ulaştı. Portföy yatırımlarındaki bu artışa karşın doğrudan yabancı sermaye yatırımı, aynı dönemde 3 milyar 367 milyon dolar düzeyinde kaldı.
Böylece yabancı yatırımcıların doğrudan ve portföy yatırımlarının toplam tutarı 15 milyar 207 milyon dolar oldu. 2002 yılında yabancıların doğrudan ve portföy yatırımlarının toplam tutarı ise 1 milyar 776 milyon dolar olmuştu.
Bankalar Birliği'nin verilerine göre, sermaye piyasaları sayesinde gelen yabancı sermaye miktarı 2002'de 913 milyon dolarken, bu rakam 2005 Eylül sonu itibarıyla 11.84 milyar dolara yükseldi.
Toplam sermaye hareketleri ise rezerv hareketleri ve IMF ödemeleri hariç, bu yıl eylül sonunda 28 milyar 972 milyon dolar oldu. Bu rakam 2002 yılında 1 milyar 161 milyon dolar olmuştu.
Kurtul: Risk binde 5'ten az
Konut kredilerinin Akbank'ın toplam kredilerine oranının yüzde 8 olduğunu belirten, Akbank Genel Müdürü Zafer Kurtul, "Konut kredisi bizler için hayati, kritik bir konu ve konut kredileri, önümüzdeki dönemde çok fazla büyüme potansiyeli olan bir ürün olacak. Ayrıca konut kredisi kullanan müşterinin bankaya karşı bağlılığı artacak, Kredi sayesinde banka diğer ürünlerini daha fazla satabilecek" dedi.
TBB Yönetim Kurulu üyelerinin düzenlediği basınla sohbet toplantısında konuşan Kurtul, faizlerde düşme beklentisinin korunduğunu vurgulayarak konutta sorunlu kredi oranının ise binde 5'in altında bulunduğuna dikkat çekti.
'Türkler parasını getiriyor'
Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş de, Türk vatandaşının kazandığı parayı yurtdışında tutabileceğini belirterek, "Şu anda TL'ye güven var. Şimdi paralarını şu veya bu yolla getirmeye başladılar" dedi.
TBB Genel Sekreteri Ekrem Keskin de, 'Türkiye Ekonomisi ve Bankacılık Sistemindeki Gelişmeler' başlıklı sunumunda, Türkiye'de kamuda ciddi bir davranış değişikliği yaşandığını, kamu kesimi tasarruf açığının küçüldüğünü ve bütçe açığının hayal edilemeyecek seviyeye indiğini söyledi.
Keskin, özel sektörde ise tasarruf oranının önemli oranda düştüğünü ve büyümenin özel sektör kaynaklı olduğunu ifade ederek, "Cari işlemler açığının önceki nedeni kamu iken, bu kez özel sektör. Özel sektör Türk bankacılık sisteminden kullandığı kredi kadar yurtdışından kredi kullandı" dedi.
Bankaların bireyleri, bireylerin de bankaları keşfettiğini ifade eden Ekrem Keskin buna rağmen, AB ülkelerinde kredilerin GSYİH'ye oranının yüzde 118, Türkiye'de yüzde 23, konut kredilerinin GSYİH'ye oranının AB ülkelerinde yüzde 40 ve Türkiye'de yüzde 1, tüketici kredilerinin GSYİH'ye oranının ise AB ülkelerinde yüzde 8 ve Türkiye'de yüzde 2 olduğunu vurguladı.
95 bin kişinin kartı sorunlu'
Kamuoyunda sıkça tartışılan kredi kartı borçlularına ilişkin çıkan rakamların doğru olmadığını söyleyen Garanti Ödeme Sistemleri Genel Müdürü Mehmet Sezgin, kredi kartı sorunuyla uğraşan kişi sayısının 600 bin değil, 95-100 bin kişi olduğunu söyledi. Merkez Bankası listesindeki 600 bini aşkın kişinin ise 2000 yılından bu yana listede yer alan tüm kayıtları içerdiğini vurguladı.
Kredi kartı borçlularına bir kez af uyguladıklarını 35-40 bin kişinin borcunu kapattığını hatırlatan Sezgin, sürekli af getirilmesinin borçlarını düzenli ödeyen insanları yaralayacağını ifade etti.
Toplantıda açıklanan TBB raporunda "Toplam kart sayısı dikkate alındığında, kamuoyuna yansıyan sorunların sınırlı kesime ait olduğu görülüyor. Ekim 2005 itibarıyla Türkiye'de kredi kartı sayısı 29 milyon, sorunlu kart sayısı 620 bin. Bu sayı 2000 yılından itibaren listede yer alan tüm kayıtları içerir ve yaklaşık 250 bin kişiye tekabül ediyor. Bu durumda sorunlu kart sayısı oranı yüzde 2'dir" denildi.
BDDK raporlarına göre, Temmuz 2005 itibarıyla kredi kart limitlerinin yüzde 46.5'lik kısmı kullanılıyor. BKM'nin araştırma sonuçlarına göre ise kredi kartı limitleri ortalaması 1,500 YTL. Açıklamada, tasfiye olacak kredi miktarının Kasım 2005 itibarıyla 1 milyar 287 milyon YTL, bunun toplam kart alacakları içindeki payının yüzde 7.5 olduğu belirtildi. Kredi kartlarında tasfiye olacak alacakların toplam kredi kartları alacakları içindeki payı, 2001'de yüzde 8.9, 2002'de yüzde 6.5, 2003'te yüzde 4.6, 2004'te yüzde 4.3 oldu.
Ziraat, Halk'ı bekliyor
Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar, bankacılık sektörüne yabancıların gösterdiği ilgiye dikkat çekerek "Bu rüzgâr iyi yakalanmalı, zaman kaybedilmeden yola çıkılmalı" dedi. 'Kamu bankalarının özelleştirmesinde öncelik Halk Bankası'nda' diyen Çağlar, Halk'ın özelleştirilmesinin ardından Ziraat Bankası'nda da yatırım bankası için ihaleye çıkılacağını açıkladı.